Son İletiler

Son İletiler

Sayfa: 12345678 ... 10
1
Istanbul`umuza, Trabzon`umuza, Türkiye`mize sahip cikalim!

31 Mart yerel secimlerinin Istanbul ayaginda yasananlar  basit seyler degil, tesadüf hic degil!
Aslinda bu secimlerde yasanan oyunlar, cok dikkatle takip edilmeli, cok iyi analiz edilmeli!

Yunan basininin Ekrem bey hakkinda yazdiklari bos seyler degil, bütün bu yazilanlarin bir karanlik gecmisi oldugu asikar ve kesindir!

Bölgemizde kavgalarin en keskin,kizgin  anlarinda söylenen „ e ermeni, e yonan“ tabirlerinin bir gecmisi oldugu gibi, yunan basininda Ekrem bey icinde yazilanlarin elbette bir gecmisi vardir!

Bu kan meselesidir! Bölgemizde Ermeni-rum ve Bati anadoluda yonan larin ,  müslüman Türklere karsi büyük vahsete imza atan, Kibris`da bölgemizde yasli, cocuk , kadin demeden katleden, banyo küvetlerine su doldurup bogulan, Camilere doldurulan ve gaz dökülerek yakilan, karinlarindan cikarilan bebekleri havaya atip süngüleyen bu soysuzlarin yaptiklari ne unutulur, nede bugünlerde Ekrem beye verdikleri siyasi destegi, Türk kani tasiyan ,  hicbir Türk evlati masumane , iyi gelismeler olarak görmez!

Sadece Ekrem bey degil, bölgemizden kantirilip, avrupa ve para hayalleriyle yunanistan a (lavriyon kampi gibi degisik kamplara) gödürülen genclerimiz, bölgemizde ismi daha önce duyulmayan “ Büyük Iskender`in , pontus`un torunlari“  terör örgütü yapilanmasi ile  örgütlenmeler  tüm hiziyla devam ediyor,

Türkiye den kantirilip kacirilan bu genclerimizin nasil hudutlardan l cikarildigi, hangi ülkelerde uzun süre kalip nasil tekrar türkiye  giris yaptigi , icisleri bakanligi vede istihbarat kayitlarinda bilgileri yoksa! bu durum ülkemiz adina büyük eksiklik ve  tehdittir!

Bölgemizden özellikle Ermenistan ve Yunanistan`a sik, sik gidip gelmeler, özellikle „Müzik dostlugu, din turizmi“! adi altinda yapilan gizli toplantilar , (bölgemiz Sanatcilarinin büyük cogunlugu bu ihanetin icindedir!) Bölgemizin eglence yerlerini dolduran sanatci veya turist görünümlü Misyonerlerin ülkemiz aleyhine ihanet calismalari cok iyi bir sekilde takip edilmeli ve sorgulanmalidirlar!

Yunanistan tarafindan , Ekrem bey e verilen destek, gösterilen ilgi, alaka, Cumhuriyet tarihinde (sag, sol) hic bir siyasetciye duyulmamistir!
Bir ziyaretinde Deniz Baykal bile Yunanistan da yumurta yagmuruna tutularak protesto edilmistir!

Hic tanimam , bilmem , kiydirik basin diyerek gecistirmeye calistigi Yunan basininin kendisine destegini, senelerden beri yunanlarla, iyi rumcasiyla! Teke tek yaptigi görüsmeler, dostluklar, beraber oynatigi horonlar, karsilikli ziyaretler , beylikdüzü`ne dikilen türk katili soysuzun heykeli, veri kopyalama girisimi!  hic de bos seyler degil! Bütün bu ülkemize karsi ihanet calismalarinin da bir gecmisinin oldugu kesindir!
 
Son yillarda , Bölgemize sizmaya calisan pkk teröristleri bölgemizde olusturulmaya calisilan yeni bir terör örgütüyle beraberce!  calismanin bir sonucudur, bosuna degil, icimizdeki satilmislarin isbirligiyle , ülkemize karsi girisilen yunan-Bati ihanetinin bir ürünüdür!

