TESETTÜR ve DEFİLE!!! - Gülen Köyü Resmi Web Sitesi...

Gönderen Konu: TESETTÜR ve DEFİLE!!!  (Okunma sayısı 4950 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

  • Nilgün Aktürk
  • Moderatör
  • *
  • İleti: 441
  • Cinsiyet: Bayan
  • 28 Mesajı Toplam
    41 Kere Beğenildi
TESETTÜR ve DEFİLE!!!
« Topic Start: 26 Nisan 2008 - 17:05 »
  • Yayınlama
  •     NİLGÜN AKTÜRK
         mahfi_e@mynet.com
         26 Nisan 2008 Cumartesi

         TESETTÜR ve DEFİLE!!!

         Ah şu kendiyle çelişen yanlarım…

         Bir yanımın verdiği telkinle elimi eteğimi çekerken dünyadan,ülkede olup bitenden…oh…diyorum,dünya varmış,bilmesem de oluyormuş,benim kendimle savaşım bana yeter zaten,dünyada olan bitene katkım ne ki ilgileneyim.

         Sonra içime bir kurt düşüyor,olur mu hiç öyle şey,bencillik bu yaptığın,hani insanlardan bir insan olacaktın,olup bitenden habersiz nasıl olacak bu,çıkar başını kumdan diye kemirmeye başlıyor beni.

         Velhasıl bu aynı kısır döngüyle yaşamaya alıştı bünyem,zannediyorum doğal bir döngü bu,bir zaman kendine dönüp dolmak,sonra da bunları etrafıyla paylaşarak boşalmak arzusu tabiatımızda var.

         Yine benzer bir döngüde kuma gömmüşken başımı azıcık çıkarıp göz ucuyla bakayım dedim neler oluyor.Kafamı daha tam çıkarmamıştım ki Ahmet Hakan’ın yazısına çarptım.Meğer küçük dünyamda yaşarken ben bir tesettür firmasının defilesi olmuş.Hemen konuyla ilgili haberleri,yazıları taradım google’da.

         Her ne kadar o çelişkili yanlarımdan biri uzak dur,girme bu derin sulara dese de,ıslanmayı da göze alarak giresim var.Çünkü her zamanki gibi ne hikmetse görüş beyan edenler erkekler veya tesettür hakkında pek de fikir sahibi olmayan bayanlar.Sözüm yok,elbette herkes dilediğini düşünsün ve beyan etsin,ama biri de bari çıkıp dese ya,bir de şu örtülü bayanlara soralım, ne düşünürler bu konuda diye,sonuçta bu defile onlar için.Ama nerde,bazıları kendileri çalıp,kendileri oynamaya o kadar alıştı ki,başka söze tahammül yok.

         Merak edip defilenin fotoğraflarına baktım hemen,açıkçası kıyafetlerde abes bir yan göremedim,gerek etek,gerek kol,gerekse pantolon üzeri kıyafetlerin boyları tesettüre uygundu.benim gözüme batan aşırı yapılmış makyajlardı.tesettür mantığıyla hayli ters bir durum.

         Defileyi izlemeye gelmiş bir genç var,değişik giyim tarzıyla,endamıyla,türbanı,makyajıyla basının hayli ilgisini çekmiş.Makyajımı da yapar,namazımı da kılarım diye beyanat vermiş.

         Dedim ya çelişkiler yumağıyım diye.Bir yanım o tabloyu hayli itici buluyor.İdeal Müslüman profilinden çok uzak bir görüntü.Namazı gerçek manada içselleştirmiş bir insanın o şekilden uzaklaşması çok doğal ve kendiliğinden bir süreç.Yani namazda Kul ya eyyühe’l kafirun,La a’büdü ma ta’büdün-De ki:Ey kafirler!ben sizin ibadet ettiklerinize ibadet etmem sözünü ruhunda duyup söyleyen insan nasıl olur da bugün birçok insanın verdiği aşırı önemle putlaştırdığı güzellik,şekil,fiziksel görüntü konularını bu kadar önemser.En büyük derdi ALLAH’ın nazarındaki yeri olan bir insan ister istemez daha az umursar insanların kendisini nasıl gördüğünü…

