TÜRKİYE NORMALLEŞİRKEN, NORMALLEŞEMEYEN ZİHNİYETLER - Gülen Köyü Resmi Web Sitesi...

Gönderen Konu: TÜRKİYE NORMALLEŞİRKEN, NORMALLEŞEMEYEN ZİHNİYETLER  (Okunma sayısı 2531 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

  • Moderatör
  • *
  • İleti: 262
  • Cinsiyet: Bay
  • ÇÜNKÜ HAYAT BİR TERCİH MESELESİDİR
  • 30 Mesajı Toplam
    51 Kere Beğenildi
    • okul için hazırladığım web sitesi
  • GSM: 0 505 350 57 0
     RECEP ALİ DÜZENLİ
     rad1453@hotmail.com
     19 Ağustos 2009 Çarşamba

     TÜRKİYE NORMALLEŞİRKEN, NORMALLEŞEMEYEN ZİHNİYETLER

     Yazıma üniversite yıllarımda başımdan geçen bir olayı sizinle paylaşarak başlamak istiyorum. Zira sahip olduğumuz zihniyetleri anlatabilmem için bu anım çok uygun.

     Üniversite son sınıfta bitirme tezi konumu almak için tez hocamın yanına gittim ve tez konusunu vermesini talep ettim. Hocam da tez konusu olarak   “Türkiye ve Almanya da Öğretmen yetiştirme sistemlerinin incelenmesi ve karşılaştırılması” konusunu bana tez konusu olarak verdi. Araştırmalarıma başladım. Ne yapayım diye düşünürken şöyle bir fikir geldi aklıma. Her ne kadar umudum olmasa da Kaynak kitap edinmem için önce MEB’e, sonra da Almanya Büyükelçiliğine yazı yazmaya karar verdim. Yazılarımı yazmıştım. Birkaç ay sonra Erzurum’daki öğrenci evimizin zili çaldı bir posta kolisi. Ben şaşırmıştım bu koliyi kim göndermiş olabilir. Bizim evin adresini kimseye vermedim ki. Postacı, Almanya Büyükelçiliğinden koliniz var dedi. Şaşırmıştım. Tez için göndermiş olduğum yazıyı unutmuştum bile. Koliyi açtım ne göreyim, 6 adet kitap, Almanya da öğretmen yetiştirme sistemini anlatan üç tanesi Türkçe, üç tanesi Almanca kitap ve birkaç broşür. Çok sevinmiştim.  Buraya kadar her şey normal gel gör ki MEB’in yazıma göndermiş olduğu cevap sadece ve sadece bir kâğıt parçası, bir takım kitap isimleri ve fiyatları. Buna da şükür dedim. En azından kaynak kitap isimlerini ve fiyatlarını öğrenmiş oldum. Keşke Almanya Konsolosluğunun göstermiş olduğu ilgiyi Milli Eğitim Bakanlığımızda göstermiş olsaydı.      

     ……………………………………………

     Bir gazete 5haberi; Milas’a bağlı Gökçeler Köyü Camisi'nde görev yapan imam Süleyman Akgedik, AA muhabirine yaptığı açıklamada, sabah ezanını okuduğu için köyün eski muhtarı M.P'nin kendisini 'dövmek ve köyden atmakla' tehdit ettiğini iddia etti.

     Bu haberi okuduğumda sahip olduğumuz zihniyetlerimizin ne derece sağlıksız olduğunu bir kez daha anladım. Öz yurdunda sana ve inancına tahammül edemeyenler varken mahalle baskısı kavramıyla bir de su üstüne çıkıp kendilerini haklı göstermeye çalışan zihniyetler yok mu?.

     ……………………………………………

     Aşağıdaki soru, canlı yayınlanan bir programda hoca efendilerden birisine soruluyor ve o da aşağıdaki şekilde cevap veriyor.

     Soru şu "Aralarında nikah olmayan sözlü ya da nişanlı çiftler bir araya gelerek görüşmeleri sırasında nelere dikkat etmelidirler?.."

     Hoca efendi Şöyle bir cevap veriyor:

     "Aralarında nikah olmayan nişanlı ya da sözlüler, kızımız tesettürüne riayet etmek ve yanlarında da tercihen aileden birisi olmak kaydıyla, görüşebilirler..."