Izin mevsiminde, Uzungöl`e gittigimde, bölgemizde pek görülmeyen, Uzun sacli at kuyrugu baglamali gencler dikkatimi cekmis, iste uzun zamandan beri yürütülen ihanetin imaj ve algi görütüleri dedim. üstelik bu satilmislar Türk vatandasi, bölgemiz halkindan, yunanistan dan , ermenistan dan gelenleri uzun müddet kendi evlerinde saklayabilir, göze batmadan her türlü ihanetin planlarini yapabilme kolayligina sahiptirler!

Calistigim is yerinde gün gelecek Istanbulu ve karadenizi tekrar alacagiz diyen bir yunan  is arkadasina, hangi gücle, hangi askerle, hangi silahla, hangi cesaretle bu söyledigini hayal! ediyorsun dedigimde, bana biz gücle askerle yunanistan dan gelmeyecegiz, oradakileri ayaklandiracagiz, türkiye`yi icerden vuracagiz demisti,  bölgemizdeki satilmislar su yüzüne cikmaya baslayinca, o yunanin söyledigi aklima geliyor! bizim insanimiz baskalarinin yapacagi ihanetlerden, iyi niyetli olduklari icin pek haberleri, bilgileri olmaz amma su uyuyor düsman uyumuyor, cok sey bilmek mecburiyetindeyiz!

Ülkemizde önemli Makamlara gelmeye calisan bu tip  ``bas`it ``  insanlara cok dikkat etmeliyiz ve firsat vermemeliyiz! secimlerde ``OY`` umuza devletimiz, Milletimiz , dinimiz, gelecegimiz  adina sahip cikmaliyiz!

Biz Türk Milleti olarak, gecmisimizi, atalarimizi, kahramanliklarimizi, cografyamizi, Dünya cografyasini cok iyi bilmemiz ve ileriye, gelecege saglam adimlarla ve güvenle yürümeliyiz.

Tüm site sakini kardeslerime, selam ve sevgilerimle
 
 
   
2
ALLAH rahmet etsin, Mekani  Cennet olsun, Ailelesine, Evlatlarina, Sevenlerine  ALLAH sabir versin, bassagligi dilerim,

Servet Isildar
3
Vefat İlanları / Gülen Köyü Şokta! Enişte Kayınço Kazada Can Verdi
« Son İleti Gönderen: Servet Isıldar 16 Haziran 2019 - 12:22 »
ALLAH rahmet etsin, Mekanlari Cennet olsun, Ailelerine, Evlatlarina, Sevenlerine  ALLAH sabir versin, bassagligi dilerim,

Servet Isildar
4
Başkanın Kaleminden... / CENAZELER VE HATIRAM.
« Son İleti Gönderen: Ahmet Aktürk (Hoca) 14 Haziran 2019 - 20:19 »
CENAZELER VE HATIRAM.

