Haftanın Konuğu "AHMET AKTÜRK (HOCA)"dır. - Gulen Koyu Resmi Web Sitesi...

Gönderen Konu: Haftanın Konuğu "AHMET AKTÜRK (HOCA)"dır.  (Okunma sayısı 17470 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

  • kardelen
  • Aktif Visirli
  • *
  • İleti: 770
  • Cinsiyet: Bayan
  • fotto
Sevgili ve cok degerli hocam, haftanin konugu secilmenden dolayi kutluyorum ve cogunlugu siyaset olan sorularini cevaplamakta kolaylik diliyorum.

1-Sitemiz eskiden oldugu gibi  ayni ilgiyi cekiyormu sence kullanıcılar tarafindan?
2-Elinde bir sihirli deynek olsa dünyada neyleri degisitiridin  politik disinda?
hocam sididen tskler ediyorum , tekrar kolaylik diliyorum hayirli aksamlar... sevgi ve saygilar kardelen

  • Süper Moderatör
  • *
  • İleti: 441
  • Cinsiyet: Bay
  • GSM: 0.536.947.6490
Selamu aleyküm öncelikle haftanın konuğu olma müşerrefine nail olduğunuz için şahsınızı tebrik eder hayırlı ömürler diler. Annenize rahmet babanıza sağlık selamet ailenize de mutluklar dileriz çünkü sizler gibi bir evladın yetişmesine ve topluma faydalı olmasına sebeb oldukları içi kendilerini şükranla anıyoruz.

1)Hayat tarihinize baktığımızda dolu dolu bir hayat ve hizmet içerisindesiniz bu canlılığın ve aktifliğin enerjisini nereden alıyorsunuz?
2)Öğretmenlik mesleğinin ve şu anda yaptığınız görevin kutsallığı sizin ne ifade ediyor?
3)Gençlere ahlak meslek iş konusunda hangi tavsiyelerde bulunursunuz?
4)Günümüzün sorunları ve sıkıntıları insanları ne derece olumsuz duruma getiriyor bir bilen gözüyle sizler nasıl değerlendiriyorsunuz?
5)Memeleketiniz ve yaşadığınız şehrin ne gibi ortak yanları vardır?
6)Hobileriniz ve fobileriniz nelerdir en çok sevdiğiniz il hangisidir her eğitimcinin gönlünde bir memeleket sevdası vardır sizinki neresinir?
7)Yemek kültürü Türk milletini ne konuma getirmiştir sanırım ne demek istediğimizi anlamışınızdır?

NOT: Hocam aslında sizlere soru sormak hattimizemi niyetimiz kırmadan incitmeden bir nebze olsun gönül almak dilerim mesajımız anlaşılmıştır
Saygılar...

Hocam SULUOVAYA bekleriz suluovadaki iş adamlarımızı tanırsınız sitemizde haber yapmıştik
SULUOVA MİLLİ EĞİTİM MÜDÜRLÜĞÜ  MEMURU
MURAT ÇOBANOĞLU

  • Süper Moderatör
  • *
  • İleti: 632
  • Cinsiyet: Bay
          Değerli hocam öncelikle sizin gibi bir abiye sahip olmaktan, başımız sıkıştığında akıl danışabilecegimiz bir insanın hemen yanı başımızda olduğunu bilmekten dolayı çok mutluyum. Memleket meseleleriyle alakalı bir kaç soru sormak ve değerli fikirlerinizi almak istiyorum...

1.Muhafazakarlık nedir? Sizce mevcudun muhafazası anlamına mı geliyor? Eğer mevcudun muhafazası anlamına geliyorsa muhafazakarlar yeniliklere kapalı mıdır?
2.Benim bildiğim dünyanin her yerinde reformları sosyal demokratlar yapar eğer bu doğruysa bizim sosyal demokratlar bu dünyaya ait degil mi?
3-.Nasıl bir ülke hayal ediyorsunuz ?
4.Birde şunu sormak istiyorum. Şüphesiz ALLAHu teala nurunu tamamlayacak ve Kuranı tüm dünyaya hakim kılacaktır. Bundan şüphemiz yok. Fakat bu nasıl olacaktır sizce. Herkes namazdan eve evden işe gidip gelmekle mi olacak yoksa sabahlara kadar Kuranı hatim etmekle zikir çekmeklemi gerçekleşecek? Fikirlerinizi bekliyorum hocam
5.Yaylada cayir kesmek,mizrap gibi günesin altinda basinizda sapkaniz kerenti sallamak...özlüyormusuz ?Sizin icin bir seyler ifade ediyormu? Çünku benim kafamda öyle bir resim canlandi birden ...saygılar sunuyorum....


