ARDINA BAKMADAN GİDEN YIL - Gülen Köyü Resmi Web Sitesi...

Gönderen Konu: ARDINA BAKMADAN GİDEN YIL  (Okunma sayısı 1732 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

  • Ayser
  • Moderatör
  • *
  • İleti: 50
  • Cinsiyet: Bayan
  • 16 Mesajı Toplam
    43 Kere Beğenildi
ARDINA BAKMADAN GİDEN YIL
« Topic Start: 20 Aralık 2010 - 23:35 »
  • Yayınlama
  • Bakmadan ardına sırtını dönmüş giden yılın son demleri üzgün,kırgın sarkarken eski takvim yapraklarına, ben daha bir hüzünlüyüm. Acaba ömrümden bir yıl daha gitti diye mi bilemiyorum.
    An geldi çok uzun, an geldi çok kısa, Aama bitti bir yıl daha işte!.

    Ömürlerimizden bir yıl daha gönderiyoruz dönülmezliğin koynuna. Tükenişin çuvalına atıyoruz bir yılı daha. Zamanın akışına dur deme lüksümüz ve gücümüz yok, ama zamanı yaşamak elimizde. Zaten geçmiş geri gelmiyor, geleceği görme yeteneğim yok, sadece an var, ne geçmiş, ne de gelecek.

    Geriye dönüp baktığım zaman ya yaşadığım büyük mutsuzluklar ya da yaşadığım sınırlı keyif içinde ki zamanlar aklıma geliyor. Arada kalanlar unutulmaya mahkum zaten .

    Neler öğretti bana geçen uzun yıllar beraber tanık olalımdı arzum...

    Birçok şeyi yanlış eksik, hatalı yaparak en çetin kışları yaşarken bile bana baharların küsmediğini öğrendim. Bu nedenle de her üzüntünün arkasından sevincin geleceğini bilerek beklemenin, sabretmenin kıymetini öğrendim kendimce.
    Gün geldi kendi kabuğuma çekildim. Çevremden uzaklaşarak iç dünyama ayna tutmaya çalıştım. Bu serüveni yaşarken yalnız kalmalıydım, kaldım da. Böylece yalnızlığın değerini ve çeşitlerini öğrendim.

    Aslında ben geçen her yıla teşekkür etmeyi öğrendim.
    Öğrenecek daha çok şeyim olduğunu hissettirdiği için bana. Var olan umutlarımı da yanıma katarak, var gücümle yeni yıla Hoş geldin demeye soyundum.

    Bugüne döndüğümüzde, hızla ve kaydıraktan kayar gibi geçen zamanın neler sakladığını, neler yok ettiğini görünce ürperiyorum. Bir düşünelim mi? bundan on yıl önce cep telefonları bu kadar yaygın olarak yoktu, ADSL yoktu, kablolu TV yoktu, ama bugün bu cihazlarla hep hayatımızın içerisindeymiş gibi yaşıyoruz. Ömrünün sadece beşte birinde cep telefonu kullanan bizler, benim yaşımdakiler, “cep telefonu yokken ne yapıyor muşuz” muhabbetlerine giriyorlar.

    Kitap okuma yazmasından, bilgisayar okuma yazmasına geçildi. Belki yirmi yıl sonra dünyada kâğıt kullanımı iyiden iyiye bitecek. Öğrenme ve iletişim hızından, yoksun geri kalmış ülkelerde insanlar arasında ki farklar daha da açılacak.

    Zaman hem insanlar, hem de toplumlar için hızla akıp gidiyor, yapılamayanların ya da yapılanların pişmanlıkları fayda vermiyor. İnancınız ne olursa olsun, hayatın insan uğruna ve insanlık uğruna harcanmayan kısımları en yaşanmamış kısımlarıdır benim felsefemde.

    Belli mi olur, dünya ve insanlık daha nice binlerce yılın geçtiğini görecektir, siz ister miydiniz bilmiyorum, ama ben geleceği de görmeyi çok isterdim. Dünyanın sonuna kadar ne olacağını izlemek isterdim. Fiziğin meçhul olan paralel evrenler, ışık hızına yakın seyahatler vesaire. Bu kadar kısa bir yaşam aralığına hapis olup, sonra bizim güneş sistemimizin Samanyolu gökadasında bir nokta olduğunu, Samanyolu gökadasının da evrende bir zerre kadar olduğunu bilerek, var oluşu düşünmek ne kadar yetersiz geliyor insana.
    Henüz insanlık, evrenin sebebini bilmeden, evrenin sunduğu yasaların keşfi aşamasında, daha çok ama çok başındayız işin. Açıklanacak o kadar çok şey var ki, ben yetersizim.

    Oysa yeni yılda herkes bir umudun sevincini sıcaklığını yaşamak ister. Bu nedenle eski yılın kötülükleri alıp götüreceğine ve yeni yılın iyilikleri getireceğine inanmak ister. Bu inançla eski yılı uğurlayıp yeni yıla girerken hiç değilse yılda bir kez kendi vicdani muhasebemizi yapabilsek ya!

    2011 yılında yine hep beraber olalım. Mutlu olun, sağlıklı olun, esen ve sevgi dolu olun ve sevdiklerinizle olun. Karşıya geçerken, geçemeyen birinin elinden tutun, tutun ki mutluluğunuz artsın.

    An’ı unutturan ağdalı muhabbet gecesinde tükettiğimiz zamanlar mı, uyandığımızda pişman olduğumuz kör olası baş ağrılarında lanet yağdırdığımız sigara dumanı mı, ciğerlerimizde zeybek oynayan!

    Boynumuza geçirdiği bir iple, ya da bir fotoğraf resminde iç geçirerek seyrettiğimiz anların özlemiyle yakarak yüreklerimizi yaşanmış akşamlarda, alay edercesine gülümserken arkamızdan hemde.

    Merhaba yeni yıl; Hayırlar getiresin.
    365 gün neler söyleyeceksin göreceğiz. Neler koyacaksın soframıza göreceğiz.

    Yeni yılla beraber, sevgi bestesinin tınılarını tüm insanların yüreğinde hissedeceği, hüzünlerinizin sevinçlerle ve dostluklarla silineceği, ümitlerinizin hiç bitmeyeceği, sağlık mutluluk, bereket ve başarı dolu bir yıl diliyor, bir başka yazı için gelecek olan yılı beklemeye gidiyorum. Es-Selam

    Ayser ÖZBAKIR



    Arzuhâle kifayet etmiyorsa lisan, susmalıyım dedim ve...Adıma Sükût'ün Mührünü Vurdum...


     


    Facebook Yorumları

             
    Twittear