Son üç aydan beri bir çok trafik kazasını haber alıyoruz. Gurbette olup bu kazaları duymak gerçekten üzüyor bizleri. Yaralanma ile sonuçlanan kazalarda şu anda acı çeken kardeşlerimize ALLAH'tan şifa diliyorum. Muzaffer (Ramazan) AKYOL' ALLAH'tan rahmet diliyor, onunla ilgili çocukluk hatıramı burada nakletmek istiyorum. İlkokuldan yeni mezun olmuştuk, Yaş 11-12. Rize'ye çay kırmaya işçi olarak gideceklerini duymuştuk. Kazeno mahallesindeki o dönem bütün gençler (çocuk denecek yaştaki bizler dahil) bu gurbete gitmek için Dedemden-Annemden izin aldık. Annem, abim ile beni Muzaffer'e emanet etti. Yola çıktık. Ofa kadar abogam Ahmet'in Wosvageni ile geldik. Oradan Haspet minibüslerine doluştuk. Haspet'ten indik. İşçi pazarında abim Cemal ile Beni Ahmet- Cemal KESKİN adlı Çay Üreticisine teslim etti Muzaffer Abimiz. (tevafuka bakar mısınız, biz Cemal -Ahmet, çalışacağımız patronlarımız da Cemal-Ahmet) O ve diğer Kazenolu gençler mahallelere dağıldık. Ben Ahmet Keskin'e Abim Cemal Keskine gittik. İlk defa çay görüyordum. Ve nasıl kırılacağını da hiç bilmiyordum. Muzaffer Abimiz daha önceki yıllarda gittiğinden o biliyordu bu tarım işini. Ahmet Keskin'in gelini ile çay bahçesine indik. Nasıl kırmamız gerektiğini o gelin bize öğretti. "Bakın kupsili olmayacak. yoksa eksper çayımı almaz dereye dökmek zorunda kalırım, zarar ettirmeyin bana" diye sıkı sıkı tembih etmişti. Kupsi ve eksper kelimelerini ilk orada duymuştum. O gün 15'er kilo çay kırdık abimle. İlk iş performansımız çok başarısızdı. Gelin hanım napsın bizi de kaybetmemek için akşam kayın pederine "bu uşaklar iyi, bunlarla çayı kırmaya devam edebilirim" diye olumlu rapor vermişti. Kim bilir belki de bizi gönderse işçi bulamayacağından onca çaylıkları kendisi kırmak zorunda kalacağından ürkmüş ve bizi idare etme yoluna gitmişti. O yüzden şanslıydık. Bir serander altındaki oda tahsis edilmişti bize. Yer yatağında yatıyorduk, abimle. Her sabah Rize mıhlamasının üstünde bir parmak tereyağı kokusuyla bize çok, ama çok lezzetli gelmişti. Mis gibi çay da yanında olunca, evimizde kuru mısır ekmeğinin yemekten kırılmak üzere olan dişlerimizin mis gibi buğray ekmeği ile midemize bayram ettiriyorduk. Nihayet bir kaç günde 40-50 kilo günlük çay kırma rekolitremiz harikulade bulunmuştu. 20 gün sonra köydeki tüm çaylıklar bitmiş Muzaffer ablilerle toplu olarak köye dönme hazırlığı yapıyorduk. Ofa geldik, bir konfeksiyoncudan birer pantolon ve gömlek ve yeni kara lastik almış ve köye dönmüştük. İlk gurbet hasılatımızı rahmetli dedem eline aldığında çok sevindiğini hatırlıyorum. Muzaffer abi bizim yevmiyelerimizi 10'ar liradan hesap ettirmiş ve hakkımızın ödenmesini sağlamıştı. Hiç unutmadığım bu anıyla Muzaffer abiyi her gördüğümde ona minnet borcum olduğunu aklımdan geçirirdim. Bu önderliğini hiç unutmadım. Benim için hala o munis Muzaffer idi. Genç denebilecek yaşta göçmesi üzücü oldu. Ancak hak vaki olduğuna inancımız sonsuzdur. ALLAH rahmet eylesin. Çocuklarına baş sağlığı diliyorum. Bu sabah yine Trafik kazasında hakka yürüdüğünü duyduğum sevgili ilkokul ve yaylada çoban arkadaşım Salih Genç'in vefatı ile bir kez daha sarsıldım. Salih ile okul arkadaşlığından ziyade yaylada sığır çobanlığı arkadaşlığımız çok farklıydı. Yayla evlerimiz yakındı. Bizim evin hemen üstünde Salihlerin evi vardı. Çok iyi bir komşuluk yaptığımızı hatırlıyorum Babaannelerimiz çok güzel komşuluk ilişkileri olması bizim de arkadaşlığımızı daha da pekiştirmişti. 400-500 BAŞ BÜYÜK HAYVAN nahırına ineklerimizi vermezdik. Nahır kalabalık olduğundan İNEKLERİMİZİN iyi doyamama endişesi taşırdık. Ve babaannelerimiz bize özel olarak hayvan bekleme görevi vermişlerdi. Biz de Yayla bayırlarında nerede iyi otlak varsa bilir ve oraya hayvanlarımızı götürür otlatırdık. Sisli havalarda kaçak olarak İspatan bayırlarına aşardık. Oranın otu daha yağlı olduğunu düşünürdük. Hakikaten orada otlayan ineklerimizin süt verimlerini, süt yağ oranları ve beslenmeleri farklı olduğunu denemiştik. Köy nahırı soğuksu tarafına gidiyorsa biz dere tarafına gider nahırla ineklerimizi karıştırmamaya dikkat ederdik. Babaannelerimizin verdiği azıkları beraber kardeşçe bölüşürdük. Zaman zaman Limon suyuna uğrar Fazlı Dayımın yaptığı "türlü" yemeğinden ya habersiz bazen de parayla yemek yerdik. (ONA DA ALLAH RAHMET EYLESİN.) Bir gün Şakiroğlu Yusuf ,yanlış hatırlamıyorsam, Land-Rovver MARKALI arabasıyla Hart (Aydıntepe) ye gideceğini kendisiyle beraber gelip gelemeyeceğimizi teklif etti. Baba annelerimizden izin alarak öğleden sonra Yusuf ile Yayladaki dükkanına Meyve almaya gittik. Harta indik, kasa kasa meyvelerimizi aldık dönüş yoluna girdik. Hartın tam üst tepesine gelip dağı aşacağımız sırada araba arıza yaptı. Hem benzini bitti hem de yağsızlıktan şanzıman kilitledi. Gün kararmaya doğru gidiyordu. Selametlik Yusuf birer boş teneke verdi bize. yaya olarak Harta inip oradaki bir traktörü olandan yağ ve benzin almamızı istedi. Salih'le bayır aşağı koşa koşa indik. Kapısında traktör olan ev bulduk. İçeri girdik durumu anlattık. Bize biraz yağ biraz da benzin verdi. para verip vermediğimizi hatırlamıyorum. Ha bu arda çok acıkmışız. Salih evden ekmek de istedi. Bize KETE verdiler. Yiye yiye yokuşu tırmanmaya başladık. Arabanın yanına geldiğimizde akşam ışığı var veya yok gibi karanlık bastırırmıştı. Yusuf benzini doldurdu. Şanzıman yağını koydu. Ama yine araç bir türlü çalışmadı. Dağ başında mahsur kalmıştık. Arabanın kasasında sabahladık. Bu arada, açlıktan meyvelerin yarısını tüketmiştik. Soğuktan hiç uyuyamamıştık. Babaannelerimizin gittiğimizden haberi vardı, ama gece dönmeyince onlar da sabaha kadar uyumamıştı. Sabah nasıl olduysa arabayı Yusuf Çalıştırdı. Öğleye doğru yaylaya geldik. Her buluşmamızda "o dağdaki soğuğu hatırlıyor musun " diye bir birine takılırdık. Artık takılma zamanı bitti be Salih arkadaşım. Ruhun şad olsun. Hakkım helal olsun. Umarım sen de hakkını helal etmişsindir. Ailesine, çocuklarına başsağlığı diliyorum. Ayrıca Hüseyin YİĞİT kardeşime de RAHMET DİLİYORUM.
5
Vefat İlanları / Gülen Köyü Şokta! Enişte Kayınço Kazada Can Verdi
« Son İleti Gönderen: Murat Çobanoğlu 14 Haziran 2019 - 10:18 »
Trafik Kazası Köyümüze iki Ateş Duştu Salih Zeki Genç ve Hüseyin Yiğit Vefat Etti.

