EGEMENLİK - Gülen Köyü Resmi Web Sitesi...

Gönderen Konu: EGEMENLİK  (Okunma sayısı 5236 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

  • Süper Moderatör
  • *
  • İleti: 631
  • Cinsiyet: Bay
  • 63 Mesajı Toplam
    129 Kere Beğenildi
EGEMENLİK
« Topic Start: 23 Nisan 2009 - 16:35 »
  • Yayınlama
  •      AHMET AKTÜRK (HOCA)
         agulen61@gmail.com
         23 Nisan 2009 Perşembe

         EGEMENLİK

         Egemenlik; etimolojik yapısı ile;Fransizca "hegemon" kelimesinden Türkçe'ye "adapte" yoluyla girmiş bir kelimedir.Türkçe telaffuzda "egemen" olarak okunmuş olan bu kelimenin sözlük anlamı;"önder, lider, hüküm sahibi" anlamında kullanılmıştır. "EGEMEN" kelimesine Türkçe'de yaygın olarak kullanılan kelime yapım eklerinden ve "olan,sonuçlanan" anlamı yükleyen -LİK" eki getirilerek;"önder olan,sonuç olan" (-sonuçlandıran) anlamı ile Tütkçeleştirilen bir kelimedir.

         Bilindiği üzere,kelimelerin sözlük anlamı yanında kullanıldıkları yerdeki çağrıştırdığı manaya "ıstılahı mana" denir.Yani kullanılan kelimenin en geniş anlamda kullanıldığı şekil kastedilir.

         "Egemenlik" kelimesinin kullanıldığı yer,çoğunlukla, milletlerin,devletlerin diğer devletler nezdindeki algılanış biçimi ile alakalıdır.Eğer bir devlet,diğer devletler nezdinde itibarı varsa,saygınsa,korkulan-çekinilen ise, menfaatlarına dokundurmayacak muktedirlikte ise; o devlet "EGEMENDİR, ÖNDERDİR,DOKUNULMAZDIR,LİDERDİR"

         Bu gün 23 Nisan...

         Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı.

         Bundan 89 yıl önce TBMM'nin açılışının yıldönümü.Bizim öğrencilik yıllarımızda,yaşı müsait olanlar hatırlarlar,bu bayramı "Milli Hakimiyet Bayramı "adı altında kutlardık.Her şeyin yozlaşıp "poplaştığı" günümüzde bu kavramı da yozlaştırarak, yıllarca kullanılan bu kelimenin yerine Fransızca'dan alınma "egemen" liği adapte etmek ve "Hakim olma" kavramı yerine bu ucuz kelimeyi tercih etmek ne kadar "egemen" olabildiğimizin ucuz göstergesidir.

         Oysa "hakim" kelimesi Arapça kökenden gelmesine rağmen anlam itibariyle,"hüküm veren" anlamındadır. Aynı anlamları çağrıştıran "egemenlik-hakimiyet" kelimeleri yerine sırf Arapça kökenli diye dilimizden söküp atılmaya mahkum edilen "hakimiyet" kelimesi yerine Fransızca "egemenlik" kelimesinin tercih edilmesi kutladığımız "bayram" ın ruhuna aykırı aşağılık kompleksinin bariz işaretlerindendir.

         Şimdi,buraya kadar yazdıklarım elbette bir milli bayramı "ucuz" gösterme gayeti güttüğüm anlamına gelmez.Sadece Ülkemizdeki aydınların bir kavram üzerinde bile anlaşamadıklarını işaret etmek içindir.

         İster milli hakimiyet diyelim,isterse ulusal egemenlik diyelim; hangi kavramla konuşursak konuşalım, bu bayramın "içeriği" ile ilgilenmek daha doğru olacak kanaatindeyim.

         Egemenlik hakim olunan anlamında ise,"Ne kadar hakim olabildik?." sorusuna cevap aramak daha mantıklı olacaktır.

         Bir ülke düşünün ki; "EGEMENLİK" bayramını kutlamakta,ama,"egemen" olduğu hiçbir konu bulunmamakta olsun.Bu görüntü ava giden avcının hiçbir av yapmadan dönüp,mahalle kahvesinde kaplanı nasıl avladığını anlatan palavrcılalara benzemektedir.

         Bir ülke veya bir millet egemenliğini sadece askeri güçle korumasıyla olamaz.Egemenliği korurken kullandığı askeri mühimmattan tutun da elbisesinden yiyeceğine,haberleşmesinden,hukukuna,insanının mutlu ve müreffehliğinden tarihe miras bırakacağı mimarisinden sanatına kadar herşeye "egemen" olmasına bağlıdır.

