BAŞINI KUMA GÖMMEK ya da... - Gülen Köyü Resmi Web Sitesi...

Gönderen Konu: BAŞINI KUMA GÖMMEK ya da...  (Okunma sayısı 2600 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

  • Nilgün Aktürk
  • Moderatör
  • *
  • İleti: 441
  • Cinsiyet: Bayan
  • 28 Mesajı Toplam
    41 Kere Beğenildi
BAŞINI KUMA GÖMMEK ya da...
« Topic Start: 22 Şubat 2008 - 22:21 »
  • Yayınlama
  •      NİLGÜN AKTÜRK
         mahfi_e@mynet.com
         22 Şubat 2008 Cuma

         BAŞINI KUMA GÖMMEK ya da...

         5 günlük -haber dahil- televizyon izlememe ve -zaman hariç-gazeteleri takip etmeme orucumu bu akşam itibariyle bozmuş bulunmaktayım.Televizyonu açtım,girizgahı harekat haberleriyle yaptım.Devamında okuduğum gazete başlıklarından seçmeler:

         Çete polisleri bile maaşa bağlamış,Önce yumruk attı sonra çantasıyla alnıma vurdu,Yök-rektör kavgası yargıya gidiyor,Darboğaz var acil önlem alın,Krizin zaten içindeyiz neyi kapıda,Baklava arası eroin servisi,İş makinesinin altında kaldı,Katil kiracı yakalandı,Öfkeli teyze yeğeni ve eniştesini öldürdü,Moskova’dan açıklama:Kosova için güç kullanabiliriz,Şov devam etmeli,En cesur pozlar,Ötenazi istiyorum,Arkadaşının oğluna cinsel istismar,Her 100 eğitimciden 93 ü borçla yaşıyor,Gül’den türban düzenlemesine onay…hayli uzatılabilir.

         Hiçbir kaybımın olmadığını fark etmemek imkansız.Okuduğumuz,dinlediğimiz,gördüğümüz her ayrıntıyı devamında unutsa da,belleğine alan hafızalara sahibiz.Neden diye sordum kendime,neden gündemi bilmek ihtiyacı hissediyorum?Neden bu merak duygusu?Neden günlerce işkence gibi başımdaki örtü hakkında her önüne gelenin beyan ettiği fikirlerle,kendimi uzaydan gelmiş gibi hissetmeme izin veriyorum?Neden,kim kimi neden bıçakladı bilmeliyim?Hangi ünlü kiminle,bilsem ne fayda?Neden dupduru bir şekilde bana verilen hafızayı bunca kirletme azmim?

         Kontrolsüz bir dünyada değiştiremediğimiz gerçekler ve biz.

         Tümden gelerek tahlile çalışınca;yani;dünyanın halinden başlayıp,Türkiye’nin hali,oradan canlıların hali,insanlığın hali,gençliğin hali,ailelerimizin hali ve mikro derecede şahıslarımızın hali şeklinde canlandırınca  zihnimde,tabloyu çok iç açıcı bulamıyorum ben.Nefes almak güçleşiyor,hepsi üstüme üstüme yürüyor sanki.Nasıl bakarsan,öyle görürsün sözünün doğruluğunu baz alırsak,sorunun bende olması da muhtemel tabi.Ama aynı tabloyu gördüğümüzü varsayarak devam ediyorum.Tümden gelerek gördüğüm bu tablonun,tüme vararak çözüleceği kanaatindeyim.Yani şahıslarımızdan başlayarak,ailelerimize,yaşadığımız çevreye,şehre,ülkeye ve dünyaya vararak.