Dernekpazarı Muzaffer Akyol’un anı ölüm haberinin ardından yine aynı mahalleden Rahmetli Hacı Niyazı Genç’ın oğlu Necip, Sadık, Sabri Genç’ın kardeşi Ahmet, Emre Celil Genç’ın Babası Salih Zeki Genç ve Aynı araçta Bulunan Rahmetli Hacı İlyas Yiğit’ın oğlu Hasan Yiğit’ın kardeşi Hüseyin Yiğit 14 Haziran 2019 Cuma Günü sabaha karşı Trabzon Vakfıkebir de geçirdikleri trafik kazasında hayatlarını kaybettiler.

Edinilen bilgiye göre bu  sabah Amasya’dan  ilçemize kiraz getiren enişte Kayınço Vakfıkebir de tırın altına girerek hayatlarını kaybettiler.

Cenazeler: 15 Haziran 2019 Cumartesi günü Trabzon Dernekpazarı’nda Kılınacak öğlen namazına müteakiben Gülen köyünde Aile mezarlığında toprağa verilecektir.

Sıdkı Genç: 0532 640 84 16

gulenkoyu.com.tr ailesi olarak ALLAH rahmet eylesin… Mekanı cennet olsun inşALLAH… Ailesine ve yakınlarına başsağlığı diliyoruz…







6
Çaykara Of yolu üzerinde Dernekpazarı Gülen(Visir) Mahallesi yol ayrımında 2 otomobilin çarpışması sonucu ilk belirlemelere göre 7 kişi yaralandı.

