BENİM AYNAM TRABZON - Gülen Köyü Resmi Web Sitesi...

Gönderen Konu: BENİM AYNAM TRABZON  (Okunma sayısı 2086 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

  • Nilgün Aktürk
  • Moderatör
  • *
  • İleti: 441
  • Cinsiyet: Bayan
  • 28 Mesajı Toplam
    41 Kere Beğenildi
BENİM AYNAM TRABZON
« Topic Start: 01 Haziran 2010 - 11:40 »
  • Yayınlama
  •      NİLGÜN AKTÜRK
         mahfi_e@mynet.com
         27 Nisan 2009 Pazartesi

         BENİM AYNAM TRABZON

         ‘Benim Aynam Trabzon’ ,MÜSİAD Trabzon şubesi tarafından Trabzon’un-ve tüm şehirlerin- en önemli değerinin insan olduğu düşüncesinden yola çıkılarak oluşturulmuş bir slogan.Nihayetinde şehir ‘insan’dan,insan ‘şehir’den yansımalarla şekillenmekte.

         Bir şehre aynam demek benim için öncelikli bir söylem değil açıkçası.Belki çok sevdiğim Mevlana-Şems ilişkisinden,onların birbirine ayna oluşlarından,belki Efendimiz(sav) in ‘Mü’min müminin aynasıdır’ sözünden etkilenişle aynamın ‘insan’ olduğunu düşünmüşümdür hep.Ama geniş açıdan baktığımızda şehrin insana ayinelik yaptığı yadsınamaz bir gerçek.Karakterlerimizin şekillenmesinde doğduğumuz,yaşadığımız şehrin rolü büyük.Ama tek yönlü değil bu etkileşim,şehir de insandan yansıyanlardan oluşuyor.

         Benim Aynam Trabzon unuttuğumuz bu etkileşimi canlandırmak,hatırlatmak adına önerilen bir söylem.

         Trabzon başka bir şehir…benim için öyle en azından.Tüm olumsuzluklarına rağmen,her gün şikayet ettiğim,eleştirdiğim onca şeye rağmen yaşamak zorunda olduğum değil,’yaşamayı tercih ettiğim şehir’ Trabzon.

         Kabul etmeliyiz ki,dünya yalın bir halde bize sunuldu,ve onu biz şekillendirdik.Sebep olduklarımızdan şikayet edip ‘durmak’ yerine,düzeltmek için ‘çalışmak’ bize düşen.

         Bu anlamda düzeltmek için çalışmayı teşvik eden MÜSİAD Trabzon Şubesi geleneksel olarak düzenleyeceği ve bu yıl ikincisini düzenlediği Trabzon İçin… yarışmasının duyurularına başladı.Yarışma ‘MARKAN OLSUN DÜNYA TRABZON’A DOLSUN’ başlığıyla düzenleniyor.

         Özet bir şekilde yarışmayla isteneni açmak istiyorum.Trabzon marka değeri taşıyan o kadar çok şeye sahip ki…ama işlenmemiş,değerlendirilmemiş.Bunlardan biri de ele alınabilir,henüz olmayan hayali bir şey de üretilebilir.Yarışmaya katılacak kişinin üzerinde düşünmesi gereken konu Trabzon ne ile marka olur,nasıl marka olur?Trabzon’un marka değeri horonudur,fıkrasıdır,kuymağıdır…ama işlenmemiştir,ona şöyle bir slogan,böyle bir logo yapar,şöyle tanıtır,pazarlarsak marka olur şeklinde basitçe özetlenebilir katılımcıdan beklenen.Veya var olmayan bir şey üretilir,denizin ortasına Kızkulesi gibi bir şey dikip bununla Trabzon’u tanıtmak  projelendirilebilir.