         Kendi içinde huzuru bulamamış bireylerin huzurlu bir toplum oluşturmasını bekliyoruz hep.Kendi sorunlarımızdan kaçıyor,kendi sesimizi susturuyoruz.Çocukluğumuzda yakantop oynar gibiyiz,memnun olmadığımız en ufak bir durumda sende deyip atıyoruz topu.Nasılsa top atacak değişkenler o kadar çok ki.Top annemde,babamda,kardeşimde,bazen yaşadığım şehirde,okuduğum okulda,beni yönetenlerde…huzursuzlukların sebebi hep başkaları…Aslında her şey o kadar basit ve biz üstün çabalarımızla o kadar zorlaştırıyoruz ki güzel bir yaşam sürmeyi.Neden huzursuzuz?Ruhumuzun hangi sesine kapatıyoruz kulaklarımızı?

         Yaradan aslında bütün bitmeyen,sonu gelmeyen sorularımızı içinde barındırdığı bir Kitap göndermiş bize.Okuyun demiş.İdrakte zorlanırsanız Elçi’sini de gönderdim,O’nu dinleyin demiş.

         Kainat yaratıldığından beri ne müthiş,akıl almaz değişimler geçirdi.Bilim,teknoloji,yaşam müthiş boyutlar değiştirdi.Ama insanın ruhundan gelen ses hiç değişmedi sanırım.Mağarada yaşayan insanda aynı soruyu duymuştur ruhunda,bugün bende duymaktayım,yarının insanı da duyacak.Neden geldim bu dünyaya?nerden geldim?nereye gideceğim?İçimde hep huzur aranan,huzur nerdedir diyen bir şey var.Ne kadar bilse,ne kadar okusa,ne kadar güzel yemekler yese,hoş sohbetler etse,ne kadar gülse,ne kadar hüzünlense,nereye gitse tatmin olmayan bir şey.Doyumsuz bir canavar.Nasıl tatmin oluruz?Huzuru nasıl buluruz?

         KALPLER ANCAK ALLAH’I (c.c)ANARAK MUTMAİN OLUR.Yaradılışımızın sebepleri var.Ruhumuzun yaradılma sebebi var ve biz,her birimiz,onun tabiatına ne kadar ayrı düşüyorsak o kadar huzursuz oluyoruz.Biz KUL olmak için yaratıldık önce.Kul olamadıkça huzur bulamayan ruhlar,dünyayı elbirliğiyle bugün bulunduğu seviyeye taşıdık.Ve bu tabloyla yüzleşmemek için hepimiz kendimizce yöntemler geliştirdik.Gıdasını veremediğimiz ruhumuzun sesini bastırdık önce.Sonrasında da sorunlarına katkısı olduğumuz ama çözümün parçası olamadığımız dünyanın halini görmezden gelmeye çalıştık.Yazının başına dönersek benim görmezden gelme yöntemime yani.Madem bilmek veya bilmemek değiştirmiyor bazı gerçekleri,televizyon,gazete,gereksiz bilgi orucu tutayım dedim,5 gün dayanabildim.Farzedelim ki çok kuvvetli bir iradeye sahibim,koruyabiliyorum kendimi.Bu mudur doğru olan;fanusun içinde görmemek,duymamak,bilmemek.Kul olmak derken bu mudur istenen?Evlerinize,odalarınıza kapanıp yalnızca ibadet edin mi denmiştir?Zannetmiyorum.Efendimiz’in(s.a.v) dağa çıkması,inzivaya çekilmesi gibi,her yıl 1 ay midelerimize oruç tutturduğumuz gibi,zaman zaman kapanmalıyız,kabuğumuza çekilmeliyiz,bütün azalarımıza orucu tattırmalıyız,birkaç gün gözümüze tutturmalı orucu,birkaç saat dilimize belki.Ama sonra içinde bulunduğumuz ortama dönmeli yüzümüzü,ne yapabilirim demeliyiz.Devekuşu gibi başımı kuma gömmek istiyorum zaman zaman,gömüyorum da,ama çıkardığımda her şeyin yerli yerinde olduğunu görüyorum.Bu noktada elimizdeki dünya maalesef ki bu,haliyle çabalamadıkça değişmeyecek.Böyle yaratılmamıştı ama,isterdim mesela sahip olduğumuz bütün nesil bilgilerini imha edip sıfırdan ilk yaradılışından başlasak dünya hayatına.Keşfetmenin tadına varsak,tanık olsak kainattaki müthiş oluşuma,tabiatta her gün yinelenen,yenilenen,artık ayırdında bile olmadığımız olaylara,müthiş dengeye.Nasıl oluyor bunlar desek ,bunlar kendi kendine mi oluyor sorusundan çıksak,O’na ulaşsak.Sorgulayan insanlar düzeyinden tüketen insanlar düzeyine ulaştık.Kendi ürettiklerimizle o kadar doldurduk ki çevremizi,doğadan,O’nun yarattıklarını görmekten o kadar uzaklaştık.Değil mi ki Hz. İbrahim ay’ı görerek başlamıştır kendini aramaya ve Rabbi’ni bulmaya,güneş ve yıldızlarla devam etmişti.En son ne zaman yıldız gördüğümü anımsamaya çalıştım şimdi de,anımsayamadım,baktım pencereden.Muhteşem.

