KUR'AN VE SİYASET - Gülen Köyü Resmi Web Sitesi...

Gönderen Konu: KUR'AN VE SİYASET  (Okunma sayısı 1543 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

  • Moderatör
  • *
  • İleti: 204
  • Cinsiyet: Bay
  • ÜLKESİNE SEVDALILAR
  • 33 Mesajı Toplam
    49 Kere Beğenildi
  • GSM: 0533 450 50 86
KUR'AN VE SİYASET
« Topic Start: 17 Mart 2015 - 10:10 »
  • Yayınlama

  •      AHMET YAKUPHAN
         ahmetyakuphan@hotmail.com
         17 Mart 2015 Salı

         KUR'AN VE SİYASET 
       
         Öncelikle kendimizi tanımalıyız.
         Biz neyiz ve niçin yaratıldık?

         Kur’an nedir? Kur’an ı nasıl anlamalıyız?

    Kar’an ilahi bir kitap mi yoksa birileri tarafından yazılan bir kitap mi? Eğer birileri tarafın dan yazılmış ise, bu kitaba bugün bir buçuk milyar insan inanıyor,  1400 küsur yıldır bir harfi değişmemiş ve on binlerce insan bu kitabi kafasında ezber tutuyor. Bana dünyanın en ünlü yazarını gösterin 100 sayfalık bir kitap yazsın bu kitaba 100 kişi inansın ve bu kitabi 10 kişi ezberinde tutsun. Olur mu ne dersiniz? Bu mümkün olmayacağına göre Kur’an ın ilahi bir kitap olduğu ortaya çıkmaktadır. O zaman ALLAH(cc) Kur’an ı nasıl tanıtıyor?

         Ayetlerle KUR’AN

         Bu Kur’an bizim indirdiğimiz çok mübarek bir kitaptır.(En’am-155)
         Bu Kur’an ancak bütün insanlar için ilahi bir öğüt ve uyarıdır.(Yusuf-104)
         Sana bu kitabi, iman edeceklere bir hidayet ve bir rahmet olsun diye indirdik.(Nahl-64)
         Bu Kur’an, müjde verici, uyarıcı ve korkutucu olarak gönderildi. (Fussilat-4)
         Bu Kur’an, insanlar için bir ışık ve kesin olarak bir kavim için yol gösterici ve rahmettir.(Casiye-20)
         And olsun bu Kur’an da insanlar için iyi düşünsünler diye her çeşit misali verdik.(Zümer-27)

         Kur’an ın ne olduğu ayetlerle net bir şekilde açıklanıyor. Ancak Kur’an ı biz nasıl anlayacağız? İş burada düğümleniyor. Kur’an sadece ibadet ve ahlak kitabı mıdır? Yoksa Kur’an; ibadet, ahlak, eğitim, iktisat, yönetim, hukuk ve adaletle ilgili bir kitap mıdır? Kur’an ın karışmadığı bir şey var mı? Kur’an insanın 24 saatini düzenleyen bir sistemin anayasasıdır. Bir bardak suyu nasıl içeceksin, yatağa nasıl yatacaksın, tuvalete nasıl girip nasıl çıkacaksın, 3 kişi olunca birini nasıl başkan seçeceksin, emanetleri kime vereceksin, insanları nasıl yöneteceksin ve kimlere itaat edeceksin bunları açık açık belirtmektedir. 

         ALLAH, size emanetleri mutlaka ehline vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emrediyor.(Nisa-58)

         Ey iman edenler! ALLAH’a itaat edin, Peygambere itaat edin ve sizden olan emir sahiplerine itaat edin. Herhangi bir hususta anlaşmazlığa düştüğünüz zaman, ALLAH’a ve ahret gününe gerçekten inanıyorsanız, onu ALLAH ve Resulüne arz edin.(Nisa-59)

         Kısacası Kur’an, Müslüman’ın her şeyine karışıyor. Her saniyesi ile bağlantılıdır. Yani Kur’an, sadece cami içinde geçerli bir kitap değildir.

         Peki, siyaset ne?

         Siyaset de insanları yönetme sanatıdır.  Adaletin hak ve hukukun yerli yerine oturtulmasıdır.  Peki, bu hangi ölçülerle olacak? Ve bu işi kim yapacak?

         Evet, bu işi Hasan yapacak, Hasan yapmazsa Hans’ın nasıl yaptığını görüyoruz. ALLAH da yönetme işini Hasan’a yüklüyor. Hasan da ben bu işi yapmam, bu işler beni aşar, siyasetten ALLAH’ sığınırım, Gökten Cebrail inse ona oy vermem ve biz siyasetin üstündeyiz derse, Peygamberin ümmeti olabilir mi? Peygamberin yaptığı işlerden kaçmış olmaz mı?
    Siyasetin karışmadığı alan var mıdır? Tabii ki olamaz. Siyasette boşluk olmaz olacak olursa onu birileri doldurur. Belediyeler tuvaletlerin nasıl hijyenik olacağını, imar da nerelerin ne olacağını, ihalelerin nasıl yapılacağını ve hangi kurallarla memleketin yönetileceğini siyaset belirler.
    Buraya kadar bir sıkıntı olacağını zannetmiyorum.

