5 DAKKADA DEĞİŞİR BÜTÜN İŞLER - Gülen Köyü Resmi Web Sitesi...

Gönderen Konu: 5 DAKKADA DEĞİŞİR BÜTÜN İŞLER  (Okunma sayısı 5487 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

  • Nilgün Aktürk
  • Moderatör
  • *
  • İleti: 441
  • Cinsiyet: Bayan
  • 28 Mesajı Toplam
    41 Kere Beğenildi
     NİLGÜN AKTÜRK
     mahfi_e@mynet.com
     01 Mayıs 2008 Perşembe

     5 DAKKADA DEĞİŞİR BÜTÜN İŞLER

     Hayal etmenin dayanılmaz cazibesine bayılıyorum.Sınır-sızlık-larımızın ucu bucağının olmadığı bir dünya,Alice Harikalar Diyarı gibi…Sırtımda çanta dünyayı dolaşabilirim mesela,Çin’in her köşesine girip çıkar,ordan Paris’in bohem cafelerine geçer,meşhur sokaklarında uzun yürüyüşler yapabilirim.Kalabalık İtalyan sofralarında hoş sohbetlerde edebilir,küçücük mütevazi bir camide aslında yalnızca O ve benden ibaret oluşumu da idrak edebilirim.Canım isterse Asr-ı Saadet’e gider,O’nun huzurunda diz çökerim.Osmanlı saraylarına girip çıkar,uzay çağında gökten de uçabilirim.Babamla sohbet eder,80 yaşında huzurlu bir nine olup,bahçede sandalyede salınıp huzur dolu gözlerle torunlarımı da izleyenilirim.Her sorunun hallolduğu bir dünya düşlerim dilersem…Müthiş bir şey bu sınırsızlık.Ve aslında bizim sınırlarımızı çizen de bu sınırsızlık,hayal edebildiğimiz her şey hayal ettiklerimizin olabilirliğinin göstergesi.Kalpten çıplak olarak çıkan mânâlar, ‘giyinmek’ için hayal isimli dokumacıya uğrarlar demiş Said Nursi.Yani evvela hayal etmeli…

     O yüzden hiçbir hayali gülünç,olanaksız bulmam.Hem olmasa da olur,hayal ettiğinizin lezzetini bir an da olsa duymuyor musunuz içinizde?O bile güzel.

     Kendimi vizörün ardında düşlerim bazen,film çekerken.Henüz ilk sahneden öteye gidemedim gerçi,olsun…İlk sahnem her hayalde değişkenlik kazanmakla birlikte özde aynıdır.Çok sıradan  başlar ve ilk birkaç dakikada o sıradanlıktan umulmayacak şok edici bir olay olur,film oradan devam eder…

     Hayalimde çektiğim bu sahnelerden birinin çok benzeriyle haberlerde karşılaştım.

     Gelin bu sahneyi birlikte hayal edelim.

     Kamera bir arabanın içini gösteriyor.Arabada 3 yakın arkadaşınız ve siz varsınız.Gençsiniz,başarılısınız.Ülkenin en iyi üniversitelerinden birinde okuyorsunuz.Geniş maddi olanaklara sahip bir aileniz var,bunu arkadaşınızla birlikte içinde bulunduğunuz ve sizin kullandığınız arabanın Mercedes oluşundan anlıyoruz.Saat sabaha karşı 4.Arkadaşlarınızla beraber dışarıdaydınız,eve dönüyorsunuz.Belki müzik çalıyor arabada,konuşuyor,kahkahalar atıyor,eğleniyorsunuz…Kamerayı arabanın içinde yakın plandan çıkarıp,uzak planda havadan çekime geçiyoruz.Her şey gayet sıradan,trafik normal seyrinde akarken…Çarpışma…Kamera tekrar yakın planda…Parçalanmış araba,farklı yerlere savrulmuş 4 genç…Beyniniz uğulduyor…Sesler…Yerde yatan bedeninizi zorla kaldırıyorsunuz…Şoktasınız…Etraf polis dolu…Arkadaşlarınızın parçalanmış cesetleri…Bir polise sarılıyorsunuz…Abi neden yatıyorlar orda,kalkmıyorlar diyorsunuz ağlayarak…

     Bu bir film sahnesi değil,İstanbul’da bugün-30 Nisan-gerçekleşmiş bir olay.Gün içinde durup durup aklıma geldi.O çocuğun yerine koyuyorum kendimi bir an,mideme ağrılar saplanıyor.

