ISSIZ... - Gülen Köyü Resmi Web Sitesi...

Gönderen Konu: ISSIZ...  (Okunma sayısı 4832 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

  • Moderatör
  • *
  • İleti: 262
  • Cinsiyet: Bay
  • ÇÜNKÜ HAYAT BİR TERCİH MESELESİDİR
  • 30 Mesajı Toplam
    51 Kere Beğenildi
    • okul için hazırladığım web sitesi
  • GSM: 0 505 350 57 0
ISSIZ...
« Topic Start: 19 Haziran 2010 - 01:48 »
  • Yayınlama
  •      RECEP ALİ DÜZENLİ
         rad1453@hotmail.com
         19 Haziran 2010 Cumartesi

         ISSIZ...

         “Issız Cuma Camii” adını hiç duydunuz mu?

         1335 yıllarında bir Osmanlı paşası olan ”Gazi Osman Paşa” tarafından yaptırıldığı rivayet edilen cami, Çanakkale  Yenice Seyvan KÖyü yöresinde.

         Yöre insanı hep ıssız der. Issız dendi mi, akla “Issız Cuma” gelir

         Neden?
         Sadece insanlar, cuma günleri “cuma namazlarını” burada kılmaya devam etmişler.
         Cuma camisi, tamamen olmuş bir ıssız yer.
         Haftanın altı günü, “tam bir ıssızlığın ve yalnızlığın” içine gömülmüş.
         Sonrada adına, “Issız Cuma” demişler.
          “Issız Cuma.”

         Neden durup dururken Issız Cuma Camisinden bahsettiğimi kendi kendinize sorduğunuzu duyar gibiyim.

         Regaip Kandilini nedense köyde geçirme isteği doğdu içime. Okul çıkışı kendimi köyde bulmuştum. Akşam namazından sonra Regaip Kandili ve Cuma akşamı olmasının verdiği heyecanla babamla doğruca camiye gitmeye karar verdik. Gazeno (Bozdağ) camisinin ışıkları yeşile bürünmüş ağaçlarının yaprakları arasından sızarak mahallenin yollarına ışık saçıyordu. Fakat camiye yaklaştıkça etrafına saçmış olduğu güçlü ışık ile birlikte bir o kadarda cami etrafında ürkütücü bir sessizlik hâkimdi. Sessizliği nesilleri tükenmeye yüz tutmuş kurbağaların bağırışları bozuyordu.

         Camii kapısını hafice aralayarak içeri girdik. Camide imamdan başka hiç kimse yoktu. Caminin sessizliğini kapının çıkardığı gıcırtı sesi bozmuştu. Belli ki cami kapısı çok fazla açılıp kapanmadığından gıcırdama yapmaya başlamıştı. Vakit erken olduğu için cemaatin ezan vaktine yakın geleceğini düşündüm içimden. Ama boşuna düşünmüşüm. Ve toplamda beş kişi ile geceyi idrak etmeye başladık. Camii imamı o meşhur doğu hikâyesinde olduğu gibi cemaatle dolu bir camiye vaaz verir gibi uzunca bir metni bize okumaya başlamıştı. ALLAH ondan razı olsun.

         O meşhur hikâyeyi merak edenler için anlatayım. Aslında eleştiri için değil de sözü geçtiği için anlatıyorum. Vaktiyle köyün birinde bir imam varmış. Köylü için neler yapabilirim diye düşünürken köylüye vaaz vermeye karar vermiş. Vaaz ilanı vermiş. Saat gelip çatınca vaaz vermek için camiye girmiş. Camide sadece bir kişi varmış. O da köyün seyisi (at bakıcısı) imiş. Hoca seyise demiş ki seyis efendi vaaz dinlemeye sadece sen geldin, vaaz programını iptal mi edelim yoksa sadece sana vaaz vereyim mi? diye sormuş. Seyis efendi şöyle cevap vermiş; Benim ahırımdaki atlarımın tamamı kaçsa ve sadece ahırımda bir at kalsa onu beslemeye devam ederdim demiş. Seyisi dinleyen hoca bu sözler üzerine başlamış seyise vaaz vermeye. Yaklaşık bir saatin sonunda hoca vaazını bitirmiş, seyise dönmüş ve şöyle demiş; nasıl seyis efendi! Vaazımı beğendin mi? diye sormuş. Seyis şöyle cevap vermiş; çok güzel anlattınız hocam fakat benim ahırımdaki tüm atlar kaçsa sadece bir atım kalsa onu beslemeye devam ederdim ancak elimdeki samanların tamamını atımın yemesi için önüne koymazdım demiş.

         Gelelim asıl konumuza. Cami çıkışı hal hatır sorma faslından sonra imam dâhil beş kişi evlerine dağılmıştı. ALLAH onlardan razı olsun. Bozdağ camisini “ıssız camii” olmaktan kurtardıkları için.