            Çok değerli Kemal,
            Hakkımda yapmış olduğun güzel düşüncelerden dolayı teşekkür ediyorum.Sizin gibi aydın ve bulunduğu zamanı iyi tahlil eden gençlere ihtiyacımız var.ALLAH sayılarınızı çoğaltsın.Avrupada yaşayan siz gençlerimizin elindeki fırsatları da değerlendirmenizi rica ediyorum sizden.Sizler oralarda birer misyonersiniz.Türk Milletinin aynasısınız.Size bakıp "inançları" değerdirenlere olumlu imaj verirseniz gönüllü elçilerimiz olursunuz.Eğer oradaki Türkler o topluma zarar veren bir konumda olursanız Türk ve müslüman aleyhtarlığını körüklersiniz.Ve sizi istemeyenlere haklılık payı vermiş olursunuz.Bundan dolayı sizin gibilerin her türlü davranışını önemsiyorum.
            Gelelim sorularınıza...
            1-Muhafazakarlık; günümüzdeki algılanan manası ile  sadece geçmişi muhafaza ve müdafaa anlamında kullanılmaktadır.Oysa muhafazakarlığın sosyolojideki anlamı geçmişle geleceği bir düşünmektir.Geleceğin temellerinin oturtulduğu binadır muhafazakarlık.Bir bakıma geçmişten alınan kök suyunu geleceği oluşturan dallara yaymaktır.Tıpkı bir ağacın muhteşemliği gibi.Ağacın kökü ne kadar derin ve kuvvetli olursa dalları o kadar canlı ve verimli olur.Muhafazakar fikir akımının tam zıttı olan moderminizmin kök hücreleri geçmişle bağların olabildiğince zayıflığıyla ifade edilmektedir.Burada modernizmin hiç kökü yok anlamında algılanmaması gerektiğini ifade etmek isterim.Sadece modernistler geçmişi önemsemezler anlamında algılamak gerekir.Muhafazakarlık asla yenilikçılığe karşı duruş sergilemezler.Bu algı da zayıftır.Kapalılığın yenileşmeden kaynaklanan her türlü girdilere karşı değil,gelenekselliği bozacak,onu zayıflatacak,felsefesine ters olacak yaşam biçimlerine karşı durmak anlamında düşünülmesi gerekir.Meşhur fikir adamlarımızdan Peyami SAFA'nın bu konuda çok güzel bir özetleyişi vardır."Eski eski olduğu için atılmaz,zararlıysa atılır.Yeni yeni olduğu için alınmaz faydalıysa alınır." der.İşte muhafazakarlığın hem felsefi ve hem sosyolojik tanımı budur.
            2-Güzel yakaladın sevgili Kemal,
            Cumhuriyet döneminin çok önemli sosyoloklarından olan İdris KÜÇÜKÖMER bir tespitınde derki; Türkiyede sosyal Demokratlar sağcı,Milliyetçı muhafazakarlar da solcudur.Niçin bu sonuca varmış.Çünkü Türkiyedeki solcular statukonun korunması için hiç bir taviz vermezler.Her türlü yeniliğe karşıdırlar.İstanbul boğaz köprüsüne de karşı çıkmışlar,otobanlara da...Oysa bütün dünyada sosyal demokratlar hep yenileşme ve modernizmin öncülüğünü yapmışlardır.Avrupanın Nazisti de sosyal demokratı da mevcudun muhafazasını asla savunmamışlardır.Bizdeki muhafazakar milliyetçiler ise ülkenin ilerlemesi için her türlü yenileşmenin öncülüğünü yapmışlardır.Bunun  için Avrupa'da sosyal demokratlar iktidara gelebiliyorlar,ama bizde ise ihtilallerin dışında iktidar koltuğuna oturmaları mümkün olmamıştır.Dünyadaki tüm sosyal demokratlar inkılapçıdır,bizdekiler ise militarist ihtilalcidirler.60,70,80,28 şubat ve 27 nisan darbelerinin baş mimarlarına baktığınızda hep bu solculuk meraklılarının heveslileri oldukları tesadüfi olmasa gerekir.60 ihtilalinde Ordudaki tüm muhafazakar subayları emekli etmişler.O kadar ki general rutbesinde adam bulamadıklarından tümgenerali genel kurmay başkanı yapmışlar.O günden bu yana askerin içinde kurmaylık rutbeleri bu muhafazakrlara kapatılmıştır.Son günlerdeki tutuklanan muvazzaf veya emekli paşalara bakın,Fikirlerinde hiçbir halk sevgisi,millet menfaatı,hak hukuk var mıdır? Bndan dolayı Kemal'ciğim bizim aslan ve müzmin ve de müsil sosyal demokratlar hep muhalefete talim ermektedirler.Nal toplamakla görevli demokrasi işçileridir onlar.
               3-Nasıl bir ülke hayal ettiğimi anlatabilirim inşALLAH.
               Öncelikle adil bir hükümdar ve memleketi için çalışan bir teba hayal ediyorum.Komşuları ile barışık bir milletlerarası entegrasyon.Herkesin hakkına razı,çalmayan çırpmayan müteahhit,alınteri ile nafakasını temin eden işçi,temiz ve görsellikte göz kamaştıracak kadar muhteşem mimarisi olan şehirler,fabrikalarında milli patentli üretim,gelecek kuşakları iyi yetiştirecek öğretmen,kazıklamayan esnaf,indığı gibi değil inanması nasıl emredildiyse öylece dinini yaşayan ahali,hastasının sadece iyileşmesini düşünen doktor,adalet acı da olsa haklıyı haksızı ayıran adalet,sağlıklı ve akıllı nesiller yetiştiren ana-baba,hakkına razı komşu,herkesi kendinden üstün gören mütevazi insan,kendi cebini düşünen değil halkın gerçek refahı için çırpınan vekiller hayal ediyorum.Çok zor mu bu isteklerim?...Hayallerim...