         Lost diye bir dizi yayınlanıyor digitürk’te.Issız bir adaya düşen uçak ve uçaktan sağ çıkan insanlar.Dünyayla iletişim kuramıyorlar.Nasıl kurtulacaklarını bilemiyorlar.Onların adadan kurtulma çabasıyla başlıyor dizi ama zamanla kahramanların bazıları adada daha gerçek bir hayat sürdüklerini düşünmeye başlıyor ve kalmak istiyorlar.Dizi adada sürerken zaman zaman gelecekten bölümler veriliyor,sakinler adadan kurtulmuşlar gelecekte ama ızdırapla dönmek istiyorlar adaya.Çeşitli teoriler var dizide neden oraya düşmüş olduklarına dair.Onların neden orda olduğu hakkında fikrim yok ama çok isterdim bir grup insanla yeniden doğa şartlarında hayata başlamayı.Evet müthiş imkanlara,müthiş lükslere sahibiz.Ama bazen soruyorum kendime,ne faydası var?Kainatın ve insanın yaratılma amacını gözeterek kullanırsak ,ozaman övünebiliriz sahip olduklarımızla…



    ALLAH'ın ihsan ettiğine mani olacak yoktur,O'nun mani olduğunu da lütfedecek yoktur.

    • Süper Moderatör
    • *
    • İleti: 632
    • Cinsiyet: Bay
    • 63 Mesajı Toplam
      129 Kere Beğenildi
    BAŞINI KUMA GÖMMEK ya da...
    « Yanıtla #1: 23 Şubat 2008 - 18:05 »
  • Yayınlama
  •     Sevgili Nilgün,
        İnsanın kendisini sorgulamasından güzel bir şey ne olabilir ki..İşte bizim çoğu zaman yapmamız gereken,ama bir türlü beceremediğimiz davranış bu olmalı...Güzel bir sorgulama yaptın.Seni tebrik ederim.
        Çoğu zaman beynimize yerleştirdiğimiz gereksiz bilgilerin yeniden gözden geçirilip gereksiz olanların silinmesine,beynin  rahatlamasına ihtiyacımız  var.Bu yenileşmeyi başardığımız gün ,insanoğlu yaratılış gayesine ulaşacak sanırım.Senin duygularına 5 günlük hakimiyetin ve sonucunda yenilgi olsa bile, bu duruşun hepimize bir ders olmalı sanırım.Belki bir günden başlayarak buna kendimizi alıştırmalıyız.Ve bunu nasılki ilahi kural diye bedenimize 30 gün oruç tutmada kullanıyoruz,demekki yaratıcı bu proğramı bedenimize ,ruhumuza koymuş.Ama biz onu akledip kullanmıyoruz.Kullanma iradesini doğru olarak modlarsak bir çok gereksiz,faydasız davranışlardan da nefsimizi kurtarmış oluruz.
        Aramıza hoşgeldin Nilgün,
        İyi ki geldin....



     


    Facebook Yorumları

             
    Twittear