         Etrafınıza bakın; hayatınıza yön veren her ne kullanıyorsanız hepsine bir göz atın.Neyimiz "bize aitttır?"

         Bilgisayarınız mı?

         İnternetiniz mi?

         Elbiseniz mi?

         Arabanız mı?

         Kaleminiz mi?

         Yolunuz,asfaltınız mı?

         Evinizdeki tefrişat mı?

         İşyerinizdeki iş makineniz mi?

         Sağlıkta,eğitimde,savunma sanayisinde,hukukta,güvenlikte,insan haklarında,çocuk haklarında,kadın haklarında,ev modellerinizde,tarımda,sanayide,hayat standardınızda,gelir durumunuzda,ekonomik bağımsızlığınızda,köy veya şehir hayatınızda; velhasıl nereye yönelirseniz yönelin,"EGEMENLİK" anlamında bağımsız olduğunuz bir "milli kimliğiniz" var mı?

         Bütün bunları yazarken,bazı arkadaşlarımızın hala,herşey satıldı,hatta yabancılara satıldı.Dolayısıyla vatan satıldı fikirlerini kafalarından geçirdiklerini okur gibiyim.

         Ben başka bir şey söylüyorum.Terzinin kullandığı dikiş makinesinin markası hala "baff" ise bunu kullananın "Ayşe,Fatma" olmasının anlamı yok diyorum.Yani teknolojiyi kullanan değil,keşfeden ve üreten olunmadığı müddetçe "egemenlik" kavramının içi boş bidona benzediğini söylüyorum.

         Dört-beş milyonluk İsrail'in sadece teknoloji dışsatım transferi Türkiye bütçesinin on katından fazladır.İstanbul'un üçte biri kadar bir şehrin (ülkenin demiyorum) teknolojisinin bu kadar genişlişği yanında sizin bir "milli" markanız yoksa hangi egemenlikten bahsettiğinizi anlayacak kimse çıkmaz sanırım.

         Ben,23 Nisan Ulusal Egemenlik Ve Çocuk Bayramını önemsiyorum.Ama bunun sloganla kalmasından da sıkılmaktayım.

         Egemenlik,dinlettirilecek söz demektir.Yaptırımınızın olacağı ortam demektir.Kanuni Sultan Suleyman,Fransa Kralına bir mektupla gece kulubü kapattıracak kadar eli uzundu,dirayet sahibiydi.Egemenlik  deniyorsa egemen olma buydu.Yanıbaşımızda,sınırımızda 40 bin insanımızı katleden canilere bir yaptırım yapamayan;canileri koruyup kollayan,onlara hamilik yapan çapulculara hiç bir yaptırım yapamayacak,muktedir olamayacak bir ülke durumunda olmaktan canım fena halde  sıkılmaktadır.

         Şu anda ve geçmişte,Rusya'nın,Avrupanın,Amerikanın hatta Çin'in evet demediği hiçbir oluşuma giremeyen Türkiyenin Egemenlik bayramını kutlaması,ucuz kahramanlıktan öte değil gözümde.Çocuklarına hayali kahramanlıklarını anlatan baba rölündeyiz maalesef.

         Evet,Egemenlik veya milli hakimiyet deyin,hangi kavramla konuşursanız konuşun,"egemen" olabilmenin şartlarını oluşturmanın yeni versiyonları denenmelidir.

         Ucuza kaçarak,"Türk'ün Türk'ten başka dostu yok" sloganlarına da sarılmamak lazım.Unutmayalım ki;bir düşman çok bin dost azdır kişiler için,ülkeler için...

         Biz hala değil Hırıstiyan,Musevi; Müslüman ülkelerle bile dost olamamış bir dış politika üretmişiz.Irksal temele oturtulmuş,hamasi nutuklarla dost ağımızı küçülttükçe küçültmüş,yalnızlaşmış bir ortama sürüklenmişizdir.

         Ermeni sınır kapısının açılması ile ilgili girişimlere "menfaat dışılık" yüklemenin çok ucuza kaçtığını,azcık ufku geniş olanlar anlayacaktır.Azerbaycan'ın şu andaki feveranlarını hiç ama hiç anlamıyorum.Ebulfezl Elçibey'i zindanlara attırıp Devlet başkanı olan bu gügünkü devlet başkanının babası zamanında işgal edilen Yukarı Karabağlar için uçak dahi kaldırılmadığını o günleri bilenler hatırlayacaktır.Ülkesinin işgaline ordusunu kullanmayanlar,başkalarını riske sokmasına hakları yoktur.