         Yolda babamla yürürken Neden? Diye sordum babama. Bu mahallenin cemaati nerede? Neden camiye bu kadar az insan teşrif etti diye sordum. Acaba dünya kupası maçları olduğu için mi hiç kimse camiye gelmedi diye kendi kendime söylendim. Belki insanlar yorgun oldukları için gelemediler diyecek gibi oldum fakat iş temposunun köyde en az olduğu bir zamandı. Çay hasatı bitmişti. Fındık zamanına daha çok vardı. Yorgunluğu bahane edecek bir neden yoktu ortada. Tam bu sırada biz eve doğru yürürken yanımızdan bir araba geçti. Sonra babam sorularıma cevap vermeye başladı. İnsanları anlamakta zorluk çekiyorum dedi. Az önce yanımızdan geçen arabada olanlar Regaip Kandilini başka bir camide idrak eden bir gurup mahalleliydi. Gazeno camisine gelmiyorlarmış. Başka camiye gidiyorlarmış. Dahası Cuma namazlarını da başka camilerde gidip kılıyorlarmış. Çok üzülmüştüm. Ama neden? Kime bu nispet?  Kendimize gelelim Müslümanlar. Ben küstüm bu camiye gelmem davranışları bir Müslüman’a yakışmaz. Pire için yorgan yakılmaz beyler. Camiler kişilere endeksli değildir. Camiler ALLAH’ın evidir. Kendimize gelelim. Bu ibadethaneleri yaparken gösterdiğimiz cömertliği ne yazık ki içini doldurmakta göstermiyoruz beni üzen bu işte.

         Babam anlatmaya devam ediyor. Bu cami yapılırken babam altı yaşındaymış. Dedelerimiz derelerdeki göllerden kum çıkarırken pantolonlarını çıkarıp çizgili pijamalarını dizlerine kadar çekerlermiş ve küreklerle kum yığınları yaparlarmış. Bu kum yığınları taşınarak Gazeno camisinin inşasına başlanmış. Ben dedemi böyle hatırlıyorum diyordu babam. Ve ardından babam, rahmetli Şaban (dayı) AKYOL (dükkâncı) un bir hatırasını anlatıyor. Derelerden çıkarılan kum tepecikleri çoğalınca rahmetli Şaban dayı Kazalah yolunun girişinde beklermiş. Kofin ile yaprak yapmaya gidenlerin kofinlarını alıp tarlaya atarmış ve onları geri çevirirmiş. Kum taşımaya yollarmış. Böyle yapıldı bu camiler. Eğer içiniz el veriyorsa gelmemeye devam edin. Böyle bir inanış şekli yok. Kendi mahallemizin camisine sahip çıkmaz isek korkarım ki Bozdağ camii birkaç nesil sonra adını “Issız Cuma Camii” olarak değiştirecek.

         Kalın sağlıcakla ıssız mahallenin ıssız insanları...



    Yeyüzünde böbürlenerek dolaşma.
    Çünkü sen (ağırlık veazametinle) ne yeri yarabilir nede dağlarla ululuk yarışına girebilirsin.

    Recep Ali Düzenli 'nin Mesajlarını Beğenen Kullanıcılar: ebruçobanoğlu (13 Aralık 2011 - 16:26)
    • İncir Ağacındaki Adam
    • Süper Moderatör
    • *
    • İleti: 1.674
    • Cinsiyet: Bay
    • 99 Mesajı Toplam
      139 Kere Beğenildi
    • GSM: 05079310977
    ISSIZ...
    « Yanıtla #1: 19 Haziran 2010 - 13:25 »
  • Yayınlama
  • Recep abi, ıssızlık almış başını gitmiş. Artık kandil gecelerinde televizyon programları bile yarıştırılır olmuş. Kandil  gecesi, kandil programlarıyla Aşk-ı Memnu dizisi kapışmış. Gecenin galibi ise Aşk-ı Memnu olmuş. Yani gökyüzünden dökülenler, ıssızlığın gözyaşları...



    Bir nefeslik duamla müebbetimi seçtim / Manam ukbâya açık, maddiyatı es geçtim (Hekim)

    • Adnan Düzenli
    • Aktif Visirli
    • *
    • İleti: 50
    • Cinsiyet: Bay
    • 6 Mesajı Toplam
      7 Kere Beğenildi
    ISSIZ...
    « Yanıtla #2: 21 Ağustos 2010 - 21:50 »
  • Yayınlama
  • eline sağlık recep hoca.Ahir zamanda yaşıyoruz.ALLAHIM ömrümüzün en hayırlı kısmını son kısmı olarak nasıp et.babana selamlar.



     


    Facebook Yorumları

             
    Twittear