BAŞÖRTÜLÜ YOBAZ ÖĞRENCİLERİ OKULLARINDAN KOVAN ODTÜ’LÜLER - Gülen Köyü Resmi Web Sitesi...

Gönderen Konu: BAŞÖRTÜLÜ YOBAZ ÖĞRENCİLERİ OKULLARINDAN KOVAN ODTÜ’LÜLER  (Okunma sayısı 2145 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

  • Yaa Sabır...
  • Administrator
  • *
  • İleti: 3.090
  • Cinsiyet: Bay
  • 349 Mesajı Toplam
    550 Kere Beğenildi
    • Gülen Köyü Web Sitesi
  • GSM: 0535 481 76 24

Yazar:
Caner Öncel
Tarih:
05 Eylül 2013
E-Mail:
egonomik@gmail.com
Kaynak:
www.egonomik.com

BAŞÖRTÜLÜ YOBAZ ÖĞRENCİLERİ OKULLARINDAN KOVAN ODTÜ’LÜLER




Özgürlüklerin ve çağdaş yaşamın yılmaz savunucuları, bilgili, görgülü, ahlak sahibi ODTÜ’lü öğrenciler gerçekten de kendilerine çok yakışan bir performans sergilemişler. Ellerindeki dövizlerle rahatsız ettikleri, yaşam alanlarına tecavüz ettikleri başörtülü yobazları okullarından kovarak, özgürlük mertebesinde, çağdaş yaşam kademesinde bir basamak daha yükselmişler.

Cemaatlere müsade edilmemesi hususu özellikle önem teşkil ediyor zira cemaat denilen mefhumun Cumhuriyetin ezeli düşmanı olan, karanlığın, gericiliğin timsali İslam’ı(!) kullanarak ceplerini dolduran, paraya para demeyen, başörtülü kızların BMW jiplerle gezmelerini sağlayan korkunç güçleri ifade ettiği herkes tarafından bilinen bir gerçek(!).

Bu aydın geçinen İslamafobik (İslamofobi, kelime anlamı olarak “İslam korkusu” demektir. Müslümanlara ve İslam dinine karşı yapılan önyargı ve ayrımcılıktan kaynaklanmaktadır. Müslümanlara karşı duyulan irrasyonel nefret, ayrımcılık, düşmanlık ve kin besleme anlamına gelir. Vikipedi) gençleri aslında suçlamıyorum. Çünkü her biri beyin yerine Ezine Peyniri taşıyan bu arkadaşlar aslında sadece ebeveynlerinden öğrendikleri küçük tiyatro oyunlarını sergiliyorlar. Esasen hiçbiri içi dolu bir dünya görüşüne veya fikre sahip değil. Suç onlara İslam’ın, sakalın, cübbenin kötü olduğunu ezberleten kokuşmuş zihniyette. Bakın “öğreten” demiyorum çünkü öğrenmek beyin gibi data kaydedebilme kabiliyetine sahip özel organlara has bir eylemdir. Ezine Peyniri’nin kapasitesi ise en iyi ihtimalle gördüğünü, duyduğunu ezberlemeye ve tekrar etmeye yardımcı olabilir. Bu nedenledir ki buldukları her fırsatta kişisel özgürlüklerinin öneminden dem vuran, yeri geldiğinde çığırtkanlık yaparak ortalığı velveleye veren bu arkadaşlar, sosyal toplumda bireylerin sahip oldukları “Kişisel yaşam alanı” kavramından habersiz ot gibi yaşarlar. Yukarıdaki video bu duruma çok güzel bir örnek oluşturuyor.

Günümüzde üniversitelerin bir çok bölümünde öğrencilere Temel Hukuk dersi verilir. Bu ders, kendilerine ve içerisinde yaşadıkları topluma faydalı birer birey olarak yetişmeleri planlanan gençlere “Toplumlar yazılı bulunan hukuk kurallarının yanısıra; ahlak, gelenek, örf ve adet gibi sözlü kurallar bütünüyle birlikte yaşarlar. Toplum, huzur içinde yaşamak için fertlerinden bu kurallara uymalarını bekler” mesajını vermeye çalışır. Yani sadece hukuk kuralları baz alınarak sürdürülmeye çalışılan bir yaşam, kişiyi toplumun sağlıklı bir bireyi haline getirmez. Bunu bir kenara bırakacak olursak; bu videodaki şuursuz insan güruhu, bir insanın başörtüsü takıyor olmasının veya “cemaate kayıtlı” bulunmasının, kendilerine o kişiye hukuk dışı biçimde davranma hakkı verdiğini düşünüyor. Oysa yazımın başından beri anlatmaya çalıştığım üzere, kendileri esasen ne özgürlükler, ne hak hukuk ne de ağızlarına sakız ettikleri çağdaş yaşam hakkında en ufak bir fikir zerresine sahip değiller. Aralarından birini yakalayıp, şu sorgularda kullanılan gerçeklik ilaçlarından verecek olursanız büyük bir ihtimalle “Biz içkimizi rahat rahat içelim, halka açık yerlerde, otobüslerde, kampüslerde yeri gelince sevişebilelim, canımızın, zevkimizin istediği şey her ne ise onu yapmamızı engelleyecek herhangi bir kural veya kaideye tabi olmayalım ancak inançlı insanlar başlarına örtü takamasınlar, kamu dairelerinde çalışamasınlar, canlarının istediği okula gidemesinler, inançları gereği kestikleri kurbanların derilerini bizim istediğimiz yerlerden başka yerlere bağışlayamasınlar. İşte bizim özgürlük anlayışımız bu.” dediğine şahit olursunuz.

“Ben de bu ohulun öğrencisiyim ne var?” diyerek karşısındakinin yaşam alanını taciz edebileceğine, kendi özgürlük sınırlarının dışına çıkıp aymazlık yapabileceğine inanan, yaptıklarının hukuk dışı olduğu gerçeğini idrak etmekten bile aciz, faşist eğilimler gösteren birinin savunduğu görüşü asla ve katta benimsemem, yakınlarında bile bulunmam. O görüşün adı ister çağdaşlık olsun ister özgürlükçülük. Bu derecede kör cahil insanlarla herhangi bir ortak paydada buluşuyor olmayı kesinlikle istemem.



Biz Gerçek Bir Aileyiz, Laf Olsun Diye Burada Değiliz...

İsmail Düzenli 'nin Mesajlarını Beğenen 2 Kullanıcı: Şafak YAZICI (04 Ocak 2014 - 03:59), cemal (13 Kasım 2013 - 16:38)

 


Facebook Yorumları

         
Twittear