SONUNCU KÖY - Gülen Köyü Resmi Web Sitesi...

Gönderen Konu: SONUNCU KÖY  (Okunma sayısı 2816 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

  • İncir Ağacındaki Adam
  • Süper Moderatör
  • *
  • İleti: 1.674
  • Cinsiyet: Bay
  • 99 Mesajı Toplam
    139 Kere Beğenildi
  • GSM: 05079310977
SONUNCU KÖY
« Topic Start: 08 Mart 2012 - 17:57 »
  • Yayınlama
  •      MUSTAFA YILMAZ
         mustafa-yilmazzz@hotmail.com
         08 Mart 2012 Perşembe

         SONUNCU KÖY

         Bu günlerde sıkı bir ‘Cumhuriyet’ okuru oldum çıktım. Üstelik gazetenin yapraklarına dokunarak yapıyorum bu okumaları. Açıkçası herhangi bir masrafa da girmiyorum bunun için. Tek açıklama; “şirketim sağ olsun!” .

    Abonesi olduğum ve her ay ödemesini elden yaptığım ‘Zaman’  için, her zeminde  “bedava dağıtılıyor” yaygarasını hatırlayınca acaba aynı yaygara ‘Cumhuriyet’ için de yapılır mı diye güvercin tedirginliği yaşamadım değil!

    Tamam, biraz abartı ama şu da gerçek. Uçaklarda yolcuların okumasına sunulan gazetelerin uçuş bitiminde kucaklanarak teknisyen dinlenme odasına getirilmiş olduğunu görünce ve fırsatım da varsa hemen üşüşüveriyorum bu gazete istifinin üstüne. Amiral gemisine, vapurlara, feribotlara, sandallara, takalara kısaca göz gezdirdikten sonra ‘Cumhuriyet’in sayfalarını çevirmeye başlıyorum.  Öyle bir aydınlanıyorum ki sormayın! Aydınlanma ve çağdaş bir aydın olma yolundaki en büyük engelin ‘Zaman’ olduğunu idrak edememem büyük bir akıl tutulması!

    İşte size çağdaş, uygar, özgürlükçü, hoşgörülü  ‘Cumhuriyet’ çocukları;

    “Gazeteci muhalif olmalı”  iptidai söylemini savunan gazeteci sayısı ‘Zaman’ da yok denecek kadar az iken  ‘Cumhuriyet’ te bu muhalifliğe tek başına yeten Bekir Coşkun’un varlığı medyamızın geleceğine ufuk ötesi fikirler akıtıyor ve ortaya mazudallarla yeşillenen  ‘Onuncu Köy’ çıkıyor!

    Ben ki nüktedanlık ruhumu geliştirebilmek için yıllarca Ahmet Turan Alkan’ın ‘Zaman’ da, hafta sonu eklerinde ve ‘Aksiyon’ da yayımlanan yazılarını içmeye çalışmış biriyim. Şimdi anlıyorum ki yanlış kapının eşiğini aşındırmışım!

    Bekir Coşkun için muhaliflikte tek başına yeter dedim ama siz bakmayın onun Başbakan için satırlara akıttığı “Harward mezunu, sekiz dilen Başbakan” methiyelerine! Belli ki O da “Fetih 1453” filminin etkisinde hala! (Bir de filmi izlememişse seyreyle gümbürtüyü. Gardını al Mustafa!  :D)

    İmamdan Türkiye’ye Başbakan yaptınız” diyebilecek kadar nefesi kuvvetli bir kavalcıyı ‘Onuncu Köy’ den başka nerede bulabileceğinizi sanıyorsunuz hem… (Hislerim beni yanıltmayacağa benziyor. Sana Fatih’in cesaret ruhu üflenmiş Bekir abi, kaçarın yok! :D)

    Sizlerde okudunuz ey Okur! Nüktedanlık ruhumu inkişafa geçirmek için yanlış adresi kapı bellemişim değil mi?

    Gelelim diğer ‘Cumhuriyet’ çocuklarını tanımaya…

    Çocuk diye tanıtıyorum ama abilerimiz darılmasınlar bana. Hepsi de güngörmüş yaştalar. En başta da baş kalemimiz, bir diğer cesur yüreğimiz Cüneyt Arkın’ın Malkoçoğlu olmamışı Cüneyt Arcayürek abimiz.

