Köyün Adı

GÜLENDER Üyeliği


Kullanıcı Bilgisi

 
 
Hoşgeldiniz Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. Aktivasyon epostanız mı yok?

Gülen Köyü Hakkında

Kültürümüz

İstatistikler

  • stats Toplam Üye: 1.724
  • stats Toplam İleti: 62.252
  • stats Toplam Konu: 9.544
  • stats Toplam Kategori: 7
  • stats Toplam Bölüm: 153
  • stats En Çok Çevrimiçi: 2.613

Köyün Adı

..:: Köyün Adı ::..

Visir adı Anadolu Rumca'sında "Güleryüzlü", "insanın neşeli olduğunda tebessüm halindeki yüz ifadesi" anlamındadır.

Tahrir defterlerinde, Salnamelerde, Fermanlarda ve diğer kayıtlarda da köyün adı Visir olarak geçmektedir.

* 15 ve 16. yüzyıla ait beş adet Tahrir Defteri (1486, 1515, 1530, 1553, 1583)

* 1877 tarihli Trabzon Vilayeti Salnamesi (Sultan II. Abdülhamid dönemi)

* Dahiliye Vekaleti'nin Trabzon Vilayeti'ne ilişkin "Son Teşkilat-ı Mülkiyede Köylerimizin Adları" isimli resmi yayının (1928, İstanbul) 733. sayfasında köyün adı Visir olarak kayıtlı-dır.

Visir'e ilk yerleşenler

Şüphesiz ki Köy Tarihini bağlı olduğu ilçe ve şehir tarihinden ayrı değerlendirmek mümkün olmadığından, öncelikle Trabzon ve Doğu Karadenizin tarihi arka planını ana hatlarıyla da ol-sa bilmek gerekiyor.

İlk çağ kaynaklarının verdiği bilgilere göre; Trabzon şehri ve civarında bilinen ilk yerleşimler M.Ö. 2000 yılına kadar gitmektedir. Bu tarihlerde Kafkasya üzerinden Karadenize inen ve yerleşen, kimi bilginlerce Hititler'in bir kolu olduğu ifade edilen Luwi/Pelasg'larla karşılaşı-yoruz ki; Alman tarihçi Fallmerayer ve Fransız Tarihçi Texier'in bölgenin 'yerli halkı' olarak belirttiği Pelasg'lar Trabzon'un ilk kurucuları ve bölgenin yerli halklarıdır.

Gülen Köyü'nde (yukarıda belirtildiği üzere) bazı yer adlarının (Rimandoz, Kazeno, Trakli vs.) M.Ö. 2000'lerde Trabzon ve çevresinin ilk iskanını gerçekleştiren Pelasg (diğer adıyla Etrüsk) dil ve kültürünü çağrıştırması bu yöredeki iskanın M.Ö. 2000 yılına kadar uzanabile-ceği ihtimalini akla getirmektedir.

Kuşkusuz; M.Ö. 2000'lere ait bilgilerin doğrulanabilmesinin veya yanlışlanabilmesinin güç-lüğünü de dikkatlerden kaçırmamak gerekiyor.

Gerek Ksenophon'un M.Ö. 400 yılında bölgeden geçtikten sonra kaleme aldığı Anabasis adlı eserinde ve gerekse diğer antik kaynaklarda yer alan bilgilere göre Doğu Karadeniz ve özel-likle Trabzon civarlarında; İskitler, Makronlar, Driller, Khalbyler, Tibarenler, Kohl'lar, Mossynok'ler gibi yerli kabileler/ topluluklar yaşamaktaydı.

Fallmerayer ve Texier'in kuruluşunu M.Ö. 2000'lere kadar götürdüğü ve ilk kurucularının Pelasg'lar olduğunu söylediği Trabzon ve çevresinde yaşayan ve ilk defa M.Ö. 400'de Ksenophon'un adlarından bahsettiği Makron, Mossynek, Dril, Khalby, Tibaren, Kohl gibi 'ilk topluluklar'ın Pelasg'ların bölgede kalan kabileler olduğunu söyleyebiliriz.

Bu topluluklardan Makronlar Of ve çevresinin yerlileriydiler.