     Rabbim ona yardım et diyorum içimden.O bir anı ömrü boyunca defalarca yeniden çekecek zihninde.O saate kadar kalmasaydık dışarıda,şuraya gitmesem,şunu yapmasam,araba kullanmasam,daha yavaş sürsem…Binlerce varyasyonla yeniden,yeniden…Hep ne yapsa da olmasa o olay diye düşünecek.Onun zamanının ruhunda keskin bir iz artık bu olay.Karakterinin,hayatının bundan sonraki seyrini belirleyen önemli etkenlerden…

     Hayat o kadar enteresan ki...Bırakın 5 dakikayı,1 saniyede değişir bütün işler.Depremde ne kadar külli değişimler olmuştur mesela.Nasıl bir akşama yatmış,nasıl bir sabaha açılmıştı gözler…Hayat sadece bir andır,o da şu andır derler ya,çok klasik ama doğru bir söz.

     Bir anlık olaylarla bambaşka yerlere gidebilir hayatlarımız…Bunun bir idrakine varabilsek.Çözemediğim bir muamma bu,her an ummadığı şeylerle karşılaşabileceğinin,her an ölme ihtimali olduğunun idrakinde olan insan,hele ki bu insan bilinçliyse,buna rağmen nasıl hemen unutabiliyor ve tekrar ve tekrar dünyaya dalabiliyor?Zannediyorum bu muammayı çözmemiz beklenmiyor,yaradılıştan geliyor,ve Yaratan bu yaradılışı bildiğinden hatasız,günahsız olun demiyor da,hata edin,ama tevbe edin,tekrar ve tekrar tevbe edin diyor.Gazabıma uğrayıp,rahmetime sığının deyişi bundan.Kulunu tanıyor,biliyor düşecek,ondan O’nun kelamı kati surette ‘düşme’ değil,düşebilirsin,’düş ama kalk’.

     Kazayı yapana dönersek…Hayalimde bile birkaç dakika onun yerinde olmaya dayanamıyorum.

     Ama hayallerimizde bile dayanamadığımız olayları,başımıza geldiğinde dayanılabilir kılan çok mühim bir tılsım var aslında.İman.Herşeyin O’ndan geldiğine,her şerde hayır gizlemiş olduğuna inanmak,hata yaptığında affedileceğini bilmek elimizdeki sihirli değnek aslında.Dokunduğu yeri güzelleştiren sihirli değnek.

     Musibeti yaşayan,hata yapan kişinin 2 yol var önünde.Ya ömür boyu neden oldu,neden benim başıma geldi deyip ömür boyu kahrolacak,neden yaptım deyip kendini suçlayacak,ya da ben hata ettim ALLAH’ım,büyük olan Sen’sin bağışla deyip O’nun dergahına sığınacak…

     Buna benzer o kadar olay yaşanıyor ve yansıyor ki gazetelere her gün,her birine yetişmek imkansız elbette,ama bazen bazıları yüreğine dokunur insanın,el açma arzusu uyandırır,bu gencecik kardeşimizin adı Devran Gözen,gelin bu vesileyle ona ve musibete uğrayan herkese dua edelim,edelim ki ALLAH onlara bu darlıkta genişlik versin…Gerçi bazıları bunda bile buzağı arıyor,annesini bıçaklayıp hapse giren kız hapiste namaza başlamış diye haberlerde verildi geçenlerde.Burda bile alttan alta bir kınama,suç ve dini bütünün parçaları gibi gösterme çabaları var ama anlamayana cidden davul-zurna az…En son Hüseyin Üzmez üzerinden bütün kötü hasletler insanın kişiliğinden çıkarılıp dine yüklenmiyor mu? Sinir oluyorum.

