Ne köyde olunuyor: ne de köysüz kalınıyor.. - Gülen Köyü Resmi Web Sitesi...

Gönderen Konu: Ne köyde olunuyor: ne de köysüz kalınıyor..  (Okunma sayısı 2641 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

  • Enver Aktürk
  • Moderatör
  • *
  • İleti: 203
  • Cinsiyet: Bay
  • Enver AKTÜRK
  • 16 Mesajı Toplam
    31 Kere Beğenildi
    • Uzungöl Gezi ve Tatil Rehberi
İlkokuldayken okuduğumuz ve hala zaman zaman duyduğumuz bir şiir vardır.

                                               Orda bir köy var uzakta,

                                               O köy bizim köyümüzdür.

                                               Gitmesekte, görmesekte,

                                               O köy bizim köyümüzdür.

         Trabzon dışında yaşayan tanıdıklarımız, akrabalarımız vardır. Çoluğunu çocuğunu bulunduğu şehirde bir işe yerleştirmiş, kızlarını evlendirmiş, yaşadığı yerden ev almış, ya da köydeki bütün topraklarını satmış olsun. Birisiyle tanışırken “nerelisin” sorusuna verdiği “GÜLENKÖYLÜYÜM (ViSİRLİYİM)” cevabı elbette ki düşündürücüdür.
ilk günden beri insanlarımızın köyümüze karşı olan sevgisi konusunda kafa yormaktayım. Kendi adıma söylemem gerekirse ilk olarak İstanbula gurbete cıktıgım yıl köyümden uzun süreli olarak ayrıldım. İşin bitmesini kag bekler kah beklemez kendimi İlk fırsatta köye atardım.  otobüsümüz Bolaman virajlarını dönmeye başlayınca da köyüme duyduğum özlem beni sarmaya başlardı. Nedendir bilmiyorum ama her seferinde, Köyden uzak bir yere gitmeye başlasam, daha ayrılalı henüz 4 – 5 saat olmadan köyümün her tarafının değiştiğini, ağaçların meyveye durduğunu, yollarının genişlediğini filan düşünürdüm.  Ve her seferinde bunların olmadığını bile bile telefon açtığım arkadaşlarıma “köyde ne var, ne yok” sorusunu sorar ve hep aynı cevabı alırdım: Ne olacak: Hiç.

         İşte köyümdeki değişiklikler. Koca bir ‘hiç’ten ibaretti. Ama ben her defasında sorardım, hep aynı yanıtı alırdım ve her defasında Bolaman virajlarını dönmeye başladığımda köyüme duyduğum hasretim beni sarmaya başlardı.( Hep bolaman virajlarında düşünürdüm virajlar başka cekilmiyordu şimdi tabi mazi oldu oda)

         Almanya’dan izine gelen 4 kişilik bir ailenin 1 aylık harcaması en iyimser tahmine göre 6000 €’dur. İzini daha ekonomik hale getirmek için tercih edilen yol özel arabayla izine gelmektir. Şimdi bir düşünelim gelirken Temmuz sıcağı, giderken Ağustos sıcağı. Yolda çekilen sıkıntılar. Kuyruklar. Gümrükler. Ağlayan ve tuvalete gitmek isteyen çocuklar. Rüşvet isteyen Yugoslav veya Bulgar polisi. Bizimkilerin çorba parası. Radarlar. ALLAH korusun moral bozucu trafik kazaları. Gurbetçinin bütün bu sıkıntılara katlanmaktaki esas gayesi, köyüne kavuşmaktır. İzine gelmediği taktirde yaklaşık 5000 € kârı olacak, belki de bankaya borçlanmayacaktır ama yok. Köyüne gitmesi lazımdır.

         Bunca sıkıntıya neden katlanılır. Demek ki bizi köyümüze çeken ve adını koyamadığımız bir şey var. Şimdi objektif olarak düşünelim. Köyümüzün tarihi ve turistik bir değeri var mıdır? Yok. Eşsiz doğa güzellikleri var mıdır? Yok. Bir arkadaşınız, ahbabınız geldiğinde özellikle görmesini istediğiniz, görülmeye değer bir yeri var mıdır? Yok. Denizi, deresi, plajı, kaplıcası, mağarası, şelalesi, merası, maden suyu var mıdır? Yok yok yok. E o zaman neden onca sıkıntıya rağmen ”köyüm de köyüm” diye tutturuyoruz?

