Bakkal Amca Bir Din Ver (!) - Gülen Köyü Resmi Web Sitesi...

Gönderen Konu: Bakkal Amca Bir Din Ver (!)  (Okunma sayısı 4857 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

  • Aktif Visirli
  • *
  • İleti: 273
  • Cinsiyet: Bay
  • CAHIL KIMSENIN YANINDA,KITAP GIBI SESSIZ OL.
  • 4 Mesajı Toplam
    4 Kere Beğenildi
  • GSM: +491783744775
Bakkal Amca Bir Din Ver (!)
« Topic Start: 04 Ağustos 2008 - 19:13 »
  • Yayınlama
  • Bakkal amca, bir din ver, bana şöyle yüz gram;
    İçinde hem komedi, hem de birazcık dram.
    Öyle bir din olsun ki; bizi fazla sıkmasın,
    Her yerde 'ahlâk' diye, karşımıza çıkmasın...

    Ramazan'da otuz gün, vücut girsin bakıma,
    Ama bayram gelince, karışmasın rakıma(!)
    Bırakalım insanlar, her tür haltı yesinler,
    Karınları doydukça, 'kalbim temiz' desinler...

    Bir din ver ki; içinde, birazcık kahve falı,
    Ve üstünde bir kaşık, sosyetik mevlid balı,
    Arasında bir dilim, Kaşar Yaşar olmalı,
    Böylece kalplerimiz, hidâyetle (!) dolmalı...

    Bir de şu kurbanlıklar, sorun çıkardı biraz,
    Neden dersen bütçemiz, bu sene hepten ayaz.
    Eğer fetvâ verirse, şu senin 'Süper Beyaz',
    Belki biz de keseriz, ya bir tavuk, ya bir kaz...

    Bakkal amca bir din ver; zorda 'ALLAH' diyelim,
    Açılınca kapılar, 'Haydi YALLAH' diyelim.
    Âlimler ehli cümbüş, fetvâlarda varyasyon,
    Biraz Budist felsefe, biraz reenkarnasyon...

    Bir din ki; insanları, hayallere daldırsın,
    Tüm cinsel yasakları, yürürlükten kaldırsın.
    Eroslar, Afroditler, sokaklarda çıldırsın,
    Ve bu çılgın olaylar, şeytanları yıldırsın...

    Açılsın sahillerde, beş yıldızlı mâbedler,
    Diskolarda, ruflarda, yapılsın ibadetler...
    Bir din ver ki; her akşam, sofraları kuralım,
    Kadehleri duayla, birbirine vuralım...

    Ahlak mahlak üstüne, biraz kafa yoralım(!)
    Memleketin şu hali, ne olacak soralım.
    İlerleyen saatte, dansöz çıksın masaya,
    ALLAH rızası(!) için, pamuk eller kasaya...

    Ne kadar yardımsever, olduğumuz görülsün,
    Ellerimiz ona, merhametle sürülsün.
    Cinsiyetler arası, ortak pazar kurulsun,
    Böylece irticaya, büyük darbe vurulsun...

    * * *
    Bakkal amca, bir din ver; açık olsun tâvize,
    Rahatlatsın bizleri, tatlı baksın fâize.
    Madem ki fâiz dedik, hazır girdik damardan,
    Bir din ver ki; bizleri, men etmesin kumardan...

    Piyangolar, totolar, birer hayır kurumu,
    Bazı yobaz kafalar, görsünler bu durumu,
    Gece gündüz borsada, hayal kursun alıklar,
    Yesinler küçükleri, bazı büyük balıklar...

    Bir din ver ki; bıraksın, şu rüşvetin peşini,
    Âmir, memur, sekreter, herkes bilsin işini.
    Bu bilimsel metodla, çözersek biz bu işi,
    Korkarım kalmayacak, zekât verecek kişi...

    Lûgatlerden silinsin, artık şeref, şahsiyet,
    Dalgalı kura geçsin, edep, hayâ, haysiyet.
    Körler ile sağırlar, koltukları kapsınlar,
    Ellerinde yağdanlık, birbirine tapsınlar...

