TERAPİ ORDULARI - Gülen Köyü Resmi Web Sitesi...

Gönderen Konu: TERAPİ ORDULARI  (Okunma sayısı 1867 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

  • Nilgün Aktürk
  • Moderatör
  • *
  • İleti: 441
  • Cinsiyet: Bayan
  • 28 Mesajı Toplam
    41 Kere Beğenildi
TERAPİ ORDULARI
« Topic Start: 01 Haziran 2010 - 11:30 »
  • Yayınlama
  •      NİLGÜN AKTÜRK
         mahfi_e@mynet.com
         24 Kasım 2008 Pazartesi

         TERAPİ ORDULARI

         Çeşitli doktorların yapmış oldukları psikoterapilerin öyküleştirilmiş halini anlatan enteresan bir kitap okuyorum şu günlerde.
     
           Dışardan bakıldığında çoğu normal diye adlandıracağımız insanlar belki de,ama içlerine atıp,ört-bas etmeye çalıştıkları çok ciddi psikiyatrik rahatsızlıklar yaşıyorlar.
     
           Her karakterin öyküsünün başlangıcında bendeki hakim duygu yargılama ve kınama oldu.Ama terapistin karakteri ustalıkla açışıyla onları anlamaya başladım.Okudukça geçmişimizin hamuruyla şekillendiğimizi gördüm.Nasıl her günah kalpte siyah iz bırakıyorsa söylenen her söz,yaşadığımız her olay,gördüklerimiz,yediklerimiz,hayatımıza giren-çıkan her insan,en basit olanlar dahi iz bırakıyor bizde ve bizi biz yapıyor.Aslında herşey sebep-sonuç ilişkisi içinde.Sorunları çözebilmek de sebepleri bulmaktan geçiyor.
     
           Peki bu manada terapi neler vaad ediyor insana?
     
           Terapiye ihtiyacımız var mı?
     
           Terapi deyince gözümün önüne o klasik sahne gelir hep,uzun koltuğa uzanmış biri,karşısında doktor,elinde not defteri,gayet soğuk bir şekilde bana çocukluğundan bahset diyor…Bu kitaba kadar biraz absürd,biraz faydasız,biraz da komik bulduğum bir sahneydi.Sorunlarımızı ne kadar anlatabiliriz,ne kadarına çözüm bulabilir ki hiç tanımadığımız biri diye düşünürdüm.
     
           Çözüm noktası terapisttir diye algılıyormuşum çünkü.Yanılıyormuşum.
     
           Çoğumuz ‘terapi’yi modern çağın uzantısı olarak ortaya çıkmış,daha ziyade zengin ama tatminsiz bireylerle özdeşleşmiş bir kelime olarak algılasak da…
     
           Terapi tedavi etmek anlamı taşıyor,Psikoterapi de ruhsal sorunlara uygulanan tedavi.
           Bu tedavide amaç aslında şuymuş:Kişiyi kendi iç dünyasına yönelten bir yolculuğa çıkarmak.Bu yolculukta terapistin işlevide çeşitli soru ve yönlendirmelerle kişiye rehberlik yapmak.Bir nevi kendi ruhuna ayna tutma diyebiliriz terapiye.
     
           Size de tanıdık geldi mi bu terapi ve terapist durumu?
           
           Nasıl olduğunu zaman zaman merak etsemde hiç terapiye gitmedim,gitmeyi de düşünmedim.
     
           Sanıyordum…Yıllardır terapi alıyormuşum da haberim yokmuş.
     
           Neydi terapi??İç dünyamıza yolculuk.
     
           Peki Yaradan’ın emri ‘namaz’ nedir?
     
           Namaz da iç dünyamıza yolculuk değil midir aslında?Kendimizi,geçmişimizi,yaptıklarımızı,söylediklerimizi gözden geçirme,sınırlarımızı tekrar ve tekrar belirleme yeri.
     
           Üstelik TERAPİST’imizde bir doktorla kıyaslanamaz bile.
     
           Doktorların rehberliğini de küçümsemiyorum elbette,ama ne kadar karşısındakini bilgi ve tecrübesiyle çözdüğünü düşünse de bir doktor,ancak kendisine sunulan kadarını bilebilir.Oysa ALLAH(cc) ın rehberliği çok daha geniş,her saniyemizden haberdar çünkü,haliyle iç dünyamızın en ücra,en gizli köşelerine bile götürebilir bizi…
           
           Ayrıca kitapta gördüğüm kadarıyla terapistlerin verdiği telkin genelde şu yönde ki,yapabilirsin,sen bu sorunların üstesinden gelirsin,içinde bu gücü taşıyorsun…vs.Bu ekstra bir yük aslında,bir anlık dopingle güçlü ve güvenli hissetse de insan,en ufak bir olumsuzlukta bu güce rağmen başaramadığı düşüncesiyle daha da aşağıya düşebilir.
     
           İhtiyacımız olan telkin,’aciz’ olduğumuz aslında.ALLAH(cc) a muhtaç olduğumuz,O(cc) dilemezse nefes dahi alamayacağımız…
    Bunu bilip O’na bağlanan insan,sevdiği tarafından sevilmeyi isteyecek…
    O’nun tarafından sevilmekte,sevdiğini sevmekten geçiyor…
    O(cc) en çok,O(sav) nu seviyor…
    O(sav)’nu sevmekte,O(sav) na benzemekten geçiyor...
    Bu da temiz ve aydınlık bir ruhtan,yüksek ahlaki değerlere uzanan çok geniş bir çerçeve.Bu geniş çerçevenin içinde yer almaya çalışan bir insan zaten denge üzredir.Hafiftir ruhu…
     
           Günümüz insanında ve dahi kendimizde var olan ruhsal sorunları ertelediğimiz,hiç yapmadığımız veya eksik yaptığımız bu terapilere bağlayabiliriz o zaman.
     
           Diyor ya Efendimiz(sav),sizden biriniz günde beş kez bir ırmakta yıkansa bütün kirlerinden arınmaz mı diye?
     
           Aynen böyle,hiç günde 5 kez eşsiz bir Rehber eşliğinde terapi alarak iç dünyasında yolculuk yapan bir insan,her terapide tüm hatalarını orda bırakarak ayrılsa,ruhsal sorunlar yaşar mı?
     
           Sanmıyorum. Evet, terapiye ihtiyacımız var ve bu çağımızla alakalı bir ihtiyaç olmaktan ziyade insan olmamızın gerekliliği.İhtiyaçlarımız sonsuz,elimizin uzandığı alan da çok kısa çünkü.
           
           Terapi kavramının çok eski olmayışından anlıyoruz ki insan insan olalı beri duyduğu bu terapi ihtiyacını nasıl gidereceğinin keşfini kendi yapmaya kalkınca bu kadar zamanda ancak bu kadar ilerleyebiliyor.
     
           Şükürler olsun TERAPİST’imize ki,boşa uğraşmana gerek yok,terapiye ihtiyacın var ve şekli de budur deme lütfunda bulunmuş…
     
           Terapi ordularınızı geri çekin artık…



    ALLAH'ın ihsan ettiğine mani olacak yoktur,O'nun mani olduğunu da lütfedecek yoktur.


     


    Facebook Yorumları

             
    Twittear