ADALET OLMADAN ASLA... - Gülen Köyü Resmi Web Sitesi...

Gönderen Konu: ADALET OLMADAN ASLA...  (Okunma sayısı 2547 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

  • Moderatör
  • *
  • İleti: 204
  • Cinsiyet: Bay
  • ÜLKESİNE SEVDALILAR
  • 33 Mesajı Toplam
    49 Kere Beğenildi
  • GSM: 0533 450 50 86
ADALET OLMADAN ASLA...
« Topic Start: 28 Mayıs 2010 - 15:07 »
  • Yayınlama
  •      AHMET YAKUPHAN
         ahmetyakuphan@hotmail.com
         09 Aralaık 2009 Çarşamba

         ADALET OLMADAN ASLA...
       
         Düzenli ve dengeli davranma, her şeyin ve herkesin hakkını verme, haksızlıklardan uzaklaşarak orta yolu tutma, bir şeyi yerli yerine koyma, insaf ve eşitlik anlamına gelen adalet geniş kapsamlı bir kavram olup,  zıttı zulüm ve insafsızlıktır.

         İslâm'da adâlet, hukuk önünde herkese eşit davranmak, kültür, bilgi ve mevki farklılıklarından dolayı insanlara başka başka davranmamak demektir. İslâm bu anlamda her ferdin ve her toplumun karşılıklı olarak işlerinde değişmez bir ölçü şeklinde yerini almış, istek ve heveslere yer vermemiş, sevgi ve nefretlere uymamış, akrabalık ve yakınlık bağlarına göre ayarlanmamış, zengin-fakir ayırımı gözetmemiş, kuvvetli ve zayıf farkını göz önüne almış bir adalet anlayışı getirmiştir. Bunun için İslâm, toplum içinde yaşayan bütün kesimlerin birliğini sağlayan prensipler koymuş, ümmetin güvenliğini garanti altına alan bir düzen kurmuştur.

         Yeryüzündeki beşerî sistemlerin hiçbirisinin, düşmanlara ve nefret edilen insanlara karşı, İslâm'ın kefil olduğu mutlak adaleti sağlamasına imkân yoktur. İslâm, kendisine inananları bu konuda sadece ALLAH için hareket etmelerini, aralarındaki münasebetlerini ALLAH'ın rızasına uygun bir şekilde ayarlamalarını ve yine ALLAH için doğru şahitler olmasını emretmektedir. Bu esaslar bu dînin bütün insanlık için son din ve mükemmel bir nizam olduğunu, adaletinden, inanan ve inanmayan bütün insanların yararlanmasını sağlayan üstün bir hukuk ve yönetim biçimi olduğunu ifadeye yeterlidir. Bu adaleti gerçekleştirme görevi müslümanlara yüklenmiş bir görevdir.
    "...ALLAH(cc), insanlar arasında hüküm verdiğiniz zaman, adaletle hükmetmenizi emreder."(nisa-58)

         İslâm'ın emrettiği adalet doğrultusunda kâinatın düzeninin ayakta durması tabiî bir hadisedir. Adalet mülk'ün temelidir. Adaletin olmadığı yerde zulüm hâkimdir.” ALLAH ve onun koyduğu bütün hükümler zulmün her çeşidinden uzaktır. ALLAH'ın emirlerinin uygulandığı bir ortamda hiçbir kimseye zerre kadar zulüm yapılmaz.” (Nisa-40)
    Adaletin İslâm toplumunda, yönetimde, mahkemelerde ve insanlar arası ilişkilerde tam anlamıyla uygulanması önemli bir hedeftir.

         İnsanlar arasında adaletle hüküm vermek İslam’ın emirlerindendir. İnsanlar anlaşmazlıklara düştüğünde, hakkı sahibine verecek adaletli hâkimlere ihtiyaç vardır.
    İslam ülkesinde, hâkimlerin Müslüman olması ve İslami hükümlerini bilmeleri şarttır.

         Kâfirler asla Müslümanları yönetemez, Müslüman kişiye de Müslüman olmayan bir hâkim hüküm veremez.

         Çünkü, hâkim İslam hukuku ile hükmedecektir. Başka bir hukukla hükmetmesi haramdır.

         Ayrıca mahkemelerde ve yönetimde ALLAH'ın indirdikleri ile hüküm vermek adaletin ta kendisidir. Bundan uzaklaşıldığı takdirde adaletin gerçekleşmeyeceği ifade edilmiş ve bunu uygulamayanların kâfir, zalim  ve fâsık  oldukları ilân edilmiştir.