         Ama idealden realiteye dönen yanım farklı gerçeklerle karşılaşıyor.En büyük görevi nefsiyle binlerce cephede savaşmak olan insanoğlu her cephede muvaffak olamayabiliyor.Namaz konusunda nefsini dizginleyip secde edebilirken,yalan söyleyebiliyor,öfkesini tutacağı yerde tutamayabiliyor,faize giriyor,gözüyle dahi olsa zina ediyor,gıybet ediyor…Bir yandan oruçla nefsini altederken,ümmetimin doldurduğu en kötü kap midesidir sözüne rağmen orucunu açıp o kötü kabı fazlasıyla doldurup,sonra da namaza durabiliyor.Din,iman gerçekte bir bütün olmalı,ama hepimiz objektif olup,çok azımızın bütün olabildiği gerçeğini kabul etmeliyiz.Soruyorum hanginiz diyebilir ki benim bir yaptığım diğerine muhalif olmaz asla,her şeyi tam yapıyorum diye?Yaptığımız ibadetlerin,bildiklerimizin bazen nefsimizi idare konusunda yetersiz kalabildiğini görmeliyiz.İşte bu gerçeği gören yanım bir yandan itici bulabilirken o tabloyu,bir yandan sahici bulabiliyor.

         Şimdi o ve onun gibi gençlere veya kendimize ne demeliyiz?Senin namazın da,ibadetin de olmaz,nasıl namazmış o,o cephede kaybettin,bırak git,bu savaş bitmiştir mi?yoksa yılma,pes etme,çelişkilerine rağmen savaşabildiğin her cephede direnç göster,umulur ki ALLAH’ın rahmetini bulursun bir yerde mi demeli?

         Meselenin bir başka boyutu defilede sergilenen kıyafetler dinen uygun mudur?Dinin fetvası net bu konuda,özetle vücut hatlarını belli etmeyecek şekilde olmalı giydiklerimiz.

         Ama uygulamaya gelince insanın göreceliği giriyor devreye .Aynı dine iman etmiş insanların tesettüre bakışları takvayla değişkenlik kazanıyor.Takva boyutu çarşafı kaldıran bir insan için pardesü,pardesüyü kaldıran için etek-ceket kombinasyonu,bir başkası için pantolon-türban uygunsuz olabiliyor.Bir de o kıyafetlerin nerelerde,hangi dış kıyafetlerle giyildiği de mühim.

         Bir diğer boyutu tekstil piyasasının içerisinde tesettürün yeri…

         Kabul etmeliyiz ki tekstil endüstrisi artık 90 lı yıllardan çok farklı.Giydiklerimizi her ne kadar biz seçiyor gibi görünsek de bize dikte edilenleri giymek zorunda kalıyoruz.Tekstil artık moda demek,moda da ihtiyaçtan çoktan çıkmış halde.Bu kocaman bir endüstri,ve bu endüstrinin sirkülasyonu için her şey çok hızlı üretilmek,tüketilmek zorunda ki,en kısa zamanda yeniden üretilsin ve tüketilsin.Bu hızlı devir daim içinde artık yerellik demek kaybetmek demek.Herşey o kadar küresel oldu,büyük uluslar arası firmalar o kadar hakim oldular ki,bugün ülkelere has özellik taşıyan kıyafetler bulmak neredeyse imkansızlaştı.Artık Türkiye’de mağazalarda satılanlarla,sözgelimi İngiltere’de satılanlar çok da büyük farklılık göstermiyor.

         Haliyle ben tesettürlü biri olarak giyecek alışverişi yapmak istediğimde benim giyimdeki sınırlarımdan çok uzak seçeneklerle karşı karşıya kalıyorum.

         Ahmet Hakan’a mesela sormak isterdim,siz hiç yazın tam uzun kollu kıyafet bulamamanın sıkıntısını çektiniz mi?Mesela hep eleştirilen türbanlı diz-altı etek kombinasyonunun moda kaynaklı bir tercih olduğunu mu zannediyorsunuz?Öyle sanıyorsanız yanılıyorsunuz,birkaç sezon boyunca bütün firmalar söz birliği etmişçesine uzun etek üretmez,ürettikleri de zamana uyum sağlamaz,insanların gözüne şık gelmezse,çok irade sahibi olanlar direnir belki,ama çoğu için kırılma noktası olur bu,fark bile etmeden değer yargılarını değiştirmiş olursunuz.

         Bu yüzden günümüzde bir firmanın bu alanda gayret göstermesini açıkçası önemsiyorum.

