18 MART ve GÜLEN KÖYÜ - Gülen Köyü Resmi Web Sitesi...

Gönderen Konu: 18 MART ve GÜLEN KÖYÜ  (Okunma sayısı 3352 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

  • Süper Moderatör
  • *
  • İleti: 632
  • Cinsiyet: Bay
  • 63 Mesajı Toplam
    129 Kere Beğenildi
18 MART ve GÜLEN KÖYÜ
« Topic Start: 04 Mart 2012 - 16:41 »
  • Yayınlama
  •      AHMET AKTÜRK (HOCA)
         agulen61@gmail.com
         04 Mart 2012 Pazar

         18 MART ve GÜLEN KÖYÜ 

         Dün, (03 Mart Cumartesi) Gülen Köyü Derneğimizin çok seçkin yönetim kurulu Abdullah Aktürk, Ahmet Aktürk,  Ali Düzenli, Yavuz Biber, Erkan Yazıcı, Hasan Akyol ve Kenan Yazıcı) Bursa'ya gelerek bizleri onurlandırmıştır. Bu ziyareti, her ne kadar 18 Mart'ta yapılacak olan ve köyümüzün tanıtımında çok büyük bir aşama kaydedeceğine inandığımız organizasyon için olsa da biz kendimize yönelik bir onurlandırma olarak telakki ettik. Köyümüzün medarı-ı iftiharı, "boks" sporu ile adımızı dünyaya duyuran sevgili Mustafa GENÇ ile karşıladığımız yönetim kurulunu namüsait hava şartları nedeniyle gönlümüze göre karşılayamamanın hüznünü taşıdık.

         Bursa'mızın nadide tarihi eserlerinden biri olan ULU CAMİİ'nde öğle namazını müteakip kucaklaştığımız yönetim kurulunu tarihi KOZA HAN'ın nadide SAHLEP'ı ve çayı ile ağırlamaya çalıştık. (Yemek davetimizi çok nazik ve kibar şekilde reddettiklerinden önceden tasarladığımız bu etkinlik gerçekleşememiştir.) Mahdumum Fatih ve sevgili yeğenim Adem ÇOBANOĞLU'nun eşliğinde sohbet, zaman darlığı nedeni ile koyulaşamadan, ikindi namazını BÜYÜKORHAN Camii'nde idrakten sonra istemeye istemeye sonlandırılmış ve kardeşlerimizi İnegöl'e doğru yola koyuverdik.

         Kendilerini karşılamaktan onur duyduğumuz ve birbirinden değerli GÜLENDER yönetim kuruluna başta Başkan Abdullah Aktürk olmak üzere, yönetiminde olan tüm kardeşlerimize bu zahmetli yolculuğa çıktıkları için minnet ve şükran borçluyuz. Bu şükran borçluluğunu tüm Gülen Köy'lü olanlar hissetmelidir diye düşünüyorum. Çünkü hiç birinin Gülen Köyünün adını duyurmak, gelenek ve göreneklerini yaşatmak, ihtiyaç sahibi kişilere yardımcı olmak, Köyün güzelleşme ve yaşanabilirliğini tesis etmek, var olan değerlerin kaybolmasını önlemek ve tarihe miras bırakmaktan başka hiç bir menfaati olmadığına inandığım bu kardeşlerimize yaptıkları fedakârlığın sonucu olması gerekir kanaatindeyim.

         Bu sitede zaman zaman sivil toplum kuruluşu olan derneklerin önemini ve yönetim zorluklarını anlatmışımdır. Bunları burada tekrar ederek kısır döngüye düşmeyi istemem. Ancak yeri gelmişken bir kez daha kısa bir hatırlatma yapmayı da kendime borç sayarım. Dünyada tüm gelişmiş ülkelerin kalkınmışlığında sivil inisiyatifin rolü büyüktür. Bunlara TEN-DİNK kuruluşlar denmektedir. Amerika ve Avrupa'da etkin olan devletten ziyade bu kuruluşlardır. Meşhur BİLDERBERG ve DAVOS gibi etkinlikleri düzenleyenler bu sivil inisiyatiftir. Ve bunların dünya gündemini nasıl salladığının herkes farkındadır.

         Tüm hür dünya yönetişimlerinde bu maşayı kullanarak devlet erkini güçlendirdiklerinin farkında olmak zorundayız. İki binli yılların başında önemini kavrayabildiğimiz bu etkin gücü her toplum etkin kullanmak zorundadır. Artık bu kaçınılmaz yönetişim biçiminde tecrübe kazanmak için sivil toplum kuruluşlarına önem vermek ve onları güçlendirmek zorundayız. Ayakta kalmak istiyorsak bunun farkındalığını fark etmeliyiz.

         Batı devletleri ve bil hassa Amerika ve İsrail güçlü lobilerini bu elle yaptıklarını biliyoruz. Ünlü Alman Vakıfları ve İngiliz, Vatikan haber kaynakları diğer devletlerdeki bu casus sivil toplum eliyle bilgilendirildiklerini hepimiz biliyoruz. Wikiliks belgeleri diye tüm ülkelerin gizli sırlarını ifşa eden kuruluş bile bir sivil inisiyatiftir. Ve dünyada yaptığı tesirlerden hepimizin haberi vardır.

         Şimdi diyeceksiniz ki; hoca ne demek istiyorsun? Bizim GÜLENDER ile bu dev boyutlu sivillerle karşılaştırmak akılcı mı diye...