         “ALLAH’ın indirdiği ile hükmetmeyenler, fasıkların ta kendisidir.” (Maide-47)
         “ALLAH’ın indirdiği ile hükmetmeyenler zalimlerin ta kendisidir.” (Maide-45)
         “ALLAH’ın indirdiği ile hükmetmeyenler kâfirlerin ta kendileridir.” (Maide-44)
     
         Adalet, ALLAH(c.c.)’in isimlerindendir. Adaletin uygulanabilmesi için önce adaleti yerli yerinde uygulayacak, hakkı hak sahibine eksiksiz verilebilecek insanların olması gerekir. Bu olmadan ikinci adımın atılması mümkün değildir.

         Adil insanların yetişmesi de ancak ruha etki eden bir sistemle mümkündür.
         Bu sistem de yalnız ve yalnız İslam’dır.
         Kapitalist olan bir insan ne kadar adaletli olabilir?
         Kominist olan bir insan ne kadar adaletli olabilir?
         Putperest olan bir insan ne kadar adaletli olabilir?
         Batı kültürüyle yetişen insan ne kadar adaletli olabilir?
         Siz, Hz. Ömer’in iman etmeden önceki ruh yapısını düşünebiliyor musunuz?
         Nasıl bir ruh ki kızını canlı bir şekilde kuma gömebiliyor? Bunu anlamak mümkün değil.
         Bu ruhun yırtıcı hayvanlardaki ruhtan ne farkı var?

         Oysa Hz. Ömer’in Müslüman olduktan sonraki ruhuna baktığımızda öyle bir Ömer ki Dicle nehrinin kenarındaki koyunu düşünüyor. Eğer koyun nehre düşerse ALLAH bunun hesabını Ömer’den sorar düşüncesi. İşte adaleti dünyaya yayan ruh.

         Peki, Hz. Ömer bu ruhu nasıl kazandı?
         Bu ruh bu hale nasıl geldi?
         Bu ruhu kim, nasıl eğitti?

         Tüm bu soruların cevabı ALLAH’a kullukta ve İslam prensiplerinde yatıyor.

         İslam, adaletin tam uygulanabilmesi için üstün karakterli ve üstün ruh yapılı insanların yetişmesine çok önem vermektedir.

         Kur’an-ı Kerim’de, insan ruhuna önem verilmiş, ona hak, adalet ve güzellikler sevdirilmiş; çirkin, kötü ve batıldan nefret ettirilmiştir.
    Böylece üstün karakterli ruh meydana getirilmek istenmiştir.

         Adaletli olmak, adil davranmak kolay iş değildir. Bunun olabilmesi için ruhun vücuda hâkim olması, nefsin kontrol altına alınması ve kişinin ilim sahibi olması gerekmektedir. Bu üçlü sacayaktan biri olmadığında kişinin adaletli olabilmesi mümkün değildir.

         Adalet, aynı zamanda imanın gereği ve ilmin meyvesidir. Adaletli olmayan ilim sahibi, meyve vermeyen ağaç gibidir. Sadece yanmaya yarar.
    Toplumun düzelmesi veya bozulmasının ruhla ve nefisle bağlantısı vardır. Onun için de insanların düzelmesi toplumun düzelmesine, insanların bozulması da toplumun bozulmasına sebep olur.
     
         “Bir kavim davranışlarını değiştirmedikçe ALLAH(c.c.) da onlara verdiği nimeti değiştirmez.” (Enfal-53) 
         “Ey iman edenler! ALLAH için adaleti ayakta tutan hâkimler ve adalet numunesi şahitler olunuz ve sakın bir kavme buğzunuz(kininiz) sizi adaletsizliğe sevk etmesin. Adaletli olun, zira takvaya en yakın olan odur. ALLAH’tan korkun, azabından sakının, muttaki olun. Çünkü ALLAH yaptığınız her şeyden haberdardır.” (Maide-8)
    Adil olan insanlar, adaletle hükmeden emir sahipleri cennete ilk girecek insanlardır. (Hadis)

         İslam’ın dışında hiçbir sistem adil değildir ve adaleti sağlayamaz.

         İslam dışındaki bütün sistemlerin kurallarını insanlar yaptığından, insanlar da eksik olduğundan kuralları da eksik olacak ve o kurallarla da adalet sağlanamayacaktır. Bunu bugün İslam âlemi yaşamaktadır.

