İçimizdeki ECEVİTLER! - Gülen Köyü Resmi Web Sitesi...

Gönderen Konu: İçimizdeki ECEVİTLER!  (Okunma sayısı 1517 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

  • İncir Ağacındaki Adam
  • Süper Moderatör
  • *
  • İleti: 1.674
  • Cinsiyet: Bay
  • 99 Mesajı Toplam
    139 Kere Beğenildi
  • GSM: 05079310977
İçimizdeki ECEVİTLER!
« Topic Start: 01 Haziran 2010 - 17:33 »
  • Yayınlama
  •      MUSTAFA YILMAZ
         mustafa-yilmazzz@hotmail.com
         29 Haziran 2009 Pazartesi

    İçimizdeki ECEVİTLER!

    Tarkan’ın şarkı sözleriyle başlamak istiyorum yazıma:

    "Başkası olma,kendin ol!"

    Bu söz her ne kadar şahıslar nezdinde itibar görse de aslında ülkemiz için geçerliliği daha fazla.Neden diye soracak olursanız ,bir türlü dinmek bilmeyen  “Türkiye  şurası olacak mı?” sorularına yenisini eklemem mümkün.

    İlk etapta “Türkiye, İran olacak mı?”  yaygarasıyla başlayan tutarsızlık sonrasında yerini “Türkiye  Malezya olacak mı?” ya bıraktı.Şimdilerde ise mukayesemiz Belçika’yla yapılıyor.Ama sanmayın ki sorulan soru “Türkiye Belçika olacak mı?” Bu sefer sorulan “Belçika Türkiye olacak mı?” Olur da bu kadar olur.Kulağı tersten bile gösterseler gene iyi diyeceğim ama bu soru da o bile yok.

    İran veya Malezya olacak mıyız korkularının altında yatan sebepler malumunuz üzere bu ülkelerin dini değerleri uygulamalarındaki tavizsizlik.Daha açık ifadeyle şeriat rejimi.Acaba bizim de ülkemize şeriat gelirse ne olur halimiz demeye getiriyorlar.Medeniyetin kesişme noktasında olan ilimler bizimle bir türlü kesişmediği için haliyle ne Malezya’nın  İMF den nasıl kurtulduğunu ve ekonomik özgürlük içinde olduğuna bakabiliyoruz ne de İran’ın tüm baskılara rağmen Batıya seslendirdiği iç işlerimize karışmayın mesajını okuyabiliyoruz.Bizim okuduklarımız varsa yoksa Malezya ve İran’ın dini yaşantısı.

    Bu noktaya nerelerden  geldik sorusu makuldur.Ama nedenlerinden biri de  gelişmiş ülkelerin ilimlerine el atmayıp  çağdaşlık ve medeniyete bakışımızı kılık kıyafet nezdinde ele almamız yatmaktadır. “Türkiye Belçika olur mu?”  değil de “Belçika Türkiye olur mu?”  sorusunun kaynağı aslında burada yatmaktadır.

    Belçika Türkiye mukayesesi yapmamıza sebep olan olayda  biliyorsunuz ki Belçika Parlamentosu’nda baş örtülü bir bayanın milletvekili seçilip yemin etmesi.Bizim ülkemizde de böyle bir durum yaşanmış fakat kürsüye yönelmekte
    olan milletvekili hanıma birileri haddini bildirmiş  yemin dahi edemeden apar topar dışarı çıkartılmıştı.Gelin görün kü Belçika’da baş örtülü şekilde yemin eden hanıma haddini bildiren çıkmayınca içimizdeki Ecevitler hortlamış oldu.

    Baş örtülü şekilde edilen yemin sonrasında  Belçika Parlementosu’nda  eksikliği hissedilen Ecevit sıkıntısına çözüm gene bizim medyamız tarafından ulaştırılmak istendi.Manşet literatörlerinde her zaman demirbaş durumda olan “KRİZ” kelimesinin önüne getirilecek ifadeyi bulmakta zorlanmadan olayı “Belçika’da Türban Krizi” şeklinde duyurdular.Olayın hiç de öyle olmadığı gerçeğini bile bile yapılan bu yalan haber  kulağın tersten gösterilmesi şeklinde bile ele alınmadı.

    Türkiye’nin politik mevzularda ülkeler arasında gerçekleştirdiği diplomatik atılımlar ne kadar ülkemiz adına artı puanlar getirse de sağolsun bu kriz tellalları aldığımız artıları eksi puana çevirme gayretindeler.Göbeğini kaşıyan halkın olaylara eskisi gibi değil de araştırıcı yaklaşması nedeniyle, kapanan kapılar sonrasında gözlerin çevrildiği Silahlı Kuvvetlerimizden de bilsinler ki gerekli desteği göremeyeceklerdir.Hatta aklımdan geçmiyor da değil.Bu kanı bozuklar yakında yeni bir ülkeyle bizi mukayese etmeye başlarlarsa şaşmayın.Ordudan ilgi görmeyince ZENİT marka saat gibi işleyen beyinler(!)  yakında  Türkiye İsviçre olsun diye imza kampanyası bile başlatabilirler.

    Bu asilzadeler(!) unutmasın ki Türkiye ne İran olur,ne Malezya olur, ne de İsviçre.Türkiye’nin olabileceği tek ülke  TÜRKİYE’ dir.Bunu akıllarına soksalar yeter.

    Sözlerimi asrın siyasi dehası olan II.ABDÜLHAMİT’in sözleriyle tamamlamak istiyorum:

    "-Bize hiç olmazsa 10 senelik bir sulh tanınsa Japonların o kadar methettikleri ilerlemelerini biz de yakalayabilirdik.Onlar Avrupa'nın pençesinden uzak olduklarından, bize nazaran bahtiyar,emniyet içinde yaşamaktadırlar.Malesef biz,tam Avrupa sırtlarının geçiş yerinde çadırlarımızı kurmuşuz."



    Bir nefeslik duamla müebbetimi seçtim / Manam ukbâya açık, maddiyatı es geçtim (Hekim)

    • Aktif Visirli
    • *
    • İleti: 262
    • Cinsiyet: Bay
    • ÇÜNKÜ HAYAT BİR TERCİH MESELESİDİR
    • 30 Mesajı Toplam
      51 Kere Beğenildi
      • okul için hazırladığım web sitesi
    • GSM: 0 505 350 57 0
    İçimizdeki ECEVİTLER!
    « Yanıtla #1: 01 Haziran 2010 - 17:33 »
  • Yayınlama
  • Çok güzel yazmışsın mustafa kardeş...Türkiyeyi Türkiye olara görmek istemeyen zibidiler meydanı boş buldukları için geçmişte olduğu gibi şimdilerde de at koşturabileceklerini zannediyorlar...Ama artık vakit gelmiştir bu ülkeyi her 10 yılda bir 20 yıl geriye götüremiyecekler.Artık ülkem insanı Türkiyeyi başka bir ülke olarak değil Türkiye olarak görmek istiyor...

    Yeyüzünde böbürlenerek dolaşma.
    Çünkü sen (ağırlık veazametinle) ne yeri yarabilir nede dağlarla ululuk yarışına girebilirsin.


     


    Facebook Yorumları

             
    Twittear