    Bakkal amca, bir din ver; kaşlarını çatmasın,
    Kubbesi, minaresi, aman derim batmasın,
    Temizlensin camiler, tabut mabut kalmasın,
    Bundan sonra Azrail, kapımızı çalmasın(!) ...

    Dostlarım! Sanmayın ki; taş devrinden gelirim,
    Bakkaldan din istenmez, bunu ben de bilirim.
    İstedim ki; bu şaka, sizi biraz güldürsün,
    Güldürürken, biraz da, gerçeği düşündürsün...

    Paylasmak istedim cünkü Dinimiz üzerinde oynanan oyunlara vurgu yapiyor.!!!!

    Alintidir bana gönderen arkadasimin ismi Avusturyadan Enes Arslan. 



    DENIZ GIBI MAL KAZAN,
    FAKAT SEN ÜZERINDE
    GEMI OL

    • Aktif Visirli
    • *
    • İleti: 772
    • Cinsiyet: Bay
    • DEVLET MİLLET EBED MÜDDET - KUTLU MİLLET
    • 40 Mesajı Toplam
      47 Kere Beğenildi
    • GSM: 05337352022
    Bakkal Amca Bir Din Ver (!)
    « Yanıtla #1: 04 Ağustos 2008 - 22:15 »
  • Yayınlama
  • abi çok güzel ya yazanda teşekkür paylaştığın için ayrıca sana teşekkür. aynen bugünkü konjektürü yansıtıyor. isnaların düştüğü acziyeti ortaya koyuyor.

    vesselam


    • Aktif Visirli
    • *
    • İleti: 376
    • Cinsiyet: Bayan
    • 31 Mesajı Toplam
      32 Kere Beğenildi
    Bakkal Amca Bir Din Ver (!)
    « Yanıtla #2: 05 Ağustos 2008 - 09:09 »
  • Yayınlama
  • açıkcası acı bir şakaydı...paylaşımınız çok güzel.ama yaşamlarımızın dinle buluştuğu ya da buluşamadığı anların yansıtıldığı reel bir şiir..       gülmek yerine içim acıyarak okudum mevlanın şiddetli azabı geldi birden aklıma sonra da kainatı kuşatan merhameti birde....Rabbim yaptıklarımız için bizleri afv ve mağfiret etsin...şiir için de ayrıca teşekkürler  enes arlan gıyabında orhan yazıcıya.saygılar...

    "DOĞRU OLSAM OK GİBİ ,
    YABANA ATARLAR  BENİ,
    "EĞRİ OLSAM YAY GİBİ
     ELDE TUTARLAR BENİ .."
               *** MEVLANA C. RUMİ***

    • Aktif Visirli
    • *
    • İleti: 892
    • Cinsiyet: Bay
    • 161 Mesajı Toplam
      228 Kere Beğenildi
    Bakkal Amca Bir Din Ver (!)
    « Yanıtla #3: 05 Ağustos 2008 - 11:21 »
  • Yayınlama
  • Arkadaşlar bu şiir mükemmel anlatıyor bu gün ki düzeni,ayrıca şiirin sahibi Cengiz NUMANOĞLU ve çok güzel şiirleri var bende bunlardan birini ekliyorum.

    DAHA KURAN NE DESİN
    Ey insan! Yaşıyorken, hem de Kur'ân çağında;
    Çırpınıp duruyorsun, cehâlet batağında.
    Kalbin katı... Gözün kör... Başın kibir dağında
       Kur'ân sana gel diyor, bak bendedir adresin.
       Ey eşref-i mahlûkat!.. Daha Kur'ân ne desin!..


    Özgürce seçmen için, iki yoldan birini;
    Apaçık bildiriyor, bütün ayetlerini.
    Ya Peygamber, ya şeytan... Seç diyor rehberini;
       Öyle seç ki; sırattan  rüzgar gibi geçesin,
       İlle şeytan diyorsan.. Daha Kur'ân ne desin!..
     

    Ya Cennet bahçesidir, ya ateştir o mezar,
    Mekân var mı dünyada, öyle derin, öyle dar?
    Hiçbir şey yakın değil, insana ölüm kadar.
       Diyor ki; hesabı var, aldığın her nefesin;
       Mezarlar konuşurken..Daha Kur'ân ne desin!..
     


