Nüfus, Yerleşim, Yaşam

GÜLENDER Üyeliği


Kullanıcı Bilgisi

 
 
Hoşgeldiniz Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. Aktivasyon epostanız mı yok?

Gülen Köyü Hakkında

Kültürümüz

İstatistikler

  • stats Toplam Üye: 1.723
  • stats Toplam İleti: 62.238
  • stats Toplam Konu: 9.535
  • stats Toplam Kategori: 7
  • stats Toplam Bölüm: 153
  • stats En Çok Çevrimiçi: 2.613

Nüfus, Yerleşim, Yaşam

..:: Nüfus, Yerleşim, Yaşam ::..

Köy arazisinin artan nüfusu besleyememesi nedeniyle yaşanan göçler köyün nüfusunu fiilen azaltmıştır. Şimdilerde yaz aylarında artan nüfus kış aylarında azalır. 2000 yılı nüfus sayımı sonuçlarına göre köy 330 haneden ibarettir.

Dernekpazarı İlçe Nüfus Müdürlüğü'ndeki kayıtlarda ise; köyün nüfusu şu şekildedir:

Kadın : 2.845 (% 52) Erkek : 2.627 (% 48) Toplam: 5.472

Köyde yaşayan nüfus ile Köy kütüğüne kayıtlı nüfus arasındaki bu büyük fark (8 kat) yoğun göçün bir göstergesi olduğu gibi aynı zamanda; köyden oldukça uzak il ve ilçelere yerleşmiş Gülen Köyü kökenli ailelerin nüfus kayıtlarının hala Dernekpazarı-Gülen Köyü'nde olması Karadeniz insanındaki "aidiyet ve mensubiyet duygusu"nun güzel bir örneğini göstermekte-dir.

Doğu Karadeniz Bölgesi'nin yerleşim ve yaşama biçimi Gülen Köyü'nde de ayniyle devam eder. Yılın 12 ayı tabiat şekil değiştirir ve yeşil'inin tüm tonlarını sergiler.


Günlük Hayat gün ağarmadan sabah ezanıyla birlikte başlar. Sabah namazının kılınmasından sonra, evin her iki sokak kapısı açılır. Ev kapılarının güneş doğmadan açılmaması "bereket-sizlik" olarak yorumlanır. Sonra (kış ayları hariç) mevsimin özelliğine göre ya çay ve fındık toplamaya, ya ineklere ot yapmaya (toplamaya), ya da tarlada çalışmaya gidilir. Kış aylarında ormanlardan yakacak için odun yapılır ve evin diğer "iç işleri" ile uğraşılır. Hayat adeta tabii olarak kendiliğinden düzenlenmiştir.

Günlük yaşamda, ev ve hayvanların ihtiyaçları insanların sırtında taşınır. Köy yollarının açıl-masıyla birlikte bu uygulama bir miktar azalmıştır.

Aileler genellikle 3-6 çocukludur.

Yayla Yaşamı

Köylülerin halen yayla olarak kullandığı Öküzlü (Karye-i Devasir/Devaser) H. 991 (M. 1583) yıllarında köy olarak meskündur.

Bugünkü araba yolları ulaşıma açılmadan önce yayla zamanı geldiğinde her aileden birer-ikişer kişi hayvanları (inekleri) önüne alarak toplu halde sabah ezanıyla birlikte yola çıkılır. Yol üzerinde konaklayarak ikindi vakti yaylaya ulaşılırdı.

Köyden yaylaya gidiş ve yayla yaşamıyla ilgili Fatma Düzenli (78) şunları anlatıyor:

"Sabaha iki, uç sahat kalarak koparduk köyden. Yurume kiderduk. Obamuz var idi pizum da. Kaynanam tururdi oraya. Akşama yakin yaylaya kiderduk. Ne havesluklan kiderduk. Yukler arkamuza, sepetum ağir. İnekler oğumuze. Haykira haykira, türki teye teye. Pitun kari kuri. İ-nekleri pirleştururduk. Kariler oğinden, erkekler olarun peşine. Kiderduk Körneğe. Ortan Sultan Murata, Lemon Suyina. Eskiden oyle pi konak eterduk oraya. Hep erkekler karilari alu yetururdiler. Şindi oyle pişe yok. Ama pazkeren ne furtunalar ta eterdi. Oyle furtunalar olurdi ki, halaz yağarti. Vururti yuzumuze, siğirlarun yuzine. Pazen çanumuzi zor kurtarurduk. Yay-ladan tönişte da kar furtunalari olurdi. Furtunaya yakalanan zor kurtulurdi.

Yaylaya uç, uçbuçuğay tururduk. Sora Mezerelere enerduk. Oğine yaylaya siğirlar içun çoban tutarduk. Siğirlar aşardi pizum yerleri paşka yaylalarun yaylimlarina kiderdi, tağilurlerdi. O-nun içun çoban tutarduk. Şindi çoban tutmayiler. Oğinden yaylim pulmazdiler, siğirlar kalabalukti, koyinlar varti."

Osman Düzenli (68); "Eskiden yaylaya 1500 sığır olurdi. 3 tane çoban tutardiler. İspatan ve paşka yaylalardan yaylim alurlerdi. Şindi 200 tane siğir zor oluyi." diyor.

