GEÇMİŞLE YÜZLEŞMEK - Gülen Köyü Resmi Web Sitesi...

Gönderen Konu: GEÇMİŞLE YÜZLEŞMEK  (Okunma sayısı 2605 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

  • Süper Moderatör
  • *
  • İleti: 632
  • Cinsiyet: Bay
  • 63 Mesajı Toplam
    129 Kere Beğenildi
GEÇMİŞLE YÜZLEŞMEK
« Topic Start: 25 Ekim 2007 - 12:01 »
  • Yayınlama
  •       AHMET AKTÜRK (HOCA)
         agulen61@gmail.com
         25 Ekim 2007 Perşembe

         GEÇMİŞLE YÜZLEŞMEK           

         Türk Milleti olarak önemli zaaflarından biri geçmişi çok erken unutmamızdır.Hatta bu konuda sadece bize ait bir atasözümüz bile vardır. 'Hafıza-i beşer nisyan ile malüldür.'

         Bu zaafımız dolayısıyla,eskiyi hatırlatmak için bir sürü makaleler, yazılır- çizilir...

         İnşALLAH hafızam beni yanıltmaz.Ben de şöyle bi geçmişimizi harmanlamak istiyorum.

         Osmanlı İmparatorluğu'nun duraklama ve gerileme dönemine girdiği yıllarda Avrupa Ortaçağ skolastik çağını atlatmış, aydınlanma (Rönesans) dönemine girmişti.Bu dönemde Avrupa'nın yaptığı en önemli (Reform) yenilik, önce anlayış biçimini yenilemekti.Çünkü, 'anlayış' değişmeden 'yapı' değişmez.Tüm kurum ve kuruluşlar,resmi ve özel teşebbüsler yeniden yapılandı.İlmi çalışmalar somut yapıya dönüştü.Sanat ve estetik yeniden şekillendi.Kilise baskısından kurtulan anlayış özgürleştikçe yeni yeni değerler keşfedilmeye başlandı.

         Makineleşme dönemi ile üretim arttı.Üretim arttıkça gerek sömürge,gerekse ittifak ettikleri diğer devletlere (Osmanlı dahil) dış satıma (ihracata) başladılar.Her Avrupa ülkesinin parsellediği sömürgelerdeki yeraltı ve yerüstü maden yataklarını  köleleştirdikleri Afrikalılar ve Hintliler aracılığıyla yer üstüne çıkardılar. Çıkarılan hammaddeyi ülkelerine deniz yoluyla,buharlı trenlerle ülkelerine sevk ederek işlediler, mamul madde haline getirdiler.Çok acımasız bir emperyalist yapı oluştu.Vahşi kapitalizm gemi azıya almış doymayan dinazorlar gibi ellerini attıkları her ülkeyi ekonomik ve kültürel yönden sömürge haline getirmişlerdi. Afrika ve Hindistan coğrafyasındaki geri kalmış halkları üstün silah güçleriyle  tehtit ederek boyun eğdirdiler.

         Her ne kadar 17. yy'da Osmanlı gerilemeye başlamışsa da bölgesinde yine de en büyük askeri güç olma özelliğini koruyordu.Bu yüzden ilk uygulama Osmanlı'ya ilişmeden maiyetinde bulunan uzak devletleri etkilemek ve onları öncelikle kültürel yönden Avrupa'ya bağımlı hale getirmekti.Nitekim sömurge haline getirdikleri Afrika ülkelerinde ilk uygulama olarak dil,din ve kültürel yapıyı baskıyla değiştirmeye yöneldiler.Çok kısa zamanda Afrika'da Fransızca,İngilizce İtalyanca,Almanca ana dil gibi mecbur bırakıldı.Hatta anadiller çoğu yerde yasaklandı.Misyonerler eliyle dinleri de değişmiş,yerel dinler veya müslüman olan kara Afrika'da artık Hırıstiyanlık birinci din haline gelmişti.Avrupa'da üretilen malların bu ülkelerde kullanımı için örf ve adetler,yaşam tarzları ve alışkanlıklar süratle değiştirilmiş,üretilen mallara pazar olma ortamı oluşturulmuştu.Ortam oluşunca artık Avrupa malları uzakdoğu ve  Afrika kıtasına sorunsuz girme fırsatı oluşturulmuş oldu.