Alınan bilgiye göre, 11 Haziran 2019 Salı günü akşam saatlerinde Muzaffer (Ramazan) Akyol’un (65) kullandığı 61 ABE 667 plakalı otomobil ile karşıdan gelen 34 REN 69 plakalı otomobil, Dernekpazarı ilçe çıkışında Gülen Mahallesi yol ayrımında çarpıştı. Kazada, araçlarda bulunan Muzaffer (Ramazan) Akyol (65), Hürriyet Değer (55), Derya Yılmaz (34), Masal Sare Yılmaz (2), Ömer Yılmaz (33), Deniz Fırat (34) ve Nehir Sultan Fırat (18) yaralandı.

Yaralılar yapılan ilk müdahalenin ardından ambulanslarla kentteki hastanelere kaldırıldı. Yaralılardan Muzaffer (Ramazan) Akyol 112 Acil Ambulansla Önce Of Devlet Hastanesine kaldırılmış olup Doktorların muayene ve tetkikler sonrası Trabzon Kaş ustu Eğitim ve Araştırma hastanesine sevk edilmiş olup gece geç saatlerde vefat ettiğini, diğer yaralıların ise sağlık durumlarının iyi olduğu öğrenildi.

Cenazesi: 12 Hazıran 2019 Çarşamba günü Dernekpazarı’ndan kılınacak ikindi namazını müteakiben gülen köyü SEHILDEKI  Aile mezarlığında toprağa verilecektir.

İRTİBAT TELEFONLAR:

Oğlu Serkan Akyol: 0535 289 14 07
Kardeşi Nazım AKYOL: 0535 293 33 79
Kardeşi Muharrem AKYOL: 0537 303 67 94

gulenkoyu.com.tr ailesi olarak ALLAH rahmet eylesin… Mekanı cennet olsun inşALLAH… Ailesine ve yakınlarına başsağlığı diliyoruz…

Kaynak: AA











7
Sedat Yıldırım'ın Şiirleri / Duygunun En Yücesi
« Son İleti Gönderen: Sedat Yıldırım 25 Mayıs 2019 - 11:55 »
DUYGUNUN EN YÜCESİ

Duygunun en yücesi, insanları ‘’Sevmek’’tir.
Onlara değer verip, Yaratan'ı bilmektir.
Engelliyle el ele, tutuşarak gitmektir.
Onlar ''Sevgi''ye muhtaç, bunu içten bilmektir.

Onları küçümseyip, sakın alma alaya.
Onlar istemediler, böyle gelmek dünyaya.
Her sağlıklı adaydır, bir engelli olmaya.
Anlayalım onları, kaçmayalım kolaya.

Onların tek şifası, ''Şefkat'' ile ''Sevgi''dir.
Elbet böyle davranmak Yaratan'ın emridir.
Onları da katalım, biz dostluk çemberine.
’’Sevgi’’ dolu bir dünya, verelim ellerine.

Engellerle doludur, engellinin dünyası.
Biraz  ''Sevgi'' ve ''Şefkat’’, onların tek rüyası.
Haydi uzat elini, ''Sevgi'' ile sıkı tut.
Onların dünyasına, verelim bin bir ''Umut''.

Seviyoruz sizleri, siz yalnız değilsiniz.
Sizde bizim içimizde, yaşayan birisiniz.
Engel tanımaz ''Sevgi'', aşar tüm engelleri.
Onlar bizim dünyamızın, mis kokulu ’’Gülleri’’.

HER SAĞLIKLI İNSAN,BİR ENGELLİ ADAYIDIR...

Sedat YILDIRIM
   
8
Atma Türkü Kültürü / ATMA TÜRKÜLER 2
« Son İleti Gönderen: Sedat Yıldırım 23 Mayıs 2019 - 13:24 »
Es-selamunaleykum.
Sitenin sakinleri.
İnanınki özledim.
Burda eski günleri.

Epey bi zaman oldu
Yoktum ben bu sitede.
Aradan yıllar geçti.
Düştüm ben türlü derde.

Yıllar sonra burdayım.
Nerde o eski dostlar.
Bir kaç sene geçsede.
Sanki geçti asırlar.