         Bu anlamda dünyadaki örneklerini hatırlatmak istiyorum,Dubai petrolü tükenmekte olan,sıradan bir şehirken,sahip olduğu kaynakları işlemeye ve turizm merkezi olmaya karar vermiş ve bugünkü şeklini ciddi çalışmalardan sonra almıştır.Eyfel Kulesi ilk yapıldığında bir çok aydınca şehrin tanıtımı adına bir katkısı olmayacağı yönünde eleştirilmiştir,oysa bugün Fransa denince hepimizin aklına ilk gelen Eyfel Kulesidir.

         Yarışma detaylarından bahsetmiyorum,yarışma hakkında daha teknik ve ayrıntılı bilgiyi,nasıl proje hazırlanacağını,katılım koşullarını,başvuru tarihini,ödülleri www.trabzonicin.com adresinden edinebilirsiniz.

         MÜSİAD Trabzon Şubesinin zincirleme projeler dahilinde Benim Aynam Trabzon başlıklı fotoğraf yarışması,23 Mayıs’ta Osman Turhan Kültür Merkezin’de ‘Trabzon ve Şehir Markalaşması’ başlıklı 2 oturumlu panel ve Ekim ayında Markalar ve Hikayeler temasıyla bir fuar düzenleneceğini de ekleyerek ayrıntılı araştırmayı ilgilenenlere bırakıyorum.

         Genel olarak yazılarıma bakıldığında bu yazı içerik olarak farklı görünüyor diğerlerinden,ama değil esasında.Tüm söylemler aynı noktada buluşuyor.’İnsan ve inanan olma mesuliyeti’.

         Ve ilginç bir şekilde dünyaya benimsetilmeye çalışılan söylemlerde aynı noktada buluşuyor.’İnanan insanın içine hapsedildiği kalıplar,üzerine yapıştırılan etiketler’.

         Geçenlerde gittiğim Said Nursi’nin bakış açısıyla İktisat,Kriz ve Çözüm Önerileri başlıklı panelde,Nihat Derindere Amerika’yı,onun dünyaya yaydığı yaşam kalıplarını eleştirince,Prof.Dr Atilla Yayla’nın söyledikleri beni çok etkiledi:

          ‘Amerikayı eleştirebiliriz ama etkinliğinin sebebi zenginliktir,zenginliğinin sebebi de üretkenliktir.Dünya üretiminin 3 te 1 ini Amerikalılar yapıyor.Amerikan kültürünü yıkalım,kendi kültürümüzün yıkımına sebep oluyorlar demek doğru değildir.Bir kültür yaşamayı hak edecek kadar etkinse yaşar.’Bizim gönülden bağlı olduğumuz,inancımızın getirdiği bir değer kültürümüz var.Ve yaşamayı fazlasıyla hak ediyor,ama kültürler,inançlar onu yaşayanlar üzerinden tanıtılıyor.Ve inancımız bize anlatmayı,paylaşmayı,yaşattığı güzellikleri paylaşmayı öğütler.Bugün sadece din değil,savunduğunuz her fikri anlatışta sizde aranan ilk nitelik‘etkinlik’.Söylediklerinizin önemini belirleyen kriter bu.Ne kadar etkinsiniz?Ve Amerika örneğinden yola çıkarak etkinliği belirleyen de ‘üretkenlik’.Yaşadığımız veya uzaklaştığımız ama vefa borcumuz olan şehir için,çocuklarımızın,torunlarımızın,kendimizin bugünü ve geleceği için,inancımızın hakkını verebilmek için üretmek… 
    Bu yarışmayı anlatmayı ve katılın demeyi bir borç biliyorum.Siz de anlatın tanıdıklarınıza,eşinize,dostunuza,çocuğunuza.Eminim hepimizin,küçücük çocukların bile fikirleri,bu fikirleri projelendirecek vakti ve imkanları vardır.



    ALLAH'ın ihsan ettiğine mani olacak yoktur,O'nun mani olduğunu da lütfedecek yoktur.


     


    Facebook Yorumları

             
    Twittear