1+4+4+3 OLSUN, 12 OLSUN… - Gülen Köyü Resmi Web Sitesi...

Gönderen Konu: 1+4+4+3 OLSUN, 12 OLSUN…  (Okunma sayısı 3581 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

  • Yusuf Şevki Yücel
  • Moderatör
  • *
  • İleti: 68
  • Cinsiyet: Bay
  • 3 Mesajı Toplam
    9 Kere Beğenildi
1+4+4+3 OLSUN, 12 OLSUN…
« Topic Start: 06 Mart 2012 - 19:11 »
  • Yayınlama
  •      YUSUF ŞEVKİ YÜCEL
         yusev@hotmail.com
         Web Adresi: http://www.yusufsevkiyucel.com/
         06 Mart 2012 Çarşamba

         1+4+4+3 OLSUN, 12 OLSUN...

         Dini vecibelerine pek düşkün olmayan köyün birinde, Devlet eliyle küçük bir cami yapımına karar verilir. Köylüler bu hususta hevesli olmayınca, inşaat işi uzun ve netameli olur. Bir kısım köylü destekler, fiili olarak ta çalışır cami inşaatında; diğerleri ise uzaktan seyreder, yapılanın gereksiz olduğundan dem vurur. Sonunda başlanılmış iş mutlaka biter misali, tamamlanır cami inşası. Açılış için gün belirlemeye çalışılırken caminin minaresini yapmayı unuttuklarını fark eder devletin görevlendirdiği imar memurları. Köy çalkalanır; kimi gereksiz bulur minareyi, kimi olmazsa olmaz” diye tutturur. Durum müftülüğe aksettirilir. Müftü, minaresiz bir caminin muteber olmayacağı fetvası ile minarenin derhal yapılması talimatını verir. Fakat köylü bu hususta ikiye bölünmüştür. Memurlar, bir kısım köylüyü bir türlü ikna edemezler. Sonunda köy camisine minare yapılıp yapılmaması hususunu köylünün reyine sunarlar. Mini bir referandum yaparlar yani. Oylama, köy meydanında yapılır; çocuk büyük herkes oylamaya katılır. Oylama tamamlanıp sayım sonuçları açıklandığında, saatlerce köy meydanında merakla bekleyen köylüler, şaşırıp kalırlar duruma. Yeni bir kriz beklemektedir onları. Zira sonuç: 150 kabul oyuna karşılık 150 ret oyudur Memurlar, muhtar ve köyün ileri gelenleri bu işin içinden nasıl çıkacaklarını düşünürlerken; birisi: köyün çobanı Seyfi’nin oylamaya katılmadığını haykırır. Gerçektende köy meydanında yalnızca o yoktur. Hemen evrakları toparlayıp doğruca Çoban Seyfi’nin mekânına yürür görevli memurlar ve diğerleri Kendi halinde kavalını çalıyor, uzaktan koyunlarını izliyor halde bulurlar Çoban Seyfi’yi.  Durum kendisine izah edilir. Köy camisine yapılacak minareyle ilgili olarak fikri sorulur. Önce Camiinin ne olduğunu, ne işe yaradığını sorar çoban; sonra da minareyi kavramaya çalışır. Uzun uzun anlatırlar; evet veya hayır” diye tek bir kelime cevap isterler kendisinden.

         Çoban Seyfi: Son bir şey soracağım size der.
         -Bu yapacağınız minarenin, mala, davara zararı var mı?”
         Ahali: Yook diye cevap verirler hep bir ağızdan...
         Çoban Seyfi: Yapılsın o zaman deyip uzaklaşır Çoban Seyfi...

         Milli Eğitim Komisyonunda, şu sıralar 12 yıllık mecburi eğitim meselesi görüşülüyor. Pek yakında yasalaşıp yürürlüğe gireceği muhakkak. Her ne kadar fikrimiz kale alınır olmasa da, birçok boyutuyla biz öğretmen ve idarecileri ilgilendirdiği gibi, topyekûn sosyal hayatımızı etkileyecek önemli bir kanun çalışması yapılmaktadır.