Hasan Düzenli (80) çocukluğunda yaylaya gidişini şöyle anlatır: "Mola Şağban Husni'lan pile peni (o zaman çecuk iduk) alur yaylaya ketururti. Yayan, ayaklarumuz yalinayak, paşaçuk kelurduk. Pazisinun çaruği variti. Siğirlar oğumuze kelurduk. İspatan'a kiderduk, komşiluk eterduk. Pizum yaylanun inekleri otlamak içun hau tepeleri aşardiler. İspatanlilarun hudütlerine kirerdiler. Olar da surup alurtiler siğirlari. Pizden para alurtiler keri vermek içun. Pazilari insafli olurti. Aşağa yokari 1940'lerde.."

Dernekpazarı-Sultanmurat Yaylası arası 14 Km.lik bağlantı yolu 1998 yılında ulaşıma açıl-mıştır.

Önceleri hayvanların daha iyi beslenmeleri (yaylak) amacıyla ot yetiştirmek, daha iyi yağ, süt, peynir yapmak için geçici olarak yılın Mayıs, Haziran, Temmuz ve Ağustos aylarında göç e-dilen uçsuz-bucaksız çimenlerin bir halı gibi tabiatı dokuduğu düzlüklerdir. Bugün ise "yayla-cılık" hayvancılıktan çok dinlenme amaçlı, alışkanlık ve geleneğe bağlı olarak yaşatılmakta-dır. Yaylaların yüksekliğinden dolayı bir anda ortalığı kaplayan sis ve dumanda yolunu kay-betmek bile mümkündür. Güneşli havalarda insanların yüzleri, özellikle de burun ve kulakla-rının üzeri soyulur.

Yayla evlerine "oba" denir.

Öküzlü Yaylası, yol üzerinde önemli bir uğrak ve durak yeri olan Sultan Murat Yaylası (2000 m.) ile Limon Suyu Yaylası (2100 m.)'nın biraz ilerisindedir.

Yaylanın karşısındaki tepenin adı Herami'dir. Eski Öküzlü ile Yeni Öküzlü'nün arasındaki vadinin adı da Korop'tur.

Öküzlü Yaylası ile ilgili S. Akyüz şunları söylüyor: "Aslinda pura kimsenun teyildi. Eski Okuzliye kişlartiler.Habu yaylaya İşkenazlilarun kelduği aşağa yokari yuz seneluk mazitur. Hacihasanoğli var idi. Tört yayla onun idi. Fotinos'li iti. Okuzli, Mahtala, Kovuktaş, Halkomas. Bu tört yayla onun emrinde iti. Tevlet pundan vergi alurdi. Vergiyi vermeduği kibi devlet tutti aldi yeri ondan. Pi hak talep etemedi. Oldi Hazne mali. Pizum eskilerumuzle İşkenazlilarun eskileri kurdiler yaylayi. Eskiden nereye osa tururdun. Sikişma yoğidi. Teşki arkadaşum olsa. Oyle kuruldi, kaldi işte. Şindi tabi artti Pen pizum yaylayi 17 hane ikan pilurum."

Hasan Ayaz (100-müteveffa): "Okuzli yaylasi eveli şenlik iti. Evvela pizumkiler şenledi, sora İşkenazli'lar keldi."

Yöre insanında yaylaların özel bir anlamı vardır. Yaylalar adeta "özgürlüğün" ve "bereket"in sembolüdür. Yazbaşı özgürlüğe çıkış kapısıdır. Çünkü köydeki yaşam (coğrafyanın zorunlu-luğundan) dağ ve ormanlarla kuşatılmıştır. Yaylada ise uçsuz bucaksız dümdüz yeşillikler in-sanı çağırır, ufka doğru çeker. Köydeki günübirlik yaşam kendini yayladaki derin-içsel yaşa-ma bırakır.

Yayla hasreti ve özlemi duygu-yoğun olarak türkülerde de sıkça dile getirilir:

E yaylalar yaylalar Yaylanun çumenine
Çumen pağladunuz mi? Kuzi yayilur kuzi
Kideyirum askere Pekledum da kelmedun
Kizlar ağladunuz mi? Seni kağurun kızi

Yaylanun çumenine Yaylanun çumenleri
Yaydum kuzilarumi Kardan ağlayi kardan
Allahum poyle yazdi Allahini sevenler
Kara yazilarumi Ayirman peni yardan

Sultanmurat sulari Ah yaylalar yaylalar
Ya akmasun akmasun Size yeşilluk terler
Ne oldi sana yarum Kün toğmadan ayrilduk
Tarafıma pakmasun İşitenler ne terler

Yayla çumeni karlar Yayla çumeni menden
Su olup ta akarler Pen ayrilamam senden
Tedum konuşmayalum Yer toyarsa rahmetten
Kizlenup ta pakarler Pen da toyarum senden

Kideyikan yaylaya Yayladan keluyisun
Çattum elma serkisi Hane yağun yoğurdun
Pu kadar küzellukler Pen seni kiz pilurdum
Hep Allah'un verkisi Tokuz kere toğurdun

Bir Önceki Sayfaya Dönün...

Mobil Uyglaması

Son Üyeler

         
Twittear