ZORAKİ KRAL - Gülen Köyü Resmi Web Sitesi...

Gönderen Konu: ZORAKİ KRAL  (Okunma sayısı 12567 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

  • Nilgün Aktürk
  • Moderatör
  • *
  • İleti: 441
  • Cinsiyet: Bayan
  • 28 Mesajı Toplam
    41 Kere Beğenildi
ZORAKİ KRAL
« Topic Start: 17 Şubat 2011 - 13:41 »
  • Yayınlama
  •      NİLGÜN AKTÜRK
         mahfi_e@mynet.com
         17 Şubat 2011 Perşembe

         ZORAKİ KRAL

         Bir şeyleri güzel kılmanın basit bir formülü var aslında; içtenlik, belki başka bir adıyla samimiyet.

         İçten gülüyorsa biri güzeldir, içten çıkıyorsa söz ağızdan etkiler. Beğendiğin film harika çekim tekniklerine sahip olmayabilir, samimidir mutlaka. En etkileyici şarkılar yaşanmışlık taşır sahibinden, hesaplı notalar değildir asla. Beğendiğin bir tasarım, başarılı bir iş, alınan bir hediye, yazılan bir yazı, bir bakış, kılınan bir namaz, edilen bir dua, çalışılan bir ders… zoraki değil, sırf yapmış olmak için değil, içten gelerek yapılıyorsa güzeldir asıl… o zaman gerçekten etkiler muhatabını…

         Bu, içinden gelmeden yaptığın hiçbir şey güzel değildir anlamına gelmez tabi. Arada bariz bir fark vardır sadece, hissedilir bir fark, sonuçlarına yansıyan bir fark.

         Düşünüyorum da hayatımda beni mutlu eden ne varsa içimden gelerek yaptıklarımdır mutlaka. Her zaman mümkün mü? Değil. Sorumluluklarımız var; bizi içimizden gelmeyenlere de mecbur kılan.

         İstediğini yapıp, istemediğini yapmak zorunda olmamak; müthiş bir özgürlük. Maalesef hepimiz zaman zaman bu özgürlükten taviz vermek durumundayız.

         Hiç düşündünüz mü, nedir sınırınız, nereye kadar yapabilirsiniz en fazla?

         Mesela bir düşünün; İngiltere Kralının 2 oğlundan birisiniz. Biraz fizyolojik, ama daha çok psikolojik nedenlere dayalı olarak kekemesiniz. Sert kurallarla yetişmişsiniz, kekemeliğinizin yüzünüze vurulduğu diplomatik anlar var, gururunuzu inciten, insanların size bakışını basitleştiren… sonra babanız ölüyor, sizi değil, kardeşinizi işaret ediyor herkes… kardeşiniz aşık oluyor bir gün, yapmak istediği evlilik yüzünden siz tahta doğru itiliyorsunuz… Kral olmak zorundasınız…

         Her şeye sahip gibi görünseniz de, mütevazi bir hayata özlem duyuyorsunuz aslında ve bilinçaltınızda yaşadığınız hayatı reddediyorsunuz… bilinçaltındaki bu reddediş kekemeliğinizi de tetikliyor aynı zamanda… kekemelik korkularınız biraz… tedirginlikleriniz… çocukluğunuza dair hatıralarınız, yaralarınız…

         İstemiyorsunuz ama kaçamayacağınız bir sorumluluk… Kralsınız artık, zoraki kral…

         Empati yapmaya çalışıyorum, kendimi düşünüyorum.

