GÜL MEVSİMİNİN MAHKÛMU: TEBRİZLİ ŞEMS - Gülen Köyü Resmi Web Sitesi...

Gönderen Konu: GÜL MEVSİMİNİN MAHKÛMU: TEBRİZLİ ŞEMS  (Okunma sayısı 3022 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

  • İncir Ağacındaki Adam
  • Süper Moderatör
  • *
  • İleti: 1.674
  • Cinsiyet: Bay
  • 99 Mesajı Toplam
    139 Kere Beğenildi
  • GSM: 05079310977
     MUSTAFA YILMAZ
     mustafa-yilmazzz@hotmail.com
     05 Ocak 2011 Çarşamba

     GÜL MEVSİMİNİN MAHKÛMU: TEBRİZLİ ŞEMS

     Ağaçların şiddetli rüzgârdan dolayı elektrik tellerine reverans yaptığı, elektriksiz geçen bir gece…

Gökyüzünün soğuk ve karanlık yüzü, ayın kapısını çalıyor ışığından faydalanmak için. Kapıyı açan ise sükûtun ikiz kardeşi…

Bu demde, bir mum söz alıyor usûlca. Ateşini, pencereden şehrin kış uykusunu izleyen bir çift göze sunmuş; âdeta ona mihmândârlık yapıyor.

Ey Şems, Tebrizli Şems!

Mevlâna için sıraladığın methiyeleri terennüm ederken bu manzara eşlik ediyordu dudaklarıma. Âşıklara mahsus iniltileri duymaya çalışıyordum şehrin aydınlığa hasretinde. Tıpkı senin Mevlâna’ya gönül vermişliğin gibi.

Sen, gönül vermekle de kalmamıştın. “Her aşk bir baş götürür” sözü seninle can kazandı. Seninle, göz pınarlarını besledi çağlayanlar.

Seninle ümitler kanatlandı, mesafeler kısaldı. Çileler seninle yakarışını dindirdi.

Sensizlikte kayboldu Mevlâna, kayboldu koca bir şehir. Çünkü sen varken Mevlâna da vardı. Senin ilacın Mevlâna’ydı; Mevlâna’nın ise diriliş çiçeği olmuştun Sen; yokluğunda solan, varlığında ise yapraklarına yaprak katılan…

Menfaat ve gösteriş peşinde koşan şeyhlerden daima uzak duran, ömrün boyunca Mevlana’yı görüp tanışıncaya kadar herhangi bir şeyhe bağlı kalamayan Sen, Mevlana ile ruhunu tam manası ile doyurmuştun. Tabiri caizse Mevlana’ya ayna tutmuş, bizler de o aynadan okumuştuk Hocalığın sıfatlarını:

Hoca dediğin hem öğrencin olmalı hem öğretmenin. Dostun olmalı, sırdaşın olmalı. Hoca dediğin gönüldaşın olmalı. “Ben söyleyeyim, sen dinle!” dememeli. Söylemeden anlamalı. Hoca dediğin hâldaş olmalı. Vaaz verir gibi konuşmamalı. Gönlüne ipotek koymamalı. Bazen hamur etmeli mânayı. Bir kelime söylemeli ki ciltlerce kitaplardaki manayı akıtmalı. Damlada deryayı sunmalı Hoca dediğin. Arayan olmalı, aranılan olmalı. Hoca dediğin adayan olmalı kendini. Ezber bozan olmalı. Ketumluğa boğmamalı.

Ey Şems!

Gözyaşlarına boğdun Mevlana’yı o zamansız ilk gidişinle. Vuslata erişinizde bile devam etti bu gözyaşları. “Âşığın gözlerinin, sevgilisinden ayrıldığında da, O’na kavuştuğunda da yaşlarla dolduğunu” senden/sizden öğrendik.

Gül mevsimini yaşattın Mevlâna’ya. Gül mevsimiyle bülbüller aşk ilahileri söylemeye başladı. Aşkın o mûnis iklimini seyreyledik dünyanızda.  İnci tanesi gibi parıltılar saçtınız birlikte adım attığınız hanumanlarda, şehirde.

Nedense çok süremedi bu aydınlık, bu nur parıltıları. İftiraların kucağına attılar seni. Gayz ile bilenmiş kılıçların sesi, firkatin tohumlarını ekmeye başladı. Diriliş çiçeği yeniden solmak üzereydi. Takallüsler aldı o inci tanesini. Gül mevsimi, geride kalmıştı artık!

Gül mevsiminin mahkûmu olmaksa sana nasip oldu. Aşk için baş vermekle son buldu bu mahkûmiyet.

***

Ve şimdi, şehir ağlamaklı; aşkın gözyaşlarını dökebilecek âşıkların peşinde…




Not: Bu yazının oluşturulmasında Sinan Yağmur’un “Aşkın Gözyaşları / Tebrizli Şems” adlı kitabından faydalanılmıştır.



Bir nefeslik duamla müebbetimi seçtim / Manam ukbâya açık, maddiyatı es geçtim (Hekim)

Mustafa Yılmaz 'nin Mesajlarını Beğenen 4 Kullanıcı: ebruçobanoğlu (27 Ağustos 2011 - 11:52), Şafak YAZICI (26 Haziran 2011 - 01:08), Kenan Yazıcı (22 Nisan 2011 - 10:03), Recep Ali Düzenli (17 Şubat 2011 - 10:15)

 


Facebook Yorumları

         
Twittear