         Evet,burada bir istismar söz konusu,öncelikle bu tarz bir defilede kadın bedeninin istismarı var.Ama bu bir ticaret,bir an kendimi koyuyorum yerine,pazarlamanın bu kadar şekil değiştirdiği,reklamın her şey olduğu bir devirde,bu kadar yatırımı nasıl duyuracaksın?Kadını alet ederek elde edilen bir rant var,çok doğru,ama bu yapılmadan her yere ulaştırılması da imkansız.Dinle bağdaşmayan gerçekte çok başka yaşantıları olan mankenler ne alaka deniyor,doğru bir yandan,ama hemen aklıma şu soru geliyor o zaman,kim olacaktı?Gerçekten tesettürlü birinin orda olması değil mi daha yanlış olan?Belki buna ticaret nazarıyla bakmak lazım…

         Bilemiyorum yazarken dahi çelişiyor düşüncelerim,azıcık hak verir gibi olurken fırlıyor içimden biri,peki diyor bu tanıtım dediğin şey özendirme,yol gösterme olmuyor mu?Ya şimdi çoğu bu realiteyi ideal zannederse…Ya da erkekler eşlerinden bu profile uygunluk ummaya başlarsa…nasıl ayıklayacaksın pirincin taşını?

         Bilmiyorum.

         Bir yanım tesettürlüleri yok sayan tekstil piyasası içinde,giyebileceğimiz kıyafetler yapan bu firma sahibini takdir ederken,aynı firma sahibinin fabrikasında kameralara 3 eşli oluşunu anlatışından tiksinti duyuyor öbür yanım.Asıl o zaman diyorum,bu işte dini alet etmek.Tamam 3 eşli olabilirsin,ALLAH’ın belli ölçülerde 4 e kadar cevaz verdiğine ne sözüm olur ki.Hatta amcamın dediği gibi helal olsun,3 hanımla başedebiliyorsa çok tebrik edilecek adammış Ama bu konuyu reklam malzemesi edip,fabrikanın içerisinde demeç verince hiç hoş olmuyor.Neyse,bu kendisinin vereceği bir hesap.

         Son bir boyutu da basında bu meselenin yankısının ardında,bütün bu yazıların,eleştirilerin satır aralarında şunun da olduğu kanaatindeyim:

         Ey inanan,bilhassa örtülü kadınlar.

         Bizim size sözümüz yok,hem nasıl olsun ki,benim ninem de örtülüydü!!!Siz de ninelerimiz gibi olduktan sonra,varın dilediğinizi yapın.Basma etekler giydikten,evlerin içinde olup fazla ortalarda görünmedikten sonra örtünüz ve siz başımız üstüne.

         Amaaa sakın ola ki,okumayın,bilinçlenip,düşünüp,düşündüğünüzü tartışmayın.Devre ayak uydurup,şık giyinip kabul görmeyin,her halinizle beğeni uyandırmayın kendinizde,

         Ola ki size,hareketlerinize,yaşantınıza duyulan hayranlık zaman gelir inandıklarınıza duyulmaya başlanır,işte o zaman vay halimize.Sizin neyinize şık giyinmek,kırın dizinizi,iki kelimeyi bir araya getiremeden oturun,bakın tek söz çıkar mı ağzımızdan…

         Bence asıl söylemek isteyip söyleyemedikleri bunlar,yoksa dinin aldığı yaralar,yanlış temsil falan çok da umurlarında olmasa gerek.Bu bizim sıkıntımız olmalı.Bu işin içinde olan,bu konuda ehil birilerinin belki de oturup ciddi kafa yorması lazım,nasıl hem dinen uygun kıyafetler üretilip,hem uygun şekillerde tanıtımı yapılır,ve insanlara bu işin doğrusu gösterilir,tesettürlü insanlar bilinçlendirilir,doğru temsil edilir diye.

         Zannediyorum bizim ülke olarak tesettürü genel olarak yanlış,eksik uygulayışımızın sebebi,olayı içselleştirmemiş olmamızdan kaynaklanıyor.İnancın bizde kazanılmış değil,doğuştan gelişinden.Yanlış yetiştirilişimizden.Tesettür Efendimiz’in peygamberliğinden çok sonra farz kılındı.Namaz dahi Peygamberliğin 11.yılında farz kılınmıştır.Tam 11 sene imani mevzular,ALLAH,Peygamber inancı,sevgisi yerleştirilmiş,ondan sonra namaza,tesettüre geçilmiştir.Bugün genç kızlarda tesettür yanlış,eksik ise ailelere dönüp sormak lazım,ALLAH,Peygamber sevgisi,iman anlatılmış da öyle mi örtünmüştür o kızlar?Maalesef bu sorunun cevabı hayır olduğundan genel olarak çok normal buluyorum bugünkü tabloyu…

         NOT 1 : Bu konuyu ilk yazdığımda bambaşka bir yazı vardı,biraz demlendikten sonra içimde olayı daha çeşitli açılardan,daha farklı değerlendirdiğimi gördüm.Ve burada şu sonuca bir kez daha vardım ki,fikirlere oluşmaları için zaman vermek gerek.Birbirini anlayamayan,tahammül edemeyen insanlar sanırım bunu atlıyorlar bugün ve kavgaların çoğu buradan çıkıyor.Hiçbir şey siyah-beyaz değil gerçekten,arada bir sürü ton var.