         Adaletin sağlanamadığı yerde zulüm olacağından, zulmün ortadan kaldırılması da müslümanın üzerinde bir mecburiyettir.

         “Bir saatlik adaletle hükmetmek, bir sene ibadet etmekten daha hayırlıdır.” (Hadis-i Şerif)

         Bugün “Ben ibadetlerimi yapıyorum, gece teheccüd namazı bile kılıyorum. Gerisi beni ilgilendirmez.” diyemeyiz. “Biz, ibadetini yapıp  ahlaklı gençler yetiştiriyoruz, siyaset ve yönetim bizi ilgilendirmez.” diyemeyiz.
     
         “Önce iyi insanlar yetiştirelim, sonra da o insanların olduğu toplumla da yönetimi ele geçiririz.” diye düşünenler, peygamberin takip ettiği yola hiç bakmıyorlar mı? Peygamberimiz(s.a.v) Mekke döneminde on üç yıl en güzel eğitimi vermesine rağmen iki yüz kişiyi geçemediler. Ancak hicret ettikten sonra Medine’de İslam devletini, azınlık olmalarına rağmen kurduktan sonra on yılda veda hutbesinde yüz yirmi bin sahabeye ulaştılar. Bu, Müslümanların mutlaka adaleti yeryüzüne hâkim kılmak için yönetime talip olmak zorunda olduğunu göstermektedir.
     
         Adaletin, hak ve özgürlüklerin olmadığı yerde haramların zirveye çıktığı bir ortamda tabi ki ibadetler yapılacaktır. Ancak asıl yapılması gereken, asıl mücadele edilmesi gereken şey, adaletin hâkim olması ve zulmün ortadan kaldırılması için mücadele yapmaktır.

         Bu mücadeleyi yaparken, İslam düşmanları ile işbirliği içerisinde olarak yapılmamalıdır. Bu konuda rehberimiz ve yolumuz Resul-ü Ekrem(s.a.v)’dir ve O’nun yoludur.

         Hiçbir Peygamber veya Halife hedeflerine ulaşmak için düşmanlarıyla işbirliği yapmamıştır.

         Adaletin, yeryüzüne hâkim olması için ecdadımız gibi Peygamberin yolundan gitmek mecburiyetindeyiz. Başka da yol yoktur.

         Adaletin yeryüzüne hâkim olması dileğiyle…

         Sevgi ve selamlarımla...




    • Süper Moderatör
    • *
    • İleti: 635
    • Cinsiyet: Bay
    • 46 Mesajı Toplam
      73 Kere Beğenildi
    ADALET OLMADAN ASLA...
    « Yanıtla #1: 28 Mayıs 2010 - 15:07 »
  • Yayınlama
  • kiymetli agabeyim,tabiki dogrusu sizin yatiklarinizda, maalesef ülkemizde dogruyu görmek isteyenler cok azinlikda. basimiza tas yagmatikca kafamizi cevirip gökyüzüne bakma ihtiyaci duymuyoruz. suursuzlik hat safhada.
    selam ve saygilarimla

    "Dogruya dogru"

    Bes vakit loslugunda saf saftik
    Da`vetin vardi dün ezanlarda...
    Seni ey ma`bedim utansinlar,
    Kapayanlar da acmayanlar da!

    "Gögün lütfüyla askerlerimiz saglam, atlarimiz güclü oldular" / "Bende olmayani bende olanla degistirmek istiyorum" Teoman-oguz kagan-Mete Han-235-174  

    "Atimin ayak bastigi her yer benim topragimdir, Atilla-445-453"

    "Demir daglar delmis olan Bozkurt`lariz ki, Orhun`da var Kül Tigin`den kalma yazimiz" E.B.

    "Yurt girince yad eline, Cikmaz mi bir Börtecine" Z.G.

    "Size öyle bir Vatan aldim ki; ebediyen sizin olacaktir" Sultan AlpArslan-26 Agustos-1071 Malazgirt

    "Türkiye`yi bir müttefik, Türk insanini da kardeslerimiz olarak görüyoruz-25-Mart-2016-Gabor Vona-JOBBIK"

    "Ergenekon yurdun adi, Börtecine Kurdun adi, yüz sene dir durdun hadi, cik ey yüz bin mizragimiz"
       
    HACISERIFOGLU-
    MOLLAHÜSEYINOGLU-YGKYD-2000 Dernegi-Baskani-Servet isildar-Stuttgart-Deg. / Almanya


     


    Facebook Yorumları

             
    Twittear