                4-Enteresan bi soru.Aslında cevabı da zımnen sorunun içinde..."Bugün ölecekmiş gibi ahirete,hiç ölmeyecekmiş gibi dünya için çalışın" Hadis-i Şerifi bu soruyu özetler mahiyette dostum.Bazı aklı evveller bir lokma bir hırka felsefesiyle tarikat olgusunu ve insan yaşamını özetlemeye çalışırlar.Ancak ukarıda zikrettiğim Hadis-i Şerif'in manasına ve felsefesine terstir bu anlayış.Şunu unutmamak gerekir.İbadetler kişinin ALLAH ile olan sohbetidir.Müşaveresidir.Bu sohbete aracı kılınmamıştır.Tayın edilmemiştir.İbadetler kişinin kötülüklerden,fena işlerden korunmasını sağlayan zırhtırlar.Eğer hem ibadet var hem de kötülük yapan bir durumdaysan vay halıne.Yaptığın ibadetlerin kabul görmediğinin göstergesidir bu durumun.İbadetler insanlara, mükafat olarak bahşedilmiştir.Butun bu fikirleri bir araya cem ettiğimizde insanın ibadetinin önce kendisine menfaatı olması gerektiğini bilmemiz gerekir.Arkasından hiç ölmeyecekmiş gibi de dünya niğmetlerindemn faydalanma yoluna gidecektir.O zaman gerçek iman ve inanç milleti ortaya çıkar.
                5-Ah kemal ah..Yine deştin yaralarımı ya..Benim için yayla çok şey ifade ediyor.Etmiştir de..Öncelikle; yayla kondusunun köy kondusu arasında kültürel bir farklılığı hep düşünmüşümdür.Bilirsin ki köydeki evler birbirinden uzak,yaylalarda ise iç içedir.Hangisi daha samimi.Dostluğun,paylaşımın,yoksullukta fakırlikte beraberliğin simgesi gelir bana yaylalar.Köyler biraz daha homojendir.Ferdidir.Bağimsızdır.Kopuktur,Komşuluk ilişkilerinde daha soğukluk vardır.
Oysa yaylalar daha iç içe ve samimi gelir bana.Fakirlik zenginlik orada belli değildir.Kültürel farklılık da yoktur.Herkes aynı düzeydedir.Günlük hayatın hemen hemen her şeyi ortaktır.Evin içindeki bazı işler bile imece ile yapılır.Komşular birbirine hep yardımcıdır.Yayığını beraber yapar.Yağını beraber yıkar,Peynirini beraber imar eder.Çayırını beraber imal eder.Eski yaylacılık daha bir farklıydı.Sbahleyin erken kalkılır nenegalar ahıra iner süt sağılırken torunlar da (kız erkek ayrımı olmadan) sığırların altındaki gübreyi kürekle ahbin kumulina taşırdı.Eğer tezek yapılacaksa nenegayla beraber duvarlara sıva yapılırdı.Ardından nahır çobanları bir gün "dere tarafınaaaa",diğer gün "aşağa aşağa" bir diğer gün de "soğuk su tarafinaa" diye bağırmalarını şimdilerde çok özlüyorum.Kulaklarımda çınlar o sesler.Sığırlar bağlarından çözülüp toruncukların önüne haylanırdı.Toruncuklar komşuların mallarıyla kavga etmesinler diye çırpınırlardı.Eğer bir komşunun sığırı sizin sığırı vurursa çocuklar kavgaya tutuşurdu.Ne hersler,ne ağlamaklar olmuştu o yollarda.Ama yine de çok güzel görüntülerdi o görüntüler.Sığırların nahıra katımından sonra geri dönülür ve sabah kahvaltısı yapılırdı.Çoğu zaman sığrları nahıra gönerip geri dönen komşuyla birlikte çaylı,yayla kuymaklı,sütlü,kaymaklı,muhlamalı çok az ve nadir de olsa zeytinin olduğu menü ile kahvaltı bitirilirdi.Sonra meşeye hazırlık.Ya alifinos meşesine,çoğunlukla da mahtala meşesine gidilirdi.Az ot,az odun tercihi olanlar gavlatan meşesi,ne yollanırdı.İpini satırını alan patika yola dizilirdi.Yaylanın son evi geçildikten sonra kızlar bir tarafta oğlanlar bir tarafta karşılıklı atışmalarla türküler  söylenirdi.
     Şu karşı kabanlarda                          Bu omuzumdaki ipi
     Laksi görünür laksi                           Çiviye takmayirum
     Asilacak peşume                             Okumişlar var ikan
     Tam elli tane aksi                            Berduşe bakmayirum.
           Kız beyaz endarenun                        Kiz çok kuruluyisun
           Eni var düzeni yok                           Kafam boziluyi bak
           Seni alan uşağun                            Alu kacarum seni
           gülecek hiç güni yok.                       Belümde silaha bak

