ZEİGEİST - ZAMANIN RUHU - Gülen Köyü Resmi Web Sitesi...

Gönderen Konu: ZEİGEİST - ZAMANIN RUHU  (Okunma sayısı 2350 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

  • Nilgün Aktürk
  • Moderatör
  • *
  • İleti: 441
  • Cinsiyet: Bayan
  • 28 Mesajı Toplam
    41 Kere Beğenildi
ZEİGEİST - ZAMANIN RUHU
« Topic Start: 13 Nisan 2008 - 22:37 »
  • Yayınlama
  •      NİLGÜN AKTÜRK
         mahfi_e@mynet.com
         13 Nisan 2008 Pazar

         ZEİGEİST - ZAMANIN RUHU

         Zeitgeist-zamanın ruhu kavramını pek severim.hem söyleyiş olarak dilime ve kulağıma hoş geliyor,hem de çok inanırım zamanın da bir ruhu olduğuna.

         Zamanın ruhu var mıdır sizce?

         Yoksa zamanın da ruhu mu olurmuş canım diyenlerden misiniz?

         Pekala da vardır zamanın ruhu.Sizin üzerinize sinmemiş zannediyorsanız yanılgıdasınız.

         Zamanın ruhu;bunu ister yüzyıl,ister yıl,ister ay,ister saat,isterseniz bir an olarak alın,tüm evrende,zincirleme etkileşim sonucunda meydana gelen olayların, baz aldığınız zaman diliminde yaratmış olduğu haldir.Ve bu görünmeyen zamanın ruhu insanı da içine çeker,sürükler.Karakterinin oluşmasında çok ciddi etkileri olur.

         Karışık mı oldu?

         Somutlaştıralım biraz.

         Günümüzü baz alırsak dünyada var olan her şey birbiriyle etkileşim içinde.Sözgelimi Filistin’de yaşananlar zamanın ruhunda bir iz bırakır ve biz fark etmeyiz belki ama o iz bizim burada yaşadıklarımızın şekillenmesinde rol oynar.Her şey ama her şey iz bırakır zamanın ruhunda ve bizler o zaman diliminde var olan her izle birlikte şekilleniriz.

         Hala karışık mı?

         Daha da somutlaştıralım.

         Kendi yaşadığım zaman dilimini baz alırsam,şu anda 2008 nisanının ruhunu taşıyorum ruhumda.Şu zaman diliminde ülkede yaşananlar,dünyada olanlar,kendi zaman tarihimde yaşadığım her şey beni ben yaptı,bu zaman ile ruhum şekillendi.Misal,17. yüzyılda doğmuş olsaydım bambaşka bir ben olacaktım,muhtemelen 17.yy ın ruhundaki duyulara güvenmeme,doğru bilgiye ulaşmada kesin,matematiksel kanıtlar arama,aklı ön planda tutma hali bana da sirayet edecekti.

         Kesinlikle var zamanın ruhu,yoksa geçen hafta zamanın birinde töre adı altında öldürülen babasının cesedine sarılmış ağlayan o çocuğun acısı nasıl şekillendirsin ruh halimi?

         Aysun Kayacı’nın bile taşı kuyuya atıp,zamanda bıraktığı bir iz olmadığını söylemeyeceksiniz değil mi?

         Şu zamanda bu kadar sabırsız,hoşgörüsüz olabiliyorken başka bir zamanda bambaşka olabiliriz eminim.

         Belki farkında bile değilim ama birkaç apartman ötemde olan bir olayın zamanda yarattığı etki siniyor üzerime.

         Bugün bir tarih kitabında okudum da Cumhuriyeti kuran kadronun Kurtuluş savaşı yıllarında dindarlaşmasından,hatta o dönem Atatürk için takiyye yapmıştı denmesinden bahsediyordu.ve kitabın yazarı Mustafa Armağan diyordu ki:takiyye yapılmıştı diyenlere katılmıyorum.Her biri başka kesimlerden gelen ve farklı dünya görüşlerine sahip aydınlar Milli ücade yıllarında hep birlikte dindarlaşmışlarsa,bunun şahsi bir takiyye değil,ortak bir dönüşüm,bir toplumsal değişim olduğunu söylemek zorundayız.Böylelikle Kurtuluş savaşı’nı dönemin ruhuyla açıklamanın kapılarını çalmış oluruz.

         Bunu okuyunca Çanakkale savaşı’ndaki atmosfer geldi aklıma hemen,mümkün müydü zamanın o zamanki ruhundan etkilenmemek.O dönemin insanları o dönemle şekillenmişlerdi.

         Zamanın ruhu olmasaydı,senenin o bir ayında,Ramazan’da ruhumun başkalaşmasını nasıl açıklarım ki,oruçla alakalı değil,olsaydı Ramazan harici tuttuğumda da aynı hazzı duymam lazım ruhumda,ama ne kadar haz duysam da Ramazan’daki ruhu olmuyor orucumun.Demek ki zamanın ramazana has bir ruhu da var.

