BİR İSTİFANIN ANATOMİSİ ve MEDYA - Gülen Köyü Resmi Web Sitesi...

Gönderen Konu: BİR İSTİFANIN ANATOMİSİ ve MEDYA  (Okunma sayısı 1655 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

  • İncir Ağacındaki Adam
  • Süper Moderatör
  • *
  • İleti: 1.674
  • Cinsiyet: Bay
  • 99 Mesajı Toplam
    139 Kere Beğenildi
  • GSM: 05079310977
     MUSTAFA YILMAZ
     mustafa-yilmazzz@hotmail.com
     13 Mayıs 2010 Perşembe

     BİR İSTİFANIN ANATOMİSİ ve MEDYA

     Deniz Baykal'ın kendisini partisinden istifa etmeye mecbur bırakan meş'um (üzücü) video görüntüsü-ki görüntülerden devamının gelebileceği anlaşılıyor- sonrasında yaptığı istifa konuşması derin anlamlar taşıyor. Yılların vermiş olduğu tecrübe ile belki de hiç bu zamana kadar yapmamış olduğu ince siyaset, bu istifa konuşmasında kendini belli ediyor. Bu konuşma metninin tek eksiği hâlâ daha görüntülerin yalanlanmamış olmasıdır. Görünen o ki aradan geçen zaman zarfında yalanlanacağa da benzemiyor. Bu durumda Deniz Baykal ne yapmaya çalışıyor?

     Kanaatim Deniz Baykal'ın bir oyun oynadığı yönünde. Vatan gazetesinden Güngör Mengi'nin "İstifa oyun mu?" başlıklı yazısı (11.05.2010, Vatan) düşüncelerimi desteklemekte. Buna ilave olarak Taraf gazetesinden Rasim Ozan Kütahyalı'nın Baykal'ın istifasını çakma bir istifa olarak değerlendirdiği yazısını ekleyebiliriz (Baykal istifa etmedi,12.05.2010,Taraf).

     Peki, bu oyun, nasıl bir oyun?

     Şöyle bir izah yapmak mümkün. Deniz Baykal nasıl biridir diye tüm kesimden halkımıza mikrofon tutsak alacağımız cevapların belki de tamamında aile hayatına önem veren birisidir ibaresi yer alacaktır. Her ne kadar halkın değerlerine çok sahip çıktığını söyleyemesek de özellikle aile yaşantısına gösterdiği özen ve hassasiyet, taraflı tarafsız insanların imrendiği bir durumdur. Aile yaşantısının mahremiyetini misyon edinmiş bir kişinin böyle gayri meşru bir ilişkinin içinde yer alması, CHP'ye gönül vermiş ahlâkperver ailelerin değerlerine darbe vuracaktır.

     Baykal istifa ederek objektifleri, yayınlanmasından rahatsız olduğu videodan uzaklaştırmaya çalışmış ve bunda da kısmen başarılı olmuştur. Şu anda ise konuşulanlar video görüntüleri değil; istifa sonrası partinin geleceği ile ilgilidir. Bu şu anlama geliyor: Baykal, bir taşla iki kuş vurmayı amaçlamıştır. Hem yalanlamadığı gayri meşru ilişkiyi gündemden uzak tutmak; hem de yaptığı muhalefetle hükümetin ekmeğine yağ sürülmesinin müsebbibi olarak parti içindeki azalan karizmasını mağdur rolüyle arttırmaya çalışmak. Burada Baykal'a ya da CHP'ye gönül vermişlerden şu itiraz gelebilir: Sen adamın içinden ne geçtiğini nerden biliyorsun? Kısmen haklılar. Ama bu soruyu soracakların unuttukları bir atasözümüz var: Görünen köy kılavuz istemez. 'Yandaş medya' tâbirini çıkaranların haberlerine bakıldığı zaman ne söylemek istediğim daha iyi anlaşılacaktır.

     Baykal'ın istifa metnine geri dönecek olursak akıllara takılan soruları şöyle sıralayabiliriz:

     Birincisi, 'Hodri Meydan' diyen bir liderin yapması gereken istifa etmek midir yoksa istifa etmeyerek mücadele etmek midir?

     İkincisi, Türk siyasetini ve CHP'yi yeniden tanzim etmek isteyenlere bir fırsat sunuyorum diyen bir lider, ayrılamadığı koltuğunu devretmek için bu komploya mı maruz kalması gerekiyordu?

     Üçüncüsü, elinde delil olmadan bu komployu düzenleyenin hükümet olduğunu iddia etmek siyaset adamına ve adamlığına yakışır mı?

     İşin enteresan boyutu ise hükümeti suçlayan ve olayın aydınlatılmasını isteyen Deniz Baykal, savcılığa yaptığı suç duyurusu sonrasında başlatılan soruşturmada, soruşturmayı yürüten savcının sorularını cevapsız bırakmakta. Savcılık tarafından görüntülerin nerde çekildiği sorusuna muhatap olan Baykal, adres vermeyeceğini belirtmiş ve kendi kendini yalanlamıştır. Bu gelişmeler, olayda hükümetin rolünün olmadığını açık bir şekilde ortaya çıkarıyor.

     Arada unutturulmaya çalışılan başka bir boyut daha var. Yani Nesrin Baytok boyutu var. Öyle geçiştirilecek bir şahıs değil Nesrin Baytok. Sonuç itibariyle bir milletvekili. Görüntülerden Nesrin Baytok'un çok kolay harcandığı ortada. Baykal için ise tehlike daha geçmedi. Gelişmeler, bu gizli kamera komplosunu kendisine hazırlayanların amaçları doğrultusunda gelişmezse sanırım yeni videolar yayınlanabilir. Gönül, böyle bir alçaklığın yaşanmamasını arzu ediyor.

     Habercilik Ahlâkı

     Deniz Baykal'ın istifa konuşmasında, Pensilvanya'dan gelen mesajın samimiyetine inandığını dile getirmesi başka bir tartışmayı da beraberinde getirdi. Baykal'ın uzak diyardan gelen mesaja konuşmasında yer vererek kendince bazı hesaplar yaptığı söylenebilir ve uzun uzadıya tartışılabilir de. Fakat değinmek istediğim konu habercilik ahlâkı üzerine. Söylenmemiş sözleri söylenmiş kabul edip yalan haber yapan Habertürk gazetesi fitneye davetiye çıkartmakta, Can Ataklı gibiler de bu fitneye tacirlik etmekteler. Umarım Habertürk gazetesinin yapmış olduğu "Bizim çocuklar değil, iktidara bak" yalan haberinin hem Fethullah Gülen tarafından hem de CHP parti yönetimi tarafından yalanlanmış olması, gazeteyi hazırlayanlar için bir anlam ifade eder.




Bir nefeslik duamla müebbetimi seçtim / Manam ukbâya açık, maddiyatı es geçtim (Hekim)


 


Facebook Yorumları

         
Twittear