Meşeye kadar bu atışmaların ardı arkası kesilmezdi.Meşeye girildikten sonra herkes bir yerlere dağılır ve odun yükleri kurulurdu.Sonrası çile...Sırtta elli kiloluk odun yükü 70 derece dik yokuş...Çık çıkabilirsen.Delikanlıların omuzunda ağaçlar kadın ve kızların yükü tam 3 sat yokuş yukarı tırmanma ve öğle ezanı geçereğinde yaylaya varış...Sonra delikanlıların oyun zamanı.top,çalika,korden mala,ve kalak...en neşeli oyunlarımızdı..Kızlar da bir evde toplanır ve çeyiz için tığla örnek yaparlardı...Teypi olan eve toplanılır..Erkan Ocaklı'nın "bir eminem var idi,yayla yolları taşlı,almanya acı vatan,karayemiş dibine,maçkliyum maçkali...türkülerini teypin pilleri bitene kadar dinlerlerdi..İkindi vakti sığırlar nahırdan gelir hızmetleri yapılır sağılır,sütleri makinaya vurulurdu.Bazen siğirlar ispatan bayırına kaçar giderlerdi.İspatanlılar sığırları sürüp taa ispatana indirirlerdi.Rahmetli Hasan Dayı (DÜZENLİ) alınır ve onunla birlikte ispatana mal sahibi iner sığır başı 10 ar lira vererek sığırları rehinden kurtarırlardı..Limansuyunda Rahmetli Fazli Çakmak'ın  dükkanı köylülerin oturak yeriydi.Köyden gelecek kamyonlar orada beklenir.Beraber yaylaya gelinirdi.Yükü gelen gizli gizli torbasını evine götürür,köyden gelen meyvelerin iştahla tadına bakardı.Komşuluk hakkı da unutulmazdı.Mutlaka komşuya bir sahan kiraz,armut,erik ikram edilirdi.Bazen bir öğünlük köy patatesi çok makbule geçerdi.Dursunali ÇAKMAK,Cafer ALGÜL,Yusuf AKYOL,Celal YAZICI en meşhur kamyonculardı.Onlar nenegaların haber postalarıydı.
-Uşağum köylerde hava nasiduuu.Çok yağmur yağdi mii? Tralalar yatti mii?.Ölen yiten var miii?Pizüm torin askerden kelecekti,kelmedi mii? ......nasi eldiii? Funduklar oldi miii? Ne zaman paşlanur funduğa Çanfeeer? Ah bu diyaloklar ahhhh.Hatırlayınca çok fena oluyor insan..
       İşte böyle Kemal..Güneşin mızrak gibi tepene vurduğu zamanda hele de oruçluysan ve bu işi yapmak zorundaysan hiç unutulacak hatıralar mı onlar...RABBİME ŞÜKÜR..Kal sağlıcakla...

