İSLAM FOBİ TIRMANIYOR MU? - Gülen Köyü Resmi Web Sitesi...

Gönderen Konu: İSLAM FOBİ TIRMANIYOR MU?  (Okunma sayısı 1855 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

  • İncir Ağacındaki Adam
  • Süper Moderatör
  • *
  • İleti: 1.674
  • Cinsiyet: Bay
  • 99 Mesajı Toplam
    139 Kere Beğenildi
  • GSM: 05079310977
İSLAM FOBİ TIRMANIYOR MU?
« Topic Start: 01 Haziran 2010 - 16:24 »
  • Yayınlama
  •      MUSTAFA YILMAZ
         mustafa-yilmazzz@hotmail.com
         22 Eylül Pazartesi 2008

         İSLAM FOBİ TIRMANIYOR MU?

    “İslamfobi  tırmanıyor”

    Bu cümlenin sahibi İslam Konferansı Teşkilatı Genel Sekreteri Prof.Dr.Ekmelettin İhsanoğlu.ABD’nin New York Columbia Üniversitesin’de yaptığı konuşmasında İslam fobi konusuna değinen İhsanoğlu,İslam fobi’ nın Batı’da ırkçılık düzeyinde tehlikeli bir şekilde arttığına dikkat çekti ve bu anlayışın ve gelişmenin kimseye fayda getirmeyeceğini dile getirdi.

    İnanmak istemeyeceğimiz bir cümle ama durum gerçekten de öyle mi? Prof. Dr. Ekmelettin İhsanoğlu’nın dediği gibi İslam fobi tırmanıyor mu?Açıklamanın resmi bir ağızdan yapılmış olması İslam fobinin tırmandığına dair içimizde hissettiğimiz şüpheleri azaltıyor.Gerçeklik payını arttırıyor.
           
    İsterseniz İslam dininin lekelenmesine yönelik son zamanlarda medyada yer bulan olaylara biraz değinelim.Özellikle son altı aydır gündemden düşmeyen Ergenekon oluşumuna dair yapılan operasyonlarda göz altına alınanların yaptığı telefon konuşma kayıtlarından okuduğumuz diyaloglar  inananları ciddi manada endişeye sevk etmektedir.Çıkar amaçlı olarak dinin ve dini duyguların nasıl sömürüldüğü açık bir şekilde kayıtlarda geçmekte.

    İkinci bir olaya daha değinelim.İnanmakta zorlandığım ve davanın sonuçlanmasına kadar da inanmak istemeyeceğim Deniz Feneri derneğinde yapıldığı iddia edilen yolsuzluklar eğer ki gerçek ise İslam fobinin tırmanmasına ciddi etki yapacaktır.Özellikle medyada yer bulduğu dönemin hayır hasenatın sağanak sağanak yağdığı Ramazan ayına denk gelmesi hayırda bulunma düşüncesinde olanları tekrardan düşünmeye,düşünmenin de ötesinde inançlarında kuşkuya düşürebilir.

    Bu iki olayın üzerine  geçtiğimiz günlerde Almanya’da aşırı sağcıların yaptığı STOP ISLAM yani İSLAM’a HAYIR eylemi İslam’a inanmayanların ama gönlü meyletmek üzere olanlarda derin yaralar açabilir.Onları tek kuşatıcı dinden uzaklaştırabilir.

    Dikkat çeken önemli bir unsur ise bütün bu sıcak gelişmelerin manevi zenginliğin arttığı,şeytanın zincirlerinin bağlandığı mübarek Ramazan ayına denk gelmesini nasıl açıklamamız gerekiyor?Kötülüğü emreden şeytanın zincirlerle bağlanması bu ayda yapılan kötülükleri neden engelleyemiyor?Şeytan yerinde ise yerinde olmayan ne?Yerinde olmayan Rahman’ın istediği yerde olmamamız olabilir mi?Kendinizi İslam adına temsil vazifesini yapmada yeterli görebilirsiniz ama unutmayın ki cemaat halinde kılınan bir namaz bile tek başına kılınan namaza göre yirmi yedi kat daha fazla sevap içeriyor.Haliyle artmakta olduğu söylenen İslam fobi’nin en büyük sebeplerinden bir tanesi İslam’ı cemaat halinde temsil etmememiz.Birbirimizden kopuk yaşamamız.Birbirimizle ilgilenmememiz,birbirimizi tanımamamız…

    Birbirimizi tanımıyoruz derken Ergenekon oluşumunun İsmailağa cemaatine nasıl sızma girişiminde bulunduklarını hatırlayınız.Ne diyordu içlerinden bir tanesi: Ben Molla oldum,Mollaların arasına girdim.Sakal bile bıraktım.

    Görüyor musunuz temsiliyet olarak bırakılan açık kapılar bizleri ve inanları ne kadar zor duruma düşürüyor.En kötüsü dinimizi zor duruma düşürüyor.Şeytanın vesveselerini arttırıyor.

