"MUSTAFA" - Gülen Köyü Resmi Web Sitesi...

Gönderen Konu: "MUSTAFA"  (Okunma sayısı 3948 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

  • Süper Moderatör
  • *
  • İleti: 632
  • Cinsiyet: Bay
  • 63 Mesajı Toplam
    129 Kere Beğenildi
"MUSTAFA"
« Topic Start: 01 Kasım 2008 - 16:14 »
  • Yayınlama
  •     AHMET AKTÜRK (HOCA)
         agulen61@gmail.com
         01 Kasım 2008 Cumartesi

         “MUSTAFA”

         Usta gazeteci ve belgesel yapımcısı Can DÜNDAR;bir güzel esere daha imza atmış ve karşımıza Atatürk’ün bilinmeyen bir portresi ile çıkmıştır. Son on yıldan beri tarihi şahsiyetlerin portrelerini belgesel niteliğinde görselimize sunan Can Dündar, eserlerinin hem senaristi, hem yapımcısı, hem de seslendiricisi olması açısında bir koltukta üç karpuz tutma maharetini göstermesi yönünden de övülmeye değerdir.

         Ben,filmi/belgeseli henüz görmedim, ama görmeye mutlaka gideceğim. Seyredenlerin  yorumlarını takip ederek ulaştığım sonuç üç aşağı beş yukarı, eskiden beri var olan fikri yapımın destekleyicisi olması açısından beni ayrıca mutlu etmiştir. Bir kez daha “görülen köy kılavuz istemez” mantığıyla hareket edildiğinde sonucun buralara geleceği belli idi.

         Bir kısım çevrelerde “Atatürk” tekeli oluşturarak, o tekel içinde olanlara birtakım avantajlar sağlama, dışında kalan veya bırakılan kişileri ise dışlama ve “hain” damgası ile damgalama modasının yavaş yavaş sona erdiğini bu filimle gözlemliyorum.

         Tabu haline getirilen ve dokunulmazlığı ile büyütüldüğünü, kanunlarla koruma altına alınarak gizemli bir şekilde saklandığını düşünenlerin yavaş yavaş sayılarının azaldığını görmek,tarih adına bana mutluluk vermektedir.

         Toplumda bir takım değerler vardır ki, onlar herkesin ortak çeşmesidir.Su ihtiyacı olanların kovasını dolduracağı kaynaklardır oralar.Bu kaynaklardan mahrum bırakılan kişilerin bir gece vakti ortak çeşmeyi tahrip etmeyeceklerini kimse garanti edemez.

         Atatürk gibi bu toplumun ortak değerlerine topluca saygı göstermeden halkın rahatlamasını da mümkün görmüyorum. Tarihe mal olan şahsiyetlerin birileri tarafından hunharca tahrip edilmesinin kimseye fayda getirmeyeceğinin bilinmesini isterim.Bu ülkede; Fatih, Yavuz, Kanuni, Abdülhamit, Atatürk düşmanlıkları veya dostluklarının çatışmasından kimseye fayda gelmediği anlaşılmıştır. Bu toprak üzerinde yaşayan herkesin bu şahsiyetleri ayırt etmeden sevme ve saygılı söz söyleme mecburiyetinde birleşmesi gerekliliğine inanması şarttır.  Ne Atatürk’e düşman, ne Fatih’e düşman bir nesil olmasının fayda getireceğini beynimize kazımamızda fayda var sanırım. Hiç, ama hiç kimse birilerini, kendine siper etme cüretinde olmayacağı bir anlayışa doğru meyletmemizde fayda görüyorum.

         Can Dündar, bir tarihçi/vakanüvis olmamasına rağmen çok güncel ve göz önünde olan ve tarihi şahsiyetler açısından dönemleri itibariyle tarihimize damga vurmuş bir çok kişinin biyografilerini/özgeçmişlerini belgesel yapma cüretini göstermesi açısından taktire şayan bir işi başardığına inanıyorum.Tarihi arşivleri bir Ednoğrafya araştırmacısı gibi hareket ederek taraması ve bir çok bilinmeyen tarihi karanlıkları gün yüzüne çıkarması herkes tarafından taktir edilmelidir.

