Mezereler

GÜLENDER Üyeliği


Kullanıcı Bilgisi

 
 
Hoşgeldiniz Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. Aktivasyon epostanız mı yok?

Gülen Köyü Hakkında

Kültürümüz

İstatistikler

  • stats Toplam Üye: 1.724
  • stats Toplam İleti: 62.238
  • stats Toplam Konu: 9.535
  • stats Toplam Kategori: 7
  • stats Toplam Bölüm: 153
  • stats En Çok Çevrimiçi: 2.613

Mezereler

..:: Mezereler ::..

800 m. yükseklikte ve yayladan köye dönüşte Eylül ve Ekim aylarında geçici olarak (gene hayvanların iyi beslenmeleri ve yağ, süt, peynir yapmak için) barınılan, Anadolu'nun bazı bölgelerinde Mezra veya Mesire yeri de denilen yerleşim yerleridir. Köye nisbetle düz arazi yapısına sahiptir. Kasalak Dağı'ndan dolayı (Yüksekliği 1.450 m.) Gülen Köyü Mezereleri Kasalak olarak adlandırılır. Mezere evlerine de oba denir.

Köyün mezereleri Kondu, Çoruk, Sürmene/Seveho ile sınırdır. Kasalak düzü denilen mezere düzlüğü önceleri Yarakar'lılardan alındıktan sonra köyün mer'ası olarak kullanılmaya baş-lanmıştır.

Of-Sürmene sınırında bulunan Kasalak Dağı, I. Dünya Savaşı sırasında Osmanlı-Rus savaşla-rının Kafkas Cephelerinde cereyan eden çarpışmalara sahne olmuştur. 25-30 Haziran 1916 ta-rihlerinde Rus Kuvvetleri Osmanlı 2. Süvari Alayı ve 4. Alayı tarafından Sultanmurat'tan Kasalah dağına kadar kovalanmış, Rus askerleri Kasalah'dan Of'a doğru panik halinde kaç-mışlardır. Kasalah dağının çeşitli yerlerinde bu savaşlardan kalma mezarlar vardır.

Gülen Köyü mezeresi iki bölüme ayrılır. Bozdağ Mahallesi'nin yerleşim yeri olan ve 12 ha-nenin yaşadığı Refanlar ile Yeni Cami Mahallesi'nin yerleşim yeri olan ve 20 hanenin yaşadı-ğı Kasalah.

Mezere mevsiminde mezerelere çıkıldığında ilk iş olarak evlere yılan girmemesi için ocak ya-kılır ve ocağa kükürt dökülür.

Gerek köy, gerek mezereler, gerekse de yaylaların "anlatılamaz güzellikleri" ancak "yaşaya-rak" hissedilir. Buralar insanın yalın olarak tabiatla başbaşa olduğu "yeşil cennet köşeleri"dir. Yeşil; bir halı serilmiş gibi köyün her karesine hakimdir. Tabiat kendini sürekli ve çok hızlı yeniler.

1960'lı yıllara kadar köylüler kendi giyinme, yiyecek ve barınma ihtiyaçlarını kendileri üreti-yorlardı. Yani her ev "kapalı bir üretim merkezi" idi de aynı zamanda. Tarlalara ihtiyaçları kadar kenevir kendir ekilir. Bundan ip, iplik yapılır, iç çamaşırları dokunurdu. Koyun yünün-den çorap, yatak çarşafı, havlu (peşkir), inek derisinden Çarık yapılırdı. Çarığı kimi kendisi yapar, kimisi de başkasına yaptırırdı.

Bu konuda Osman Düzenli (68); "Eskiden, pizum çecukluğumuzde kaz lambalari, idare lambalari var idi. Anam ocaktaki ateşun işiğilan kice sabaha kadar keten tokurdi. Hedik, forotiko kömlekleri.." diyor.

Deterjan kullanımından önce köyde çamaşırlar sepet içerisine konulur, üzerine odun külü se-rilerek kaynar suyla yıkanırdı. Bu yıkama işlemine tola (veya dola) denirdi.

Köy halkı müsrif değil kanaatkardır. Nimete şükretmek adeta bir vecibe haline gelmiştir. (Şa-hit olduğum bir anekdot: Köyün yaşlı kadınlarından birisi, elektriğin köye verilmesi üzerine "Ya Rabbi çok şükür, Visir'de elektriği görecek miydik." demiştir.)

Bir Önceki Sayfaya Dönün...

Mobil Uyglaması

Son Üyeler

         
Twittear