     Yayıncı kuruluşa, sorulan soru mukabilinde verilen cevabın: 'Genel ahlak, toplum huzuru ve Türk aile yapısına; Türk milli eğitiminin genel amaçlarına, temel ilkelerine ve milli kültürün geliştirilmesi ilkelerine aykırı olduğu...' kanaatiyle, 'uyarı' verilmiş.

     Yani verilen cevap yanlış, onlara göre.  Zihniyet bu yorumunu sizlere bırakıyorum.

     ……………………………………………

     Fatih Sultan Mehmet köprüsündeki güçlendirme çalışmalarıyla ilgili Milliyet gazetesinin atmış olduğu şu haber başlığını sizlerle paylaşarak bu zilliyetli insanların geçmişinden ne alıp veremediği var diye kendime sorar oldum. Başlık şu “Fatih İstanbul’u Felç Etti”. Fatihin surları delen topları kadar taş düşsün kafana be vicdansız adam. Be kendini bilmezler. Bu haberi okuyan ülkem insanını cahil mi sandın. Haber yaparken bile geçmişinle barışık olamıyorsun. Fatih olmazsa sen İstanbul mu görecektin. O Fatih ki yüz yıllar önce bugünkü Fatih Sultan Mehmet köprüsünün     resmini o günün bir ressamına çizdirmişti. Fakat o günün imkanları yeterli olmadığı için yaptıramamıştı. Fakat günümüzdeki köprü Fatih Sultan Mehmet Han ın çizdirmiş olduğu resimdekine uygun şekilde inşa edildi. Bu zihniyetteki insanlara bu aralar moda olan şu sözle cevap vermek istiyorum “Fatih in beş yüz elli yıl önce yaptıklarına sizin şimdiki hayalleriniz bile yetişemez”…

     ……………………………………………

     Birde ramazan dincileri yok mu?

     Onbir ay boyunca Müslümanlar hakkında onca yalan haberleri yapan bazı medya gurupları ramazan gelince yaptıklarını unutup, inançlı insanların ceplerini nasıl sömürürümün peşine düşüyorlar. 19,29,59 kupona dini kitap verme yarışına giriyorlar. Çok şükür ki bu durum karşısında uyumuyor ülkem insanı. Şimdilerde Ramazancell operatör hattını devreye sokarlarsa hiç şaşırmam. İftara kadar 100 kontör yükle , sahura kadar her yöne bedava konuş kampanyası da hiç fena olmaz yani.Kapitalist sistemde paraya giden her yol mubahtır nede olsa.

     ……………………………………………

     Sarhoş ile Domuz un hikâyesini bilir mi siniz?
     Sarhoş adam o kadar sarhoş olmuştu ki yolun ortasına yüzü ve burnu üzerine yığılıp kalmıştı.
     Yanına yaklaşan bir domuz, sarhoş adamı koklayarak şöyle dedi  “ Heyy adamım burnunu benim gibi derinlere sokabilmen için çoook ekmek yemen lazım”.

     ……………………………………………

     Ön yargılardan ve çifte standart uygulamalardan  kurtulmamız lazım.

     Tahammül edebilmeliyiz birbirimize…

     Saygılarımla...




     Tavsiye Edilen Kitap:

     Sadece Bosna makalesi için bile alınıp okunabilecek bir kitap.

     Nihat Genç

     CADDE YAYINLARI




Yeyüzünde böbürlenerek dolaşma.
Çünkü sen (ağırlık veazametinle) ne yeri yarabilir nede dağlarla ululuk yarışına girebilirsin.

  • Sadık Yılmaz
  • Aktif Visirli
  • *
  • İleti: 2.454
  • Cinsiyet: Bay
  • son nefesin tarihini yazmış ise kader.Azrail seni
  • 358 Mesajı Toplam
    493 Kere Beğenildi
    • Marankoz
  • GSM: 0536 553 63 59
BUNLAR TÜRKİYENİN ZİHİNSEL SORUNLARI
bakmak isterken görmeyi aklına getiremeyecek kadar ileri bildiği geriçi yönediş anlayışından kıssaları

sevdimde sevmedi sevduğum beni
uğruna tükettim ben bu bedeni
anlamadım ardındaki nedeni
boş ver anam sende unut terketipde gideni

sevdadan yana çile çekenler
cekip gider bu sevene yük deyil
sevip sevip ayrılığı seçenler
çeker gider buda ona ilk deyil


 


Facebook Yorumları

         
Twittear