         Mala davara zararı yoksa uygulansın diyerek baştan savılacak bir mevzu değildir yani. Avrupa’da birçok ülke uygulamayı bu cihette yapıyor diyerek ayniyle bizde uygulama fikri de doğru değildir kanaatimce. Zorunlu eğitimin 12 yıla çıkartılması ve sıkı takip edilmesi kabul edilebilir bir öngörü. Zira 2000 li yıllarla birlikte içine daldığımız bilim çağında, teknolojik ve bilimsel gelişmeleri yönlendiren bir ülke olma vizyonumuza ulaşmak istiyorsak, tek bir vatandaşımız bile eğitim öğretimin dışında kalmamalıdır. Ancak uygulama için psikolojik, fiziki ve sosyal altyapının öncelikle hazır hale getirilmesi gerekmez mi?

         Kültürel geçmişimiz de dikkate alınarak müfredatın yeniden yapılandırılması gerekmez mi? Kendiliğinden oluşup emrivaki bir durum ortaya çıkartan ve sistemin neresinde olduğu, hangi ihtiyaca binaen ve neyin yerine ikame edildiği belli olmayan dershanecilik mefhumunu ortadan kaldıracak bir düzenlemeyi, acilen hayata geçirmek gerekmez mi?

         Biliyoruz ki, Okullar, öğrenciyi bir üst öğretim kurumuna ve hayata hazırlayan kurumlardır.” Akademik başarı için eğitim sistemi, okul, aile ve öğrenci, topyekûn seferber olduğu halde; yürürlükteki müfredat ve eğitim mantalitesi ile öğrenciyi hayata ne kadar hazırlamakta olduğumuz düşünülmeli değil midir?

         Eskiden, okullarda bölgenin ve öğrencilerin talepleri doğrultusunda Ev ekonomisi, Tarım, Turizm, Ticaret, Resim-iş gibi dersler, seçmeli ders olarak işlenmesi sağlanıyordu. Görev yaptığım birçok okulun depolarında bu derslere ait materyal ve cihazlar kimi ambalajı hiç açılmamış halde bulunmaktaydı. Bir kız öğrencinin, öncelikle iyi bir vatandaş ve iyi bir anne olarak hayata hazır hale getirilmesi, bir genç delikanlının ev geçindirme sorumluluk ve hazzını uygulamalı olarak görmesi gereken bu tür dersler, maalesef amacına uygun olarak işlenememiştir. Çünkü akademik başarı daima ön planda tutulmuş, değerlendirme kriteri olarak benimsenmiştir.

         Şu anda 12. sınıflarda okuyan öğrenciler 18 yaş sınırındaki gençler olup, ergenliğin en zor safhasındaki gurubu oluşturmaktadır. Okullarda disiplin problemleri, çoğunlukla bu çağ gençleri ile yaşanmaktadır. Çünkü öğrenci kendisini yetişkin bir birey olarak görmekte, kendisine bu haliyle muamele edilmesini istemekte, bu nedenle protest bir ruh hali geliştirmektedir. Bu durum, çağının gereği, olağan bir durum olarak kabul edilebilir olsa da, gerek kurumun genel disiplini, gerekse öğretmen ve idarecilerin anlayışsız tutumu, beraberinde sürekli bir çatışma ortamını ya da tutarsız bir keşmekeşliği getirmektedir. Ayrıca son sınıf öğrencilerinin YGS ve LYS sınavları öncesi devamsızlık, usulsüz rapor ve izin işlemleri ile ayrıcalıklı olma beklentileri, alt sınıf öğrencilerinin de tutum ve davranışlarını etkilemektedir.

         Bununla birlikte, lise müfredatında işlenerek dört yıl içerisinde bitirilmesi istenen konular, yeterli ilgi uyandırılıp motivasyon sağlanması ve sadeleştirilmesi halinde, üç yıl içerisinde rahatlıkla yetiştirilebilecektir.

         Bu nedenlerle diyorum ki, akademik ve mesleki yönlendirme, ilk beş yılın sonunda yapılmalı; ikinci dört yıl, bu yönlendirme işleminin sağlıklı olup olmadığını test etmekle geçirilmeli, mesleki ve akademik okullar arası geçişlere bu yıllarda imkân tanınmalı; son üç yıl ise üniversite eğitimine hazırlık olarak planlanmalıdır. Tüm öğrencilerin meslek tercihleri her yıl test, gözlem ve envanterler ile profesyonelce belirlenmelidir. Böylece, öğrencileri gereksiz bilgi bombardımanından kurtarmalı, onları hayata hazırlayacak diğer dersler için zaman ayrılmalıdır.