         Evet, insan hayatında Kur’an da boşluk bırakmıyor, siyaset de.
         E nasıl olacak? Evet, nasıl olacak da Müslüman hareket edecek?

         Müslüman, siyasetin dışında kalabilir mi? Veya Kur’an sız yaşayabilir mi? Elbette ki cevapları hayırdır. İkisi de olması gerekiyor. O zaman Müslüman siyasetinin pusulasını Kur’an a ayarlamak zorunda değil midir? Müslüman olduğunu iddia ediyorsa eğer. Yok zamanımın bir kısmını Kur’an a bir kısmını da günümüz politikalarına göre ayarlamak durumundayım, küresel hukuka uymak zorundayız, dünya milletlerinden ayrı mı yaşayalım, yoksa işleri götüremiyoruz derse bir Müslüman ne olur? İşte dananın kuyruğu burada kopuyor. O zaman da Müslüman, Mekke dönemindeki sahabelere ve Peygamberimize devlet başkanlığı konusun da yapılan teklife ve verilen cevaba bakmak zorundadır. 

         Elin oğlu 10 yılda memleketin bütün kurallarını değiştirdi. Bir bakın 1923 ile 1933 yılları arasına. Peygamberimiz dünyanın en vahşi toplumunu 23 yılda en güzel toplumuna çevirdi. Bizim toplumumuz değişmeyecek bir toplum mudur? Değişmek için 23 yıl yeter mi? Bu gidişle düzeleceğine inanıyor musunuz?   

         Değiştirmek için, önce kendin Kur’an a ayarlı olacaksın sonra da memleketin pusulasını Kur’an a doğru çevireceksin. Gün geçtikçe günah kapılarını azaltacak ve günah işleyenlerin sayısını azaltacaksın. Eğer dindar nesil istiyorsan. Yok dindar nesil deyip bu politikalarla devam edersen dini dar nesil yetiştirirsin. Onu da bugün kü gençlikte görüyoruz. Bundan kurtulmak istiyorsan seni başkaları kumanda etmeyecek. Hele de gayri Müslimler hiç etmeyecek. Sen de onlara uymayacaksın ki işleri düzeltesin. 
     
         Ey iman edenler! Kendilerine kitap verilenlerden her hangi bir guruba uyarsanız, imanınızdan sonra sizi döndürüp kâfir yaparlar. (Al-i İmran-100)

         Ey iman edenler! sizden önce kendilerine kitap verilenlerden, dininizi alay ve oyun konusu edinenleri ve kâfirleri dost edinmeyin. ALLAH’tan korkun eğer müminler iseniz.(Maide-57)
    Müminleri bırakıp ta kâfirleri dost edinenler, onların yanında izzet, güç ve şeref arayanlar bilsinler ki bütün izzet ALLAH’a aittir.(Nisa-139)

         (Avrupa Topluluğu peşinde koşanlar ve onunla ilgili bakanlığı olanlara ithaf olunur)

         Ey iman edenler, eğer kâfirlere itaat edecek olursanız sizi tersine çevirirler de öyle bir değişikliğe uğrarsınız ki büsbütün hüsranda kalırsınız.(Al-i İmran-149)

         Bugün bu toplum sanki oraya doğru gidiyor. Yaşantı onu gösteriyor. Yönetimde de Hıristiyanlıkla ilgili bakanın olacak ama İslam birliği ile ilgili bakanın olmayacak. B.O.P. diye bir belanın başkanı olacaksın ama İslam birliği ile ilgili bir çalışma yapmayacaksın. Hem bu bakanın ne iş yapar? Avrupa’ya turistik gezi mi yapar yoksa oradaki toplantılara katılıp ülkede ki değiştirilmesi gereken kanunları mı alıp getirir. Ne yapar çok merak ediyorum. Bir Müslüman C.F.R. toplantılarına niçin katılır. Gerçekten çok merak ediyorum. Bilen varsa açıklasın. Başkaları bize ayar vermemeli. Başkalarının verdiği ayar bizim milli duruşumuzu bozar. Ayetler de ona vurgu yapıyor. Öyle olduğu için de her geçen gün toplum olarak ahlaken kötüye gidiyoruz. Müslüman, yönetici kişinin sadece namazına- orucuna bakmamalı, asıl gittiği yola, döndüğü yöne ve kimlerle beraber hareket ettiğine bakmalıdır. İbadetler yapılmalıdır ancak onlar sadece kurtarıcı sebebi değildir. Bir insan ALLAH’ın dostları ile hareket etmez, ümmetin birliği için çalışmaz ise istediği kadar ibadet etsin kurtuluşa eremez.  Kur’an daki helak edilen kavimler bunların örneğidir. Onun için biz, ne kadar kusurlu olursa olsun Müslümanlarla birlikte olacak ve Kur’an a sarılacağız. KAĞURLARDAN MEDET UMMAYACAĞIZ.   

         Siyasetimizi Kur’an a ayarlamadan, dost olarak Müslümanlarla olmadan kurtuluş yoktur.
    Çünkü kurtuluş İSLAMDADIR. Başka kurtuluş yolu arayanlar gaflette olanlar ve sapıklardır.

         Sevgi ve selamlarımla...





     


    Facebook Yorumları

             
    Twittear