    Malın, mülkün, şöhretin, dünyada herşeyin var;
    Ya dünyadan Rabb'ine, götürecek neyin var?
    Bana yeter diyorsan, şu üç günlük itibar;
       Bir dördüncü gün var ki; çok çetindir bilesin,
       Bunlar masal diyorsan.. Daha Kur'ân ne desin!


    Âyet diyor ki; eğer, dağa inseydi Kur'ân;
    Paramparça olurdu.. Dağ, ALLAH korkusundan.
    Hangi insan durup da, ibret almaz ki bundan?
       Sen ki, bir dağ yanında, ne kadar da cücesin,
       Haddini bilmen için.. Daha Kur'ân ne desin!..


    O münezzeh ruhundan, ruh vermekle insana;
    Erişilmez bir şeref, bahşetti ALLAH sana,
    Ne kadar sevdiğini, buradan anlasana !
       Sen ki; taparcasına, kendine kul kölesin,
       Nefsini put yapana.. Daha Kur'ân ne desin!..


    Bir gün var ki; çok yakın, dağların yürüdüğü,
    Göklerin, güneşleri önünde sürüdüğü,
    Kâinatı toz duman, dehşetin bürüdüğü;
       Kıyâmet senaryosu, oyun değil bilesin;
       Hâlâ ürpermiyorsan.. Daha Kur'ân ne desin!..


    O büyük mahkemede, bütün diller susacak;
    Konuşacak bu defa, göz, kulak, el, kol, bacak.
    Uzuvlar birer birer, haramları kusacak;
       Açılacak önünde, defterleri herkesin;
       Kendine gelmen için.. Daha Kur'ân ne desin!..


    O gün, buyruk verenler, buyruğa baş eğecek,
    Cehennem öfkesinden, köpürüp kükreyecek,
    Ve doldun mu dedikçe, daha yok mu diyecek;
       Yandıkça o deriler, değişecek bilesin;
       Hâlâ secde yok ise.. Daha Kur'ân ne desin!..


    Gör ki, dünya sırtında, nice insan taşıyor;
    Kimi yaşarken ölmüş, kimi ölmüş yaşıyor.
    Kimi Arş-ı Âlâ'ya dolu dizgin koşuyor;
       İşte Cennet.. İşte sen.. Gayret et ki giresin;
       Ey! Eşref-i mahlûkat!.. Daha Kur'ân ne desin!..



    CENGİZ NUMANOĞLU

    ÖLÜYE MEKTUP
    Minâreden bir salâ yükselince kuşlukta;
    Hazırlandı teneşir, camideki taşlıkta.
    Neler söylendi neler, gıyâbında bir bilsen;
    İkindiye kadar ki, bir kaç saat boşlukta...

    Sağlığında can ciğer bildiğin o dostların;
    Toplandılar önünde, evdeki minik barın.
    İçiyordu hepsi de, belli ki üzüntüden,
    Hepsinden de üzgündü, otuz beş yıllık karın.. 


    İlk dubleler bitince, dağıldı kasvet biraz,
    Menüye dahil oldu, yeşil erik ve kiraz.
    Biri kadeh kaldırdı, şerefine ruhunun;
    Hiç kimseden gelmedi, bu teklife itiraz...


    Kadehler, birbirini izledikçe peşpeşe;
    Çehreleri kapladı, sanki bir gizli neş'e.
    Ne kadar da severmiş, seni meğer dostların;
    Bir saatte boşaldı, inan ki üç beş şişe...


    Gerçi sen öldün amma, anıların diriydi,
    Çapkınlığın, en renkli konulardan biriydi.
    Bir puan daha aldın, cinsiyetin yüzünden;
    Çünkü; bu türlü işler, erkeğin el kiriydi...


    Bu sohbet potasında, kaynadıkça taştılar,
    Hepsi de, temiz kalpli, hepsi de çağdaştılar.
    Seni gömdükten sonra, hani o çok sevdiğin;
    Balık lokantasında, yemekte anlaştılar...