     Burada ne o kazayı yapan gencin kusurları,ne annesini öldüren kızın yaptığının korkunçluğu,ne de Hüseyin Üzmez olayının çirkinliği göz ardı edilemez.İnsanın kusurlu olması her zaman muhtemel.Ve adalet ancak o kusuru cezalandırıp,tekrarını önleyebilir.Kusurları affedip insanı kazanma ve kazandırma ise O’na özgü.

     Güzellikler kadar çirkinliklerde hayal gücünün sınırsızlığından nasiplenebiliyor maalesef.Ve bu sınırsızlığın yıkıntılarından ancak ve ancak O’na sığınarak kurtulma ihtimali var.

     Saygılarımla...



ALLAH'ın ihsan ettiğine mani olacak yoktur,O'nun mani olduğunu da lütfedecek yoktur.

mahfi 'nin Mesajlarını Beğenen Kullanıcılar: Devran (25 Şubat 2012 - 22:20)
  • Süper Moderatör
  • *
  • İleti: 632
  • Cinsiyet: Bay
  • 63 Mesajı Toplam
    129 Kere Beğenildi
      Sevgili Nilgün,
      Hayaller,hayatın gerçekleridir ve hayatımızı onlarla yönlendiririz.Hani şair demiş ya;insan hayal ettiği müddetçe yaşar..Yaratıcı insan beynini o kadar geniş düşünceye sahip yaratmış ki; o beyinden geçmeyecek hiç bir  ''olay'' yoktur.Yazında belirtiğin ve ufuk turu yaparak beş dakikada uğradığın ülkeler arasındaki fiziki mesafeyi bu günkü teknoloji ile ancak 24 saatte görebilirsin.Ama hafsala dediğimiz hayal dünyası insanı her yere götürebiliyor.
       Bu özellik insanın yaratılış gayesinde veya fıtrat dediğimiz mevcudiyette mevcut olan ''irde-i cüziye''de saklıdır.
       Önemli olan bu cüz-i irade (-kısmi,az,belirli miktar kadar,bilinen ölçü kadar) ile sonsuzlukları düşünüp,fiili gitmesek bile hayali ulaşmamızın sonsuzluğunu bize verebilmekte olduğunu idrak etmek ''KUL'' borcumuz olsa gerek.Kismi bir irade ile sonsuzluğa ulaşabiliyorsak,ya ''Külli İrade'' sahibi olan ALLAH'in(cc) ulaşamadığı yeri tahayyül etmek mümkün müdür? Veya,bu Külli İrade sahibini tanımayan cüz-i irade sahibi zavallıların konumu nedir?
       Gelelim yazındaki içeriğe.
       İçten ve samimi tasvirlerinle olay canlandırması yöntemi,sonradan seyredeceğimiz bir filim çevirme sahneleri ile gözümüzde canlandırdığın ''OLAY'' lardaki durumlar tesadüfi değil,tamamen kader çizgisi ile alakalıdır.Bilirsin ki; kainatta hiçbir olay tesadüfi olamaz.Her olayın bir hikmeti vardır.Dolayısıyla bizler yaşanan hiçbir olaya tesadüf gözüyle bakamayız.Çünkü tesadüfün tanımını yapanlar şu şekilde yapmışlardır:Tesadüf,BİLGİSİZLİĞİN ANLAMSIZ İFADESİDİR.Bundan dolayı olaylara biz tesadüf gözlüğü ile değil kader çizgisinden bakmamız icap eder.
        Anlattığın olayda trafik kazasından önce ,belki beş dakka önce,güle oynaya ,şarkı,türkü çığırıp neşelenen üç kafadarın, trafik kazası anında kesilen neşelerinin yerine hüzün ve bağırışmalar ve dahi isyan ve ağlaşmaya bırakışındaki zaman çelişkisini hiçbir maddi güç açıklayamaz.Olayın tahlilini yapacak olursak;kişilerin içmesi,trafik kurallarına uymaması ve benzeri sebeplere bağlayıp kişileri suçlamanın bizim işimiz olmadığını hatırlatmak isterim.O mesele hukukun sorunu..İrdeleyeceğimiz meselenin hayal dünyamızdfaki ani ve sert değişimlere her an hazır olmamız gerektiğinin hatırlanmasıdır.
        Hüseyin Üzmez olayı ise farklı boyutlarda incelenmelidir.Maalesef,Türk toplumunun dilim dilim edilerek ayrıştırıldığı bir elek vasıtasıyla çeşitlendirildiği bir ortamda, benim hırsızım iyidir, tezini oynamanın inançlı birine yakışmayacağının tespitini önce yapmamız gerekir...Diğer yandan her yönü ile ibretlik bir hadisenin mevcudiyeti ile karşı karşıya olduğumuzu da belirtelim.Mahkeme olmadan da bu konunun sadece ibretlik olduğunu demekle yetinelim.
        Bu konudan ziyade,şu anda içinde olduğum kurumu ilgilendiren konularla her gün iç içe olmamız dolayısıyla söyleyeceğim çok şey var ama söylemekten de hicap duyarım.
        Yanlız,şu kadarını belirteyim ki;bu toplum yeniden tecdidi iman yapmak zorundadır...Anlayana...
        VESSELAM...


