BİR GEZİNİN ANATOMİSİ - Gulen Koyu Resmi Web Sitesi...

Gönderen Konu: BİR GEZİNİN ANATOMİSİ  (Okunma sayısı 1493 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

  • Aktif Visirli
  • *
  • İleti: 833
  • Cinsiyet: Bay
    • AKSPOR LTD. ŞTİ.
  • GSM: 0533 727 22 60
BİR GEZİNİN ANATOMİSİ
« Topic Start: 13 Şubat 2010 - 14:36 »
  • Yayınlama
  •      Ticari faaliyetlerimden dolayı gittiğim yurt dışı seyahatlerim ve gezilerimde zamanımın bir bölümünü, mümkün olduğu ve imkanlarım dahilinde o ülkenin tarihi yerlerini, gezilecek mekanların camilerini, mağazalarını ve her şeyden önemlisi de orada yaşayan Türkleri ziyaret etmeye ayırarak değerlendirmeye çalışırım.

         Bu zamana kadar gitmiş olduğum, Tayvan, Çin, Hong Kong, Malezya, Rusya, Özbekistan, Türkmenistan vb. ülkelerde de hep böyle olmuştur. Fakat açıkçası hiç birisi Almanya ziyaretim kadar anlamlı olmamıştır. Bu seyahatimizde de yolumuz Almanya’ya düştü ve Almanya’nın Münih şehrinde yapılan fuar dolayısıyla orada bulundum İlk defa bir iş gezisini bu kadar kısa tutup zamanımın büyük bir kısmını orda bulunan akrabalarıma ve köylülerime ayırdım. Bundan da ne kadar mutlu olduğumu anlatamam. Gurbet elde yabancılık çekmemek herhalde bu olsa gerek…

         Fuarın ardından ilk önce Münih caddelerini, mağazalarını, tarihi yerlerini, Türklerin açtığı iş yerlerini ve restoranları , -10 derece soğuğa rağmen gezip görmeye çalıştık. Karşılaştığımız Türklerle ayak üstü yapılan sohbetler ve restoranlarında döner dürüm yemenin tadıyla, Münih deki gezimizi tamamlayarak otelden de eşyalarımızı toparlayıp Almanya’nın en büyük Bahanof tren istasyonuna geldik.10.33 treniyle yaklaşık üç saat sürecek olan Stutgart yolculuğumuz başladı. Dışarıda hava sıcaklığının eksi derecelerde olduğu,  fakat içeride trenin temiz ve sıcak ortamını soluyarak yapmış olduğum bu kısa yolculuğum sırasında en çok dikkatimi çeken şey, trenin kalkmadan önce varış saatini söyleyip saniyesini dahi şaşırmadan o saatte Stutgarta varması idi. Müthişti…

         Trenden indikten sonra;

          Akrabam, kardeşim, çocukluk arkadaşım güzel insan, Hasan Aktürk kardeşimin o müthiş sıcak ve her zamanki gibi o gülen gözleriyle karşılama anı, hasretle kucaklaşma(birkaç kez)dan sonra valizlerimizi arabaya koyup yaklaşık 55 km mesafedeki Nagold şehrine doğru yine karlı bir ortamda yola çıktık.

         Yol boyunca yapılan hal hatır sorma, hoş sohbet ve hasret giderme ortamında eski günlerden konuşmanın hazzı ve Hasan kardeşimin uzun süre (30 )senenin verdiği tecrübeyle bölgeyi tanıtmasının bana verdiği zevke diyecek yoktu doğrusu,..

         Hele dünyanın en büyük araba markası Mercedes firmasının devasa fabrikasının önünden geçerken hayretimizi gizleyemedik doğrusu. Yaklaşık kırk dakikalık yolculuğun ardından köylülerimizin ve akrabalarımızın kaldığı ilçeye gelme heyecanıyla arabadan iniş ve yine müthiş sıcak bir karşılanma ve Hasan kardeşimin o güzel malikânesine yerleşme ve iki günlük gezme ve hasret giderme zamanı...