         İnsan sosyal bir varlıktır. Dünyanın en güzel yerinde dahi olsak konuşacak insan olmadıktan sonra orada sıkılırız. Bana göre bunca eksiye rağmen köyümüze duyduğumuz sevginin en önemli nedeni içinde sevdiklerimizin, akrabalarımızın, dost ve arkadaşlarımızın kısacası köylülerimizin yaşamasıdır. İki çift laf etmek ve sevdiklerimizle hasret gidermek için bunca sıkıntıya katlanırız.

         Demek ki köyümüzün insanıyla bir arada olma ihtiyacı hissediyoruz ve bunun için birçok sıkıntıya katlanıyoruz. Bunun yanında aramızda olmasalar bile varlıklarını sürekli hissettiğimiz, bir zamanlar bu topraklar üzerinde yaşamış, tarla ekmiş, fındık toplamış, çocuk bakmış, yemek yapmış ve varlığı havaya, toprağa sinmiş aile büyüklerimizin mezarları, doğup büyüdüğümüz evlerimiz, maalesef yıkılıp virane olmuş bahçesinde oynadığımız okulumuz, camimiz, dalına tırmandığımız ağacımız, oturup çay içtiğimiz ortam bizi köyümüze çeker.

         İşte bizim için bu kadar önemli olan köyümüzde hiçbir değişiklik olmayacağını düşünürken beklemediğimiz bazı değişiklikler oldu. Örneğin bazı eksiklikler olsa da yollarımız epeyce genişledi. Bir Osmanlı paşası olan Halil Rıfat Paşa “Gidemediğin yer senin değildir” demişti. Çok şükür köyümüzde gidemediğimiz yer yok ama arabayla giderken sara nöbeti geçirir gibi yolculuk yapıyorduk. Umarız yaz gelince yol çalışmaları kaldığı yerden devam eder de medeniyet ölçüsü olan yollarımız yüzümüzü ak edecek bir duruma gelir.

         Gelelim en önemli gelişmeye: Biliyorsunuz köyümüzde bir yol genişleme çalışması yapılıyor. Kur'an kursuna yol alınıyor,Çay alım evi yenilenecek gibi faaliyetler ve planlar varken. Bu işin sevindirici tarafı köylülerimizin ilk defa bu derece bir ve beraber olmalarıdır. Kişi ya da sülale ayırt etmeden söylüyorum herkes elinden geleni yapıyor. Daha alınacak çok yolumuz, yapılacak çok işimiz var. Umarım bu birliktelik sürekli devam eder de köyümüz örnek alınacak bir köy olur. Mademki bu köy bizim ve bu köysüz yapamıyoruz, o halde en güzelini yapmamız gerekiyor. Elbette ki bazı aksaklıklar, sıkıntılar uzlaşamamalar ve fikir ayrılıkları olacak ama inanın bu çalışmayı yapanlar her türlü yapıcı eleştiriye açıklar. Ne olur kapalı kapılar ardında değil, açıkça gördüğümüz yanlışları sorumlu arkadaşlara iletelim. Maddi, manevi ve düşünce bakımından her türlü yardımı esirgemeyelim. Akıl akıldan üstündür. Balığın dünyası içinde yaşadığı sudur. Dışarıyı göremez. Dışarıdan bakan birisi olumlu olacak birçok ayrıntıyı daha güzel yakalayabilir.

         Umarım bizden sonraki nesillere en güzelini bırakırız. Ve bizi iyi duygularla hatırlarlar. Şairin dediği gibi: Baki kalan bu kubbede hoş bir seda imiş.

                                                                                                       Selamlar …..




VARLİĞİMYETER:))

  • Enver Aktürk
  • Moderatör
  • *
  • İleti: 203
  • Cinsiyet: Bay
  • Enver AKTÜRK
  • 16 Mesajı Toplam
    31 Kere Beğenildi
    • Uzungöl Gezi ve Tatil Rehberi
tarlalar ekilmez ekine hasret  toprak
ağaçlar yas tutar sallanmaz yaprak
lakin köyüm etmiyorsun bunu hak
kimsesi kalmamış dağılmış köyüm

koyunlar kuzular melemez olmuş
gidenler geriye gelemez olmuş
yaşlılar ağlıyor gülemez olmuş
kimsesi kalmamış dağılmış köyüm

okul viran olmuş kırıktır camı
bir zaman var idi köyümün namı
cemaat yok dalgın gördüm imamı
kimsesi kalmamış dağılmış köyüm

bağı vardı üzüm verirdi salkım
hep büyük şehire taşınmış halkım
viran etti köyü bu yanlış akım
kimsesi kalmamış dağılmış köyüm

VARLİĞİMYETER:))


 


Facebook Yorumları

         
Twittear