TAAHHÜT EDİYOR MUSUNUZ? - Gülen Köyü Resmi Web Sitesi...

Gönderen Konu: TAAHHÜT EDİYOR MUSUNUZ?  (Okunma sayısı 1828 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

  • İncir Ağacındaki Adam
  • Süper Moderatör
  • *
  • İleti: 1.674
  • Cinsiyet: Bay
  • 99 Mesajı Toplam
    139 Kere Beğenildi
  • GSM: 05079310977
TAAHHÜT EDİYOR MUSUNUZ?
« Topic Start: 01 Haziran 2010 - 17:13 »
  • Yayınlama
  •      MUSTAFA YILMAZ
         mustafa-yilmazzz@hotmail.com
         26 Kasım 2008 Çarşamba

         TAAHHÜT EDİYOR MUSUNUZ?

         Cumhuriyet Halk partisinin Sultangazi ilçesinde çarşaflı bayanlara parti rozeti takmasıyla başlayan tartışma gün  geçtikçe farklı boyutlara ulaşıyor.Kimi kesim Cumhuriyet Halk Partisinin yaptığı bu hamleyi olumlu görürken kimi kesim ise bunu bir seçim malzemesi olarak görmekte ve CHP’nin takiyye yaptığını söylemekteler..Bizim de  bu kertede serinkanlı bir şekilde düşünmemiz gerekiyor diye düşünüyorum.Gel gör ki şahsım adına ne kadar hüsnü zan duyguları beslemeye çalışsam da zorlandığımı itiraf edeyim.
     
            Daha düne kadar bırakın çarşafı, türbanı bile ithal giyim ürünü olarak değerlendiren,türbanın Kuran’da yer almadığını  bas bağıran bir partinin  kapalı giyimli bayanlara kucak açmasının sebepleri ne olabilir diye sorgulama da etmeden duramıyor insan.Sizin içinizi fitne bürümüş diyebilirisiniz ama hani derler ya yaptıklarım yapacaklarımın garantisidir;işte bu sözden dolayı  Cumhuriyet Halk partisinin kucaklayıcı tavrını çok da samimi bulamıyorum. .Gazetemi elime alıyorum ve CHP’nini her seçim öncesi bir paket açılımı yaptığını okuyorum:
     
            1999 yılı seçimlerinden önce yayınlanılan Kürt raporuyla Kürt raporu güncelleniyor ve Kürtçe için üniversitede enstitü kurulması  talep ediliyor.2002 seçimlerinde meydanlarda Anadolu solu söylemi cirit atıyor.2007 yılına geldiğimizde ise sağa açılım gözleniyor.Partiye sağ partilerde siyaset yapan İlhan Kesici,Lütfullah Kayalar ve Yaşar Okuyan gibi isimler transfer ediliyor.Bunun yanında Trabzon ve Yozgat’ta baş örtüsü dağıtılıyor.Bugün ise 2009 seçimlerine az bir zaman kala karşımızda yine bir açılım duruyor.O da baş örtüsü açılımı.Hatta çarşaf açılımı… (Zaman,25.11.2008)
     
            İkna Maratonu

            Partilerin geçmişine bakarak acaba burda yanlış mı yapıyoruz diyerek  bazı konularda kararlar alması normaldir.Hatta olması bile gerekir.Aldıkları kararlara parti içinden itiraz edenler de olabilir ama bu zamana kadar gerçeği hiç görmeyen –görmek istemeyen-lerin bulunduğu bir ortamda önünüze çeşitli engeller çıkarılabilir,çıkarılacaktır da..Bu konuda Deniz Baykala önemli görevler  düşüyor.İlk önce bu açılıma kendisi bağlı kalmalı.Çarşaflı bayanların da ülke insanı olduğuna ikna olmalı,giyimlerinden dolayı onları dışlamanın mantıksız olduğuna ikna olmalı,oy verileceği zaman benim partime oy ver ama okumak istediğin zaman kapalı kıyafet ile üniversiteye gidemezsin demenin cahil kandırmacası olduğuna ikna olmalı.
     
            Deniz Baykal birinci aşamayı aşmış gözüküyor.İstanbul Üniversitesindeki baş örtülü kızlara baş örtülerini çıkarmaları için ikna odaları kuran Nur Serter bile bu açılıma destek verdiğine göre Sayın Baykal’ın ikna kabiliyeti oldukça yüksek gözüküyor.Gel gör ki hala daha partisi içinde bu açılıma ikna olmayanlar var.Bunların başında ise Prof. Necla Arat geliyor.
     