    Derken.. İkindi vakti, duyuldu ezan sesi;
    Hiç kimsenin câmiye, gelmiyordu giresi.
    Cenâzeyi bekledi, bir kaçı kılmak için;
    Ne rükû vardı çünkü, ne de onun secdesi...


    Biraz sonra mezarlık, alkışlarla inledi,
    Alkışlar.. isyan dolu, kalpleri perçinledi.
    Bu görkemli törenin, bu çağdaş korosunu;
    Münker Nekir isimli, melekler de dinledi...


    Dostların, ağlamaklı pozlar verdi basına,
    Birkaç kürek toprakla, katıldılar yasına,
    Lâkin Kur'ân başlarken, duyunca Besmeleyi;
    Mezarlığı terketti, hepsi koşarcasına...


    Bir rahatlık hissetti, eve dönüşte karın;
    Haftalık programda, konken günüydü yarın.
    Yaşamıştı dünyanın, nice zevkini ama,
    Bir başka tadı vardı, bir başka şu kumarın...


    Yaşına rağmen hâlâ, dikkat çeken bir tipti,
    Hâlâ, yürek hoplatan, bir vücuda sahipti.
    Ve bundan böyle artık, bütün güzel dullara;
    Sosyete pazarında, korkulu bir rakipti...


    Hayat yeni başlıyor, diye düşündü birden;
    Ne senden eser kaldı, ne yattığın kabirden.
    Vız gelirdi, şu ahlâk masalları toplumun;
    Kurtulmuştu nihayet, baskılardan cebirden...


    İlk önce silmeliydi, hâfızadan cismini;
    İndirdi duvardaki, yağlıboya resmini.
    Arkasından çıkardı, mektupluk ve zildeki,
    Sarı pirinç üstüne, yazdırdığın ismini...


    Ertesi gün dostların, akıl verdi eşine;
    Çoluk çocuk düştüler, mîrasının peşine,
    Ne kadar sevinirdin, öldüğüne kimbilir;
    Görseydin yaptığını, kardeşin kardeşine...


    Üç gün sonra kutlandı, baldızının yaş günü,
    Haftasına kalmadı, küçük kızın düğünü.
    Yâni sözün kısası; sen gittiğinle kaldın,
    Hiç kimse fark etmedi, inan ki öldüğünü...


    Bu mektuptan pek hoşnut kalmadın biliyorum,
    Daha neler yazmıştım...Vazgeçtim, siliyorum.
    Bu dünyada hesabın, iyi kötü bağlandı ;
    Sana öte dünyada , kolaylık diliyorum...



    CENGİZ NUMANOĞLU


    EY MEVTA
    Düne kadar aboneydin harama;
    Hep derdin ki: '' Sözüm geçer parama.''
    Şimdi musallada, boşa arama ;
       Banka vezneleri yok tabutların ,
       Söyle, biraz avans versin putların !.


    Tapular bıraktın, valiz dolusu,
    Vârisler şimdiden, kurdular pusu.
    Niye getirmedin ? Hayret doğrusu ;
       Gerçi, bagajları yok tabutların,
       Bir taksi tutardı, sana putların...


    Ahlâk felsefende, çağdaşlık maşa,
    Üçbeş fâhişeyle, güreştin başa.
    Haydi.. Bu gece de, kaçamak yaşa;
       Gümüş şamdanları, yok tabutların,
       Söyle, birkaç mum getirsin putların !.


    Hep aşkta kazandın(!) ,verdin kumarda,
    ''Dolaşmalı'' derdin, ''rakı damarda''
    Biraz ayıldın mı bu son şamarda ?
       Amerikan barı, yok tabutların,
       Söyle de cin tonik versin putların !.


    Nerde şimdi, beş yıldızlı oteller ?
    O hüzzam faslına, dem tutan teller ?
    Nerde, o rakseden incecik beller ?
       Dansözü, şantözü yok tabutların ,
       Zil takıp oynasın, şimdi putların !.


    Yaşarken, sen de bir saplantı vardı;
    Minâreler, sanki sana batardı.
    Hele sabahları, tepen atardı;
       Gördün ya.. Konforu yok tabutların,
       Söyle de, bir döşek sersin putların !.


