GEZGİN RUHUM-1 - Gülen Köyü Resmi Web Sitesi...

Gönderen Konu: GEZGİN RUHUM-1  (Okunma sayısı 3773 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

  • Nilgün Aktürk
  • Moderatör
  • *
  • İleti: 441
  • Cinsiyet: Bayan
  • 28 Mesajı Toplam
    41 Kere Beğenildi
GEZGİN RUHUM-1
« Topic Start: 01 Haziran 2010 - 11:41 »
  • Yayınlama
  •      NİLGÜN AKTÜRK
         mahfi_e@mynet.com
         27 Temmuz 2009 Pazartesi

         GEZGİN RUHUM-1

         Evliya Çelebi’nin kendi anlatımıyla;Evliya Çelebi  bir Aşure Gecesi, Ahî Çelebi Camii’inde cemaat arasında Hz. Peygamber’i görür ve heyecanlanarak “Şefaat ya Resu-lALLAH!” diyeceği yerde “Seyahat ya ResulALLAH!” der. Hz Pey­gamber de onu hem şefaat hem de seyahatle müjdeler. Bu arada cemaat arasında bulunan Sa’d b. Ebu Vakkas seyahat­lerinde gördüğü yerleri yazmasını ister ve şöyle der:

         “Yürü! Sana müjde olsun.Dünya seyyahı ve insanların meşhu­ru olacaksın. Ama gezip tozduğun memleketleri, kaleleri, şe­hirleri, acayip ve garip eserleri, her diyarda yapılan güzel şey­leri, yiyecek ve içeceklerini yazıp güzel bir eser meydana ge­tir.İyi dost ol. Kötülerle arkadaş olma…”

         Bunun üzerine Evliya Çelebi seyahatlere başlar ve böylece meşhur eseri Seyahatname’yi yazar.

         Anı,hatıra,seyahat kitaplarını çok severim.Hoşuma gider başkasının gözünden mekan ve olayları görmek.Güzeldir kainatı kitaptan okumak.Daha da güzeli ‘kainatı kitaptan okuma’ya ara verip ‘kainat kitabı’nı bizzat okumaktır.

         Aşağıdaki notlar da benim okumalarım.Trabzon’dan başlayıp,Çorum,İstanbul şeklinde seyredip yine Trabzon’da son bulan bir seyahatte öğrendiklerim…

         *Sanıyorum en son otobüs yolculuğumu 3 yıl önce yapmıştım.Bütün kemiklerimi sızlatsa da otobüste başını cama yaslamanın lezzeti hiçbir araca değişilmez.O yol ilerledikçe kendi içinde de yolculuğa çıkmaya başlar insan.Yaptıkların,yapacakların,ardında kalanlar,önünde kavuşacakların,hataların,günahların,gülümseten anılar,özlediklerin,hayallerin…Ya geri dönemezsem korkusu,ardımda kalanları ya bir daha göremezsem hüznü,ya bi kaza olursa şurada can vermeye hazır mıyım sorusu?Yolculuk biraz da muhasebe yeri…

         *Çorumluların çoğunun bağ evleri var-bizlerin çoğumuzun köyde de evi oluşu gibi- ve buldukları her fırsatta bağ evlerine kaçıyorlar.Sabah sülalece toplanıp bağ evinde kahvaltı yapıp dönebiliyorlar mesela.Biz köy alışkanlığımızı onlardan önce terk ettik maalesef.Benim çocukluğumda her haftasonu,her bayram,her tatil ailece köye gidilirdi.Bayramlarda,yazın köy çok kalabalık olurdu.Artık öyle değil maalesef.

         *Çorumlular hamur işine çok düşkün,hanımları çok maharetli ve elleri çok lezzetli.Sabah saat 10 da sayamadığım çeşitte yapımı zor,yemesi ağır hamur işleriyle doluydu kahvaltı sofrası. Çoğunu 80 li yaşlardaki nine yapmıştı.Akşamdan sabaha kadar kadınlar 30 tepsi-ki tepsiler bizdeki sini büyüklüğündeydi- baklava açmışlardı.