         Osmanlı işin farkına vararak bazı açılımlar yapmak zorunda idi.Nitekim ilk olarak Fransızlara  imtiyazlar (kapitülasyonlar) verildi. Fransız mallarının gümrüksüz ülkeye sokulması sağlandı.

         Bu arada,bazı tarihçilerin kapitülasyonların Fransızlara Kanuni tarafından verilmesini eleştirir.Oysa,o dönemde iki sebepten dolayı yapılan iş doğruydu.Kanuni bu imtiyazı ya Fransıza ya da İngilize strateji açısından vermek zorunda idi.Çünkü. Anglikan Katolik kilisesi ile Ortodoks Kiliselerinin ittifak edip yeni bir Haçlı seferi başlatma girişimini haber almıştı Kanunı. Fransız ve İngiliz ittifakı ihtilaf haline ancak ekonomık dengesizliği aralarında sağlamakla olurdu.Fransa'ya verilen bu imtiyazla İngilizler Fransaya diş bilemeye başlamış ve Haçlı ittifakı suya düşürülmüş oldu.İkincisi;Ümitburnu'nun keşfi ile yeni yol bulan Avrupa, doğuya satacağı malları bu yolla taşımaya başlamıştı.Tarihi İpekyolu hattından vaz geçip yeni yoldan malların  taşıması  Osmanlı ekonomisine büyük darbe vurmuştu.Bu anlaşma ile Osmanlı en azından Fransız mallarının (-ki Avrupa ülkeleri içinde İngilizlerden daha büyük ihracat sirkülasyonu vardı) İpekyolu'ndan doğuya taşınmasını sağlayarak ekonomik kaybını bir nebze azaltmış oldu.Başka sebepler de var, ama bu iki önemli sebep o dönemde Osmanlı için hayati öneme haiz olduğunu taktir etmemiz gerekir.Üstelik Osmanlı bu imtiyazı tek taraflı vermiştir.İstediği anda kaldırma yetkisi kendisinde olduğundan o dönem için çok akıllı bir diplomasi sürdürüldüğünü tarafsız tüm tarihçiler kabul etmektedir.

         1789 Fransız ihtilali sonucunda  anlayış değiştirerek yapılanan Avrupa çak kısa zamanda çağdaşlarını ekonomik yönden katladı.Önce fikir aydınlanması ile açılan Avrupa, teknoloji ile tanışınca halkının refahı arttı ve dünyada yeni yönetim şekli popüler oldu.CUMHURIYET ve bağlı olarak DEMOKRASİ...

         Fransız İhtilali sonucu oluşan bu idari biçim, tüm dünya devletlerini etkiledi.İmparatorluklar yıkılıp yerlerine Milli Devlet modelleri oluşmuştu.Önce Avusturya-Macar İmparatorluğu,ardından Germen (Almanya) İmparatorluğu ve Prusya İmparatorlukları ardı ardına yıkılmış her biri onlarca küçük devletçiklere dönüşmüştü.Bu dönemde sadece İngiliz İmparatorluğu fazla etkilenmemişti.Bunun da nedeni birtakım tarihçilere göre ADA İmparatorluğu olma avantajını kullanmıştı.Bu dönemde Avrupa'daki İmparatorlukların dağılması ile oluşan devletler, yeni teknoloji avantajı ile güçlenerek Afrıka ve Asya  ülkelerinden  sömürge edinme yarışına girdiklerini müşahede etmekteyiz.17-18 ve 19.Asırlar, avrupa devletlerinin Afrika ve Ümitburnu avantajı ile uzakdoğudakı Hint ve Japonya bölgelerindeki devletleri sömürgeleştirilmesi dönemidir.Bu avantajı çok iyi kullanan gelişmiş Avrupa, geliştikçe gelişmiş ve dünya dengeleri bilhassa 18.Yizyıl ortalarından sonra ekonomik yönden Osmanlı'nın aleyhine değişmiştir.

         Osmanlı'yı etkileyen ekonomik şartların değişmesinin yanında kültür ve sanatın ucsuz buçaksız değişiminden,özgürleşmesinden de etkilenmesi kaçınılmazdı.Avrupa'da çoken İmparatorluk yapısı bir gün ister istemez Osmanlıyı da etkileyeceği kaçınılmazdı.İşte burada yapamadığı açılım ileriki yillarda başına sıkıntı açmıştı. Yönetim yapısı sarsılmaya başladı. 11.Mahmut döneminde başlayan yenilik hareketleri vitrinlik kaldığından sıkıntıyı kolay kolay atlatamamıştı.Daha doğrusu Avrupada başlayan yenilik hareketlerinin kapsamını ve etkilerini iyi okuyamadığından görsel değişikliklerle sıkıntıyı ötelemiştir.

