KADIN DEMEK - Gülen Köyü Resmi Web Sitesi...

Gönderen Konu: KADIN DEMEK  (Okunma sayısı 3270 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

  • *** asi_kar ***
  • Süper Moderatör
  • *
  • İleti: 706
  • Cinsiyet: Bayan
  • Sevmek YÜREKLİ olana yakışır(!)
  • 231 Mesajı Toplam
    424 Kere Beğenildi
    • antoloji
KADIN DEMEK
« Topic Start: 21 Kasım 2011 - 15:15 »
  • Yayınlama
  •      EBRU ÇOBANOĞLU
         gulenkoyu@gmail.com
         21 Kasım 2011 Pazartesi

         KADIN DEMEK 

         Kadın demek; topuklu ayakkabısıyla salınan, ojeli tırnaklarıyla saçlarına şekil veren bakımlı hatun demek değildir. Kadın demek; sabahtan akşama kadar iş yapan, çocukları yaramazlık yapınca döven, eşi geldiğinde dırdır eden çekilmez varlıkta değildir… Kadın demek; yuvanın kurulmasında en büyük etken, evin en güzel çiçeğidir… Kadın demek; bir bireyin ahlak hamuruyla önce aile ortamında yetiştiğini bilerek vatanına sorunlu değil sorumlu yeni bireyler yetiştiren, onlara istediği gibi şekil veren aile birliğinin temelidir. Aile birliği demekte; toplumun temel çekirdeği demekti öncelerden. Böylece, aile; toplumu oluşturan olmazsa olmazlardandı.

         Ancak günümüzde ki anlamını, onurunu ve saygınlığını yitiren KADIN, şehirleşme ve modernleşmesiyle “analık” kavramının yerini günümüzün Avrupa standartlarında “anne” ye bıraktı ama örf ve adetle- çağdaşlık arasında, çalışmakla-ev hanımlığı arasında, dinle-özgürlük arasında, gelenekleriyle-modernlik arasında “Avrupa-iti”  görünümü için çabalayan ve bu fikirler arasında sıkışmış bir kadınlığa bıraktı yerini… Kadın kendine yabancılaşmaya başlayınca haliyle anlamlar yitip gitti… Teknolojinin de devreye  girmesiyle her şey bitti TÜRK AİLE BİRLİĞİNDE …

         Tüm bu yozlaşmanın sebebi kadın mıydı? Yoksa evindeki kadınla-sokakta gördüğü arasında kıyaslama yapıp duran, ailesiyle ilgilenmeyen, nasıl olsa evi hatun çeviriyor deyip çalışmayan yada çalışıp sorumluluk üstlenmeyen, çocukları ve eşi üzerindeki vazifesini bilmeyen, mutsuz olduğunu bile bile “el-alem” ne der diye düşünen ve sorunlu bir birey yetiştirip topluma salan, televizyondaki yaşamla gerçeği ayırt edemeyen erkek miydi? Kadın evini süslemek için yaratılmıştır bir nevi ve yaradılış gereği ailenin ahlaki tutumu kadından geçer.

         Ancak; çağdaşlaşmanın vermiş olduğu vazifeler gereği, pahalılaşan hayat şartları, kadın gücünün çok maaşının az olması, erkeklerin pasifleşmesi ve ilgisizliği, kadının erkekten daha dik duruşu ve prensipleri kadını çalışmaya sürüklemiş ve işverenlerinde ilgi odağı olmuştur. Nitekim kadın zekâsıyla erkekten hem daha üstün, hem pratik, hem anlayışlı, hem de göze hitap edendir…

         Kadınların hayata olan hâkimiyeti erkeği daha geri planda bırakmış ve şiddete başvuruşları bir hayli çoğaltmış böylece göz önünde oluşu günümüzde toplumsal bunalımları körüklemiştir… Ayrıca gittikçe şiddete başvuran ve okul kapılarında ahlaki değerlerinden yoksun küçük, küçücük boylarıyla sigara içen kızlı-erkekli gruplar benim kadınlığımı-anneliğimi sorgulamama yetmektedir.

         Şiddetin ve ahlaksızlığın karşısında kesin ve kati emirler veren dinimiz sanki gitti yerini canavarlığı emreden ve içine şeytan girmiş toplumsal bunalım yaşayan insanların dini geldi? Aslında hep demişimdir KADINI KADIN YAPAN ERKEK, EVİ İMANLA DONATAN KADINDIR diye. Kadın hep eğiten ve öğretendir. O yüzden cennettir anaların ayakları altında olan. . Kadın, erkekten daha güçlüdür. Kadın gözleriyle anlatandır her şeyi, her zaman gözlerindeki buğuyla dik durmayı bilendir. Lakin ne kadar güçlü olursa olsun erkeğinin arkasına saklanmayı sever. Erkeğinin onu koruması onun sevildiğinin kanıtıdır belki de aklınca? Kadın için “erkek gibi” derler ya aslında sevmez o bu deyişleri, erkeğinin yanında daha kadın olmayı ister. Kadın erkeğin göğsünden yaratıldı eşit olsun diye… Kolun biraz altında, kalp hizasında yaratıldı ki korunsun ve her zaman sevilsin diye…
    Erkektir kadını kadın yapan… Kadın gül gibi nazlıdır bülbülüne. Koklamayı bilmek gerekir. Kadın bilene nefestir bilmeyene nefs… Ne kadar sert olursa olsun çocuktur aslında… Kadın çocuk gibi şımarmak, şımartılmak ister. Kadın gelecek neslin başöğretmenidir ancak onu yaşamayı bilene! …

