UMUDUMU KAYBETTİM, HÜKÜMSÜZDÜR... - Gülen Köyü Resmi Web Sitesi...

Gönderen Konu: UMUDUMU KAYBETTİM, HÜKÜMSÜZDÜR...  (Okunma sayısı 4852 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

  • Nilgün Aktürk
  • Moderatör
  • *
  • İleti: 441
  • Cinsiyet: Bayan
  • 28 Mesajı Toplam
    41 Kere Beğenildi
     NİLGÜN AKTÜRK
     mahfi_e@mynet.com
     21 Mart 2008 Cuma

     UMUDUMU KAYBETTİM, HÜKÜMSÜZDÜR...

     Umut,sığınma yolunun başlangıcıdır diye kalmış aklımda bir yerlerden.Umut,bizden kimsenin alamayacağı,içimizde saklı olandır…

     Severim umut etmeyi…Her şey güzel olacak demeyi…

     Ama bazen,bazı durumlarda yok olur ortalıktan umudum,nereye baksam bulamam onu,en ücra yerlere bile bakarım ama yoktur,simsiyahtır o zaman her şey.Hiç birşey düzelmeyecek,daha güzel olmayacaktır…niyedir bunca çaba,hali hasıl olur üzerime…

     Ne zaman,hangi durumlarda kaybolur umudum?

     Rabbimiz bizi yok iken var etmekle kalmadı,kainatı,şu muhteşemlikte,şu mizanda yarattı. Minicik tohumların içine sırlarını koydu,aynı topraktan beslendikleri halde-aklımın hiç almadığı bir biçimde-farklı farklı nimetleri de ücretsiz,herkese yetecek kadar,hatta fazlasıyla hizmetimize sundu.Ama bugün yetmiyor,çünkü,nefsi doyumsuz insanlar,bencillikleriyle,şiar edindikleri ‘bana bana hep bana’ felsefesiyle,öyle bir bozdular ki kainatın dengesini...Zengin-fakir arasındaki mesafe öyle arttı ki…2007 de BM’in yaptığı bir araştırmaya göre dünyada 854 milyon insan aç.Yani her 7 kişiden biri açlıkla baş etmek zorunda kaldı…

     Öyle hor kullandık ki dünyayı küresel ısınma adında dilimize doladığımız,ama ne olduğu,neden olduğu,nelere mal olacağı,nasıl önleneceği hakkında pek de fikir sahibi olmadığımız bir olguyu soktuk hayatımıza.Buzullar eriyecek-miş,kuraklık olacak-mış,ormanlar yanacak,seller basacak-mış…hep miş li geçmiş zamanda masallar dinler gibi dinledik.Oysa dünyanın bir çok yerinde biz kulaklarımızı tıkasak,gözlerimizi kapasak da,bu sebepten savaşlar oluyor.Mesela Darfur’da kuraklık yüzünden insanlar göç etmek zorunda kalıyor ve göç edenler yerleşik halkların yaşadıkları yerlere nüfuz etmek istedikleri için çatışmalar çıkıyor…Bangladeş’te dengesi bozulan iklimler yüzünden sel felaketleri oluyor…insanlar aç,sefil,evsiz…

     Yazın ülkemizin de bazı bölgelerinde yaşanmasıyla susuzluğun,ne kadar büyük bir eziyet olduğunu tecrübe ettik.Bu yaz da aynı sorunlar,artarak bekleniyor.Bunun yanında Burdur ve Isparta’da sıcaklığın 40 derecelere çıkacağı öngörülüyor.Bu da buğday üretiminde kısıtlanma olacağının,yani ekmekte ciddi zamların habercisi…

     ABD çeşitli bahanelerle ve aslında malum petrol kaynaklarının kontrolü için Irak’ı 5 yıldır işgal ediyor,sözde Saddam’ın diktatörlüğünden kurtarılan Irak halkı,bugün menfaatleri uğruna zenginlik peşinde koşan,eli silah tutan yüzlerce Saddam’la mücadele etmek durumunda…son rakamlara göre bu savaşın dünya ekonomisine maliyeti 6 trilyon dolar!!!Zannediyorum bu kaynak,dünyanın sorunları için ayrılsaydı,açlık,kıtlık…gibi meselelerden bahsediyor olmazdık.Bu rakamla doyurulacak,ev-bark sahibi edindirilecek,sağlık hizmeti alabilecek insanları düşünebiliyor musunuz?