    Ne kadar büyüktü dindara kinin.
    Hacıya, hocaya uzardı dilin.
    Konuşsana mevtâ ! Bitti mi pilin ?
       Oksijen tüpleri yok tabutların,
       Söyle de bir nefes versin putların.


    ''Uyandım'' diyorsun, lâkin boşuna;
    Gördün.. Bakmıyorlar hiç göz yaşına
    ''Ey mevtâ !. Kaldın mı, yalnız başına''
       İmdat düğmeleri, yok tabutların,
       Üzülme.. Kurtarır (!) seni putların .


    CENGİZ NUMANOĞLU




    Bu devran böyle gitmez düzelir bir gün elbet,
    Yorulan gönüllerden devralınmalı nöbet.

    • P h o e n i X
    • Aktif Visirli
    • *
    • İleti: 3.158
    • Cinsiyet: Bayan
    • Quae nocent docent!...
    • 184 Mesajı Toplam
      253 Kere Beğenildi
    Bakkal Amca Bir Din Ver (!)
    « Yanıtla #4: 05 Ağustos 2008 - 20:28 »
  • Yayınlama
  • Bütün şiirler çok güzel.. Toplumumuzu ve yarım-yamalak din anlayışımızı çok güzel ifade etmiş..

    Bir başka şairin ifade ettiği gibi:

    Bir elde kadeh, bir elde Kur'an
    Bir işimiz helaldir, bir işimiz haram
    Şu yarım yamalak dünyada
    Ne tam kâfiriz, ne tam müslüman..

    Ömer Hayyam

    You Laugh At Me For Being Different...

    I Laugh At You For Being The Same..


     
    لاَۤ اِلٰهَ اِلاَّ اللهُ
    ALLAH birdir. Başka şeylere müracaat edip yorulma, onlara tezellül edip minnet... çekme, onlara temelluk edip boyun eğme, onların arkasına düşüp zahmet çekme, onlardan korkup titreme. Çünki Sultan-ı Kâinat birdir, herşey'in anahtarı onun yanında, her şey'in dizgini onun elindedir; herşey onun emriyle halledilir. Onu bulsan, her matlubunu buldun; hadsiz minnetlerden, korkulardan kurtuldun."

    • Aktif Visirli
    • *
    • İleti: 273
    • Cinsiyet: Bay
    • CAHIL KIMSENIN YANINDA,KITAP GIBI SESSIZ OL.
    • 4 Mesajı Toplam
      4 Kere Beğenildi
    • GSM: +491783744775
    Bakkal Amca Bir Din Ver (!)
    « Yanıtla #5: 05 Ağustos 2008 - 21:22 »
  • Yayınlama
  • Engin kardesim Saiirin ismini verdigin icin tskler.Cengiz Numanoglunun
    sayfasina biraz göz attim da gercekten mükemmel siirleri var.

    DENIZ GIBI MAL KAZAN,
    FAKAT SEN ÜZERINDE
    GEMI OL

    • Aktif Visirli
    • *
    • İleti: 892
    • Cinsiyet: Bay
    • 161 Mesajı Toplam
      228 Kere Beğenildi
    Bakkal Amca Bir Din Ver (!)
    « Yanıtla #6: 02 Eylül 2008 - 11:37 »
  • Yayınlama
  • EY ŞEYTAN !

    Sana bu mektubumu, kabirden yazıyorum;
    Ve kendime ilk defa, bu kadar kızıyorum.
    Nasıl oldu da beni, kendine inandırdın ?
    Benim gibi çok zeki, bir insanı kandırdın !.

    Bir zamanlar önüme, ne servetler sermiştin;
    ''Sana ölüm yok'' diye, güvenceler vermiştin.
    Hani sonsuza kadar, sürecekti saltanat ?
    Hani bana her zaman, olacaktın kol kanat ?

    Ey şeytan !. O yıllarda, ne çok severdim seni;
    Sırtımı hep sıvazlar, hep şımartırdın beni.
    İki duble atınca, hayale daldırırdın,
    Ahlâki yasakları, ortadan kaldırırdın.

