OYNATMAYA AZ KALDI, CANDAŞIM NERDE? - Gülen Köyü Resmi Web Sitesi...

Gönderen Konu: OYNATMAYA AZ KALDI, CANDAŞIM NERDE?  (Okunma sayısı 1893 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

  • İncir Ağacındaki Adam
  • Süper Moderatör
  • *
  • İleti: 1.674
  • Cinsiyet: Bay
  • 99 Mesajı Toplam
    139 Kere Beğenildi
  • GSM: 05079310977
     MUSTAFA YILMAZ
     mustafa-yilmazzz@hotmail.com
     01 Haziran 2010 Salı

     OYNATMAYA AZ KALDI, CANDAŞIM NERDE?

     -Off! Kafam patlayacak gibi. Sabahtan beri kaç kişi aradı, sayamadım. Oturmuş neyin sorgusunu yapıyoruz. Yok, masaya çıkmış mıyım da; yok, alkışlamış mıyım da, bilmem ne? Hem hesap vermek zorunda değilim ki!

     -Abi, hesap vermek zorunda değilsin ama bak gene telefonun çalıyor. Anlaşılan seni rahat bırakmayacak bu gazeteciler. Çok bekletme de, aç istersen telefonunu

     -Ben de gazeteci olmasaydım gösterirdim onlara. İyi bir ağızlarının payını verirdim.  Ama ne yaparsın el mahkûm. Mecburen cevaplayacağım… Alo, buyurun!

     -İyi günler Tufan Bey, şu anda canlı yayındayız. Ana muhalefet partisinin kurultayında yaşananlar çok konuşuldu. Hakkınızda Taraf muhabirinin de bir izlenimi var. İsmi geçen kişi olarak siz ne diyeceksiniz bu konu hakkında. Denildiği gibi masaya çıkıp alkışladınız mı?

     -Efendim, sabahtan beri değişik kanallardan aranıp aynı soruya muhatap oldum. Ülkenin ikinci büyük partisi bir kurultay düzenliyor. Belki de siyaset sahnesinde büyük gelişmeler yaşanacak. Biz nelerin tartışmasını yapıyoruz ALLAH aşkına! Haberciliğin de bir adabı vardır. 40 yıldır gazetecilik yapıyorum, böyle basit bir tartışma malzemesi görmedim, duymadım.

     -Tufan bey haklısınız ama siz de mazur görürsünüz ki mesleğimizin doğasında bu var.

     -Bırakalım Efendim doğasında, moğasında işlerini. Başbakan ağzı gibi “ölüm, mesleğin kaderinde var”  lafları üretmeyin! Hem kime ne! Alkışlamışsam alkışlarım. Kime ne! Kimseye hesap vermek zorunda değilim! Sizin yaşınız kadar ben bu meslekte kalem çürüttüm.

     -Tufan Bey, isterseniz bi sakinleşin. Tepkinizi anlayabiliyorum. Yoğun bi telefon trafiği yaşamış olmanız da sanırım bunda etken. Başka soru sormuyorum. Teşekkür ediyorum yayınımıza katıldığınız için.

     -Sinirlendiğim için özür dilerim. Ayrıca anlayışınız için de ben teşekkür ediyorum…

     ***

     -Abi, ellerine bi malzeme geçti ya, sonuna kadar kullanırlar bunu.

     -Doğru diyorsun, bu adamlara malzeme vermeye gör. Anında haşlamaya başlıyorlar seni. Böyle olacağını bilseydim hiç çıkar mıydım sandalyeye?  Alkışlar mıydım? Bir an heyecanlandım işte. Kemal Bey’in iktidar ışığını görmek ve paylaşmak istedim. Salonda tıka basa dolu olunca…

     -Sen de haliyle görmek için sandalyeye çıktın ve alkışladın.

     -Aynen durum bundan ibaret!

     -Sanırım bu ibaretleri başka öğrenmek isteyenler de var. Telefon sesinden kulağım ağırmaya başladı. Abi,  günün telefon görüşmeleriyle bitecek gibi. Ama bu sefer sinirlenmemeye bak, tamam mı?

     -Tamam, sakin olacağım… Alo, buyurun!

     -İyi günler Tufan Bey, şu anda gazeteci arkadaşlarla birlikte canlı yayındayız. Malumunuz üzere bir tartışma konusu var. Yaşananları bir de sizin ağzınızdan duymak istedik.

     -Anlıyorum, tabi ki! Şimdi Efendim, olayı başından anlatayım. Ben Oktay Bey ile yan yana oturuyorum. Bizim arkamızda da Taraf muhabirleri var. Tanımıyorum kendilerini. İki de bir bizim tarafa bakıyorlar. Sanki bir malzeme arıyor gibiydiler. Sonrasında salona şey girdi… ııııı!… Bizim şey girdi… Kemal Bey girdi. Zaten salonda anormal bi kalabalık vardı. Adam ezilme tehlikesi atlattı, filan…Tam bizim önümüzden geçerken göremedik biz. Ben, sandalyeye çıkıyım ki göreyim diye şey ettim. Onun üzerine bazı arkadaşlar da, mesela Oktay Bey de çıktı ama öyle ayağımızı mayağımızı çıkarmadık. Çoraplarımızla masaların üstüne de çıkmadık. Yani sandalyenin hemen şöyle kenarına tutunarak şöyle bi yükselip görmek istedik. Nitekim de gördük. Ondan sonra da indik. Yani, olay da budur! Oktay Bey, zavallı! Ne o alkışladı, ne ben alkışladım. Öyle coşkuyla, bilmem neyle alkışlama malkışlama filan… Bunlar… çok ayıp bişey bir defa yapılan. Orda çok önemli bir kurultay oluyor. Belki Türk siyasi tarihinin yazgısına etki edecek bir değişim oluyor. Bunları bırakmış adamlar biz çıkmışız da bilmem ne!

     -Tufan Bey, denildiği gibi bi alkışlama yok öyleyse

     -Yok be kardeşim, ne alkışlaması! Sadece sandalyeye tutunduk, o kadar. Bu kadar büyütmeyelim.

     -Teşekkür ediyoruz Tufan Bey bizleri aydınlattığınız için.

     -Ben teşekkür ederim.

     ***

     -Abi, bu nasıl iş! Biraz önce “alkışlamışsam alkışladım, kime ne”  dedin. Şimdi de yok alkışlamadım, diyorsun. Hangisi doğru?

     -Amaaan Niyazi! Git başımdan, bir de sana anlatmak zorunda bırakma beni. Zaten kafamın içi kaynar kazan. Şimdi sorunu cevaplayamam. Hadi görüşürüz, ben eve gidiyorum….



Bir nefeslik duamla müebbetimi seçtim / Manam ukbâya açık, maddiyatı es geçtim (Hekim)


 


Facebook Yorumları

         
Twittear