      NOT: Yavuz Biber kardeşimin bana verdiği emaneti sevgili dayısı İsmail ağabeye vermenin rahatlığı ve mutluluğu içerisinde sohbete başladım. Biliyorum diyeceksiniz ki bu emanet nedir diye,Yavuz kardeşimi tanıyan herkes çok iyi bilir ki onun en büyük zevki muhabbet beslediği herkesi sıkı sıkı kucaklamak ve dünya üzerinde eşi benzeri olmayan o müthiş kollarından ve omzundan yara olacak şekilde dişleme sanatını icra etmektir.bende bana verdiği bu emaneti gönül rahatlığı ve huzuru içerisinde İsmail ağabeye içim kan ağlayacakta olsa verdim,,,,Yavuz kardeşim rahat olabilirsin, emanet adres teslimi yapılmıştır.(İsmail ağabi, şahsım adına sana verdiğim ve tahmin ettiğim o eşsiz acıdan dolayı da senden özür diliyorum).

        (olayı daha fazla roman formatına sokmadan)…

         Bu ziyaretimiz sırasında bizi Stutgart’ tan alıp, iki gününü bize ayıran, arabasıyla gezdiren, rahat etmemiz için elinden geleni eksik etmeyen, bizi bir dakika olsun yalnız bırakmayan sayın Hasan Aktürk  kardeşim ve hürmeti hizmeti eksik etmeyen başta yenge hanım olmak üzere;  hepsi birbirinden hamarat ve pırlanta gibi kızlarına, Trabzonspor fanatiği Yavuz,Yasin ve Yunus Emre’ ye(hele Yasin amanniiiiiiiinn), eşsiz akşam muhabbetlerinin yapıldığı çay  pasta ve böreklerin yenildiği Mustafa ağabey ve Emine yengeye, Sabah kahvaltıda kuymak ve kavurmanın yenildiği İsmail ağabeyin ve Hava ablanın nazik sabah kahvaltılarına, özverilerine, Yine sabah kahvaltısında sadece kuş sütünün eksik olduğu ikramlara ve Enbiya kardeşime, doyumsuz sohbetiyle Ömer kardeşime, Dursun Ali ağabeye, Mustafa Düzen’e, Yakup Aktürk’ e,  gezmemizde bizi yalnız bırakmayan İsmail ağabeyin civan delikanlı oğlu, kardeşim FATİH e ve diğer tüm ağabeylerime, kardeşlerim.

         Ve bizi misafir etmek için iki gün telefonla devamlı arayan, ve ona misafir olmak, onu ziyaret etmekten ve onu görmekten büyük onur ve şeref duyduğum  yaptığı başarılı çalışmalarıyla ve sitedeki yazılarıyla çok yakından tanıdığımız Almanya’daki Gülen köyü derneğimizin  saygıdeğer başkanı Servet Işıldar ağabeyime..Pasta , börek, tatlı ve meyve sularıyla hürmeti ve hizmetini eksik etmeyen, sitemizin de çok yakından tanıdığı, engin fikirlerini ve düşüncelerini bizimle paylaşmaktan mutluluk duyan herkesin taktir ettiği çok saygı değer Gültane hanım yengemize sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum (bizler için emek harcayıp hazırladığın yemeklerinden zamanımız yetersizliğinden dolayı yiyemediğimiz için özür dileriz. Hakkınızı helal edin) Hacdan dönen Sami ağabeyimizi ziyaretimiz sırasında gösterdikleri bu sıcak karşılama ve hoşsohbetinden dolayı ve çok değerli yeğeni Arif kardeşime de sonsuz teşekkürler.

         Son olarak; Mesai saati olduğu halde bizim geldiğimizi duyan(aslında sürpriz yapacaktım ona )ve hiç tereddüt etmeden, her türlü riski de göz önüne alarak, işinden izin alan, kar ve kış demeden bizi taa havaalanına kadar hem görmeye, hem de uğurlamaya gelen, uzun yıllar Trabzon’da da kader birliği yaptığım, ticaret yaptığım, aynı evi paylaştığım çok saygı değer arkadaşım, kardeşim aynı zamanda uzaktan da olsa akraba olan sevgili eniştemin de kardeşi olan Rahmetli Ferşat Yazıcının(ALLAH rahmet eylesin) en ufak oğlu Orhan Yazıcı kardeşime de sonsuz teşekkür ediyorum.
    Uzun tuttuğumu biliyorum bu vesileyle de siz değerli başta site yöneticileri olmak üzere tüm site okurlarından özür diliyorum…

         Saygı sevgi hürmet ve muhabbetlerimle...
     
         NOT: Bu seyahatle ilgili resimler anlamlı ziyaret sayfasında yayınlanacaktır...


    BAKAN ÜYE DEĞİL, KATILIMCI ÜYE İSTİYORUZ...


     


    Facebook Yorumları

             
    Twittear