9
DİNİ KONULAR / ÇAĞIMIZIN EN GÜZEL İLETİŞİM ARACI: DUA
« Son İleti Gönderen: mry01 20 Mayıs 2019 - 16:26 »
Özdebir 6'da (Özdebir Türkiye Geneli TYT Deneme Sınavı-6) yanlış yaptığım soruları incelerken burayı buldum. ;D Tebrikler Hüseyin Amca, yazın Özel Eğitim-Öğretim Derneğinde bile kullanılmış.
"Evinizde veya mahalle camisinde sessiz bir yere geçin. Sizlere şah damarımızdan daha yakın olan Yüce Yaratıcıyla irtibata geçin, O'nunla sohbet edin. O'ndan isteyin, sadece o'ndan. Öncelikle aczinizi belirtin, verdiği her şey için ona teşekkür edin. Bir canlının sahibinden bir şeyler talep etmesinden daha doğal ne olabilir. Sizi sizden daha iyi bilen Yaratıcıya yalvarın derdinizi anlatın. O'nunla hasbihal edin, O'nunla hemhâl olun." (Sosyal Bilimler soru 17'den)
10
Sedat Yıldırım'ın Şiirleri / Anlat Bana
« Son İleti Gönderen: Sedat Yıldırım 17 Mayıs 2019 - 18:40 »
ANLAT BANA

Hayalini,anlat bana susma.İçindeki dertlerini
anlat bana.
Susmak çözüm değil,konuş anlat bana .
Ben bu hayat yolunda,neler neler gördüm,sevenlerin
gözlerinde göz yaşları gördüm.
Sevmek mutlu olmak değil illa,bazen sevmek acı
çekmektir, bazen sevmek, ağlamaktır,
Göz yaşıdır.Susma anlat bana, anlat bana. İçindeki
acıları, yüreğinde sancıları, yaşadığın o yılları, anlat bana.
Bilirim yüzün güler, neş-elisin ama, ya yüreğin öyle mi der?
Bakışlarındaki derinlerde, taa en gizli köşelerindeki duygular öyle mi der?
Hadi susma,anlat bana.
Anlat bana gecenin yalnız saatlerinde,sessizliğin çığlık çığlığa
kaldığı sağır gecelerden anlat bana.
Susma hadi konuş susma,suskunluğun bile çok şey anlatır,bakışların
bile çok şey anlatır bana.
Hayatının baharında son baharı yaşayan dallardaki yaprak
gibi,solan duygularını,yarım kalmış hayallerini, ve sevgiden yana sona ermiş
umutlarını anlat bana.
Aşka susmuşluğunu, sevgiliye susmuşluğunu, yürekten gülmeye
hasret kalmışlığını anlat.
Sahilde denize bakarken,bakışlarında enginlere dalarkenki
düşüncelerini anlat.Kendine bile anlatamadığın duygularını anlat.
Anlatki içindeki fırtınalar, yangınlar,azalsın, yarım kalan aşkın ağlamasın.
Susmak demek, çözümsüzlüktür, susmak demek kabullenmektir sevgiden, sevgiliden ayrılmayı,
hayallerden geri kalmayı.
Haydi anlat bana.
Seni ben anlarım ancak ben, bu ben ki tüm bu yaşadıklarını
yaşamış, sevgilinin ayrılığından sonra göz yaşları kesilmemiş, sevgiden yana
yetim kalmış, öksüz kalmış, yarınlarını umutsuzluk sarmış, aşkından sonra geriye, sırtında bir tek
ihanet kurşunu kalmış biri olarak ben anlarım seni ben.
Anlat bana anlat,haydi susma.
Gülüşünün ardındaki hüznünü görüyorum,sen gülerken bile
ağlıyorsun biliyorum. Sanma ki bu gülüşüne,görünüşüne aldanıyorum,yok yoook ben seni tanıyorum
ey sevdanın azizliğine uğramış, ey aşkın alevleriyle yanmış,ey mutluluktan yana nasip almamış kişi,ben seni
tanıyorum. Bakışından,nefesinden duruşundan, hatta gülüşünden bile ben seni tanıyorum.
Sen sussanda, anlatmasanda ben biliyorum.Haydi susma,susmada
anlat bana, anlatki, biraz olsun acılar dinsin.
Haydi anlat bana…
Sayfa: 12345678 ... 10
         
Twittear