         Akademik eğitime hazırlayan liselerin birinci sınıflarında, öğrencilere seçeceği mesleğe yönelik ders programı hazırlanmalı, meslek tercihlerine göre şubelere ayrılmalı seçmeli dersleri bu doğrultuda belirlenmelidir. Mesleki okullarda ise, bölüm seçimleri lise birinci sınıfın başında yapılmalıdır. Böylece mevcut derslik,  atölye ve işlikler ile öğretmen ve insan kaynağı daha rantabl kullanılmış olacaktır. Acizane önerim odur ki, sağlıklı yönlendirilmiş bir nesil, iletişim becerileri ve özgüveni yüksek, bilinçli meslek tercihi yapmış bireyler yetiştirmek istiyorsak; (öğrenciler için ana sınıfı mecburiyeti de getirildiğine göre,) eğitim süreci 1+4+4+3 şeklinde 12 ye tamamlanmalı. Eğitim müfredatı, öğrencilerin hayata hazırlanabilmelerine imkân tanıyabilecek şekilde yeniden yapılandırılmalı, sadeleştirilmeli, eğlenceli hale getirilmelidir.

         Hepsinden önemlisi Türk Milli Eğitiminin vizyonu net bir şekilde belirlenmeli, bütün paydaşlara anlatılmalı ve benimsetilmelidir.



    HAKKIMDA

    1966 Yılında Trabzon ili Dernekpazarı İlçesi kondu köyünde dünyaya geldim. İlk ve ortaokul tahsilimi Dernekpazarı’nda, Lise öğrenimimi Çaykara İmam- Hatip Lisesinde tamamladım. 1990 yılında Karadeniz Teknik Üniversitesi Fatih Eğitim Fakültesi Fizik öğretmenliği Bölümünü bitirdim. 1992 yılında askerliğimin ardından Temmuz ayının 24 ünde Tunceli ili Pertek ilçesi Mustafa Kemal Lisesinde göreve başladım. Burada, 2 yılı okul müdürlüğüne vekâlet olmak üzere 5 yıl çalıştıktan sonra, 1997 yılı ekim ayında BURSA ili İnegöl İlçesi Dörtçelik endüstri Meslek Lisesi fizik öğretmenliğine atandım. 1998 yılında, ilk defa açılan okul müdürlüğü sınavını kazanarak müdürlük kursuna katıldım. Kurs sonunda yapılan sınavla A tipi kurum müdürlüğü sertifikası aldım. 2003 yılı ekim ayında İnegöl Lisesi müdürlüğüne atandım. 2005–2006 eğitim öğretim yılında Süper liselerin Anadolu liselerine dönüştürülmesi hakkını kullanarak Anadolu lisesine dönüştürülen İnegöl Anadolu Lisesi müdürlüğüne atandım.
     
    2006 yılında Anadolu Üniversitesi İktisat Fakültesi Kamu Yönetimi bölümünden mezun oldum. İnegöl mediha Hayri Çelik Fen lisesinde Biyoloji öğretmeni olan Ayşe hanımla evliyim. Bilkent Üniversitesi Makine Mühendisliği 1. sınıfta okuyan bir oğlum var.
     
    Memuriyetim boyunca Kaymakamlık, İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü ve il Milli Eğitim Müdürlüklerince birçok kez takdir ve teşekkürlerle ve  Milli Eğitim Bakanlığınca Maaşla ödüllendirme ile taltif edildim. Startejik Planlama formatörlüğü, TKY değerlendiriciliği eğitimlerine katıldım. Okul geliştirme, Eğitim yönetimi, Bilgisayar kursu, Diksiyon eğitimi vb seminerlere katıldım.
     
    20 yıllık memuriyet ve yöneticilik hayatım boyunca
     
     “İnsanın kainatın en değerli varlığı ve bir dünya konuğu olduğu” düşüncesi ile görevimi yaptım.  Ayrıca “ya değişirsiniz, ya değiştirilirsiniz” sözü ışığında, değişimi ve gelişimi yaşam tarzı olarak benimsemekteyim.