         Tüm bunlara rağmen ancak kadın hayatı, kadın onuru kısıtlıdır erkeğin gözünde. Erkek istedi mi çeker gider. Erkek istedi mi canı sıkılınca çeker vurur. Hiç bir zaman sorgulamaz… Haberlerde her gün bir kadın vuruluyor, öldürülüyor. Kim bunları teşvik ediyor? Çağdaşlaşmanın bir diğer adı mıydı KADINA ŞİDDET siz düşünün!

          Dinimizin temeli olan milli ahlak yok olup gidiyor renkli, ihtişamlı televizyonlar karşısında. Bu gün ahlak ile ahlaksızlık. Adalet ile adaletsizlik birbiriyle mücadele ederken maalesef ki önüne geçemiyoruz gençlerdeki gerilemenin. Gençlik büyük bir imtihana sürükleniyor ve dininden uzaklaşmanın özgürlük sayıldığı demokratik bir ülkede, düşünemeyen donuk fikirli gençliğin heba oluşu bana NEREYE GİDİYORUZ sorusunu sordurtuyor…Ve ben sorguluyorum biz ne kadar AİLE OLABİLİYORUZ diye?..
         
         Zamana hızla ayak uyduran hünerli kadın, kendi kendinin kurbanı olmuştur... Nitekim kadın, zamanla modern görünümünün bedelini ödeyecektir...



    EBRU’Lİ SÖZ: “AR-mut deyip geçme onun ilk hecesi çoğu insanda yok” (N.F.Kısakürek)



    "Sabret ki her şey hissettiğin kadar derin ve sonsuz olsun...

    Sabret ki her şey gönlünce olsun... "

    EBRU ÇOBANOĞLU 'nin Mesajlarını Beğenen 4 Kullanıcı: yusuf düzenli (22 Kasım 2011 - 22:47), AHMET AKTURK (21 Kasım 2011 - 16:37), GÜNAY SAY (21 Kasım 2011 - 16:15), Kenan Yazıcı (21 Kasım 2011 - 16:13)
    • Süper Moderatör
    • *
    • İleti: 632
    • Cinsiyet: Bay
    • 63 Mesajı Toplam
      129 Kere Beğenildi
    KADIN DEMEK
    « Yanıtla #1: 21 Kasım 2011 - 23:55 »
  • Yayınlama
  • Ebru,
    Uzaklaşmak, birileri ile aranı açmak ise bir başka mekana yaklaşmak demektir.Yaklaştığın yer önemli.

     Hedefi belirlersen belki problem yok.Ama yeni yaklaştığın yer belki uzaklaştığından daha da uzak olabilecektir..

    Bize öğretilenlerden ziyade görülen şey kadını  tüm dünya insanında aynı "kutsallık"a yakın duruşunu müşahede etmekteyiz.

    Batı toplumundaki aile yapısını hep eleştirmişizdir.Ama gerçekte batı dediğimiz toplumların temeline indiğimizde bu "aile" kavramının bizdeki gibi köklü olduğunu, kutsallığını, değerinin varlığını hissedebiliyoruz.

    Sorun, bence, batı kültürünü bahane ederek orada ki yozlaşmayı itmekten ziyade köklü aile bilinciyle var olan tüm medeniyetleri eşit araştırarak tarih bilinci içinde kadının yerini sorgulamaktır.

    Tüm inanç sisteminde aile denince akla mutlu olabilmek için "bağlılık" gelmektedir. "Namuslu" kavramını çoğu zaman "kadın" a yükleyip erkek oluşumunu dışa bırakırız. Namusluluğu kadına, dürüstlüğü erkeğe yakıştırırız..Yanı, kadına daha çok namus, erkeğe dürüstlük duruşunu yükleriz.

    Oysa bu kavram içinde erkeğin de var olduğunu düşündüğümüzde yaşanan sorunların çoğunu çözmüş olacağız. Namus veya töre cinayetlerinin temelinde sorgulanan hep kadın olduğundan kadının duruşunu ön plana koyup ona bu kavram üzerinden eziyet etmeyi maharet saymışızdır.

    Makalende sorguladığın "mutlu kadın" ile birlikte birey olmak için kendini yoran kadının görevlerini, bir başka açıdan, hatırlattığın için seni tebrik ederim.


    Ahmet Aktürk (Hoca) 'nin Mesajlarını Beğenen Kullanıcılar: ebruçobanoğlu (22 Kasım 2011 - 21:59)

     


    Facebook Yorumları

             
    Twittear