         Bazen çalışmaktan ne kadar yorulduğumu mesela. Şöyle evden çıkmak zorunda olmasam bir zaman,1 ay mesela, dilediğim saatte uyansam, uykumu almış, güzel bir kahvaltı hazırlasam, yapsam sevdiklerimle, sofrayı toplasam sonra, temizlik yapsam, sonra çay demlesem, kitap okusam, film izlesem, araya sıkıştırmadan, kafamda bin tane düşünce olmadan namaz kılsam mesela, arkadaşlarımı arasam, vakitsiz buluşsak, yemekler pişirsem, kurabiye koksa ev, misafirler ağırlasam, misafir olsam, annemlerle boş muhabbetler yapsak havadan sudan, uzun uzun, telaşsız. Uyansam bi sabah, bugün güneş harika, sahilde yürümek ne güzel desem sahile insem, uyansam başka bi sabah, off hava çok soğuk, evden çıkılmaz bugün desem, sıcak evimden karı, yağmuru izlesem.

         Her sabah değil ama bazı sabahlar bu hisle uyanıyorum. Ve o sabahlarda mecburiyetten işe gitmek, çalışmak bana o kadar zor geliyor ki…
    Ya da canımın sıkkın olduğu zamanlar olur, içimden hiçbir şey yapmanın gelmediği zamanlar… korktuğum zamanlar… sorumluluk almaya hazır olmadığım zamanlar…kaçamak yapmak istediğim zamanlar…Nilgün hanım değil, evlat değil, abla değil…öylesine kendim olmak istediğim zamanlar, sıradan olmak istediğim zamanlar, içimden geleni yapmak istediğim zamanlar…bazen ağlamak, bazen gülmek, bazen eğlenmek, bazen durulmak istediğim zamanlar…

         Tüm sorumluluklarıma, yapmak istemeden yapmak zorunda olduklarıma rağmen, kendi çapımda bir hareket alanım vardır mutlaka. Ve hayatımın mutlu, güzel anları onlardır aslında... O anlara sığar asıl başarılarım ,o anlarda hissederim yaşadığımı ,o anlarda güzeldir yaptıklarım, o anlarda güler gözlerim…

     
         Bunlar 12 dalda Oscar adayı Zoraki Kral filmini izlerken ve sonrasında düşündüklerim, empati yapmaya çalışırken bunları düşündüm… sınırları çizilmiş bir hayat, kral olmak zorundayım sınırlı hayatı yaşamak zorundayım… üstelik istemiyorum… nefes alamazdım galiba…

         6.George’da nefes alamıyor aslında, oyuncu zoraki kral rolünde o kadar başarılı ki, nefes alamadığını, kaçıp gitmek istediğini, ruhunun sıkıştığını her mimiğinde görebiliyorsun izlerken.

         Filmi izlerken o kadar özdeşleştiriyorsunuz ki kendinizi, hissediyorsunuz o zorunluluğun verdiği acıyı… ama dikkatimi çeken bir detay daha var filmde… içinden gelmeden yaptığın şeyleri de güzelleştiren… sana güç veren… tutunmanı sağlayan… kaçmanı engelleyen… her şeyi daha katlanılır kılan; tüm korkularını kendini bilir gibi bilen, tüm korkularına, kusurlarına, yaralarına rağmen, kimse inanmadığında, alaycı gözlerle baktığında dahi ışığını kaybetmeden sana aşkla bakan bir çift göz…


         Film ülkemizde vizyona girmedi henüz, yarın girecek, ben evde yurtdışı orijinal çekiminin üzerine alt yazı eklenmiş halini izledim. Ama bu kadar etkileneceğimi bilseydim mutlaka vizyonda izlemeyi beklerdim.

         Eğer siz de bir Kralın zaaflarının, korkularının ,tahta çıkış sürecinde kekemeliğiyle savaşmasının çok gerçekçi ve insani halini görmek isterseniz, basında Cumhurbaşkanımızın da evde eşimle izledim ve çok beğendim demesiyle yer alan bu filmi izlemenizi şiddetle tavsiye ederim.