         Bu belgeselin yapımcısının “bakış açısı” penceresinden  verilmesi çeşitli eleştirileri de arkasından getirmiştir. Tarihi şahsiyet açısından bu zamana kadar ATATÜRK’ten kimse sıradan bir insan gibi “Mustafa” olarak bahsedememiştir. Unvansız basit bir isimle bu şahsın konu edilmesine cüret gösterilmesi kanaatimce Can Dündar’ın ideolojik kimliğinden şüphe edilmemesinden kaynaklanmaktadır.Zira bundan önce Halit Refiğ’in çekmiş olduğu ve 12 eylül Paşaları tarafından yakılan YORGUN SAVAŞÇI filmine bu kadar müsamaha gösterilmediğini biliyoruz.Hatta tahammülsüzlüğün en ağırı ile karşılaşmış ve filim, negatifleri ile birlikte yakılarak imha edilmiştir.

         Diğer yandan tarihimizin çok ender sayfalarını hakiki tarih süzgecinden geçirerek yazan ve yorumlayan Kadir MISIROĞLU Hocamız, tarihi hakikatlerine tahammülü olmayan ispiyoncular tarafından yoğun propaganda neticesinde 15 yıl Avrupa’da sürgün hayatı yaşamak mecburiyetinde bırakıldığını da biliyoruz. Bunun gibi sayısız misaller vermek mümkün. Bu ve bunun gibi konular, birtakım kişilerin tekelinde imiş gibi kendilerinden başka tarih yorumcularına mani olunmuş ve var olan belgelerin gizlenerek veya ulaşılmasına mani olunarak, tarihin hakiki yönlerini genç nesillerin öğrenmeleri engellenmiştir. Kendilerinin topluma sunduğu kadar tarihi bilgilerle yetinilmiştir.

         Mızrağın çuvala sığdırılamadığını bilerek, eninde sonunda bu milletin gerçek tarihi ve tarihi şahsiyetleri olduğu gibi görüntüleme ve sevme özgürlüğüne kavuşacağına da inancım sonsuzdur. Bir takım önemli şahsiyetler “kutsallaştırılarak” efsaneleştirilmek istenmesi insanüstü varlıklar olarak gösterilmelerinden nemalanan kişilerin bu tür davranışlara meyledeceği muhakkaktır.

         Yeri gelmişken bir hatıramı da nakletmek isterim.12 Eylül ihtilalı olduğunda, Trabzon’da oturduğum apartmanımızda karı-koca öğretmen kiracım vardı. Cemil-Cemile Karadeniz... Cemil Bey bir ilkokulun müdürü eşi de aynı okulda öğretmendi. İkisi de sıkı bir Demirel hayranı idi. İhtilalın birinci ayında emekliliklerini istediler ve Trabzon’un Ayasofya mahallesine bir “büst” atölyesi açtılar. İstanbul’dan temin ettikleri 10 adet mask ve heykel kalıbına inşaat yapar gibi fabrikasyon büstler döktüler beyaz çimentodan… Kolordu komutanı ile kurdukları ikili ilişkiler sayesinde,köy kasaba,cami,okul,park,bahçe,hastane,sağlık evi demeden aklınıza gelebilecek tüm sahalara ve iç mekanlara sektör halinde büst sattılar. Artık “Demokrat Cemil Bey” zoraki sipariş alan bir tüccara dönüştü. Almak istemeyen kurum, kuruluş ve şahısların akıbetini siz tahmin edin. Atatürk’e benzeyip benzememesi hiç önemli değildi,Cemil Bey için..Önemli olan büstlerin, maskların Atatürk’e benzeyip benzememesi değil, gelen paralardı artık… Bu dönemde satılan büstler ve masklar birkaç yıl içinde ya tahriş oldu,  kırıldı, ya da benzemediklerinden dolayı değiştirildi. Bu istismarın önüne bilinçli bir tarih şuuru ve anlayışıyla geçilebileceğini herkesin bilmesinde fayda görüyorum.