         Evet tek millet ama iki devletiz.Ama, bu güne kadar sözde "ermeni soykırım"lobileri için Azerbaycan uluslararası bir platformda Türkiyeye ne katkısı olabilmiştir.Amerikan kongresinde bu dava kabul görürse Türkiye'nin ödeyeceği bedele kim ortak olacaktır.

         Azerbaycan mi,Suuudi Erabistan mı,Yemen mi,Mısır Mı,İran veya Irak mı? Bu tehlikeyi bertaraf etmeden Türkiye'nin ayakta durma şansı olmadığını kavrayanlardanım.

         Milyarlarca dolarlık tazminatlar Lahey Adalet Divanından geldiğinde ya parayı ödersiniz,ya toprak verirsiniz,ya da tüm dünyadan dışlanır,bir kuruşluk ihracat yapamaz hale getirilirsiniz.

         Yukarı Karabağ işgal edildiğinde izan sahibi hepimizin vicdanları sızlamıştı.O günleri çok iyi hatırlıyorum.

         Hiç unutmam.

         1991 yılı idi o günler.Trabzon'da "Rus" pazarını bilenler bilir.Mehmet Çal adli Kayserili Dindersi Öğretmen arkadaşımla Rus pazarında gezerken,Azeri gençlerin çokluğunu farketmiştik.Mehmet Hocam birine sordu;"memleketiniz işgal altında,kolunuz kuvvetiniz yerinde,neden vatanınızı savunmuyorsunuz da burada incik boncuk satmaya geliyorsunuz?"

         -Abi orada adamları gebertiyler...demişti Azeri gençlerden biri..

         Sinirlenen Mehmet Hoca,adamı yakasından tuttuğu gibi yere yatırdı,zor ayırmıştık onları.Bir taraftan da;

         " -Ulan biz kurtuluş savaşını yedi düvele karşı yaptık.Kolay mı sanıyorsunuz bağımsızlığı.Size bağımsız ülkeyi başkaları mı savaşaıp verecek.Ruhsuz herifler.Ne demek adam gebertiyler?.Müslüman gebermez.Şehit olur.Gidin savaşın,gerekirse şehit olun.Vatan boyle savunulur." Demişti.

         Bu hadıse olduğunda Yukarı Karabağ denen yerde korkunç katliamlar yapıldığına dair haberler geliyordu.

         Bizdeki bağımsızlık savaşı olan Kurtuluş savaşı ve sonrasında kurulan Türkiye Cumhurıyeti'nin ne kadar zor şartlarda kurulduğunu biliyoruz.Bu günleri yadetmek boynumuzun borcu.Şehitlerimizi yadetmeden,onların duasını almadan rahat etmeyeceğimizin bilincindeyiz.

         Ancak,89 yıldan beri aldığımız yolun çok az olduğunu,daha çok çalışmamız gerektiğini; okuma yazma oranını yükseltmemiz gerektiğini,bilimde, fende,teknolojik gelişmelerde,kültür ve sanatta,mimari ve estetikte,manevi kalkınmada çok geç kaldığımızı da vurgulamak gerekir.

         Bunlardan çok daha önemlisi kardeşlik bağlarının kuvvetlendirilmesinde çok geride olduğumuzun farkında olmalıyız.

         İç huzuru sağlayacak anayasal mutabakatın vakit geçirilmeden sağlanması gerektiğini unutmamamız gerekir.

         Demokrasimizi güçlendirecek,sivil bir yönetimin temellerini oluşturacak mutabakatlar tesis edilmelidir.

         Devlet içinde devlet yapısını çağrıştıran "ergenekon" gibi illegal yapılanmanın önü süratle alınmalı.Faili meçhul cinayetlerle sarsılan iç barış ve kardeşlik yapısı yeniden tesis edilmelidir.

         Sivilin elinde kime karşı kullanacağ meçhul,lav silahları,el bombaları,c 4 patlayıcı maddeleri,onbinlerce suikast silah ve mermilerinin hesabı sorulmalıdır.İç kargaşalık yaratan kimse hesabını adalete vermeldir.

         Kimsenin kimseden şüphelenmeyeceği bir devlet yapısı ve otoritesi tesis edilmelidir.Bunu tesis edecek yöneticilere de halk olarak yardımcı olmak hepimizin boynunun borcudur.