M.S. I. yüzyıldan itibaren bölge ile ilgili kitap ve belgelerde bu yerli toplulukların tek bir ad altında Tsan/Sanni/Can'lar olarak adlandırıldığını görüyoruz.

Maçka/Livera'lı 'Bölge Tarihçisi' İlyas Karagöz; henüz yayınlanmamış "Mitostan günümüze Pontos" adlı eserinin 'Pontos halkının kimliği' bölümünde bölgedeki toplulukları: "Pontos yö-re halkının etnik kimliği Makron, Koh, Dril, Mösinek, Tibaren gibi Kafkas kökenli daha son-raları Laz adı altında birleştirilen ve Bizans döneminde Balkanlardan yoğun miktarda getirilip bölgeye yerleştirilen Avar, Bulgar, Peçenek ve Komanlar gibi hristiyan Türklerden oluşan, gittikçe Rumlaşan, fetihten sonraları, önce Müslüman sonra da Türkleşen halkların karışıp kaynaşmasından oluşan" olarak özetliyor.



Bölgede Yunanlıların görünmesi ise M.Ö. 756 yılında Miletli'lerin ticaret kolonileri kurmak amacıyla Trabzon'a gelmeleri ve şehir içinde tutunmaya başlamalarıyla gerçekleşmiştir. An-cak Yunanlı koloniciler bölgeye geldiklerinde Trabzon ve çevresinde yerleşik bulunan toplu-luklarla (Pelasg kabileleriyle) olan ilişkileri, 356 yıl sonra Ksenephon'un Anabasis adlı ese-rinde okuyoruz.

Ksenophon'dan 200 yıl sonra Coğrafyacı Amasya'lı Strabon M.Ö. 7 (veya M.S. 18-19 yılları) yüzyılda yazdığı 'Geographıka' adlı eserinde Anadolu coğrafyasını anlatırken Pelasg'lardan vurgu ile bahseder "Pelasgların büyük bir kavim olduğuna tarih tanıklık etmektedir" der ve Anadolu coğrafyasının pek çok yerinin Pelasglar tarafından iskan edildiğini belirtir.

Tarihçi Herodot (M.Ö. 490-425) da İskitler, Mosinekler, Tibarenler, Kolkhisler, Makronlar ve Kimmerler'den Anadolu'nun ve Doğu Karadeniz'in yerli halkları olarak bahseder.

Gene Strabon; Tibaren'lerin, eski zamanlarda Makron'lar denen San'ların, Heptakometler'in, Kolkhis'lerin, Khaldai (Khalybes)lerin Trabzon'un (Trapezus) yerlileri olduğunu anlatır.

Trabzon şehir merkezine egemen olan Yunanlı kolonicilerle civardaki adı geçen yerli toplu-lukların sürekli savaş halinde olduklarını yine Ksenophon'dan öğrenmekteyiz.

Prof. Afif Erzen; yapılan arkeolojik araştırma ve kazılar sonucu, insanlığın en eski devirlerin-den beri Karadenizin iskana elverişli yerlerinde insan topluluklarının yaşadığını ve bu yaşa-mın M.Ö. 2. binlere kadar uzandığını ifade ederek, bu yörelerde Eski Tunç ve Eski Hitit de-virlerine ait malzemelerin varlığından bahsetmektedir.


Daha sonraları bölge Pers (MÖ 521), Makedon (İskender MÖ 331), Roma (MÖ 63), Bizans (MS 395-1204) istilasına uğramıştır. Bizans egemenliği/Justinianus döneminde VI. yy.dan iti-baren bölgedeki yerli halklar tedrici olarak Hıristiyanlaştırılmaya ve rumlaştırılmaya başlan-mıştır. Bu çağlarda Türk asıllı halklar da (Bulgarlar, Kumanlar, Peçenekler, Uzlar, vs..) bölge-ye gelmeye başlar. Ayrıca MS 705 yılında ilk kez Müslüman Araplar Trabzon Bölgesi'ne ge-lirler. Daha sonra İstanbul'dan kaçan Kommen Ailesi'nce MS 1204-1461 Trabzon Rum İmpa-ratorluğu kurulur.