  • Yaa Sabır...
  • Administrator
  • *
  • İleti: 3.136
  • Cinsiyet: Bay
    • Gülen Köyü Web Sitesi
  • GSM: 0535 481 76 24
     Sayın Hocam sorulara verdiğiniz cevapları büyük bir zevkle hevesle okuyorum ve bir kez daha okumanın nekadar değerli olduğunu anlıyorum... Okumak... okumak...okumak... başkada bir şey demiyorum.

     Kemal Algül'e verdiğiniz yaylalar hakkındakı cevabınızda o günleri öyle güzel tasvir ettiniz ki bende sizinle beraber sanki ordaymışım gibi hissettirdi. Geçmişe dönüp baktığınızda keşkeleriniz oldu mu? Keşke şunu şunu yapsaydım şunu yapmasaydım dediğiniz oldu mu?
Biz Gerçek Bir Aileyiz, Laf Olsun Diye Burada Değiliz...

  • Süper Moderatör
  • *
  • İleti: 632
  • Cinsiyet: Bay
*Vaktiyle bir beyit yazmıştım:
Topraklar kara yağız delikanlıya gebe
Doğum sancılarına çare olamaz ebe

Siz, özellikle son günlerin sıcak gelişmelerini de hesaba katarak bir kara yağız delikanlının doğacağı ümidini taşıyor musunuz?

*Rauf Tamer, posta gazetesinde salı günü yazdığı yazısında Amerikan Temsilciler Meclisine her yıl getirilen Ermeni tasarısı için "yetti artık" başlıklı bir yazı yazdı.Rauf Tamerin yazı içinde belirttiği gibi inceldiği yerden kopsun mu?(http://www.posta.com.tr/turkiye/YazarHaberDetay/Yetti_artik.htm?ArticleID=21197)

*Çok okuduklarını düşündüğüm kişilerin kitaplıklarında kaç kitabı olduğunu hep merak etmişimdir. Şahsi kütüphanenizde kaç tane kitap mevcut?




Mehmedim sevinin başlar yüksekte
  Ölsek de sevinin eve dönsek de..
    Sanma bu tekerlek kalır tümsekte

       Yarın elbet bizim elbet bizimdir.
          Gün doğmuş gün batmış ebet bizimdir.  NECİP FAZIL KISAKÜREK..


   Doğacaktır sana vadettiği günler Hak'kın,
   Kim bilir belki yarın belki yarından da yakın..   MEHMERT AKİF ERSOY.