         İşte o zaman gereçek egemenlik tesis edilecek,içte sağlanan birlik ve beraberlikle,dışa karşı egemenlkik savaşı kazanılmış olcaktır.Egemenlik içe dönük değil dışa dönük kurgulanmalıdır.

         Bu vesile ile Egemenlik Bayramını kutluyorum.

         Selam ve dua ile...




    • YüKsEL DüZeNLi
    • Aktif Visirli
    • *
    • İleti: 83
    • Cinsiyet: Bay
    • 14 Mesajı Toplam
      14 Kere Beğenildi
    EGEMENLİK
    « Yanıtla #1: 23 Nisan 2009 - 17:27 »
  • Yayınlama
  • Müthiş bir konuya değinmişsin ellerine sağlık....Sabitlenesi bir yazı olmuş...

    Gönlüm olurken semavî hislerle pervaz,
    Takılırdım, yerdeki gölgelere her faz,
    Akardım kan gibi, inceden, sinelere,
    Ağlardım pas tutmuş, karanlık gönüllere...

    ''Şairler Susacak, Şair olduğunda herkes''

    • HİKMET AKYOL
    • Aktif Visirli
    • *
    • İleti: 37
    • Cinsiyet: Bay
    EGEMENLİK
    « Yanıtla #2: 24 Nisan 2009 - 15:29 »
  • Yayınlama
  • Marifet iltifata tabidir. Kalemine, zihnine, fikrine sağlık Ahmet Hocam. Benimde tamamen katıldığım bu düşünceler ancak bu kadar güzel yazıya dökülebilirdi. İnşALLAH geniş kitlelere ulaşır ve faydalı olur. Başarılarının devamını diliyorum. MUHABBETLE......

    HAKYOL

    • Süper Moderatör
    • *
    • İleti: 631
    • Cinsiyet: Bay
    • 63 Mesajı Toplam
      129 Kere Beğenildi
    EGEMENLİK
    « Yanıtla #3: 08 Mayıs 2009 - 21:34 »
  • Yayınlama
  •   İltifatınıza teşekkür ederim Hikmet Bey.


    • Süper Moderatör
    • *
    • İleti: 626
    • Cinsiyet: Bay
    • 46 Mesajı Toplam
      73 Kere Beğenildi
    EGEMENLİK
    « Yanıtla #4: 09 Mayıs 2009 - 01:37 »
  • Yayınlama
  • EGEMENLİK

              sırf Arapça kökenli diye dilimizden söküp atılmaya mahkum edilen "hakimiyet" kelimesi .

    Kanuni Sultan Suleyman,Fransa Kralına bir mektupla gece kulubü kapattıracak kadar eli uzundu,dirayet sahibiydi.Egemenlik  deniyorsa egemen olma buydu.

              Tarihten hatırlayanlar olacaktır;Yıldırım Bayezit Ankara savaşında Timur'a yenilince ağlamaya başlamış,annesi cennetmekan kadın, oğluna; "erkekler gibi vatanını savunmayanlar kadınlar gibi hanımlarının yanında ağlamaya mahküm olurlar" diyerek tarihi bir ders verir.


    Ahmet agabey,hakimiyet kelimesi sökülüp atilmadiki,yüce meclisimizin kösesinde durur"Hakimiyet kayitsiz sartsiz Milletindir" diye hatta dahada saglamlastirildi! denebilir.

    Atamiz osmanli,maalesef "kilic" dan öteye gecemedi,fetih deki "Top" orada bitti. biraz da o zamanlardan bugünler düsünülemedigi icin  bu egemensiz! günlere zemin hazirlandi.aslinda atamiz osmanlinin elestirilecek cok yanlari var. maalesef,"üzerinde günes batmayan imparatorluk" olarak Ingildere bilinir.

    Azeri kardeslerimize "savasi göze alamayan Milletler namuslu yasayamazlar"

    Tarih olaylari icinde azgin hükümdar Timur ile Yidirim bayezit`in birbirlerine karsi olan Ankara savasi kadar üzültügüm belkide baska bir olay yoktur. bu büyük kiyim,kapisma osmanli nin kirilma noktasini baslatmistir. Viyana`nin düsürülememesinin sebebi sayilabilir.

    Degerli Ahmet agabey,"Duvar" yazimi bende bu hüzünlü duygularla yaztim.tabiiki siz cok detayli yaztiniz,cok da güzel anlattiniz.elinize,zihninize saglik.