    Yakınları İskilipli Atıf Hoca için Devletten iade-i itibar bekleye dursun değerli büyüğümüz  Cüneyt abimiz hükmü koyuyor: “…,ihaneti sabit olduğu için 1926’da idam edilen İskilipli Atıf Hoca…” Abimiz hükmü koymuş ama cümlesinin devamında da yılların vermiş olduğu birikimle hoşgörüsünü ortaya koymuş. Noktalar arasındaki cümlenin tamamını aktarayım da içiniz kurtlanmasın:

    "Binlerce masum insanı öldüren, öldürmeye devam eden terörist şebekesine bağımsızlık için savaşan gerilla diyenlerin, ihaneti sabit olduğu için 1926’da idam dilen İskilipli Atıf Hoca’ya sahip çıkmasını elbette olağan karşılamalı." (İşte bu hoşgörü akan kanları durdurur!)

    Vee, vee, ve diyorum sevgili okur! Bu ‘çocuk’ a iyi bakın. Böyle çocukları gördükçe  ‘Cumhuriyet’imizin ilelebet payidar kalacağına dair ümitlerim fezada helezonlar çizecek kıvama erişiyor.

    Işın Kansu’nun ‘Ankara Kulis’ inde yer bulan Emekli bir öğretmenin yaşamış olduğu öyküyü buraya aktararak köyümüzün yollarına taş döşemeyi sonlandıracağım. İşte size formatlı çocuk öyküsü:

    Bandırma-Ankara otobüsünün yolcuları yerlerine yerleşmeye çalışıyorlardı. Hoparlörden otobüsün içine güzel bir müzik yayılıyordu. Bir çocuğun sesi bu ahenkli havayı bozdu. Oldum olası yeniyetmelerin seslerini, bağırmalarını, konuşmalarını severim. Okul bahçelerinin yakınından geçerken teneffüste iseler durur, hem seyreder hem de konuşmalarını, bağırmalarını izlerim. Otobüsün içinde, yüksek perdeden bu yeniyetmenin sözlerine dikkat kesildim. Eşim bana, ben ona bakakaldık. 7-8 yaşlarında, esmer, toparlak yüzlü, yanında oturduğu anneannesine şunları söylüyordu:

    Anneanne, ben böyle müziği dinlemek istemiyorum, ben ilahi dinlemek istiyorum, ilahi çalsın, istemiyorum böyle şarkıları’

    Şoför yardımcısı elindeki liste ile otobüs koltuklarını kontrol ediyordu. Çocuğun isteğini işitti, gitti radyonun düğmesine bastı ve müzik kesildi. Gazetenin sağ alt köşesine baktım. ‘Bugün Mevlid Kandili’ yazıyordu. Bununla ilişkiliydi çocuğun ısrarlı isteği.”

    Öykümüzün sonunda emekli öğretmenimiz göbeğini kaşıyanlar, bidon kafalılar anlamaz diye meslekten kalan alışkanlıkla öyküden çıkarılacak dersi de özetlemiş:

    İşte formatlanma. On yaşındaki çocuklara meslek seçtirenin amacı budur.”

    ALLAHtan böyle ‘Cumhuriyet’ çocukları var. Kendi başımıza tehlikenin farkına varamasak da bir şekilde tehlikenin farkına vardırılabiliyoruz. Bu farkına varıştan sonra cansız bedenimi köyümün yağmurlarında yıkamayanlara hakkımı helal etmiyorum!

    Mustafa Yılmaz, 08 Mart 2012



    Bir nefeslik duamla müebbetimi seçtim / Manam ukbâya açık, maddiyatı es geçtim (Hekim)

    Mustafa Yılmaz 'nin Mesajlarını Beğenen 6 Kullanıcı: Haluk Demir (22 Temmuz 2012 - 20:04), Recep Ali Düzenli (11 Nisan 2012 - 09:34), iSM@iL DUZENLi (09 Mart 2012 - 08:50), AHMET AKTURK (09 Mart 2012 - 08:09), sadıkyılmaz (09 Mart 2012 - 07:19), Kenan Yazıcı (08 Mart 2012 - 18:58)

     


    Facebook Yorumları

             
    Twittear