         İstemediğiniz, içinizden gelmeyen hiçbir şeyi yapmak zorunda olmayın diye dua edeceğim ama çok realist bir dua olmayacak, o yüzden diliyorum ki, tüm zorunluluk ve zorluklara rağmen, hayatınızda size aşkla bakan bir çift göz olsun  :D



         Ve dipnot; bu köşede son yazımı yaklaşık 1,5 sene önce yayınlamıştım. Yazının içeriğine uygun olarak belirtmek isterim ki, içimden gelmeyen paylaşımlarımı okumak kimseye zevk vermeyecekti eminim. Tüm samimiyet ve içtenliğimle tekrar merhaba…

         Tabi bu içtenlikte Kenan’ın yaz artık ısrarlarının etkisi göz ardı edilemez. Burdan da şöyle bir sonuç çıkarıyorum ki; bazen içimizden geleni açığa çıkarmak konusunda eksik olabiliriz, böyle zamanlarda birine onu açığa çıkarması için müsaade etmek zorunluluk değildir ve içtenliğini götürmez. Yalnızca teşekkürü hak eder  :D



    ALLAH'ın ihsan ettiğine mani olacak yoktur,O'nun mani olduğunu da lütfedecek yoktur.

    mahfi 'nin Mesajlarını Beğenen 10 Kullanıcı: Şafak YAZICI (26 Haziran 2011 - 01:09), Recep Ali Düzenli (09 Haziran 2011 - 16:00), ömeryakuphan (07 Haziran 2011 - 01:24), ABDULLAH AKTÜRK (26 Mart 2011 - 13:13), PEDALİZA (03 Mart 2011 - 08:55), HALİL İ. YAZICI (18 Şubat 2011 - 18:15), LEMA (17 Şubat 2011 - 23:04), AHMET AKTURK (17 Şubat 2011 - 18:26), iSM@iL DUZENLi (17 Şubat 2011 - 16:06), Kenan Yazıcı (17 Şubat 2011 - 13:41)
    • P h o e n i X
    • Aktif Visirli
    • *
    • İleti: 3.158
    • Cinsiyet: Bayan
    • Quae nocent docent!...
    • 184 Mesajı Toplam
      253 Kere Beğenildi
    ZORAKİ KRAL
    « Yanıtla #1: 17 Şubat 2011 - 23:08 »
  • Yayınlama
  • İçtenliği anlatan, içten bir yazı olmuş..

    Evet her sabah 6:30'da mır mır sesiyle kalkmak zorunda olmasam, güzel olurdu ;)
    Ama mır mır sesleri de olmasaydı, hayatım anlamsız olurdu ve ben yine de erken kalkardım.. Sanırım zor olan "mak zorunda olmak"...

    Vizyonda izlemek istediğim halde "mır mır" lar yüzünden muhtemelen evde izleyeceğim.. Listenin başına yazdım canım, teşekkür ederim "tekrar merhaba"n için ve bu güzel yazı için..


    You Laugh At Me For Being Different...

    I Laugh At You For Being The Same..


     
    لاَۤ اِلٰهَ اِلاَّ اللهُ
    ALLAH birdir. Başka şeylere müracaat edip yorulma, onlara tezellül edip minnet... çekme, onlara temelluk edip boyun eğme, onların arkasına düşüp zahmet çekme, onlardan korkup titreme. Çünki Sultan-ı Kâinat birdir, herşey'in anahtarı onun yanında, her şey'in dizgini onun elindedir; herşey onun emriyle halledilir. Onu bulsan, her matlubunu buldun; hadsiz minnetlerden, korkulardan kurtuldun."

    • Süper Moderatör
    • *
    • İleti: 632
    • Cinsiyet: Bay
    • 63 Mesajı Toplam
      129 Kere Beğenildi
    ZORAKİ KRAL
    « Yanıtla #2: 18 Şubat 2011 - 10:38 »
  • Yayınlama
  • .....ve aleyküm selam.Şükürler olsun kelimeler anlamsız olarak dizildiği lügatlerden, sözlüklerden çıkmış ve Nilgün'cüğün ağızından anlam kazanarak bu satıha döşenmiş.Makalenizin içeriği ile ilgili şimdilik bir görüş belirtmiyorum.Sadece sitemizin yeniden neşet bulmasına vesile olmanızdan sevindiğimi belirtmek istedim.Baki selamlar.