    Akşamları çalarken, hüzzam faslı derinden,
    Bana hep gülümserdin, şarap kadehlerinden.
    Bazen şuh bir kadının, bedenine girerdin;
    En gözde, en pahalı, parfümleri sürerdin...

    O cömert gerdanına, mücevherler takardın;
    Sonra bir çift göz olur, ihtirasla bakardın.
    Gönül antenlerimiz, mesajları alırdı,
    Bundan sonrası artık, iç güdüye kalırdı...

    Namustan dem vuranı, dosyalarda fişlerdin;
    İrticâ kompleksini, beyinlere işlerdin.
    Hep gırgıra alırdık, cehennemde yanmayı;
    Hoşgörü denizinde, boğardık utanmayı...

    Düşünen bir insanı, görünce irkilirdik;
    Beyinleri sadece, bir sakatat bilirdik.
    Ne güzeldi o günler, ne bulursak yiyorduk;
    Hayvanlar gibi mutlu, yaşayıp gidiyorduk...

    Biliyorum.. şu anda, hâlime gülüyorsun;
    Artık beni hiçbir şey, kurtarmaz.. Biliyorsun.
    Biraz sonra gelecek, sorgu için melekler;
    Yanımda ne bir kuruş, ne bir senet, ne çekler.

    Kendi derdine düşmüş, mezarlık sakinleri.
    Baktım.. Karmakarışık, meşrepleri, dinleri.
    Kimisinin totemi, sallanıyor boynunda,
    Kimisinin dövmesi, kalçasında, koynunda.

    Buraya gelir gelmez, etrafımı sardılar;
    Bilir misin ey şeytan ! Hepsi seni sordular.
    Kimi genç, kimi yaşlı, kimi miskin bir dede;
    Hepsi de benim gibi, olmuşlar şeytanzede...

    Kimisini kumarla, düşürmüşsün ağına;
    İncirleri dikmişsin, kırk yıllık ocağına.
    Kimi, senin yüzünden, aldatmış kocasını,
    Süslemişsin gözünde, o kayak hocasını...

    Kimisine en sinsi, tuzakları kurmuşsun;
    Esrarla, eroinle, kokainle vurmuşsun.
    Kimisinin girmişsin, vesveseyle kanına,
    O da gidip kastetmiş, karısının canına...

    Kimisini makamla, rütbeyle kandırmışsın;
    Bir ilâh olduğuna, onu inandırmışsın.
    Kimi hukuk cambazı, sola kaymış kantarı;
    Hâlâ beyin sanıyor, başındaki mantarı...

    Kur'ân diye bir kitap, duymuştum yaşıyorken;
    Ciddiye almamıştım, peşinden koşuyorken.
    Meğerse o kitapta, adın çok geçiyormuş,
    ''İnsana hüsran!'' diye, şeytan and içiyormuş...

    Eğer bir fırsat daha, verseydi ALLAH bana;
    Hep seni anlatırdım, altı milyar insana.
    Gerçi bütün insanlar, seni ismen tanıyor,
    Ama gaflete bak ki; cismini yok sanıyor...

    Ey şeytan ! Vakit geldi, ben artık gitmeliyim,
    Sana yenik düşmüşüm..  Îtiraf etmeliyim ...
    Hiç korkma.. Bu insanlar, böyle gâfil oldukça;
    Sana hep tapacaklar, cüzdanları doldukça...

     

    CENGİZ NUMANOĞLU


    Bu devran böyle gitmez düzelir bir gün elbet,
    Yorulan gönüllerden devralınmalı nöbet.

    • Yaa Sabır...
    • Administrator
    • *
    • İleti: 3.106
    • Cinsiyet: Bay
    • 350 Mesajı Toplam
      551 Kere Beğenildi
      • Gülen Köyü Web Sitesi
    • GSM: 0535 481 76 24
    Bakkal Amca Bir Din Ver (!)
    « Yanıtla #7: 02 Ocak 2013 - 15:38 »
  • Yayınlama
  • Bakkal Amca Bir Din Ver (!)