    Saygilarimla

    "Dogruya dogru"

    Bes vakit loslugunda saf saftik
    Da`vetin vardi dün ezanlarda...
    Seni ey ma`bedim utansinlar,
    Kapayanlar da acmayanlar da!
       
    HACISERIFOGLU-
    MOLLAHÜSEYINOGLU-YGKYD-2000 Dernegi-Baskani-Servet isildar-Stuttgart-Deg. / Almanya

    • Sadık Yılmaz
    • Aktif Visirli
    • *
    • İleti: 2.434
    • Cinsiyet: Bay
    • son nefesin tarihini yazmış ise kader.Azrail seni
    • 358 Mesajı Toplam
      493 Kere Beğenildi
      • Marankoz
    • GSM: 0536 553 63 59
    EGEMENLİK
    « Yanıtla #5: 09 Mayıs 2009 - 08:12 »
  • Yayınlama
  • hakimiyet ile egemenlik eş anlamlımı?
    oysa ben şöyle söylerdim
        hakimiyet kayıtsız ve şartsız ALLAHındır
        egemenlik kayıtsız ve şartsız milletindir
     
                                  arada böyle bir fark görürdüm yorum farkımı olur yoksa demelde birbirine yakın iki gelimenin eş anlamli olduğunun ıtraki tışında kalmıişım

    sevdimde sevmedi sevduğum beni
    uğruna tükettim ben bu bedeni
    anlamadım ardındaki nedeni
    boş ver anam sende unut terketipde gideni

    sevdadan yana çile çekenler
    cekip gider bu sevene yük deyil
    sevip sevip ayrılığı seçenler
    çeker gider buda ona ilk deyil

    • Süper Moderatör
    • *
    • İleti: 631
    • Cinsiyet: Bay
    • 63 Mesajı Toplam
      129 Kere Beğenildi
    EGEMENLİK
    « Yanıtla #6: 09 Mayıs 2009 - 13:10 »
  • Yayınlama
  •   Sevgili Sadık,
      Hakimiyet de ALLAH'ındır, Egemenlik de..
      Kainatta mevcut olan ve olacak olan,bilinen ve bilinmeyen ne varsa bu varlıkların hepsinin egemenliği de hakimiyeti de ALLAH'a mahsustur.Bu itikattan farklı bir durumu düşünmek mümkün değildir müslüman için...
       Ancak bilirsiniz ki ALLAH'ın sıfatlarının "subuti" kısmını Yaratan yarattıklarına da vermiştir,Mesela zati sıfatlardan hiç birini bir zerrecik dahi yarattıklarına vermemiştir.Zati sıfatlar;

    Vücûd
    Kıdem
    Beka
    Muhalefetün lil-havâdis:
    Kıyam Bi-nefsihî

    Subuti sıfatları
    Hayât
    İlim
    İrâde
    Kudret
    Tekvin
    Sem' ve Basar
    Kelâm
              Bir misalle konuyu özetleyeyim.ALLAH,bakidir ve baki kalacaktır.Ama var ettiği herşey fanidir,sonlandırılacaktır.Subuti sıfatlara bakıldığında,hayat sıfatı hem ALLAH'ta vardır hem varlıklarda.Ama bu sınırlı bir var olmadır.Yani cüz'i dir.İlim öyle,görme(basar),işitme(sam'i) öyle, kelam(konuşma) öyle,,
              Hakimiyet ve egemenlik de bu manada düşünüldüğünde hakim veya egemenliğin emaneten dahi olsa insanda var olan kullanım şekli olduğu anlaşılacaktır.ALLAH'ın kendisinde var olan hakimiyet sıfatı,cüz'i olarak canlılara da verildiğinden kavramın "yaratılmışların hakimiyeti" olarak kullanılmasında itikati yönden bir hata yoktur.Ancak bu hakimiyeti ALLAH'ın hakimiyetine eş veya üstün tutmak da şirktir.Yazımda kullandığım bu kavramlar bu manada ve bu niyetle kullanılmış olduklarını açıklama fırsatı verdiğin için teşekkür ederim...
           Selamlarımla.


    • Süper Moderatör
    • *
    • İleti: 631
    • Cinsiyet: Bay
    • 63 Mesajı Toplam
      129 Kere Beğenildi
    EGEMENLİK
    « Yanıtla #7: 09 Mayıs 2009 - 13:15 »
  • Yayınlama
  •   Sevgili işıldar,
      "Egemenlik" başlıklı yazıma yaptığın yoruma teşekkür ederim.Katılımcılık budur işte.Ayrıca yorumlarına da içtenlikle katılıyorum.Selamlar..


