Yöresel İsimler

GÜLENDER Üyeliği


Kullanıcı Bilgisi

 
 
Hoşgeldiniz Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. Aktivasyon epostanız mı yok?

Gülen Köyü Hakkında

Kültürümüz

İstatistikler

  • stats Toplam Üye: 1.726
  • stats Toplam İleti: 62.247
  • stats Toplam Konu: 9.539
  • stats Toplam Kategori: 7
  • stats Toplam Bölüm: 153
  • stats En Çok Çevrimiçi: 2.613

Yöresel İsimler

..:: Yöresel İsimler ::..

Gülen Köyü'nde birçok eşya ve yer adının olduğu gibi hayvanların da "mahalli" (çoğunlukla eski türkçe ve rumcadan kalma) isimleri vardır. Köyde kullanılan yer, eşya, hayvan adları, la-kaplar. vs.'dan birçoğu türkçe olmasına karşılık, gene birçok kelime köyde kullanılan türk ağ-zına, türk fonetiğine uyarlanmış, dönüştürülmüştür. Türkçe olmayın bazı kelimeler Anadolu Rumcasından, bazıları da Prof. Bilge Umar'ın bahsettiği Luwi/Pelasgos dilinden (Kazeno, Rimandoz, Hozan gibi) Gülen Köyü diline geçmiştir.

Bazı kelimelere eklenen "is", "as", "es", "os" ve "ia-ya" takılarıyla ilk anda rumcayı çağrıştı-ran (veya rumcalaştırılmış) bazı kelimeler kök olarak Türkçedir. Örneğin: Haşokopis etmek, Sendelis etmek, Murmuris etmek..

İşte Gülen Köyü'nde halen varolan kelimelerden bazıları:

Bazı Hayvan adları:

Angona Küçük Yılan
Buzak İnek Yavrusu, Buzağı
Konil Bit yavrusu
Kosara Tavuk
Pisik Kedi
Rahna Örümcek
Sisil Solucan
Tahtapit Tahta kurusu!
Zağana Yengeç

Bazı eşya, insan, davranış ve eylem biçimi ve bitkilerin de mahalli (eski türkçe ve rumca) i-simleri vardır:

Gülen Köyünde kullanılan bazı kelime ve kavramlar:

Abohanzaris etmek: İş yaparken önündeki malzemeleri karıştırmak.
Abosihalis etmek: Çekip ayırmak.
Aboskal: Tarlada çalışırken önündeki bölüm
Abozilis etmek: Önündeki işi çabuk bitirmek.
Abula: Abla
Açolmak: Acıkmak
Adim almak: Yürümek. Horonda iken ritmik hareketlerle sağa doğru yürümek.
Afkurmak: Köpek havlaması
Ağnamak: Hayvanların sırtüstü yatıp yuvarlanması, debelenmek.
Ağnosos etmek: Anlamak, fehmetmek.
Alaturka: Türk işi, Türke özgü. (Eski nesiller, vakitler/saatler için kullanırdı.)
Albaşi: En sonunda
Aletrik: Pilli el feneri
Alişmak: Hüner, beceri kazanmak, öğrenmek.
Amel: İshal
Anağulis etmek: Öğürmek
Azdeha: Ejderha
Banfi: Ahırda ineklerin bağlandığı kısım
Basabas: Tıkabasa, sürekli
Boğalmak: Canı sıkılmak, üzülmek
Boran: Aniden gelen fırtına, yağmur
Buhtan: İftira
Buhur: Ölü yıkandıktan sonra üzerine yakılan bitkinin çıkan dumanı
Bulim, Ebulim: Çocuğum
Calema: Fındıklar toplandıktan sonra dallarda kalanlar
Çise: İnce Yağmur
Çivit: Çekirdek
Çiyan: Yılana benzer, kertenkele gibi yürüyen küçük hayvan.
Çoha: Kalın iplikten dokunmuş bir tür giyecek. Çuha. Çohami keyesun!
Çomber: Baş örtüsü
Çorlanmak: Yemekten bunalmaz
Ğardel: Çocuk
Ğazap: Gazap.
Ğerez: Garez, kin, öç, nefret.
Ğiybet etmek: İnsanın arkasından konuşma, dedikodu.
Ğlivuris etmek: Ekmek veya sert bir yiyeceği kemirerek yemek.
Ğoy: Üvey.
Harhalika: Fındığı ayırmak
Harhuş olma: Düşen bir şeyin darmadağın, paramparça olması, kırılması.
Hartoma: Kiremit öncesi ahşap ev örtüsü
Harzuglos olmak: İçi dışına çıkmak
Heleke: Halka, çevre.
Hemayil Hemence: Küçük Çanta
Herek: Tarlada fasülyelerin dik durması için sarıldığı çubuk
Heris: Hasret
Hırpar: Duvar yapılırken taş aralarına konulan küçük taş parçaları, Çakıl Taşı
Hırtlamak: Horlamak.
Hızan, Hezele: Açgözlü, Görmemiş
Hunzeps etmek: Küsmek, yüz buruşturmak.
Hutuş: Fasülyenin ayıklanıp geriye kalan kısmı.
Hutupis etmek: Yolmak
Irgatlık: Kadın ve erkeklerin komşuya toplu yardım etmesi
İğriz etmek: Çalılığı kazıp, temizleyip bahçe ve tarla haline getirmek.
İkbalsuz: Kadersiz, talihsiz
İkrah etmek: Tiksinmek
Kafuris etmek: Sigara ve benzeri şeyleri çekip dumanını üfürmek
Kakşamak: Gevşemek
Kalahisa: Küçük Sepet
Kavran : Yağ ve peynir konulan küçük ahşap kap :
Kayim: Hızlı. 'Kayim pağir.'
Kazel: Ağaçların kuruyup, sararıp dökülen yaprakları.
Kehan etmek: Tarladaki bitkiler biraz büyüdükten sonra diplerini çapalama.
Kelam-u Kedim: Kur'an-ı Kerim.
Kelif: Tarlaları yaban hayvanlarından korumak için tarlanın kenarına dört direk üstütüne ya-pılan küçük ahşap barınak
Kelişat: Süreç
Kelpetu: Kelpeten.
Kepşek: Gevşek.
Kerderis: Bir işi bitirmek, başarmak için uğraşmak. Kerderis ettuk ettuk, Pirbirini tukettuk..
Kukuro: Kambur
Kukus: Fasülye turşusundaki fasülye taneleri
Kürtuk: Kışın yağan karın çukurlarda birikip yaz aylarına kadar erimeyen yığını.
Lahmi: Kedi ve köpeğin yemek kabı
Lahtalis etmek: Karıştırmak
Lahtis etmek: Tekmelemek
Lataris etmek: Çırpınmak
Matafit: Bitkilerin sökülüp başka bir yere dikilmesi
Mayali: Sulanmamış, sok yoğurt.
Maşat: Mezar taşı.
Mayısa, Çazu: Cadı
Perçem: Alından sarkıtılan saç.
Peşko: Soba
Purputis etmek: Aniden korkmak.
Nemazgah: Üzerinde namaz kılınan temiz örtü. Seccade
Reni, Çifte: Evin çatı arası
Rinis etmek: İçinde ukde kalmak. Yapmak isteyip de yapamamak.
Rokostel: İnce uzun değnek. Rokostel pacakli.
Safuklamak: Tırmıklama
Sahna: Küf
Saklanmak: Sinmek
Sifte: Siftah, önce.
Siles olmak: İshal olmak
Tombaz: Çit direği
Töreme: Türeme.
Trangel: Hırsız
Trumuk: Tırmık.
Tufa: Evin dış arka tarafı
Voros etmek: Geç pişen yemek
Yar: Uçurum
Yarilamak: Bir işin ortasına gelmek.
Yaştaş: Emsal, aynı yaşta.
Yemeni: İnce baş örtüsü, eşarp.
Yevm-u Kıyamet: Kıyamet günü.
Yiğ: İğ. Dibine ağırşak takılan, yün eğirilen ahşap çubuk.
Yiğne: İğne.
Yulturum: Yıldırım. (Yulturum vurdi)
Yosma: Çok güzel kız
Yufka: İnce. (Yufka yürekli)
Zağar: Koyun köpeği.
Zemheri: Çok soğuk geçen kış günleri
Zirza: Kapı menteşesi
Zuğlis etmek: Kıvırmak, buruşturmak.
Zuğmulas etmek: Buruşturup sızdırmak.
Zurzuris etmek: Zorla ayakta durmak, titremek

