UÇURUMUN KENARINDA VOLTA ATMAK - Gülen Köyü Resmi Web Sitesi...

Gönderen Konu: UÇURUMUN KENARINDA VOLTA ATMAK  (Okunma sayısı 2297 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

  • İncir Ağacındaki Adam
  • Süper Moderatör
  • *
  • İleti: 1.674
  • Cinsiyet: Bay
  • 99 Mesajı Toplam
    139 Kere Beğenildi
  • GSM: 05079310977
UÇURUMUN KENARINDA VOLTA ATMAK
« Topic Start: 01 Haziran 2010 - 18:23 »
  • Yayınlama
  •      MUSTAFA YILMAZ
         mustafa-yilmazzz@hotmail.com
         20 Mayıs 2010 Perşembe

         UÇURUMUN KENARINDA VOLTA ATMAK

         Genellikle siyasi yazıları okuduğum için İclal Aydın’ın yazıları içerik olarak merakımı celbetmez. Fakat seyrek aralıklarla da olsa hangi konuya değinmiş diye yazdıklarına göz atarım. Bu göz atmalarıma denk gelen “Herkes sırasını bilecek… mi?” (18.05.2010, Vatan) başlıklı yazısı bunlardan birisi. Özellikle yazısının son paragrafında dile getirdiği görüşü, düşünmeye ve değerlendirmeye yönlendiriyor okuyanı:

         “Hiçbir vakit başımı kapatmayı düşünmem. Bu yönde yapılan baskı kime uygulanırsa uygulansın, şiddetle itiraz ederim.”

         Baskıyla, zorbalıkla hiçbir şeyin devamlılığının olmadığı bir gerçektir. Sevgi ve hoşgörü ikliminin açılmaz denilen ne kapıları açtığı ise yaşanmış örnekleriyle mevcuttur. Fakat gaybi hususların net ifadelerle hükme bağlanması “beni benden başkası bilemez”i haklı çıkarır mı? Yani İclal Aydın’ın başını kapatmamayı düşünmesi hiç düşünmeyeceği anlamına mı gelir? Bu kadar kesin ifadelerle görüş bildirmek Yaratıcının yumuşatıcı iklimini görmezden gelmek değil midir?

         Tabi, konunun sadece baş kapatmakla sınırlı tutulmaması gerekiyor. Geniş bir minval(yol) üzerine oturtulabilir konu. Hatta geçen yıl umreye giden Ertuğrul Özkök’ün umre dönüşü yaptığı yorumlarla daha da somutlaştırabiliriz örnekleri. O zaman şöyle demişti Ertuğrul Özkök:

         “Peki, İslam’ın öteki vecibelerini yerine getirecek miyim?

         Hayır, namaza başlamayacağım. Oruç tutmuyordum, bundan sonra da tutmayı düşünmüyorum.”

         Herkesin ibadeti kendinedir. Dini yaşantısında tercihlerine karışmak İclal Aydın’ın yazısında belirttiği gibi, bu tercihlere karışana itiraz etmeyi gerektirir. Sorulması gereken neden ve niçinlerle başlayan sorular değildir. Ama şu sorulabilir: Dinin hoş görmediği eylemleri gerçekleştirmekten razı olmak iman eksikliğinden kaynaklanır. İman ile küfür arasında zahiri bir perde varken; “ne oldum değil, ne olacağım?” düsturu varken; sadece “ne oldum?” düsturunu temel kaide bellemek, kadere iman hususunu dikkate almamak anlamına gelmez mi?

         Hiçbir evliya, veli, İslam âlimi bile kendilerinde böyle bir garanti görmemişlerdir. Gecelerini gece namazlarıyla aydınlatanlar bile, gündüzlerini oruçla bereketlendirenler bile bu tip görüş bildirmekten kaçınmışlardır. Yani hayatta iniş ve çıkışların olduğu akıllarının bir köşesindedir. Sabit konumda kalmak kimseye tevzi edilmemişken, paylaştırılmamışken “başımı örtmeyeceğim, namaz kılmayacağım, oruç tutmayacağım vs”  demek üzüntü vericidir.

         İclal aydın’ın yazısını okuyanlar belki de diyeceklerdir ki “konuyu nerden nereye saptırdın?” Aslında bu bir saptırma değil. Farkında olmadan dediklerimizin altında yatan gerçekleri bilmemek.  İclal aydın, bu yazıyı okusa, muhtemelen “ ben öyle bir niyet gütmedim”, diyecektir.

         Mehmet Paksu’nun İnsanı Uçuruma Götüren Sözler kitabından alıntıladıklarım sis perdesini aralayabilir:
    “Kader utansın”

         “ALLAH’ın unuttuğu yer”

         “Seninle cennete bile girmem”

         “Yalansız iş mi var”

         “ALLAH gelse seni elimden alamaz”

         “ALLAH baba kızar”

         Bazı zamanlar oluyor ki uçurumun kenarında volta atıyoruz. Ve yüzümüzde mutluluk emareleri şekil alıyor. Uçuruma yuvarlanmadan yüzümüzü suyla yıkamamız ve gafletten ayılmamız gerekiyor. Çünkü önerilere kulak tıkayacak emniyette değiliz.



    Bir nefeslik duamla müebbetimi seçtim / Manam ukbâya açık, maddiyatı es geçtim (Hekim)


     


    Facebook Yorumları

             
    Twittear