    Bakkal amca, bir din ver, bana şöyle yüz gram;
    İçinde hem komedi, hem de birazcık dram.
    Öyle bir din olsun ki; bizi fazla sıkmasın,
    ... Her yerde 'ahlak' diye, karşımıza çıkmasın...

    Ramazan'da otuz gün, vücut girsin bakıma,
    Ama bayram gelince, karışmasın rakıma.
    Bırakalım insanlar, her tür haltı yesinler,
    ''Ne yani.. Biz müslüman değil miyiz?'' desinler..

    Bir din ver ki; içinde, birazcık kahve falı,
    Ve üstünde bir kaşık, sosyetik mevlid balı,
    Arasında bir dilim, Kaşar Yaşar olmalı,
    Böylece kalplerimiz, hidayetle (!) dolmalı...

    Bir de şu kurbanlıklar, sorun çıkardı biraz,
    Neden dersen bütçemiz, bu sene hepten ayaz
    Eğer fetva verirse, şu senin 'Süper Beyaz',
    Belki biz de keseriz, ya bir tavuk, ya bir kaz...

    Bakkal amca bir din ver; zorda "ALLAH" diyelim,
    Açılınca kapılar, "Haydi YALLAH" diyelim.
    Âlimler ehli cümbüş, fetvalarda varyasyon,
    Biraz Budist felsefe, biraz reenkarnasyon...

    Bir din ki; insanları, hayallere daldırsın,
    Tüm cinsel yasakları, yürürlükten kaldırsın.
    Eroslar, Afroditler, sokaklarda çıldırsın,
    Ve bu çılgın tanrılar, şeytanları yıldırsın...

    Açılsın sahillerde, beş yıldızlı mabedler,
    Diskolarda, ruflarda, yapılsın ibadetler...
    Bir din ver ki; her akşam, sofraları kuralım,
    Kadehleri duayla, birbirine vuralım...

    Ahlak mahlak üstüne, biraz kafa yoralım(!)
    Memleketin şu hali, ne olacak soralım.
    İlerleyen saatte, dansöz çıksın masaya,
    ALLAH rızası(!) için, pamuk eller kasaya...

    Ne kadar yardımsever, olduğumuz görülsün,
    Ellerimiz dansöze, merhametle sürülsün.
    Cinsiyetler arası, ortak pazar kurulsun,
    Böylece irticaya, büyük darbe vurulsun...

     * * *
    Bakkal amca, bir din ver; açık olsun tavize,
    Rahatlatsın bizleri, tatlı baksın faize.
    Madem ki faiz dedik, hazır girdik damardan,
    Bir din ver ki; bizleri, men etmesin kumardan..

    Piyangolar, totolar, birer hayır kurumu,
    Bazı yobaz kafalar, görsünler bu durumu,
    Gece gündüz borsada, hayal kursun alıklar,
    Yesinler küçükleri, bazı büyük balıklar...

    Bir din ver ki; bıraksın, şu rüşvetin peşini,
    Âmir, memur, sekreter, herkes bilsin işini.
    Bu bilimsel metodla, çözersek biz bu işi,
    Korkarım kalmayacak, zekat verecek kişi...

    Lûgatlerden silinsin, artık şeref, şahsiyet,
    Dalgalı kura geçsin, edep, haya, haysiyet.
    Körler ile sağırlar, koltukları kapsınlar,
    Ellerinde yağdanlık, birbirine tapsınlar...

    Bakkal amca, bir din ver; kaşlarını çatmasın,
    Kubbesi, minaresi, aman derim batmasın,
    Temizlensin camiler, tabut mabut kalmasın,
    Bundan sonra Azrail, kapımızı çalmasın (!)

    Dostlarım! Sanmayın ki; taş devrinden gelirim,
    Bakkaldan din istenmez, bunu ben de bilirim.
    İstedim ki; bu şaka, sizi biraz güldürsün,
    Güldürürken, biraz da, gerçeği düşündürsün...

    Cengiz Numanoğlu

    Kaynak: www.dogruses.com

    Biz Gerçek Bir Aileyiz, Laf Olsun Diye Burada Değiliz...


     


    Facebook Yorumları

             
    Twittear