  • İrfanKORKMAZ

  • Ziyaretçi
    Nedendir anlamış değilim;ama bir türlü içinde bulunduğum ortam ve o ortamla alakalı,ileriye dönük bir hayal kurmayı beceremedim gitti.Örneğin, bir odada yatarken birşeyleri hayal etmeye kalksam,bir güç,hayallerimi, etrafımı çevreleyen duvarların dışında bırakmıştır.Belki onlarca kez bunu denedim;ama değişen hiçbir şey olmadı.Oturduğum koltuğu,şöyle deri,oturunca içinde kaybolunacak türden bir şey olarak hayal etmeyi denedim,o da düşüncemde kaldı,nafile.
    Çoğu zaman, sevdiğim dizilerde başrol oynamayı,fanatiği olduğum Trabzonspor'da,yaratıcı, takımı şampiyonluğa götüren ve seyircinin ölümüne sevdiği bir futbolcu olmayı,amansız bir hastalığa yakalanan bir hastanın, yegane kurtuluş yolu olan bir doktoru,sınırlı imkanlarıyla dehşet eğitim veren öğretmeni,esaret altında manevi huzurun zirvesine ermiş bir inananı,sözün özü her durumda bunları gerçekleştirebilecek 'Ben'i hayal etmişimdir.
    Belki de hayalle düşünceyi karıştırıyorumdur kimbilir!Hep kötüye karşı iyiyi hayal ediyor olmak da beni, bu hayalleri gerçekleştirmekten uzak kılıyor kanımca.Oysa ben yapılması zor olmayan şeyleri hayal ediyorum en basitinden.Belki bir İtalyan lokantasında yemek yerken, insanlara görgü kurallarını öğretecek seviyede yetiştiremedim kendimi.Ya da Fransız sokaklarında yürüyecek kadar asil değilim.Süngülerin gölgesinde, ardına bakmadan, kendini ilahi duygulara kaptıracak kadar da 'saf' sayılmam hani!E galaxide de ışık hızını geçecek durumda olmadığıma göre,neden,neyi hayal ediyorum ben!?
    Hayal etmek,yok olanı ya da olanın iyisini düşünüp iç çekmekse,artık hayal kurmayacağım demektir.Görebileceğim şeyler bile sınırlıyken,yarına çıkmaya senedim yoksa elimde;belki yıllar geçse bile gerçekleştiremeyeceğim şeylerin hayalini kuramam artık.Her ne kadar kesinleşmiş bir durum olmasa da,dedikoduya bile sebep olabileceğini düşünemediğim Hüseyin Üzmez müslümansa,'Ben' müslüman değilim diye,avazımın çıktığı kadar bağırabileceğim bir ortamı hayal etmeyi tercih ederim,hayalden öteye geçmemesi dileklerimle :'( :'(


  • Nilgün Aktürk
  • Moderatör
  • *
  • İleti: 441
  • Cinsiyet: Bayan
  • 28 Mesajı Toplam
    41 Kere Beğenildi
Alıntı
Belki bir İtalyan lokantasında yemek yerken, insanlara görgü kurallarını öğretecek seviyede yetiştiremedim kendimi.Ya da Fransız sokaklarında yürüyecek kadar asil değilim.Süngülerin gölgesinde, ardına bakmadan, kendini ilahi duygulara kaptıracak kadar da 'saf' sayılmam hani