         Matbaanın bulunuşuyla iletişim hızla gelişti.Osmanlı bu yeniliği alıp fikir ve düşünce hayatını propogandist düşünceyle topluluklara iletmiş olsaydı; Avrupa'dan gelecek zararlı fikirlerin önünü kesmiş olacaktı.Kendi düşünce,fikir ve sanat yapısını en azından kendi tebasına kabullendirecekti.Boş kalan düşünce ve sanat alışkanlıklarını Avrupa'daki fikir akımları hızla doldurdu.Emperyalist ve milliyetçi düşünce, halkları hızla etkisi altına aldı. Oluşan özgür fikir akımları Osmanlı entellektüellerini etkilemeye başladı.Fransız İhtilaline kadar fikir akımı olarak önünde tek seçenek olan Osmanlı aydını artık Avrupa'dan dünyaya bir virüs gibi yayılan Romantizm,Sekülarizm,Rasyonalizm,Pozitivizm,Ateizm,Komunizm,Milliyetçilik gibi görüş ve düşünce felsefeleri ile ilgilenmeye başladılar.Kafalar karıştı.Her Osmanlı aydını farklı fikir akımının destekçısı,savunucusu haline geldi.

         Bu fikir akımlarından bil hassa Milliyetçilik akımı Osmanlı'nın idari yapısını etkilemesi açısından çok tehlikeli oldu.Bu akımın Osmanlı'yı hangi hale sokacağını bilen Hırıstiyan misyonerler Haçlı seferleri ile yapamadıkları parçalanmayı bu akım sayesinde yapabilecekleri fırsatını hiç kaza etmediler.İçimizdeki bazı beyinsiz aydınlar mal bulmuş mağribi gibi bu akımların etkisindeki derneklere ya üye oldular yada yönetici. İmparatorluk coğrafyasında bu fikir akımının etkisine girerek sonunda parçalanacak bir ülkenin farkında olmadan nifak tohumlarını ısrarla sürdürdüler.

         19.Asrın ilk çeyreğınde Selanik'te kurulan Jön-Türkler Derneği ırklar arasındaki bilincin ilk tohumlarını atmıştı.Zaten ayrılık için fırsat kollayan Sırplar,Bulgarlar,Arnavutlar,Yunanlılar bu derneğin tabii üyesi olmuş gönulden destekçileri haline çoktan gelmişlerdi.Bu derneğin kurucularından biri kimdir dersiniz? Sultan Abdülhamit Han'ın huzurunda ondan Tüm Duyun-u Umumiye borçlarını ödemek şartıyla Filistinde bir parça toprak talebinde bulunan küstah Yahudi Teodor HEZL...

         İşte bu dönemde,milliyetçi akımın tesiriyle önce Balkanlar,sonra Afrika ve akabinde Hicaz ve Filistin ve de Kafkasya ile bağlar kopmuş Osmanlı toprakları 20.Asrın başlarında 27 milyon km2'den 7 bin km2 ye düşürülmüştü.

         Abdulhamit'i tahttan indirmeye gelen Hareket Ordusunun hemen hemen tüm subay ve askerleri Sırp,Yunan,Yahudi (selanik dönmeleri) Ermeni,Boşnak veya Bulgar askerlerinden oluşması bize bir işaret vermesi gerekir sanırım. Bu millet ağlamasın da kimler ağlasın.İçimizdeki beyinsizler yüzünden hala bu ayrılıkçı fikir ve düşüncelerin son günlerde vatanı ne duruma düşürdüğünün işaretlerini de buradan almamız mümkündür.Milliyetçilik hepimizde olan vatan sevgisinin bir tezahürü olarak kullanılmalı.Irk ve soy kütüğü olarak alındığında çok daha ağlayacağımız günler olacağını unutmamamız gerekir.

         Şimdilik bu kadarla yetiniyorum.

         Kalın sağlıcakla...





     


    Facebook Yorumları

             
    Twittear