İNSAN AYRIMI... - Gülen Köyü Resmi Web Sitesi...

Gönderen Konu: İNSAN AYRIMI...  (Okunma sayısı 2199 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

  • İncir Ağacındaki Adam
  • Süper Moderatör
  • *
  • İleti: 1.674
  • Cinsiyet: Bay
  • 99 Mesajı Toplam
    139 Kere Beğenildi
  • GSM: 05079310977
İNSAN AYRIMI...
« Topic Start: 01 Haziran 2010 - 17:20 »
  • Yayınlama
  •      MUSTAFA YILMAZ
         mustafa-yilmazzz@hotmail.com
         21 Nisan 2009 Salı

         İNSAN AYRIMI...

         Bu satırları dışarıda şiddetli bir şekilde yağan yağmur ve ona eşlik eden gök  gürlemeleri  ve çakan şimşekler eşliğinde yazmaya başladım.Bu yağmur ve gök gürlemelerine paralel olarak ülkemiz sınırları içerisinde meydana gelen gelişmeleri  bu nispette değerlendirmek, vicdanlar mekanizmasının vereceği karara göre değişiklik gösterebilir.

    Şahsım adına gözlemlemek gerekirse özellikle Ergenekon Operasyonunda  yaşanan 12.dalga ve Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ’un Harp Akademisinde yaptığı uzun soluklu konuşma , liste başı olarak değerlendirmeye alınması gereken önem icra ediyor.

    Ergenekon Operasyonundaki 12. Dalgada göz altına alınan isimler akademik kariyere sahip kişiler.Bu kişilerin içinde rektörlük görevinde bulunanlar  da mevcut,çağdaş yaşam adıyla eğitim dünyasında yer bulanlar da.Zihnimde Malatya İnönü Üniversitesi eski rektörü Fatih Hilmioğlu’nun  ismi unutulmazlar  arasında.Kendisi darbe teşebbüsüne  yardım etmekten suçlanıyor. Sanırım sadece benim değil çoğu kişinin aklında eski rektöre ait olan “değil yüzde 35-45, isterse yüzde 95 ile gelseler birileri onları alaşağı eder” sözü vardır.Aynı zamanda üniversitedeki sınavları erteleyerek  öğrencileri Cumhuriyet mitinglerine götürdüğü de hafızalardaki tazeliğini koruyor.Bütün bu yasal olmayan tavırlarının göz altına alınmasıyla bir bağlantısı var mı, onu bilemiyorum; ama bu geçmişiyle göz altına alınmasına hiç şaşırmadım.

    Bazı kişilerin davayı sulandırma adına girişimlerini de bir o kadar mantıksız ve saçma buluyorum.Söz gelimi toplumda “acaba beni de içeri alırlar mı” korkusu yaşanıyormuş .Bu korkuyu yaşayanların bilmesi gerek ki bir şüphe olmadan kimse sizi bir yere götürmez.Efendim deniyor ki “ülkemizin saygın insanları susturulmaya çalışılıyor”,”üç beş silahla darbe mi olurmuş”,Cumhuriyetin temel dinamiklerine yapılmış bir saldırıdır” gibisinden uçuk ifadeler seslendiriliyor.Darbe yapacakların kaymak tabakasının işçi ve memur sınıfı olmasını mı bekliyordunuz diye sormakta bir mahsur var mı?12 Eylül 1980 darbesini yapan ve radyodan “Türk Silahlı Kuvvetleri, ülke yönetimine el koymuştur” diyen Kenan Evren’i  hangi gruba ait değerlendiriyorsunuz?Aydın sınıfı mı,işçi sınıfı mı yoksa memur mu?Üç beş silahla darbe olmaz diyenlerin Danıştay binasına glock marka silahla dalan ve ortalığı kan gölüne çeviren avukatın yakalanmaması halinde ülkemizde muhtemel yaşanacakları hesap etmesi ve sorumluluk duyması  gerekmez mi?Bir kaşık suyla fırtınalar koparılmayla çalışılmıştı halbuki.Vuran kişinin dindar kimliği ön plana çıkarılmaya çalışılmış hatta kaçarken tekbir getirdiği bile söylenerek suçu kimlere atmak istedikleri anlaşılmıştır.Bu günkü tabloda ise Danıştay failinin kimlerle bağlantılı olduğunu söylememe gerek yok sanırım.

