SİZ SİZ OLUN SAKIN KAVANOZA ÖNCE KUM TANECİKLERİNİ DOLDURMAYIN - Gülen Köyü Resmi Web Sitesi...

Gönderen Konu: SİZ SİZ OLUN SAKIN KAVANOZA ÖNCE KUM TANECİKLERİNİ DOLDURMAYIN  (Okunma sayısı 2981 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

  • Moderatör
  • *
  • İleti: 262
  • Cinsiyet: Bay
  • ÇÜNKÜ HAYAT BİR TERCİH MESELESİDİR
  • 30 Mesajı Toplam
    51 Kere Beğenildi
    • okul için hazırladığım web sitesi
  • GSM: 0 505 350 57 0
     RECEP ALİ DÜZENLİ
     rad1453@hotmail.com
     27 Mayis 2009 Çarşamba

     SİZ SİZ OLUN SAKIN KAVANOZA ÖNCE KUM TANECİKLERİNİ DOLDURMAYIN

     Değerli dostlar oldum olası felsefe hocalarını ve kendini geliştirmiş hatipleri çok sevmişimdir. Onlar hayata bir başka bakarlar. Sizin yıllarca nasıl anlatsam diye düşündüğünüz bir konuyu onlar çok iyi bir şekilde olayı örnekleyerek mesajı hedefine ulaştırırlar.

     Aslında kendimde hep eksikliğini hissettiğim ve üstesinden nasıl gelebilirim diye düşündüğüm hayatımızdaki öncelikler konusu oldum olası beni hep tereddütte  bırakmıştır. Taki aşağıdaki hikayeyi okuyana kadar.

     Bazen sayfalarca yazsanız da önemini anlatamayacağınız bir konuda felsefe profesörleri bir hikayeyle imdadınıza yetişir. İşte böyle bir hikâyeyi sizlerle paylaşmak istiyorum.(Paylaşmazsam çatlarım J )

     Felsefe profesörü bir gün ders başladığında, hiç bir şey söylemeden masanın üstüne büyükçe bir kavanoz koydu ve içini tenis toplarıyla doldurdu. Ve öğrencilere kavanozun dolup dolmadığını sordu. Öğrenciler hep bir ağızdan, kavanozun dolduğunu söylediler. Profesör bu kez, önündeki kutulardan birinden aldığı çakıl taşlarını kavanoza döktü. Çakıl taşları, tenis toplarının aralarındaki boşluklardan aktı ve kavanozdaki boşlukları doldurdu. Profesör, kavanozun dolup dolmadığını bir kez daha sordu. Öğrenciler yine hep birlikte, kavanozun dolduğunu söylediler. Profesör onların bu yanıtını duymamış gibi yaptı, masadaki kutulardan birini aldı, içindeki kumları özenli bir biçimde kavanoza boşalttı. Bu kez kavanoza akan kum tanecikleri, çakıl taşlarının aralarındaki boşlukları doldurdu. Profesör, kavanozun dolu olup olmadığını bir kez daha sordu öğrencilere. Onlar da yine bir koro düzeniyle kavanozun dolduğunu söylediler.

     Sıra, masanın altındaki bekleyen iki fincan kahveye gelmişti. Profesör onları da aldı, kavanoza boşalttı. Kahve de kendine kumlar arasında yer buldu ve kalan boşlukları doldurdu. Öğrenciler, profesörün bu “gösterisi”ni alkışlarla karşıladılar. Profesör ise, dersini anlatmaya o an başlıyordu. “Eveet” dedi. “Biliyor musunuz ki, bu küçücük gösteriyle size, yaşamınızı simgelemeye çalıştım.” Ve soluk almaksızın bir dikkatle kendisini dinleyen öğrencilerine dersini anlattı:

      “Bu tenis topları yaşamınızdaki önemli değerlerdir” dedi. “Bunlar inançlarınız, aileniz, çocuklarınız, sağlığınız, arkadaşlarınız ve sizin için önemli olan benzer değerlerdir. Şayet sahip olduğunuz öteki değerleri yitirirseniz de,  bu önemli değerler hep kalacaktır. Ve yaşamınızı doldurmayı her zaman sürdüreceklerdir. Çakıl taşları ise daha az önemli olan değerlerimizdir. Bunlar, işinizdir, evinizdir, arabanızdır. Kum ise, olsa da olur olmasa da olur değerlerinizdir.”

     Bu açıklamasından sonra profesör, kavanoza hangi “değer”i önce, hangisini daha sonra koyduğunun nedenlerini de açıkladı:

     “Şayet  kavanoza önce kum doldurursanız, çakıl taşlarına ve özellikle de tenis toplarına yeterli yer kalmaz” dedi. “Aynı olay, yaşamınızda da geçerlidir. Zamanınızı ve enerjinizi ufak tefek konular için harcarsanız, önemli değerlerinize ayıracağınız zamanınız kalmayacaktır. Dikkatinizi mutluluğunuz için önemli olan  konulara çevirin. Çocuklarınızla oynayın, sağlığınıza özen gösterin, eşinizle zaman zaman yemeğe çıkın, evinizin gereksinimlerini karşılayın. Öncelikle tenis toplarınızı yerleştirmeye bakın kavanozunuza. Önceliklerinizi sıralamayı iyi bilin. Gerisi zaten hep kumdur.”

     Bir öğrenci söz istedi:

     “Peki, o iki fincan kahve nedir, hocam?” dedi.

     Profesör bu soruyu soran öğrencisine önce teşekkür etti, sonra da sorusunu yanıtladı.:

     “Yaşamınız ne denli yoğun, ne denli dolu olursa olsun” dedi. “Ne yapın, yapın, dostlarınızla içeceğiniz bir fincan kahve için yine de zaman bulun.

     Sevgiyle kalın dostlar…

     “Bütün mesele gökkuşağına yeni bir renk ekleyebilmektir”




     Tavsiye Edilen Kitap:

     Doğu Hikayeleriyle Psikoterapi
     Nossratt Peseschkian-Beyaz Yayınları
     (Akıcı anlaşılır bir dille yazılmış zevkle okuyabileceğiniz bir kitap. Kitabın adına bakıp vazgeçmeyin)



Yeyüzünde böbürlenerek dolaşma.
Çünkü sen (ağırlık veazametinle) ne yeri yarabilir nede dağlarla ululuk yarışına girebilirsin.

Recep Ali Düzenli 'nin Mesajlarını Beğenen Kullanıcılar: ebruçobanoğlu (13 Aralık 2011 - 16:46)
  • Sadık Yılmaz
  • Aktif Visirli
  • *
  • İleti: 2.454
  • Cinsiyet: Bay
  • son nefesin tarihini yazmış ise kader.Azrail seni
  • 358 Mesajı Toplam
    493 Kere Beğenildi
    • Marankoz
  • GSM: 0536 553 63 59
ama kumda doldurun kumda gerekli kahvede binbon topları çakıl kum kahve ile yoğurulup pütünlük arzeder

sevdimde sevmedi sevduğum beni
uğruna tükettim ben bu bedeni
anlamadım ardındaki nedeni
boş ver anam sende unut terketipde gideni

sevdadan yana çile çekenler
cekip gider bu sevene yük deyil
sevip sevip ayrılığı seçenler
çeker gider buda ona ilk deyil


 


Facebook Yorumları

         
Twittear