    • Nilgün Aktürk
    • Moderatör
    • *
    • İleti: 441
    • Cinsiyet: Bayan
    • 28 Mesajı Toplam
      41 Kere Beğenildi
    ZORAKİ KRAL
    « Yanıtla #3: 18 Şubat 2011 - 14:04 »
  • Yayınlama
  • gülşen ablacım,kesinlikle katılılyorum;mesele -mak zorunda olmak,ama sana bu konuda söz hakkı vermek gelmiyor içimden;6.30 da o mır mır sesini çıkaranlar geliyor gözüme:))

    Hocam,yine nazik üslubunuz devrede,çok sağolun,inşALLAH düzenli bir şekilde yazmaya çalışacağım.Selam,saygı ve sevgi benden.

    ALLAH'ın ihsan ettiğine mani olacak yoktur,O'nun mani olduğunu da lütfedecek yoktur.

    mahfi 'nin Mesajlarını Beğenen 3 Kullanıcı: Kenan Yazıcı (02 Mart 2011 - 23:02), LEMA (18 Şubat 2011 - 20:05), iSM@iL DUZENLi (18 Şubat 2011 - 17:21)
    • Aktif Visirli
    • *
    • İleti: 468
    • Cinsiyet: Bay
    • 52 Mesajı Toplam
      53 Kere Beğenildi
    ZORAKİ KRAL
    « Yanıtla #4: 22 Şubat 2011 - 16:25 »
  • Yayınlama
  • Oldukca akıcı güzel bir dil , aynı zamanda herkesin yaşayıp kaleme dökmediği belkide hiç farketmediği  olaya değinmişsin teşekkürler...

    ölüm ağlayan çocuğa verilen emzik kadar anlamlı tebessüme muhtaç yüzlere ...

    • Administrator
    • *
    • İleti: 2.567
    • Cinsiyet: Bay
    • "Edeb Ya Hu"
    • 389 Mesajı Toplam
      575 Kere Beğenildi
      • Forma Yaptırma Sipariş
    • Kan Grubu: Seçmediniz
    ZORAKİ KRAL
    « Yanıtla #5: 02 Mart 2011 - 23:06 »
  • Yayınlama
  •      Filmide izledikten sonra bir kaç övgüde benden Nilgün kardeşime, yazılarını merakla beklediğim, zevkle okuduğum gerçek ve yürekten dökülen sözlerini sürekli bekliyoruz. Her gün ararım seni bak ona göre :)

    Biz Gerçek Bir Aileyiz, Laf Olsun Diye Burda Değiliz...

    • Aktif Visirli
    • *
    • İleti: 467
    • Cinsiyet: Bayan
    • 24 Mesajı Toplam
      26 Kere Beğenildi
    ZORAKİ KRAL
    « Yanıtla #6: 03 Mart 2011 - 18:20 »
  • Yayınlama
  • Ellerine yüreğine sağlık çok güzel yazmışsın ,yinede bu yazdığın tüm sorumlulukar ve hayatımızdaki yapmamız gerekenleri yapıpta tamamladığımız zaman ogünün sonunda bize göre hiç yetmeyen o kısacık uykusuda insanı uzun uzun uykulardan çok daha fazla dinlendirdiği kesin . Yazılarının devamı dileğiyle

    DEMİR ÇELİK OLANA KADAR BİR ATEŞE GİRER BİR SUYA

    • *** asi_kar ***
    • Süper Moderatör
    • *
    • İleti: 706
    • Cinsiyet: Bayan
    • Sevmek YÜREKLİ olana yakışır(!)
    • 232 Mesajı Toplam
      425 Kere Beğenildi
      • antoloji
    ZORAKİ KRAL
    « Yanıtla #7: 25 Mart 2011 - 22:46 »
  • Yayınlama
  • Her sabah istifa ediyorum uyanırken.yolda uyuyarak giderken açılıyorum yavaş yavaş sonra neyse bugünde çalışayım erken kalkmak güzel diye avutuyorum kendimi.Her izin günümde mutluyum diyorum işi arayıp ben gelmiyorum demek istiyorum ansızın...Oğlumla bir gün geçirince onun afacanlığı huzurun yanında yorgunluk veriyor birazcık bu seferde arayıp ömürlük bir kontrat imzalamak istiyorum işten kovulmayacağıma dair Nilgün'cüğüm insanoğlu öylede zoraki böylede zoraki ben buna zoraki yaşamak desem anlmı olur muydu dersin?...