     Yokmuş gibi davranıyoruz,ama Filistin’de bombalar masum insanların üzerinde,yüreklerinde patlıyor…

     Bunları düşündüğümde,neden bilmem,ironiden herhalde,hep Hollywood aktrisleri,aktörleri,ünlü sanatçılar,şaşaalı yaşamları,binlerce dolarlık-bir kereden fazla giyilmesi ayıp olan-kıyafetleri,elinde pembe kıyafet giydirilmiş köpeğiyle poz veren Paris Hiltonlar,açlıkla savaşanlara mukabil açlıkla bedenlerine zulmeden modeller…görkemli geceler,kırmızı halılar,partiler,uyuşturucu-alkol bağımlılığından rehabilitasyonda yatmanın dahi moda olduğu o acayip dünyalar uçuşuyor kafamda.

     Kızma,kınama değil içimdeki duygunun adı,içimdeki duygu merhametle üzüntünün karışımı onlara karşı…

     Elimi uzatmak,bir şeyler yapmak,O’nun varlığından habersiz bir hayata gözlerini açmış tüm insanlara O’nu anlatabilmek istiyorum…ama Dünyanın kocamanlığı çarpıyor yüzüme.Kendimi çok ufalmış,nokta kadar hissediyorum…İşte ilk bu anlarda kaybediyorum yukarda bahsettiğim umudumu...Elimin ne kadar kısa olduğunu,ne kadar az faydam olabileceğini fark ettiğim anlarda yok oluyor umudum…

     Sonra o kadar çoğalıyor ki umudumu yitirme sebeplerim…

     Ne zaman iyiye,istikrara doğru bir gidiş olsa ciddi anlamda düğmeye basan mekanizmalar olması…

     Bitmeyen,bitemeyen,senelerdir 2 adım ileri,5 adım geri şeklinde seyreden türban konusu…

     Yıllardır halledilememiş kürt sorununun varlığı…Bu konuda somut hiçbir şey yapmadan sadece teorilerle,fikirlerle kalabalık yapanların;meselenin belki de o kadar stratejik adımlarla değil de,o insanların da rızasını alarak,sorunlarının çözümüne katkıda bulunarak,gönüllerine girmek suretiyle halledileceğine inanıp,somut adımlar atanlara tahammülsüzlüğü…

     Aynı ezber cümlelerin ardına sığınıp demokrasi,laiklik,özgürlük…gibi kavramlardan bahseden ama bunların dahi sadece kendi menfaatlerine dokunan kısımlarını benimseyenlerin varlığı…

     Değer yargılarımızın yozlaşması,esnedikçe esnemesi…içinde bulunduğumuz manevi erozyon…ki bunda baş sorumlunun televizyon olduğu kanaatindeyim.Bilgiye ulaşma aracı olması gereken televizyon birçoğu için vakti öldürme amacına hizmet ediyor.Farkına bile varamadan öyle esnetti ki bizi,o kadar sinsice uyguladı ki planını anlamadık bile.Gözümüz öyle bir alıştı ki harama,günaha sayesinde,artık haramla karşılaştığımızda ayırt edemez hale geldik.İdrak seviyemizi,çocuğunun sağlığı için 150.000 dolar karşılığı bir gece geçirmeyi makul görebilme seviyesine taşıdı…televizyon ve sebep oldukları,üzerinde sayfalar dolusu yazılabilecek apayrı bir konu…