     Sevgili Mustafa,
     Ben Adana'da Öğretmenliğe başladığımda sen yeni doğmuştun.Beşikteydin.Ve çok sevinmişti ailen doğduğunda.Bu sevgi ve ilgi senin ruhuna öyle derin işlemiş ki şairliğinle ve olaylara sağduyulu bakış açınla bu sevgiye layık olduğunu ispat ettiğini görmekteyim.
      Evet Mustafa,senin de şiirinde tespit ettiğin karayağız delikanlının doğmasına hiçbir ebe engel olamayacaktır.Vücut fizyolojisi o karayağız delikanlıyı fazla muhafaza edemeyecek Ve ALLAH nurunu tamamlayacaktır.Yeterki karayağız delikanlının arkasında olanlar samimiolsun.Yalaka olmasın. Menfaat gözeterek arkasında olmasın.Menfaatsız,yalansız dolansız ,bilinçli ve vakur olsunlar.Sitede bazı yorumcuların yorumunu okuduğumda cevap verme zahmetini lüks görüyorum bu konuda. Attığın taş ürküttüğün kurbağaya değecek.Arkadaşları da kınamıyorum.Yanlış anlaşılmasın. Bu bir algı meselesi.Bu bir ufuk meselesi.Bir takım kişilerin yalan yanlış makalelerini (pardon safsatalarını diyecektim) okuyarak bilincinin oluştuğunu düşünen zavallılar bunlar.Arkadaşlar diyalok kelimesinin "iman" anlamına geldiğini sanacak kadar sığ düşüncededirler.Aslında içlerinden bazı arkadaşların yorumuna da üzülüyorum.Bilerek,siyasi bağnazlıkla davranmaları canımı sıkıyor inan..Dünyanın hangi dilinde diyalok kelimesini başka dinlilere konuştuğunda o dinli olursun anlamı bulmuşlar ki.Getirsinletr böyle bir ansıklopedi,lügat,sözlük okuyalım biz de bunlara inanalım.20. asrın cehalet pınarı fışkırdıkça lav püskürtüyor.Halbuki pınarlar en temiz ve leziz içilecek şifa suyu akıtırlar.İnşALLAH bu konuda da açıklayıcı bir yazı yazacağım.Biz yeterki bu yağız delikanlının arkasında safları sıklaştıralım.Kuyruğuna basılan üçkağıtçılar ağızlarını açtığında vatan millet sakarya edebiyatıyla toplumu etkilemeye çalışıyor.Bu oyuna gelen muhterem kardeşlerimden rica ediyorum..Abdulhamiti iyi okuyun.O dönemle bu dönemi özdeş görüyorum.İnşALLAH Selanik'ten yine hareket ordusu " HAREKETE" başlamaz..Ya devlet başa ya kuzgun leşe diye salya akıtanlar Abdülhamit'in ölümünden sonra ruhaniyetinden özür dileyen şiirini bu sitede sen yayınlamıştın galiba.İnşALLAH bu kardeşlerimiz o gün geldiğinde özür dileyecek durumda olmazlar.

            Rauf Tamer'i her zaman okurunm.yüzde doksan isabetli yazılar kaleme alır.Ama bu yazı bence isabet kaydetmiyor.Evet dik dur..Al atını.. diyor Ama sonuçta Türkiyenin bundan sonraki halinin geçmişte olduğu gibi olmayacağını kestirmek kehanet olmasa gerek.Bu iş bu raddeye getirilmeden halledilmesi gerekirdi.Bizim meşhur monşerler bu işi bu güne kadar ötelediler,halı altına süpüğrdüler.Bir gün bu çıbanın patlayacağını hesap etmediler.Bir büyükelçinin hatıralarında okumuştum.Gündüz devlet adına resmi ağızdan restimizi çekeriz,akşam aynı k,işilerkle yemek yeriz diyordu.Bu kadar şahsiyetsiz bir politika bu akşam son noktayı bir oy farkla koymuş oldular.22 ye 23 Ermeni soykırım yasa tasarısı Amerika temsilciler meclisinde kabul edildi.Geçen hafta bir rektör bozuntusu ALLAH ermenistan kapısını açanların belasını versin diye beddua ediyordu.Pişkin pişkin de bedduanın yasalarımızda suçunun olmadığğını belirterek relaks oluyordu.Şimdi Lahey Adalet divanı işi ele alırsa o Rektör'ü ben sağ olmazsam bu uluısalcılar bulsun lütfen..
             