         Can Dündar’ın belgeselinde verilen Atatürk portresi tamamen “insan ve beşer” olan bir varlık olması dolayısıyla önemsenmelidir. Gerçi bazı film eleştirmenleri bir takım tarihi hatalardan ve kronolojiye  uyulmaması açısından açık tenkitlerine şahit oluyoruz. Bence; Tüm eksik yönlerine rağmen  Atatürk’ün insani yönünü ön plana alarak yapılmış olan bu belgeselden ibretler  çıkarmakta fayda var. Ne birileri için efsane, ne de, bazıları için yok sayılacak ve her yaptığı peşin yanlış olan bir şahsiyet var karşımızda.

         Bu belgeselle bir takım ezberlerin bozulacağı ve olması gereken gerçek yerindeki Atatürk’ü daha çok taktir eden olacağı muhakkaktır. Artık birilerine dayatma aracı olarak kullanılan, hatta arkasına sığınılarak yapılan yolsuzluk ve üçkağıtçılığın kamuflesi sona erecek  olması bakımından da bu filmi önemsemek lazım.

         Diğer yandan Atatürk’ün çocukluğundan başlayarak ölümüne kadar olan azim ve çabası, kendini yetiştirerek vatanına yapacağı faydaların projelendirilip teker teker hayata geçirmesindeki kararlılığı örnek alınacak bir hayat akışıdır. Şunu da unutmamak lazım ki, en tepedekilerin etrafındaki insanların zirve noktasındaki kişilere başkalarının yaklaştırılmaması için onu yalnızlığa itmeleri doğal bir sonuçtur. Atatürk; bil hassa 1930 yılından sonra ölümüne kadar yalnızlığa mahküm edildiğini bilmekteyiz. Etrafındaki dalkavuklar onu “birilerinden” koruma bahanesiyle adeta demir çembere almış ve sonucunda yalnızlığını her gece içtiği rakının kadehlerinde giderme pozisyonuna düşürmüştür. Belgeselde anlatılan bu sonucun bazı yazarlar tarafından inkarı söz konusu edilse de sonuç bundan ibaret olduğunu söylemekte fayda var sanırım.

         Selam ve dua ile...




    • P h o e n i X
    • Aktif Visirli
    • *
    • İleti: 3.158
    • Cinsiyet: Bayan
    • Quae nocent docent!...
    • 184 Mesajı Toplam
      253 Kere Beğenildi
    "MUSTAFA"
    « Yanıtla #1: 01 Kasım 2008 - 17:24 »
  • Yayınlama
  • Hocam, çok güzel bir konu ele aldınız. Nefes almadan okudum, diyebilirim yazınızı..

    Neden bilmiyorum ama, Türkiye'de bir şeylerin değişmeye başladığını hissediyordum bugünlerde.. Ve kafamda "acaba bu konu hakkındaki gerçekler de ortaya çıkar mı?" diye düşünürken, bu belgesel çıkıverdi ortaya.. Gerçekten "Cesaret" işi.. Bu sebepten dolayı herhalde, Bazı firmalar sponsor olmaktan vazgeçti..

    Ne olursa olsun, kim olusa olsun + ve - 'leriyle değerlendirilmeli.. Ne tanrılaştırılmalı, ne de yerin dibine sokulmamalı.. Herkes her şeyi net görmeli, gerçekler bulandırılmamalı ki, isteyen istediğini seçsin bilinçli bir şekilde..

    Maalesef ki; bir nesil uyutuldu, kandırıldı, mahvedildi ama yeni bir nesil  diriliş muştusu veriyor ..

    Galiba, dinazorların sonu geldi...

    You Laugh At Me For Being Different...

    I Laugh At You For Being The Same..


     
    لاَۤ اِلٰهَ اِلاَّ اللهُ
    ALLAH birdir. Başka şeylere müracaat edip yorulma, onlara tezellül edip minnet... çekme, onlara temelluk edip boyun eğme, onların arkasına düşüp zahmet çekme, onlardan korkup titreme. Çünki Sultan-ı Kâinat birdir, herşey'in anahtarı onun yanında, her şey'in dizgini onun elindedir; herşey onun emriyle halledilir. Onu bulsan, her matlubunu buldun; hadsiz minnetlerden, korkulardan kurtuldun."