    Ergenekon Operasyonundaki son dalganın yankısına karşılık ana muhalefetin gerekli dersleri çıkarmamakta ısrar ettiği de gözlemlenmekte.İnandırıcılığı olmayan “hükümet yerel seçimlerdeki başarısızlığının acısını çıkarıyor” ithamı hiç yakışık değil.Son yerel seçimlerde halkın değerlerine yaklaşmaya çalışmasının karşılığını alan ana muhalefet partisi,  yargıya karşı dillendirdikleriyle zikzak çizmeye devam etmekte.Yargıtay Başsavcısının  google den derleme yaparak ve haber küpürleri eşliğinde AK partiye açtığı kapatma davasında, konuyla ilgili görüş bildirenlere, ana muhalefet partisinin  “yasal süreç devam etmekte iken yargının işine karışmayalım” savına karşılık son dalga ile beraber dile getirdiği “bu bir savcılar darbesidir” demeci  ana muhalefet partisinin ülke sorunlarına karşı tutumunda samimiyetsizliğinin bir göstergesidir.Nasıl ki Yargıtay başsavcısı duyduğu şüphe üzerine AK partiye kapatma davası açmışsa,Ergenekon savcıları da bu zamana kadar ki tüm göz altına almaları şüpheler üzerine yapmışlardır.Şu aşamada kimse hüküm giymiş değildir.Mahkemenin sonuçlanmasını beklemekte fayda var.

    Diğer gündem maddesi belki de en önemlisi Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ’un Harp Akademisinde yaptığı konuşma idi.Belki de dünyanın hiçbir yerinde bir Genelkurmay Başkanının diyecekleri bizdeki kadar önem taşımıyordur.Bu açıdan demokrasimizin tam oturmadığını söyleyebilirim.Lakin bazı önemli gelişmeler de  yaşanmakta ordumuz içerisinde.Özellikle etnik köken ayrımına son mesajı taşıyan Atatürk’ün Türkiye halkı ifadesinin bu konuşmada gündeme getirilmesi önemli bir mesaj.Hatta gecikmiş bir mesaj.Hatta insancıl yaklaşım uygulaması etrafında dağda askerimizle çatışarak ölen PKK mensuplarının annelerinin duyduğu ızdıraba da kulak vermek gerektiği manasına gelen ifadeler de kullandı Genelkurmay Başkanımız.

    Konuşmasının çoğu yerinde demokrasiye bağlılıklarını ifade eden Genelkurmay Başkanı, bir akademisyen  edasıyla kah Max Weber’den kah da Huntinghton’dan alıntılar yaparak süslemeye çalıştı konuşmasını.Önceki yıllarda sürekli dile getirilen laiklik vurgusuna bu sene fazla temas etmeden askerin dinle bir sorunu olmadığı görüşünü tekrarladı.Askeriyenin Peygamber ocağı olduğunu yineledi.

    Gelin görün ki ordumuzda son zamanlarda olumlu gibi gözüken gelişmelere karşın hala daha sözlerle icraatların çatışır olduğu vaziyetler olmakta.Emekli bir askerin “:Ordu, Peygamber ocağı değil,Atatürk Mehmetçiğinindir” demecinin hala daha az da olsa askeriye içinde dile getirildiğini düşünüyorum.

    Dinle bir sorunu olmadığını dile getiren Genelkurmay,düzenlenen basın toplantılarına davet edilecek gazetecilere uyguladığı akreditasyonu nelere göre yapıyor kimse bilmiyor mesela.Zaman,Vakit ve Taraf gazetelerinin akredite edilmemelerinin sebepleri arasında dinsel bir sebep yoksa  “dinle askerin bir sorunu yok” sözü uçmaya müsaitdir.

    Konuyla ilgili bir soru sorarak sözlerimi bitirmek istiyorum.Dağlarda askerimizle çatışarak ölen PKK mensubu teröristlerin insani yönünü görmeye çalışan Genelkurmayımız, Muhsin Yazıcıoğlu'nun da içinde bulunan helikopterin enkazını görüntülemeye çıkan ve dönüş  sırasında askeri helikoptere alınmayarak donmaya terk edilen Cihan Haber Ajansı muhabirinin  hangi yönünü gördü  de bu uygulamayı yaptı?

    Yağmur ve gök gürlemeleriyle başladığım yazımı güneşin hüküm sürdüğü dakikalarda sonlandırıyorum.Temennim o ki;ülkemizde siyasi ve ekonomik yelpazede hep güneşli günler hüküm sürsün,buhranlı ve kasvetli havalar mekan bulmasın....



    Bir nefeslik duamla müebbetimi seçtim / Manam ukbâya açık, maddiyatı es geçtim (Hekim)

    • Süper Moderatör
    • *
    • İleti: 632
    • Cinsiyet: Bay
    • 63 Mesajı Toplam
      129 Kere Beğenildi
    İNSAN AYRIMI...
    « Yanıtla #1: 01 Haziran 2010 - 17:20 »
  • Yayınlama
  • Sevgili Mustafa Yeğenim,
    Ergenekon ve Genelkurmay üzerine yaptığın yorumları çok mükemmel buldum.Tam yerinde ve isabetli yorumunuza katkı yapacak bir şey bırakmadın bana.yaptığın tüm yorumlara katılıyorum.Tebrik ederim.Sizin gibi gençlerimizin varlığından gurur duymamak elde değil.ALLAH sayılarınızı çoğaltsın.Köyümüzün gençlerinin bilinçlenmesindeki katkılarınız unutulmaz olacak.Mantık silsilenizin daha güçlü olacağı inancıyla sizleri ALLAH'a emanet ediyorum.Selam ve dua ilke...



     


    Facebook Yorumları

             
    Twittear