    Dinin yeterli düzeyde temsil edilememesinden doğan açık kapılar din istismarı peşinde koşanlar için çok güzel malzeme oluyor.Şu sıralar okumakta olduğum kitapta istismar peşinde olanların yaptıklarına dair çarpıcı notlar düşülmüş.Bir kısmını sizlere de aktarmak istiyorum:
     
    “Bayanlar,baylar;bu zatı hatırlıyorsunuz değil mi?Herkesin ürktüğü,toplumun yerleşik düzenini yıkmasından korktuğu bu adam,aslında bizim yetiştirdiğimiz ,şehvet düşkünü üç kağıtçıdan başka bir şey değildir…Onu önce avare meczup kılığında ortaya saldık,etrafına bir iki ayvaz kattık.Bunlar ona büyük bir zat olduğu yolunda telkinlerde bulunarak şeyhliğini ilan etmesini sağladılar.Ondan sonra kendisini biraz daha alladık,biraz daha pulladık;şarlatanlara düşkün bir şehrimize yolladık.Oradan da şöhretini rüzgarlara koyuverdik,yurt dışındaki vatandaşlara kadar yayıverdik.Öyle bir nam saldı ki,kendini kutup zannetmeye başladı.Bir seferinde kendisine inanan saf bir gurbetçi vatandaş,eşi öldüğü için on dört yaşındaki kızını mübarek bildiği bu adama emanet etmiş,kendi gözetimindeki kurslardan birinde din eğitimi verdirmesini istemişti.Kısa süre sonra bu etek düşkünü ve cinsel yangın pişkini herif emeline ulaşırken bizim elemanlarımız tarafından kıstırıldı ve kameralarımızla bastırıldı…Böylece teslim şartnamesini imzalayarak her emrimizi yerine getirmeye mecbur oldu.bundan sonra ona her manevrayı yaptırmamız işten bile değildi.Nitekim dinci dalganın yükseldiği bir hengamede bu şeyh kılıklı şehvet budalasını cilalayıp bir taşla iki kuş vurduk.Hem böyle bir sapığı savunanları fişledik hem de ondan tiksinenlerin bilinçlerini gergef gibi işledik.”

    Bu satırları okurken hafızam beni on yıl önce 28 Şubata götürdü.Kurulan senaryo Fadime Şahin ile Ali Kalkancının yaşadıklarına ne kadar da benziyor değil mi?

    Dini istismar peşinde koşanlar aradan yıllar geçmesine rağmen koşmaya devam ediyorlar.Peki biz bu koşuda neredeyiz?

    Tüm bu açıklamalar eşliğinde en başa dönecek olursak İslam fobinin artmasında en temel etken temsil yetersizliğimiz.Buna temsil yerine teslim desek daha doğru olacak sanırım.Çünkü teslimiyet; temsiliyettir.Hakkıyla Yaradan’a teslim olan cemaatin teslim sorunu olmaz.Olamaz...

    Yazının sonunu, dinlerken beni düşüncelere sevk eden Mustafa Cihat’ın söylemiş olduğu bir ilahinin nakarat kısmının dizeleriyle sonlandıralım:

    Sana layık kul olamadık,olamadık
    Doğruyu bir türlü bulamadık,bulamadık
    Sözümüze sadık kalamadık,kalamadık
    Şimdi affet sen bizi, merhametine muhtacız
    Şimdi affet sen bizi,mağfiretine muhtacız.


            Not:Yazıda belirtmiş olduğum tüm eleştirililer,yetersizlikler nefsim hesaba katılarak yapılmıştır.



    Bir nefeslik duamla müebbetimi seçtim / Manam ukbâya açık, maddiyatı es geçtim (Hekim)

    • Nilgün Aktürk
    • Aktif Visirli
    • *
    • İleti: 441
    • Cinsiyet: Bayan
    • 28 Mesajı Toplam
      41 Kere Beğenildi
    İSLAM FOBİ TIRMANIYOR MU?
    « Yanıtla #1: 01 Haziran 2010 - 17:00 »
  • Yayınlama
  • çok üzülerek belirtmeliyim ki çok doğru tespitler.
    biz farkına bile varmadan o kadar ince şekilde zihnimizin alt katmanlarına yerleştirildi ki islam fobisi.Geçenlerde ailesinde,çevresinde bir çok kapalı bayan olan bir tanıdık bir resmi değerlendirirken -çok güzel bir resim şu arkadaki görüntüye rağmen dedi,neyi kastettiğini anlamayınca dikkatle baktım,grüntüyü kirletiyor dediği şey bikaç insanın ardında rastgele orda bulunduğundan resmin arka fonunda çıkan türbanlı biriydi.

    Basit bir olay belki,ama o resme bakıp bunu düşünebilme ciddi doldurulmuşluğun göstergesi...

    Ama dediğiniz gibi birileri oluşturuyor bu fobiyi diye sıyrılacak kadar temiz değiliz.Birileri islam fobisi adına çabaladı,bizlerde ekmeklerine yağ sürdük çoğu zaman...

    Oruç tuttukça terbiye olacak yerde,açlık bahanesiyle yorgunlaştık,agresifleştik...

    Namaz kılan,yalan söyledi...

    Faiz haram diyen,çıkarı için her yolu mübah saydı...

    O'nun ahlakıyla ahlaklanabildik mi?

    En ufak bir pürüz barındırmayan,hayatın her alanında en doğru şekli sunan dinimizi ne kadar içten,derin yaşadıysak o kadar temsil edebildik...

    O'nun rahmeti olmasaydı???

    ALLAH'ın ihsan ettiğine mani olacak yoktur,O'nun mani olduğunu da lütfedecek yoktur.


     


    Facebook Yorumları

             
    Twittear