    • Sadık Yılmaz
    • Aktif Visirli
    • *
    • İleti: 2.434
    • Cinsiyet: Bay
    • son nefesin tarihini yazmış ise kader.Azrail seni
    • 358 Mesajı Toplam
      493 Kere Beğenildi
      • Marankoz
    • GSM: 0536 553 63 59
    EGEMENLİK
    « Yanıtla #8: 09 Mayıs 2009 - 13:46 »
  • Yayınlama
  • değerli ahmet  hocam bizleri bu konuda dedaylı aydınladtığınız için teşekkür ediyorum

    sevdimde sevmedi sevduğum beni
    uğruna tükettim ben bu bedeni
    anlamadım ardındaki nedeni
    boş ver anam sende unut terketipde gideni

    sevdadan yana çile çekenler
    cekip gider bu sevene yük deyil
    sevip sevip ayrılığı seçenler
    çeker gider buda ona ilk deyil

    • HİKMET AKYOL
    • Aktif Visirli
    • *
    • İleti: 37
    • Cinsiyet: Bay
    EGEMENLİK
    « Yanıtla #9: 10 Mayıs 2009 - 13:59 »
  • Yayınlama
  • Sevgili Ahmet Hocam. 23 nısanda yazdığın egemenlikle ilgili yazını çok beğenmiştim. Sitemizi çok sık ziyaret ettiğim halde hiç bir yazı için bir şey yazmadım. Zaman zaman bana göre övgüye değer yazılar olmasına rağmen iltifatta bulunmadım. Ancak yazınızı okuduğum andaki duygularım,  beğendiğimi belirtmem gerektiği yönünde oluştu. Ne varki kelimeleri ve cümleleri sizin kadar ustalıkla yerli yerinde kullanmadaki başarısızlığımdan ötürü yanlış anlamalara sebebiyet verebileceğim endişesi ile 24 nisanda yazdığım yazıyı istisna kabul ederek, her beğendiğim yazıyı belirtmemeyi yeğliyorum. Gelelim bunları neden yazdığıma. Yazımın başında "marifet iltifata tabidir." özdeyişini kullandım." İltifat" kelimesi bazen haketmediği halde sadece nezaket olsun diye de kullanılmaktadır. Sonradan düşündüm böyle bir yanlış anlaşılmaya meydan vermeyelim dedim. Zira asla böyle bir niyetim yoktur. Yazı gerçekten içerik olarak başta olmak üzere edebi olarakta çok hoşuma gitmişti. Teşekkürünüzü belirten kısa cevabi yazınızda "iltifat"  kelimesini kullanınca acaba yanlışmı anlaşıldım dedim. Yanılıyorda olabilirim. Yanlış anlaşılmışsam o  ifadem sürc-ü lisan olarak kabul edilerek affola. Kimseyi küçük görmek ne hakkımızdır, nede haddimizdir. Bu arada "Marifet iltifata tabidir" özdeyişinin açılımını benden çok daha iyi yapacağınıza inanıyorum. EN KALBİ MUHABBETLERİMLE.......

    HAKYOL

    • Süper Moderatör
    • *
    • İleti: 631
    • Cinsiyet: Bay
    • 63 Mesajı Toplam
      129 Kere Beğenildi
    EGEMENLİK
    « Yanıtla #10: 10 Mayıs 2009 - 19:29 »
  • Yayınlama
  •  Çok Değerli Hikmet Bey,
     Egemenlik başlıklı yazıma yazdığınız yorumdan dolayı tereddüt ettiğin anlamda bir anlam çıkarmadım.Müsterih olunuz.Doğrusu sizin dediğinizdir."Marifet gereçekten iltifata tabidir." Yaptığınız yorumda, daha amatörce yazı yazan biri olarak layık mıyım değil miyim diye şimarmış olmayayım.Bu anlamda söz söylenmiştir.Kırdıysam affola.Selam ve saygılar sunarım.


    • HİKMET AKYOL
    • Aktif Visirli
    • *
    • İleti: 37
    • Cinsiyet: Bay
    EGEMENLİK
    « Yanıtla #11: 10 Mayıs 2009 - 23:28 »
  • Yayınlama
  • Ahmet Hocam teşekkürler konu kapanmıştır. Sevgi ve selamlar.

    HAKYOL


     


    Facebook Yorumları

             
    Twittear