    • Aktif Visirli
    • *
    • İleti: 978
    • Cinsiyet: Bay
    • 12 Mesajı Toplam
      12 Kere Beğenildi
    • GSM: 0530 135 61 36
    • Kan Grubu: Seçmediniz
    "MUSTAFA"
    « Yanıtla #2: 02 Kasım 2008 - 18:06 »
  • Yayınlama
  • Çok güzel bir film.29 Ekimde ilk gösterime girdiği zaman okulla gittik.Bende herkese bu filme gitmesini tavsiye ederim

    • P h o e n i X
    • Aktif Visirli
    • *
    • İleti: 3.158
    • Cinsiyet: Bayan
    • Quae nocent docent!...
    • 184 Mesajı Toplam
      253 Kere Beğenildi
    "MUSTAFA"
    « Yanıtla #3: 09 Kasım 2008 - 18:34 »
  • Yayınlama
  • Ayşe Akman'ın Can Dündar'la "Mustafa" filmi hakkında yaptığı bir ropörtajdan küçük bir alıntı:

    Ayşe Akman:Neydi yapmak istediniz?

    Can Dündar: - Özel hayatını anlattığımız söyleniyor, ama aslında film onu anlatmıyor. Başka bir mücadele var Atatürk’ün hayatında, ben onu fark ettim ama gelen tepkilere bakıyorum da filme çok yedirememişim. Asıl mücadele ne Yunanlılara ne asi Kürtlere ne de gericilere karşı veriliyor. Atatürk’ün asıl mücadelesi, "İktidarı, gökyüzünden yeryüzüne indirme meselesi."

    Ben bütün mücadelesini topyekûn elden geçirdiğimde bunu gördüm. Üstelik yapmaya çalıştığı çok özel bir şey, sadece Türkiye’yi değil bütün insanlığı ilgilendiriyor. Bütün insanlığı dönüştürebilecek bir şeyden söz ediyor.

    O sonda yaptığı konuşmada söylediği bir şey var ki -ben bunun filmin en çok konuşulacak şeyi olacağını sanıyordum, üzerine kimse bir satır bile yazmadı- bunu insanlık tarihinde söyleyebilecek başka bir lider bilmiyoruz. "Biz ilhamlarımızı gökten değil, yeryüzünden alıyoruz, bizim ilkelerimiz gökten indiği sanılan kitapların dogmalarıyla bir tutulmamalıdır" diyor. Burada sadece İslam da söz konusu değil, bütün dinlere bir gönderme var.
    ...................................................

    Kendi çocukluğumu hatırlıyorum: Ben bu insana hayrandım ve inanılmaz çok seviyordum. Hatta 8-9 yaşlarındayken, rüyamda bile görmüştüm. Ama gün geldi, o gökten inenler, beni daha çok etkiledi ve marjinal kararlar alırken, o çok değerli "ilkeler" aklıma bile gelmedi..

    Açıkçası, bunca sene "kandırılmış"ız  ve bizim çocuklarımız da zoraki "kandırılıyorlar."





    You Laugh At Me For Being Different...

    I Laugh At You For Being The Same..


     
    لاَۤ اِلٰهَ اِلاَّ اللهُ
    ALLAH birdir. Başka şeylere müracaat edip yorulma, onlara tezellül edip minnet... çekme, onlara temelluk edip boyun eğme, onların arkasına düşüp zahmet çekme, onlardan korkup titreme. Çünki Sultan-ı Kâinat birdir, herşey'in anahtarı onun yanında, her şey'in dizgini onun elindedir; herşey onun emriyle halledilir. Onu bulsan, her matlubunu buldun; hadsiz minnetlerden, korkulardan kurtuldun."