Trabzon; M.Ö. 2000'lerden beri çeşitli uygarlıklara sahne olmuş, onları coğrafyasında barın-dırmış, tarih-kültür-insan kokan yapısını bugünlere kadar taşımıştır... Tarihi İpek Yolu'nun geçtiği güzergah üzerinde ve ticaret/liman kenti konumuyla denize açık olması, kara ve deniz yollarının kesiştiği kavşakta bulunması, diyalog ve iletişime açık olması, değişik toplulukların burada buluşmasını, yerleşmesini, mal ve kültürlerinin karşılaşmasını, bu kültürlerden karşı-lıklı etkilenişi, halen yaşamakta olan kültür dokusunda bu binyılların kalıntılarını canlı olarak Gülen Köyü örneğinde de görmek mümkündür. Kültür ve uygarlığı taşıyan unsurlardan sadece dile baktığımızda; Gülen Köyü'nde eski türkçenin yanısıra arapça, farsça, latince, ermenice, grekçe, Anadolu Rumcası, moğolca, vs. kelimelere rastlanmaktadır.

Gülen Köyü dil muhtevası'ndaki;

Eski Türkçe kelimelerin Kuman/Kıpçak ve fetihle birlikte Oğuz'lardan,
Arapça-Farsça-Türkçe kelimelerin Osmanlıca'dan,
Rumca ve Ermenice kelimelerin Rum ve Ermenilerden,
Diğer batı kökenli (Latince, İtalyanca, vs.) kelimeler Venedik ve Ceneviz'lilerin deniz ticaret yolu ile Trabzon'la olan bağlantılarından,
Moğol kökenli kelimelerin de Moğolların XIII. Yüzyılda Karadeniz'in kuzeyindeki Ku-man/Kıpçak ülkesini (Deşt-i Kıpçak) istila etmeleri üzerine doğu karadenize yerleşen ku-man/kıpçaklardan ve Trabzon'un moğol egemenliğinde kalmış olmasından geçmiş olması muhtemeldir.

Ayrıca Osman Turan, Selçuklular Zamanında Türkiye isimli kitabında "Anadolu beldelerinde mevcut halkların konuştuğu beş dil" kaydına atıf yaparak; türkçe, rumca, ermenice, farsça ve muhtemelen süryanice gibi beş dilin konuşulduğu ifade eder ve bunun çok önemli olduğunu belirtir.

Günlük konuşmalarda cümle aralarında kullanılan kelimelerden bazıları:

Hacan (ne zaman ki), Kaybana (yok olasıca), Ander (kötü, çirkin), Kelubaa (galiba), Bare (ba-ri), Aha (İşte), Haboyle (Bu Şekilde), Kümen (umut), Polaki (Belki), Soğun (hiç olmazsa), Meram (Maksat) ..


Bir Önceki Sayfaya Dönün...

Mobil Uyglaması

Son Üyeler

         
Twittear