            Akşam gazetesinde Nagehan Alçı’ya verdiği röportajda(Akşam,24.11.2008) Deniz Baykalın daha önceki söylemlerinin dışına çıkarak zikrettiği:İnsanları kılık kıyafetlerine göre değerlendirmiyoruz,değerlendiremeyiz sözüne karşılık Necla Arat, çarşafın siyasi bir simge olduğu konusunda ısrarını sürdürüyor.Anlaşılan Deniz Baykal’ın işi hayli zor.Şurda seçimlere kısa bir zaman kalmışken halkı bu konuda ikna etmesi gerekirken parti içinde ise yoğun mesai sarfetmesi gerekiyor.Parti Genel Merkezine mescit açılsınmı açılmasın mı tartışmaları süredursun Deniz Baykalın kendi partilileri için bir ikna odası kurmayı notlarının arasına almasında fayda var.

            Yalnız Necla Arat, ikna olacak gibi değil.Yani Nur Serter gibi  kolay değil.Öyleki röportajında “Beni kimse çarşafın siyasal bir simge olmadığına ikna edemez. Gelenekten geliyor deniyor. Çarşaflı oranı yüzde 3. Yüzde 97 geleneğe aldırış etmiyor mu yani? Çarşaf şeriatın simgesi. Bizim başörtülü çok üyemiz var. Buna itirazımız yok. İtirazımız çarşafın simgelediği düşünceye. Cumhuriyetin kadın imajı ile uyumlu değil.”

            Necla Arat, röportajın ilerleyen bölümlerinde ise çarşaflıların samimiyetini bile sorguluyor. “Ben bu çarşaflı bayanların CHP’nin ilkelerine bağlı olduklarına ve Atatürk’ü sevdiklerine nasıl ikna olayım?”diyecek kadar çarşafa karşı çıkan biri.
     
            Samimiyeti Halk Sorgular
     
            Prof. Necla Arat’ın bu samimiyet sorulamasına karşın kendi partisinin açılımıyla ne kadar tezat düştüğünü görebiliyor mu bilmiyorum.Necla Arat unutmamalı ki halka karşı bir samimiyet sorgulaması yapılamaz ve samimiyet sorgulaması yapacak biri varsa o da halktır.Demokrasiyi sindiremediğinizi bu kadar belli etmeyin.

            Ayrıca Necla Arat çarşaf açılımının partilerine oy kaybettireceğini düşünüyor.Ben ise öyle düşünmüyordum sizi dinleyene kadar.İçimden diyordum ki belki bu sefer samimi olabilirler.Hatta ne olur samimi davranın dedim içimden.Bu açılımınız seçim malzemesi  olarak kalmasın.Seçimden sonraki dönemlerde de örtülüleri kucaklayın,onları dışlamayın ve yaftalamayı bırakın.Örtüyü sadece dini inançları gereği taktıklarını anlayın artık dedim.Lakin Hüseyin Gülerce gibi olamayacağım kusura bakmayın.
     
            “Siyaseti, siyasî duruşları ideolojik körlüklerden, mahalle baskılarından, "bizimkiler-ötekiler" ayırımlarından kurtarmalıyız. Demokrasi için ilkeli siyaseti benimsemeliyiz. Partilerimiz, Türkiye'yi demokratikleştirmede yarışsınlar. Partilerimiz halkımızı refah, kalkınmışlık ve huzurla buluşturmada yarışsınlar... Partilerimiz hukukun üstünlüğünde ve herkesin hesap verebilmesinde el ele tutuşsunlar. Özgürlüklerin genişletilmesinde, evrensel insanî değerlerde buluşmada anlaşsınlar... Biz de programlarına, bunları nasıl başaracaklarına ve kadrolarına bakalım. Layık olanı tercih edelim. İyi olan kazansın... Mütedeyyin insanlar, sırf kendileri gibi mütedeyyin oldukları için belli partilere oy vermeye mahkûm olmasınlar. Başörtülü üniversiteliler de CHP'ye oy verebilsin. Helali hoş olsun. Yukarıda saydıklarımı yapsın, kadrolarına bakayım, samimiyetini göreyim, eğer daha iyi ise elim zor gitse de, ben de CHP'ye oy vermeyi taahhüt ediyorum. “(Zaman,20.11.2008)
     
            Ben de bu taahhüdü yapmak istiyorum ama yapamıyorum...



    Bir nefeslik duamla müebbetimi seçtim / Manam ukbâya açık, maddiyatı es geçtim (Hekim)


     


    Facebook Yorumları

             
    Twittear