NİKE DİR AYAKKABIM... - Gülen Köyü Resmi Web Sitesi...

Gönderen Konu: NİKE DİR AYAKKABIM...  (Okunma sayısı 1943 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

  • Moderatör
  • *
  • İleti: 262
  • Cinsiyet: Bay
  • ÇÜNKÜ HAYAT BİR TERCİH MESELESİDİR
  • 30 Mesajı Toplam
    51 Kere Beğenildi
    • okul için hazırladığım web sitesi
  • GSM: 0 505 350 57 0
NİKE DİR AYAKKABIM...
« Topic Start: 28 Mayıs 2010 - 11:47 »
  • Yayınlama
  •      RECEP ALİ DÜZENLİ
         rad1453@hotmail.com
         03 Ekim 2009 Cumartesi

         NİKE DİR AYAKKABIM...

         Bugünlerde moda oldu ayakkabılı protestolar. Bu protestolardan biri de IMF(Uluslar Arası Para Fonu) başkanının Türkiye de bir toplantıda konuşma yaptığı sırada gerçekleşti. Kapitalizmi protesto eden Birgün gazetesi muhabiri ve aynı zamanda ÖDP üyesi genç, ayağından çıkardığı Nike marka ayakkabısını IMF başkanının üzerine doğru fırlattı.  Kapitalizm havada uçuşuyordu. Buraya kadar her şey normal. Zira Amerika başkanına ayakkabı fırlatılan bir coğrafyada IMF başkanına bot fırlatsan yeridir yani. Bir sorun teşkil etmez.  İfade özgürlüğü kapsamındadır. Herkes kendisini bir şekilde ifade edecek. Bu gazetecide kendisini böyle ifade etmek istemiş. Eline sağlık ne diyelim.

         Ama normal olmayan bir şeyler var bu olayda.  Samimiyetsizlik var. Kendine saygısızlık var. Aşağılık kompleksi var. Kendi kendisiyle çelişme var. Var da var. Neden mi? Çünkü ayağında Nike marka ayakkabı varken kapitalizmi protesto edemezsin kardeşim. Kendinle çelişirsin. Sana kimse inanmaz. Neye hizmet ettiğin pek anlaşılmaz. Kapitalizmin büyük çarklarını markalar oluşturur. Bunlardan biriside nike markasıdır. Sen öyle yada böyle markaların esiri olmuşsan kapitalizme sövüp küfretmeye hakkın yok. Önce kendi hayatından kapitalizmi söküp atmalısın. Yani önce kendi kapının önünü temizlemelisin. Ağzında Mallrboro sigarasıyla, ayağında nike vb. marka ayakkabıyla IMF başkanı protesto edilmez. Sana kimse inanmaz. Onun için eleştiri yaparken, protesto ederken ayağımız sağlam şekilde yere basmalıyız. Karanlıkta bağırarak, ayakkabı fırlatarak haklı çıkamayız. Veya yerli malı ayakkabı giyip onu fırlatmalısın.

         Türkiye 11 Mart 1947 de IMF ye üye oldu. 1961 de ilk kredi (standby) anlaşmasını imzaladı. Ve sonrasında gelen tüm hükümetler borçlandı ve borcu kapatabilmek için yine borçlandı ve yine borçlandı bugünlere geldik. Sen kime bağırıp ayakkabı fırlatıyorsun? Yıllarca aç kaldığın zaman kapılarında sabahladığın IMF başkanına. Ortada haksızlık var gibi görünüyor. Yani birine borcun varsa onu dövmek yerine borcunu yapılandırmak veya ertelemek için adamla iyi geçinirsin yani. İşin raconu budur yani. Peki, ne yapmalısın? Borcunu kapatmalısın. İşin kuralı budur düz mantıkla baktığımızda. Ama biz kapitalizmin pençesine onun ortaya koyduğu markalara sahip çıkarak, taparak kendimizi kaptırmış bulunuyoruz. Sonrasında elimize ne geçerse ortalığa savurup duruyoruz. Şöyle bir itirazı duyar gibiyim. Kardeşim markalarda kaliteli hizmet sunuyor diyebilirsiniz. Kaliteli hizmet sunmak zorundadır sizi pençesine alabilmek için. Önce size marka diye 200 TL ye satar ayakkabıyı. Sonrasında doyuma ulaştı mı  kalan artıkları da kampanya ve indirim kapsamında marka diye 50 TL den satar size sonrasında koca kazıkla ortalıkta dolaşırsınız marka giyiniyorum diye ve üstüne üstük gururlanarak. Sonrada kapitalizme küfredersiniz.
     
      Çok şükür artık IMF ye direnecek duruma geldi ülkemiz. Artık IMF bizim kapılarımızda sabahlar oldu. Eskiden adamları bulamıyorduk ki adamlara ağız tadıyla bir çift Yılmaz marka kara lastiği fırlatalım. Kardeşim kaç zamandır gelip kredi dilenmediniz benden ne olur kredi vereyim size diye adeta yalvarmaktadırlar şimdilerde. Ama ülkemiz şartları belirleyen konumuna gelmiştir. Geçmişten günümüze hangi hükümetler olursa olsun kendisini IMF nin pençesinden kurtarmaya çalışmıştır buna yürekten inanıyorum. Fakat politikaları başarısın olmuştur. Onun için eleştirirken atıp tutarken biraz daha dikkat edelim.

         Kısacası bağırmaca, darılmaca yok. Kendi savaşını kendin başlatmalısın önce. Başkası senin savaşını senin adına kazanamaz. Dünya bir oyun sahnesi ve hiç kimse senin oyununu senden iyi oynayamaz. Kendi oyunumuza çocuklarımızı da dâhil edelim. Zira altı yaşındaki çocuklar bile marka tutkunu olmuş durumda. Gençleri söylemiyorum bile…

         Kalın sağlıcakla…




         Tavsiye edilen kitap :

         Her Şey Seninle Başlar / Kişisel Kurtuluş Savaşınızı Başlatın
         ‘Her Şey Seninle Başlar’ kitabını okumayı tavsiye ediyorum.
         Mümin SEKMAN - ALFA YAYINLARI



    Yeyüzünde böbürlenerek dolaşma.
    Çünkü sen (ağırlık veazametinle) ne yeri yarabilir nede dağlarla ululuk yarışına girebilirsin.

    • Aktif Visirli
    • *
    • İleti: 144
    • Cinsiyet: Bayan
    • Dal Rüzgarı Affetse Bile;Kırılmıştır Bir Kere...
    • 7 Mesajı Toplam
      7 Kere Beğenildi
    NİKE DİR AYAKKABIM...
    « Yanıtla #1: 28 Mayıs 2010 - 11:47 »
  • Yayınlama
  • RECEP ABİCİM ELİNE KOLUNA DİLİNE SAĞLIK ÇOK GÜZEL YAZI OLMUŞ YAZILARIN DEVAMI DİLEĞİYLE...

    Gülen YÜZÜMÜZ, Gülen KÖYÜMÜZ...


     


    Facebook Yorumları

             
    Twittear