     Bir çocuk dünyaya getirmenin,onu yetiştirmenin bilincinden haberi dahi olmadan dünyaya getirilen çocuklar da umutsuzluk kaynağı…Bana en cesur insan kimdir günümüzde denilse,çok rahat çocuk sahibi olanlar derim.Dünyanın en masum,en güzel varlıklarılar elbet…ama herkese verilmemesi gereken bir ehliyet bence.Bir yazısında M. Fethullah Gülen 2 konu için insana,yapabilir diploması verilmeden yapmamalı,bu konularda ciddi eğitmeli kendini,bilinçlenmeli ve öyle yapmalı diyordu,evlilik ve hac.Buna bir 3. yü eklemek gerekse çocuk derim…Çocuk yapmanın ehliyeti olmalı evet,nasıl ki bir arabayı dahi kullanabilmek için ehliyet gerekiyorsa,insan gibi komplike bir varlığı dünyaya getirmenin,onu yetiştirmenin de ehliyeti olmalı…Oysa ailelerin umarsızlığı,keyfiyeti…

     Müslüman olarak doğma şansına sahip bizlerin gün içinde karşılaştığım ya da yaptığım,temsile uygun olmayan,demek ki Müslümanlığı içselleşmemiş dedirten hallerimiz…

     Dün bir sohbette dinlediğim,kulağımda yankılanan Kur’an ı yetim bıraktık sözü…

     Fikirlerini tartışmayı beceremeyen,farklılıkları kabullenemeyenler…yanlış,eksik bildiği,hatta bazen hiç bilmediği halde,en doğruyu bildiğini zanneden ve bunda ısrar edenler…

     Gençlerden bahsedildiğinde geleceğimiz diyen ama ağzını açtıklarında sen ne anlarsın dur orda ile susturmaya çalışanlar…oysa bilsek iyice,şu hayatta,bakmasını bilene bırakalım genci,çocuğu,ufacık bir böcekte bile alınacak,öğrenilecek ne dersler var…

     Buna mukabil birazda buna sebebiyet veren,amacı,hedefi yanlış belirlenmiş,kıymeti giydiği elbiseyle,okuduğu okulla,bindiği arabayla,makamıyla,oturduğu evle kazanacağına  yürekten inanmış gençlik…

     Bilip de yapmadıklarım,eksik yaptıklarım…

     Söz verip tutmadıklarım,karar alıp uygulamadıklarım…

     Tamam aldım nasibimi,anladım yanlışlarımı dediğim noktada aynı yanlışları yapışlarım…yani bitmeyen,en büyük mücadele…kendimle,nefsimle olan,son nefese kadar sürecek olan savaşım…

     Ayrılıklarım,özlemlerim…hastalıklar,musibetler…iyi evlat,iyi abla,iyi dost,iyi çalışan,iyi…iyi…her şeyin iyisi olma  ve hepsinden zoru iyi kul olma çabası…bu yolda tökezlemeler…

     Bütün bunları ardı ardına yazınca kaçan umuduma Nasreddin hoca misali sen de haklısın diyesim geliyor.Tabi ki hepsiyle bir anda yüzleşmiyorum.Ama hepimizin gün içinde farklı zamanlarda,anlık da olsa karşılaştığı gerçekler…en büyüğünden,en küçüğüne,en toplumsalından,en bireyseline hangisiyle karşılaşsam umudum kaçıyor,saklanıyor bir bucağa…arıyorum,tarıyorum…yok…

     İşte ne zaman böyle olsa,ne zaman kaybetsem umudumu onu nerde bulacağımı çok iyi biliyorum artık…

     Ne mutlu bana ki…

     Mevlid kandili akşamında yaptığım bir keşif oldu bu.Yatsı namazını iskenderpaşa camiinde cemaatle kılacaktık,kandil olduğu için normalden kalabalıktı.Namazdan önce dua etti hoca,Efendimiz(sav)den başladı,diğer peygamberlerimizden,sahabelerden,mübarek zatlara,şehitlere,Müslümanlara,Müslüman olmayanlara,Irak’ta,Filistin’de savaşa maruz kalanlardan,askerlerimize,vefat etmiş yakınlarımıza, orda olanlardan,olmayanlara kadar öyle geniş,kuşatıcı bir duaydı…