         *Üzülerek fark ettim ki bizim yemek kültürümüz çok da geniş değil.

         *Neşeli,keyifli,güleryüzlü,hareketli insanlar Çorumlular.Belki tek olumsuz denilebilecek özellikleri adetlerine,geleneklerine biraz abartı denecek kadar bağlı olmaları.Gerçi her şehirde böyle sanırım.

         *İnsanın  ruhum dediği,dostum dediği arkadaşını evlendirmesi böyle garip,karışık,mutluluk,hüzün,her şeyi bir arada hissettiriyorsa insana,bir gülümseyip,bir ağlayası geliyorsa,bütün anıları uçuşuyorsa zihnine,bir anne,bir baba için nasıldır acaba?

         *Anne ve babalığın kan bağıyla olmadığına tanıklık ettim bir kez daha.Hayranlık duydum kanıyla değil,kalbiyle anne-baba olan bir çifte. Hikayelerini bildiğim,ama ilk kez tanıştığım bir aile.Kendilerinin iki çocukları varken erkeğin kız kardeşi ve eşi kaza geçirip vefat ediyorlar.O sırada arabada olan küçük çocukları ciddi yara ve darbelerle sağ kurtuluyor kazadan.Bir çok fiziksel kusura sahip,ağır bakıma ihtiyacı olan bu masum çocuğu kendi evlatları benimsiyorlar.Kocaman,19 yaşında genç bir delikanlı şimdi.Ama hala sürekli bakıma gereksinim duyuyor,ve sabırla,sevgiyle yıllardır devam ettiriyorlar bunu.Dayının öyle bir okşayışı,sevişi,sakinleştirmeye çalışması var ki...Sabır yoksunu birçok babaya ders olabilecek nitelikte.



    ALLAH'ın ihsan ettiğine mani olacak yoktur,O'nun mani olduğunu da lütfedecek yoktur.

    mahfi 'nin Mesajlarını Beğenen Kullanıcılar: Kenan Yazıcı (28 Ocak 2011 - 18:17)
    • Aktif Visirli
    • *
    • İleti: 16
    • Cinsiyet: Bayan
    • 1 Mesajı Toplam
      1 Kere Beğenildi
    GEZGİN RUHUM-1
    « Yanıtla #1: 01 Haziran 2010 - 11:41 »
  • Yayınlama
  • öncelikle meraba yazınızı ilk defa okuyorum ve çok beğendim bişeye değinmeden geçemiyeceğim ewet gerçekten diğer yörelere göre bizim yemek kültürümüz yok ama bence sebebi kadınların becerilikleriyle ye yahutta beceriksizlikleriyle ilgisi yok bizim oranın kadınlarının yemek yapmaya vakti olmadığı için olduğunu düşünüyorumkaradeniz kadını kadar çalışkan kadın varmı ve erkekleri kadar tembel gerçi şimdiki erkekler daha iyi yardım ediyolar eşlerine ama eskiden fenalarmış kendi gözümle gördüğüm için yazdım duyduğum bişey değil her neyse yazının devamını merakla bekliyorum şimdiden teşekkürler

    doğruşuk sonsuzluğun güneşidir bir gün nasıl olsa doğar

    özlem yılmaz 'nin Mesajlarını Beğenen Kullanıcılar: Kenan Yazıcı (28 Ocak 2011 - 18:18)
    • O Bir Visirli
    • *
    • İleti: 4
    • Cinsiyet: Bay
    • 1 Mesajı Toplam
      1 Kere Beğenildi
    GEZGİN RUHUM-1
    « Yanıtla #2: 22 Temmuz 2010 - 16:51 »
  • Yayınlama
  • Bizim oranın insani midesine değil gönlüne düşkün, ruhumuzun gıdası noktasında en fazla donanımlara sahip olduklarını düşünüyorum…


    Desenci Ahmet 'nin Mesajlarını Beğenen Kullanıcılar: Kenan Yazıcı (28 Ocak 2011 - 18:18)

     


    Facebook Yorumları

             
    Twittear