Özetle söylemek gerekirse; bölge ile ilgili yazılı kaynakların incelenmesinden ortaya çıkan tablo: Doğu Karadeniz Bölgesi ve özellikle Trabzon çevresinin; dolayısiyle Of-Çaykara-Dernekpazarı'nın tarihi arka planında ilk yerleşimlerin Kafkas kaynaklı topluluklarca gerçek-leştirildiğidir.

Doğu Karadeniz Bölgesi ve Trabzon'un antik ve yakın tarihini tek bir etnik kökene dayandır-mak, günümüze ulaşan yazılı kaynaklara rağmen, türklerden önce bölgede yalnızca Yunan-lı/Rum'ların yaşadığını veya yalnızca Hellen kültürünün egemen olduğunu iddia etmek doğru ve bilimsel bir yaklaşım değildir.

Gülen Köyü'ne Türk Yerleşimi

Osmanlı Dönemi Tahrir defterleri incelendiğinde 1461-1583 tarihleri arası Of-Çaykara-Dernekpazarı merkezleri ve köylerinde Müslüman-Türk iskanının Trabzon'un fethiyle birlikte hız kazandığını ve yeni bir idari yapılanmanın (Timar Sistemi) sözkonusu olduğunu görüyo-ruz.

Trabzon'un fethiyle(1461) birlikte tutulmaya başlanan Tahrir defterleri incelendiğinde anlaşı-lıyor ki; Nikola, Kolandri, Teodor, Lefter, Paul, vs. gibi Hristiyan Rum'ların yanı sıra Karaca, Turhan, Aykut, Çankan, Kura, Kurt, Laçin, Barkan, isimli Kuman/Kıpçak Türkleri de Visir'de yaşamaktadır.

Kuman/Kıpçak tarihleri ve Osmanlı Tahrir Defterlerindeki veri ve bilgilerin tahlili sonucu; Visir'e fetihle birlikte (1461) gelen Müslüman-Türk topluluklardan önce köyde 1060'dan beri Kuman/Kıpçaklar bulunuyordu.

Gerek şahıs adları gerekse de köydeki bazı yer ve eşya adları ve konuşulan dil-lehçede de ön-ce Kuman/Kıpçak, sonra ise Oğuz izleri bugüne kadar taşınmış, halen de varlığını muhafaza etmektedir.

Gülen Köyü'nde bugün konuşulmakta olan dil ise eski türkçenin yani Kıpçak/Oğuz dil grubu-nun izlerini taşımaktadır.

Şu hususu önemle belirtmek gerekiyor: XV. ve XVI. yüzyıllar etnik kimliklerin değil, dini (İslam-Hıristiyan) kimliklerin öne çıktığı, dünya görüşü ve yaşama biçimlerinin dini refe-ranslara göre şekillendiği yüzyıllardır. Visir'de de Hıristiyan Rum'larla bir arada yaşayan Kuman/Kıpçak Türklerinin aynı dine mensup olmaları etnik kimlik gözetmeden birarada ya-şamalarının en önemli nedenidir.

Fetihden sonra Trabzon ve çevresine (Of'a-Visir'e) gelen Müslüman Türk'lerin (Oğuzlar) bu-ralarda yaşayan Kuman/Kıpçak Türkleriyle aynı etnik kimliğe sahip olmaları Ku-man/Kıpçakların İslam Dinini gönüllü kabul etmelerini de sağlamıştır.

Kuman-Kıpçak Türklerinin Hristiyan-Ortodoks oldukları ve Trabzon'un Fethinden sonra Of ve çevresinin müslümanlaşma sürecinde ihtida ettikleri gözönüne alındığında daha sonraki kuşaklara Müslüman isimleri verdiklerine şahit oluyoruz. (Süleyman, Musa, Ahmet, Mehmet, Yusuf vs..)

Tahrir Defterlerinin ortaya koyduğu gibi; Visir'de Miladi 1500'lü yıllarda 4 grup insan yerle-şimi görüyoruz.

Bunlar;

Hristiyan Türkler (Kuman/Kıpçaklar), Müslüman Türkler (Oğuzlar, daha sonra Ku-man/Kıpçak'lar), Hristiyan Rum'lar ve İhtida eden Hristiyanlar'dır.

Bir Önceki Sayfaya Dönün...

Mobil Uyglaması

Son Üyeler

         
Twittear