         İyi de,niye bu kadar anlattın,varsa var zamanın ruhu diyorsanız…

         İnsanlara,yaşadıklarımıza bakıp genel olarak istisnalar olmakla birlikte , nasıl böyle olduk,nasıl bu kadar öfkeli,tahammülsüz olabiliyoruz külli olarak.neye bu toplu kızgınlık,kırgınlıklarımız.dünya nasıl söz birliği etmiş gibi tüketmeye,kırmaya,dökmeye,bozmaya,mala,şöhrete,şehvete,eğlenmeye,rahat-rehavete düşkünlüğe odaklandı diye takıldı aklıma.Cevap zamanda saklı galiba,şu zamanın ruhu budur sanırım.

         Buraya kadar mantıklı buluyorum zamanın ruhuyla açıklamayı bu durumu,ama benimde bu denklemde çözemediğim bir kısım var,onu da size sormak için aslında bu yazı,

         Madem zamanın ruhu var ve bu kadar sindi üzerimize,bu zaman hep mi olumsuzlukların izini taşır ruhunda?yapılan güzel işlerin,duaların izinin az oluşunda problem zaman da mı,yoksa biz mi yeterince iz bırakacak etkinlikte değiliz?

         Saygılar...



    ALLAH'ın ihsan ettiğine mani olacak yoktur,O'nun mani olduğunu da lütfedecek yoktur.

    • P h o e n i X
    • Aktif Visirli
    • *
    • İleti: 3.158
    • Cinsiyet: Bayan
    • Quae nocent docent!...
    • 184 Mesajı Toplam
      253 Kere Beğenildi
    Zeitgeist-Zamanın ruhu
    « Yanıtla #1: 16 Nisan 2008 - 19:51 »
  • Yayınlama

  • Bir gün arkadaşımla oturup,sohbet ederken şöyle bir şey söylemiştim: Keşke bu ahirzamanda değil de, asr-ı saadette, Efendimiz(sav)'in zamanında yaşasaydım".

    Arkadaşım bana: "Demek ki, bu zamanda yaşaman senin hakkında daha hayırlıymış. Belki o zamanda, farklı bir karakterin, inancın olacaktı ve en kötüsü de şuan ki inancın da değil, karşı kulvarda olacaktın" dedi.

    Düşününce hak verdim. O zamanın ruhu demek ki, beni daha farklı bir ben yapacaktı. İnançlarım ve fikirlerim, bugünkünden daha farklı olacaktı.

    Bu zamanın olayları, yaşadığımız sıkıntılar, çevremizdeki kişilerin karakterimize, dünya görüşümüze, bakış açımıza sirayeti çok önemli..

    Aslında farkında değiliz belki ama doğuştan gelen mizaç, tamamen çevre ile şekillenip, karakterimiz oluyor.

    You Laugh At Me For Being Different...

    I Laugh At You For Being The Same..


     
    لاَۤ اِلٰهَ اِلاَّ اللهُ
    ALLAH birdir. Başka şeylere müracaat edip yorulma, onlara tezellül edip minnet... çekme, onlara temelluk edip boyun eğme, onların arkasına düşüp zahmet çekme, onlardan korkup titreme. Çünki Sultan-ı Kâinat birdir, herşey'in anahtarı onun yanında, her şey'in dizgini onun elindedir; herşey onun emriyle halledilir. Onu bulsan, her matlubunu buldun; hadsiz minnetlerden, korkulardan kurtuldun."

    • Süper Moderatör
    • *
    • İleti: 632
    • Cinsiyet: Bay
    • 63 Mesajı Toplam
      129 Kere Beğenildi
    ZEİGEİST - ZAMANIN RUHU
    « Yanıtla #2: 01 Haziran 2010 - 10:08 »
  • Yayınlama
  • Sevgili Nilgün,
    Sorun,insanın istekleri ile,daha doğrusu olmasını istedikleri ile 'OLAN' olaylar arasındakı sırrı çözmededir.Şöyle düşün,
    insanın her istediği oluyor.her insan dünyanın tümü benim olsun isterse diğer insanlar,canlılar ne olacak
    Ayrıca onlar da aynı şeyleri isterse ne olacak.Onun için insan hayallerinin bir gün gerçekleşeceğine inanarak yaşar.O hayallerin bir kısmı olur.Yani makulu-olabilecekleri-ALLAH'ın taktır ettiği miktarda olur.Ve insan onlarla yetinmek zorundadır.Yoksa herkesin istediği olsa sonuçta kimse başkasının varlığını kabullenmez.
    Fıkrayı bilirsin,Laz,İngiliz,Amerikalı denizde seyhat esnasında gemileri alabora olur, ıssız bir adaya zar zor çıkarlar.Bır ses duyarlar herkes bir istekte bulunsun,ALLAH bu bir isteğinizi kabul edecek.Amerikalı Rabbim beni Newyork'a gönder der duası kabul olur gider.İngiliz,Rabbim beni Londra'ya gönder,der O da gider.Laz'a sıra gelir;Rabbim ikisini de burada istiyorum der...
    İşte insanoğluna hayallerinin olacağı garantisi verilse idi,biri yazar biri bozardı..
    Yazının felsefiliğine hayran kaldım.Tebrik ederim bu tahlilden dolayı..Başarılarının devamını bekliyorum.
    Selamlar...



     


    Facebook Yorumları

             
    Twittear