          Sevgili dostlar,

         Dünya fıkra literatüründe önde gelen Nasrettin Hoca'mızın meşhur "göle maya çalma" fıkrasını bilirsiniz. Ne cevap verdiğini hepiniz benden daha iyi ezberlemişsinizdir. Ümit var olmak lazım.

         Olmaz olmaz deme, olur olur...

         Tabiiki 2007 yılında kurulmuş olan ve henüz göbek bağı kesilmemiş bir derneğin bu gününden bahsetmiyorum. Yüz yıl sonra torunumuzun torunu bu site yaşar(sa) ve bu belgeler o zaman okunursa nerelerden nerelere gelindiğini görebilecektir. Bu gün için herkese hayal gelen bu düşünceler, gerçeğe dönüştüğünde kim bilir bu derneği kuran ve yönetenlere ne kadar minnettar olacaklardır.

         Gelelim günümüze;

         Kuruluşundan bu güne üçüncüsünü düzenlemeye hazırlanan Dernek yönetimimize bu gayretlerinden dolayı şükran borçluyuz. Bu etkinliğe salt bir eğlence olarak bakılmamalı. Bazı hareketler yaşantı tarzımıza ve inanç değerlerimize ters düştüğünü düşünebilirsiniz. Ancak yıkılan ve bozulan değerlerin geri alınması için hangi merhalelerden geçilmesi gerektiğini de tahayyül etmelisiniz.

         Gözünüzde canlansın diye bir örnek vermek istiyorum.

         Arabanızla ters yöne girdiniz ve bir km mesafe kat ettiniz. Polis sizi durdurdu... (Hadi ceza da vermedi diyelim.) Sizi geri gönderdi. İleri giderken yasak olarak kat ettiğiniz, yani kusur işlediğiniz aynı yolu kat etmek zorundasınız ki eski meşru yolunuza girebilesiniz.

         Bir zamanlar raydan çıkan vagonu rayına koyabilmek için bir müddet sabretmenin yerinde olacağı ve işin doğası gereği olduğunu unutmamamız gerekir.

         İnancım odur ki; yapılacak etkinliğin "BİRLİK VE BERABERLİK" adına insanımıza çok şey katacağı yönündedir. İşin "EĞLENCE" yönünün teferruattan ibaret olduğunu algılamakta fayda var sanırım.

         Ben işin bu sivil inisiyatif yönü ile ilgileniyorum.  Büyüyen ve gelişen derneğimizin tam ve yetkin olduğunu düşünüyorum. Gerek Köydeki gerekse diğer temsilcilerin anası durumunda olduğunu düşündüğüm İstanbul Derneğinin ana ve anaç olmasını yeğliyorum. Birleşmelerinden yanayım ve tek elden idarenin daha etkin olacağı düşüncemde ısrarlıyım.

         Geçen yapılan bir duyuru ile de derneğin gerçeğe doğru yol almasından çok mutlu olduğumu burada ifade etmek istiyorum. Köylümüz olan ve işe ihtiyacı olan çocuklarımıza referans olmayı düşünen derneğin bu girişimi bence en önemli etkinliklerdendir diye düşünüyorum.  İşte derneklerin esas işinin bu önderlik olduğunu düşünüyorum.

         Yapılacak olan bu etkinliğin 18 Mart tarihine tevafuk etmesinden de aşırı şekilde mutlu olduğumu söylemeliyim. Toprağının her zerresinde şehit kanı olan bu vatanın VATAN olabilmesine vesile olan şehit ve şühedanın anılmasına da esile olacağı için heyecanlıyım.

         Ben geceye dört davetiye ile katılacağım. Vakti ve durumu müsait olanlara iyi bir hayır vesilesi olacağından dolayı tavsiye ediyorum.

         Ayrıca onlarca Üniversiteli çocuğumuza maddi ve manevi soluk vereceğinden dolayı da destek veriyorum.

         Tüm duyarlı dostları bekliyor selamlarımı saygılarımı sunuyorum.

         Selam ve dua ile...




    Ahmet Aktürk (Hoca) 'nin Mesajlarını Beğenen 7 Kullanıcı: şuayipdüzenli (04 Ekim 2012 - 11:55), ZAFER DÜZENLİ (07 Mart 2012 - 16:22), YAVUZ BİBER (07 Mart 2012 - 08:03), Kenan Yazıcı (06 Mart 2012 - 09:42), Hasan AKYOL (05 Mart 2012 - 16:01), iSM@iL DUZENLi (05 Mart 2012 - 09:11), horoftera (04 Mart 2012 - 16:47)
    • “Sevgiliden gelen her şey sevgilidir.” Ne geldiyse ELHAMDÜLİLLAH..
    • Aktif Visirli
    • *
    • İleti: 90
    • Cinsiyet: Bay
    • Bize her yer VİSİR..
    • 28 Mesajı Toplam
      55 Kere Beğenildi
    18 MART ve GÜLEN KÖYÜ
    « Yanıtla #1: 05 Mart 2012 - 16:24 »
  • Yayınlama
  • Gülender Yönetimi olarak 2. kez gittiğimiz Bursa'da, bizleri yine çok iyi bir şekilde karşılayan değerli insan Ahmet AKTÜRK hocamıza, Milli boksörümüz Mustafa GENÇ abimize ve diğer köylü arkadaşlarımıza, bizlere gösterdikleri ilgiden ve derneğimize verdikleri destekten dolayı çok teşekkür ederim. Ayrıca Ahmet hocamın  derneğimiz hakkında ki bu güzel düşünceleri biz yönetimi dahada şevklendirdiğini belirtmek isterim.

    34_61


     


    Facebook Yorumları

             
    Twittear