         NOT 2 : Üzülerek söylemeliyim okuyanlar açısından ki ilk yazı çok daha kısaydı.Bu konuda büyüklerimden tavsiye alıyorum,çok uzun olduğu ve kısa tutmam gerektiği konusunda.ama galiba söyleyeceklerimi kısa ve öz şekilde anlatabilmek konusunda kabiliyetsizim.



    ALLAH'ın ihsan ettiğine mani olacak yoktur,O'nun mani olduğunu da lütfedecek yoktur.

    • Arşela

    • Ziyaretçi
    TESETTÜR ve DEFİLE!!!
    « Yanıtla #1: 19 Mayıs 2008 - 01:31 »
  • Yayınlama
  • "Laikliğe zarar verilmemesi için montaj mübahtır" kavramıyla yapılan bir çalışma...




    Not: Siyah -Beyaz fotoğrafta olupta, renkli fotoğrafta olmayan kişi Atatürk'ün eşi, Latife Hanım...
    Montaj, Latife Hanımın başındaki başörtü değil, toptan o kısmın kesilmesi... Yanlış anlamalara da mahal vermeyelim :)


    • *** asi_kar ***
    • Süper Moderatör
    • *
    • İleti: 706
    • Cinsiyet: Bayan
    • Sevmek YÜREKLİ olana yakışır(!)
    • 231 Mesajı Toplam
      424 Kere Beğenildi
      • antoloji
    TESETTÜR ve DEFİLE!!!
    « Yanıtla #2: 01 Haziran 2010 - 10:11 »
  • Yayınlama
  • KAFANI KUMA GÖMME ; eğer gömersen herşey olur biter bu memlekette (?)
    Defile için kısa bir şey diyeceğim ; Ayşe Özyılmazel'in hani NECO'nun sevimli kızı,hani şu Okan Bayülgen'in kameralar karşısında gizlediği eski sevgilisi AYŞE hani şu çok harbi kız lafını esirgemeyen hani bilgili olanında esaslı olan AYŞE (?)
    Köşe yazısında dikkatimi çeken tek cümlesi.
    -"SOLDA OTURAN DİESEL MARKA GİYMİŞ ŞU BROŞLU RÜKÜŞ OLAN TÜRBANLI KIZLA DEKOLTE GİYMEKLE GİYMEMEK ARASINDA KALMIŞ YARI DEKOLTELİ YANINDA OTURAN ORTA YAŞLI RÜKÜŞ TÜRBANLI BAYANIN ORTASINA MİNİ ETEKLİ FISTIK GİBİN BİR HATUN GELSE KİMSE DÖNÜP BAKMAZ ONA.BUNLAR GİYİNMEYİDE BİLMİYOR RÜKÜŞLER AMA KİMSE O AÇIK KIZA BAKMAZ NEDEN ?"

    Sevgili Ayşe'yle keşke yakından konuşma fırsatı bulsamda desemki ;AYŞE sorun eğer birilerinin bakmasıysa televizyonda Okan'la öpüşürken bütün erkekler kilitlenmişti televizyona ?....Diesel markaya gelince üstündeki tuniğin altından nasılda okudun sadece fotoğrafa bakarak markasını?(Ayşe defilede değildi çünkü)Helal kız sana erdin mi ne ?...ama çakmaydı o kot be güzelim ...
    Bir de rüküşlüğe gelince vALLAHi elinize dökemez kimse su be sadece dudağınıza sürdüğünüz ruj miğde bulandıyor giyiminize bakmamak gerek sizin ....
    BİR DE MADEM DOĞRU BİR ŞEY YAPIYORLAR SEVGİLİLERİYLE DOLAŞIRKEN EL ELE NİYE DEĞİL DE HEP KAÇIYORLAR SUÇ MU YOKSA YAPTIIKLARI NE ? MERAK EDİYORUM ...
    Sevgili NİLGÜN; bu konu hakkında yazı yazacaktım senin yazını okuyunca vaz geçtim kısa bir yorum yapayım dedim... Yukarda söylediklerinin bazılarına yürekten katılıyorum.Özellikle 3 eşliliğin ifadesindeki mimiklerin böbürlendiğini görmek yetiyor insana ...
    HADİ KALIN SAĞLICAKLA ...

    "Sabret ki her şey hissettiğin kadar derin ve sonsuz olsun...

    Sabret ki her şey gönlünce olsun... "


     


    Facebook Yorumları

             
    Twittear