    Yusuf Şevki Yücel 'nin Mesajlarını Beğenen 4 Kullanıcı: ebruçobanoğlu (08 Mart 2012 - 10:05), Kenan Yazıcı (07 Mart 2012 - 08:59), AHMET AKTURK (07 Mart 2012 - 08:07), YAVUZ BİBER (07 Mart 2012 - 07:54)
    • Sadık Yılmaz
    • Aktif Visirli
    • *
    • İleti: 2.434
    • Cinsiyet: Bay
    • son nefesin tarihini yazmış ise kader.Azrail seni
    • 358 Mesajı Toplam
      493 Kere Beğenildi
      • Marankoz
    • GSM: 0536 553 63 59
    1+4+4+3 OLSUN, 12 OLSUN…
    « Yanıtla #1: 06 Mart 2012 - 22:53 »
  • Yayınlama
  • İyi yazdın müdürüm kalemine sağlık

    sevdimde sevmedi sevduğum beni
    uğruna tükettim ben bu bedeni
    anlamadım ardındaki nedeni
    boş ver anam sende unut terketipde gideni

    sevdadan yana çile çekenler
    cekip gider bu sevene yük deyil
    sevip sevip ayrılığı seçenler
    çeker gider buda ona ilk deyil

    • Aktif Visirli
    • *
    • İleti: 833
    • Cinsiyet: Bay
    • 73 Mesajı Toplam
      136 Kere Beğenildi
      • AKSPOR LTD. ŞTİ.
    • GSM: 0533 727 22 60
    1+4+4+3 OLSUN, 12 OLSUN…
    « Yanıtla #2: 07 Mart 2012 - 08:15 »
  • Yayınlama
  •     Çok değerli arkadaşım, kardeşim, dostum ve saygıdeğer hocam, Sitemizdeki yeni görevin hayırlı uğurlu olsun, yeniden hoşgeldin diyorum ve ilk köşe yazısı içinde seni yürekten tebrik ediyorum, engin tecrübelerin ve fikirlerinle bizler aydınlatacak olduğun içinde şimdiden teşekkür ediyorum... iyiki geldin... hoşgeldin sefalar getirdin...

         Saygı sevgi hürmet ve muhabbetlerimle...

    BAKAN ÜYE DEĞİL, KATILIMCI ÜYE İSTİYORUZ...

    Ahmet Aktürk 'nin Mesajlarını Beğenen Kullanıcılar: yusev (13 Mayıs 2012 - 01:51)
    • Sadık Yılmaz
    • Aktif Visirli
    • *
    • İleti: 2.434
    • Cinsiyet: Bay
    • son nefesin tarihini yazmış ise kader.Azrail seni
    • 358 Mesajı Toplam
      493 Kere Beğenildi
      • Marankoz
    • GSM: 0536 553 63 59
    1+4+4+3 OLSUN, 12 OLSUN…
    « Yanıtla #3: 18 Mart 2012 - 06:04 »
  • Yayınlama
  • 4+4+4=dert+dert aynı dert   deyeceksenki niye
    4+4= 8  eski sisdem varolan sisdem yok olacak olan sisdem  eeeeeeeee bu sisteme karşıyuk o belline sanat bıraktı ne sanatkar ne huzur bıraktı nede sefagar
    öğrençi dertli öğretmen mutsuz veli cefagar
    iktidar değişdi veliden yükü kalktı kitabın kitabcının gavganın
    yinede duaçıyız vefagar vefalı sefagar

    4+4+4=12  yine yeniden  başladık hayada sanki güçü olan diker kolan yalan dolan falan filan bina kurar yuvaya gar
    ya gariban ihtiyacı vardır o son dördün gececeği zamanın getirisine
    ıkı ekmekden birini alabilse biride evlattan alır 
    beki ya binalar zaden yetersizsabahcı oğlenci işi başlar 4+4 saat 3 e kadar +4 ler üçden sonra delaşlar ondan sonra batlar artık filaşlar .şunun oğlu bunun kızı dedi kodu dürlü yazı manşetlerde bazı bazı
    damam kestim idırazı aldıman öyle sıradan bir yazı

    sevdimde sevmedi sevduğum beni
    uğruna tükettim ben bu bedeni
    anlamadım ardındaki nedeni
    boş ver anam sende unut terketipde gideni

    sevdadan yana çile çekenler
    cekip gider bu sevene yük deyil
    sevip sevip ayrılığı seçenler
    çeker gider buda ona ilk deyil


     


    Facebook Yorumları

             
    Twittear