    Sevgiler mutlu oldum yazını okuduğuma hoşgeldin .... :D

    "Sabret ki her şey hissettiğin kadar derin ve sonsuz olsun...

    Sabret ki her şey gönlünce olsun... "

    EBRU ÇOBANOĞLU 'nin Mesajlarını Beğenen Kullanıcılar: YAVRİLİGOT (07 Haziran 2011 - 18:20)
    • Aktif Visirli
    • *
    • İleti: 284
    • Cinsiyet: Bay
    • 52 Mesajı Toplam
      71 Kere Beğenildi
      • Gülen Köyü Web Sitesi
    • GSM: 0532 160 62 61
    ZORAKİ KRAL
    « Yanıtla #8: 26 Mart 2011 - 13:17 »
  • Yayınlama
  •     Yazılarını özlemiştik,uzun bir aradan sonra seni tekrar formda bir şekilde sahada  görmek güzel.......


    • ...ve BEN SUSUYORUM
    • Aktif Visirli
    • *
    • İleti: 153
    • Cinsiyet: Bay
    • 21 Mesajı Toplam
      21 Kere Beğenildi
    ZORAKİ KRAL
    « Yanıtla #9: 07 Haziran 2011 - 01:22 »
  • Yayınlama
  • öncelikle yeniden hoş geldiniz.hani diyorsunuz ya kurabiye pasta tadı kokusu falan ..yine o tadı veren bi yazı okudum.ama filmi anlatayım derken farkında olmadan başka bişey anlattınız..artık hayattan zevk alamıyorsunuz.herşey zoraki olmuş.filmin adını çagrıstırıyor.bence işe ara verin ve deniz kenarındaki bi taşın üzerine oturarak ufuktaki geminin limana yaklaşmasını izleyin...

    ...ve BEN SUSUYORUM

    Ömer Yakuphan 'nin Mesajlarını Beğenen Kullanıcılar: YAVRİLİGOT (07 Haziran 2011 - 18:20)
    • Nilgün Aktürk
    • Moderatör
    • *
    • İleti: 441
    • Cinsiyet: Bayan
    • 28 Mesajı Toplam
      41 Kere Beğenildi
    ZORAKİ KRAL
    « Yanıtla #10: 09 Haziran 2011 - 15:33 »
  • Yayınlama
  • ilginç bir yaklaşım olmuş :Dama doğru olduğunu söyleyemeyeceğim,yani hayat yorucu vs.olabilir ama kendi yaşam şartlarımda hayattan zevk almak konusunda başarılı olduğumu söyleyebilirim bence.anlık düşünceler onlar,hayatımı ve hayatı seviyorum.deniz kenarında oturup keyifte yapıyorum,yukarda bahsettiklerimide,dar vakitlerde belki...ama yapıyorum...belkide lezzeti orda,bütün gün deniz kenarında oturacak vaktim olsa zevk almam belki,evde olsam tüm gün kurabiye kokusu üzerimde bu kadar fantastik etkilerde yapmazdı bence:)

    ALLAH'ın ihsan ettiğine mani olacak yoktur,O'nun mani olduğunu da lütfedecek yoktur.

    mahfi 'nin Mesajlarını Beğenen 2 Kullanıcı: ömeryakuphan (11 Haziran 2011 - 01:08), Kenan Yazıcı (09 Haziran 2011 - 15:38)

     


    Facebook Yorumları

             
    Twittear