     Sonra namaza durduk cemaatle,öyle büyüleyici bir andı ki,birbirinden o kadar farklı onca insan,hiçbir dünyevi menfaat gözetmeksizin,aynı anda ALLAH u ekber deyip secde etti,biz eksiğiz Sen tamsın dedi,tahiyyat ile bütün alemi kucaklayan selamlar verdi,ve namazdan sonra el açtılar Rablerine…yardımlar dilediler Efendilerinden…tam o anlardan biriydi,secdeye gidiyorduk,o an buldum umudumu…dünyanın başka başka yerlerinde,tanımadığım,dilini bile bilmediğim milyonlarca insanla aynı Yaradan’ın adıyla,aynı Kabe’yi kıble ederek,O’na secde ettiğimiz o an…

     dedim içimden…

     ALLAH’ım affet,benim umutsuz olma hakkım yok,Sana secde ettikçe,el açtıkça birileri,ben umudumu muhafazayla yükümlüyüm…Sana secde edildikçe…birilerinin istediği kadar büyük ülkeleri,maddi güçleri olsun,dilediklerince savaş,kaos çıkarsınlar…sular,seller bassın…saatlerce çıkıp televizyona konuşsun başkaları…gaflette olsun insanlar…davalar uçuşsun havada,susturulsun diller,kapatılsın partiler… kim ne yaparsa yapsın,her ne olursa olsun…Sen varsın ya,Sana inananlar var ya… Sana el açıyoruz ya…Sen bizi yolda bırakmaz,nurunu tamamlarsın…

     İşte orda,o an çıktı saklandığı yerden umudum,dile geldi,

     -haklısın dedi bana,

     ve dedi:

     -Ne zaman yitirsen beni,gel burada,O’nda ara…

     Ne zaman kaybedecek gibi olsam umudumu artık cemaat namazlarında aramaya karar verdim,eminim orda bulacağımdan.

     Bu yazının nacizane tavsiyesi de bu:hastalığınız umudunuzu yitirmek olursa zaman zaman,1 doz cemaat namazı her derde deva.

     Bunu bütün vicdanlar tatmalı.

     Bütün vicdanlara tattırmalı…

     Kendi vicdanımıza da unutturmamalı…

     İçimizdeki umut hazinesinin tükenmemesi duası ve saygılarımla…



ALLAH'ın ihsan ettiğine mani olacak yoktur,O'nun mani olduğunu da lütfedecek yoktur.

  • Administrator
  • *
  • İleti: 2.567
  • Cinsiyet: Bay
  • "Edeb Ya Hu"
  • 389 Mesajı Toplam
    575 Kere Beğenildi
    • Forma Yaptırma Sipariş
  • Kan Grubu: Seçmediniz
      Nilgün yazın çok faydalı .
 
      İnşALLAH boş yazılar ,espiriler, gereksiz paylaşımlar yerine böyle bir yazı kayda değer bulunur ve buna mesaj yazarlar duygularını aktarırlar.Yazılarının daim kaleminin dirayetli olması dileğimle.Saygılarımla...
 
      
   

Biz Gerçek Bir Aileyiz, Laf Olsun Diye Burda Değiliz...

  • P h o e n i X
  • Aktif Visirli
  • *
  • İleti: 3.158
  • Cinsiyet: Bayan
  • Quae nocent docent!...
  • 184 Mesajı Toplam
    253 Kere Beğenildi
Umudum kayıp sandım, öylece kalakaldım
Belki bulurum diye, sessiz secdeye vardım

El açtım ALLAH'ıma, gör beni ey nigehban
Beni ümitsiz koyma ALLAH’ım el aman

Senden başka kapı yok, dayanak yok bilirim
Ey yüceler yücesi, kapındaki biçare benim.

Sensin bana gerçek yâr ve nigehban
Ey güzeller güzeli, el aman, el aman

Lema

You Laugh At Me For Being Different...

I Laugh At You For Being The Same..


 
لاَۤ اِلٰهَ اِلاَّ اللهُ
ALLAH birdir. Başka şeylere müracaat edip yorulma, onlara tezellül edip minnet... çekme, onlara temelluk edip boyun eğme, onların arkasına düşüp zahmet çekme, onlardan korkup titreme. Çünki Sultan-ı Kâinat birdir, herşey'in anahtarı onun yanında, her şey'in dizgini onun elindedir; herşey onun emriyle halledilir. Onu bulsan, her matlubunu buldun; hadsiz minnetlerden, korkulardan kurtuldun."


 


Facebook Yorumları

         
Twittear