    • Süper Moderatör
    • *
    • İleti: 632
    • Cinsiyet: Bay
    • 63 Mesajı Toplam
      129 Kere Beğenildi
    "MUSTAFA"
    « Yanıtla #4: 09 Kasım 2008 - 20:48 »
  • Yayınlama
  •          Esas düşündüren sonuç işte bu sizin vardığınız sonuçtur,Lema Hanım.Bir yazımda da bahsettiğim gibi,genç dimağların bukalemunlaştırıldığı,ikilem içinde birakıldığı bu eğitim sistemi ile bir arpa boyu yol almamızı kimse beklemesin...Yalan ve yanlış,yutturulan,düzmece bir roman gibi sunulan tarihle şuurlu bir milletin yetiştirilmesi mümkün değildir.Bir eğitimci olarak,bu gerçekleri görüp tedbir alamamanın kahrı içinde göçüp gitmek çok acı veriyor,çok acı...Yaptığınız açıklamalı yoruma da teşekkür ederim.Kalın sağlıcakla..


    • Recep Aktürk
    • Aktif Visirli
    • *
    • İleti: 22
    • Cinsiyet: Bay
    "MUSTAFA"
    « Yanıtla #5: 27 Mayıs 2010 - 12:32 »
  • Yayınlama
  • Değeri kardeşim Ahmet'in "Mustafa" yazisi çok hoşuma gitti. Kendisini tebrik ediyorum.Geçen akşam bir kanalda, Can Dündar'ın eleştirilere veriği cevaplardan dehşete kapıldım.Herkes Atatürk'ü kendi ideolojisine göre değerlendiriyor.Kimse Atatürk'ü kendisine sormuyor. Atatürk kendisine sorulursa ortada hiçbir sorun kalmayacaktır. Cemal Aktürk


    • Aktif Visirli
    • *
    • İleti: 80
    • Cinsiyet: Bay
    • 9 Mesajı Toplam
      9 Kere Beğenildi
      • kondisyon aletleri spor malzemeleri
    • GSM: 05335523755
    • Kan Grubu: Seçmediniz
    "MUSTAFA"
    « Yanıtla #6: 27 Mayıs 2010 - 12:33 »
  • Yayınlama
  • sayın hocam, gercekden güzel ve çok doğru yazmıssın kalemine sağlık.memleket ne cekdiyse Atatürk ün arkasına sığınak halt işleyen bu zevattan cekmiştir.Atatürk ün son yıllarında onu toplumdan ve insanlardan uzaklaştıran hatta silah arkadaşlarıyla arasını açan, açmaya çalışan bu masonların kimler olduklarını artık herkes biliyor.selam ve dua ile.


    • blueshadow

    • Ziyaretçi
    "MUSTAFA"
    « Yanıtla #7: 27 Mayıs 2010 - 12:34 »
  • Yayınlama
  • Baba gerçekten yazına hayran kaldım.Bazı konularda soru işareti kafamda oluşsa da aydınlatıcı bir yazı olmuş.Artık insanların üzerinden yorum yapıp bunu da siyasete dökmenin bir fayda sağlamayacağı,bu zamana kadr da sağlamadığı kanaatindeyim.Hele hele ATATÜRK gibi akıllı bir liderin üzerlinden bunların olmaması gerektiğine inanıyorum.Yanlız baba konuyla pek alakası yok ama Atatürk Samsuna çıkarken Vahdettin ona halkın silahı bırakması için mi gönderdi.Gönderdiyse bile o zaman kurtuluşu başlattı.Abdulhamidin kitabında farklı şeyler yazıyo nutukta farklı şeyler ...Yani abdulhamitle atatürk arsındaki diyalog hakkında biraz bilgi verebilir misin .Selamlarımı sunuyorum


    • Osman Düzenli
    • Aktif Visirli
    • *
    • İleti: 142
    • Cinsiyet: Bay
    • Visirli Mühendis
    • 17 Mesajı Toplam
      29 Kere Beğenildi
      • Gülen Köyü Web Sitesi
    • GSM: 0535 426 93 08
    "MUSTAFA"
    « Yanıtla #8: 27 Mayıs 2010 - 12:34 »
  • Yayınlama
  • Sayın hocam yazılarınız tek kelime ile mükkemmel teprik ediyorum ve bu aydınlatıçı yazılarınızın devamını diliyorum ellerinize sağlık hocam ALLAHa emanet olun

    Visirli Ziraat Mühendisi


     


    Facebook Yorumları

             
    Twittear