Bence görgünüz,asaletiniz ve saflığınız konusunda kendinize haksızlık ediyorsunuz irfan abi.Zaten benimde hayal etmem o vasıfları taşıdığımdan değil.Hayallerimizin hepsini yazmaya kalksak ömür yetmez.Onları sadece dünyayı gezmeyi hayal ettiğimden ve ciddi hayal olan bu durumun hayal ile ne kadar kolay olduğunu bir çırpıda heryerde olabileceğinizi ifade etmek açısından söyledim.

Çok değişken bir dünya hayal dünyası,ruh haline göre şekil alıyor.

Bazen en çok ihtiyaç duyduğun görmenin imkansız olduğu birini görmekse onu...

Bazen bambaşka şeyleri...

Bazen imkansızı hayal etmeli...

Bazen ulaşılabilir olanı...

ALLAH'ın ihsan ettiğine mani olacak yoktur,O'nun mani olduğunu da lütfedecek yoktur.

  • Yaa Sabır...
  • Administrator
  • *
  • İleti: 3.106
  • Cinsiyet: Bay
  • 350 Mesajı Toplam
    551 Kere Beğenildi
    • Gülen Köyü Web Sitesi
  • GSM: 0535 481 76 24
   İnsaoğlu hayaletmeyi braktığı zaman o insan ölmüş demektir.Artık yaşaması için hiçbir sebebi kalmamıştır.

Biz Gerçek Bir Aileyiz, Laf Olsun Diye Burada Değiliz...

  • İrfanKORKMAZ

  • Ziyaretçi
  İsmail,
  Elimde bir şimşir odunu ile seni yakalamayı hayal ediyorum;artık yaşamak için bir sebebim var benim de.Hıııııııııııı!Nasılım??? :'( :'( :'(


  • Yaa Sabır...
  • Administrator
  • *
  • İleti: 3.106
  • Cinsiyet: Bay
  • 350 Mesajı Toplam
    551 Kere Beğenildi
    • Gülen Köyü Web Sitesi
  • GSM: 0535 481 76 24
  İsmail,
  Elimde bir şimşir odunu ile seni yakalamayı hayal ediyorum;artık yaşamak için bir sebebim var benim de.Hıııııııııııı!Nasılım??? :'( :'( :'(

  Berbat bir düşünce İrfan sen zaten yaşamiyosun demekki neden dersen birincisi İstanbul'da şimşir odununu nerden bulacan o kadar beton yiğini arasında ikincisi sen peşime düşsen ben kaçmam ki  ;D ;D ;D
o yüzden sen ölüsün zaten hiç yaşamadin ki  ;D

Biz Gerçek Bir Aileyiz, Laf Olsun Diye Burada Değiliz...

  • P h o e n i X
  • Aktif Visirli
  • *
  • İleti: 3.158
  • Cinsiyet: Bayan
  • Quae nocent docent!...
  • 184 Mesajı Toplam
    253 Kere Beğenildi
Ahhh hayallerim... Bir gün Harvard'a gideceğim inşALLAH! :D

You Laugh At Me For Being Different...

I Laugh At You For Being The Same..


 
لاَۤ اِلٰهَ اِلاَّ اللهُ
ALLAH birdir. Başka şeylere müracaat edip yorulma, onlara tezellül edip minnet... çekme, onlara temelluk edip boyun eğme, onların arkasına düşüp zahmet çekme, onlardan korkup titreme. Çünki Sultan-ı Kâinat birdir, herşey'in anahtarı onun yanında, her şey'in dizgini onun elindedir; herşey onun emriyle halledilir. Onu bulsan, her matlubunu buldun; hadsiz minnetlerden, korkulardan kurtuldun."

  • İrfanKORKMAZ

  • Ziyaretçi
   O zaman ben de Oxford'a gitmeyi hayal ederim,kim ne diyebilir bu hayalime :'( :'(



 


Facebook Yorumları

         
Twittear