             Ah kitaplarım ah...İlk kitabımı İmam-Hatip 1. sınıfta iken almıştım.Abim ve ben.İki kişinin bir haftalık harçlığı 10 liraydı.Bir kilo gelen palamut 1 liraydı.Ona göre paranın kıymetini anlarsınız. O harçlıklardan artırarak 4 liraya 8 kitap almıştım."Karanlık Gecelerin Nurlu Nabahı" ilk aldığım ve okuduğum kitaptır.Öğretmenliğim sırasında bazı kitapları belki de 10 kez almışımdır.Öğrenciye ödev verirdim.Kaynak kitap isterdi verirdim,gidiş o gidiş.Mesela Safahat'ı kaç kez aldığımı hatırlamıyorum.ÇILE'yi öyle.Kütüphanemiz kardeş kütüphanesi olduğu ,için 5 e bölündü.Tahminen 3 bin kitap civarında kitabım var.Köydeki evin çatı katında koliler halinde maalesef.İnşALLAH köye dönüşte yeni bir kütüphane yaptırarak korumaya alacağuım.Bu kitapların hepsini elbette okumadım.Ama her birini en az bir kez karıştırıp ön sözünü okumuşumdur.Yazarının özgeçmişini gözden geçirmişimdir. 
             
              Umarım istediğin cevapları verebilmişimdir.Babana annene sonsuz selamlar...A.E O.   

  • Süper Moderatör
  • *
  • İleti: 632
  • Cinsiyet: Bay
     Öncelikle haftanın konuğu bölümüne hoş geldiniz diyerek sizleri sitemizde daha çok görmek isteriz. Biliyorum işleriniz yoğundur sizinde sitede daha yoğun olmayı istersiniz elbette benimkisi sadece özlemimizi dile getirmekti.

     Daha önceki yazılarınızda Köyümüzden birilerinin siyasete girmesini bizim gibi sizde arzu edenlerdensiniz ve Yahya Düzenli'nin üzerine bu konuda çok durmuştunuz. Siyasete girme konusunda Yahya Düzenli ile görüşmeleriniz ne durumda ikna edebildiniz mi? Birde sizi de siyasette görmek istiyoruz artık sizin bu konudaki çalışmalarınız ne durumda? Köyümüzü siyasette en iyi şekilde temsil edebilecek isimler elbette aklınızda var birkaç isim alabilirmiyiz sizden?...

     Şimdilik bu kadar eğer sorularımızla sizlerin başını ağırttıksa özür dileriz... Hoşça kalın Dostça kalın...



         Sevgili Başkanım.
         Evet siteye eskisi gibi girip aktif olamadığımın farkındayım.Ancak taktir edersiniz ki; insanın asli görevi öncelikli geliyor.Devlet ve halkın muhtaçlığını giderecek yerde özel işlerle meşgul olmanın vebalini taşıyacak gücüm yok.Bu yüzden önce görev diyorum.Vakit buldukça da sitedeki en azından güncel yazıları takip ediyorum.Sitede üstlendirildiğimiz yönetici vazifemizi de bu yüzden aksatıyoruz maalesef.Özleyen özlenir dostum.Sizleri zaman zaman Bursa2da görebiliyoruz.Geçenki gelmenizde bir türlü buluşamadığımızdan içimde ukte kalmıştır.Sizlere karşı da mahcup oldum.İnşALLAH gelecek gelmenizde buluşmak boynumuza borç olmuştur.
         Siyaset konusundaki görüşlerimi biliyorsun.Israrla köyümüzün vakit kaybetmeden Meclise birilerini göndermek için acele etmesi gerektiğinde ısrar edenlerdenim.Daha önce denediğimiz ama bir türlü nasip olmayan D.Ali Düzenli'nin farklı tutum ve davranışından fırsat bulunamamış olduğunu biliyoruz.Kendisinin tercihine elbette saygımız var.Bulunduğu siyasi partinin vekil çıkarmada uzak ihtimallere düştüğünden ve parlamentoya en yakın olabilecek bir partiyi tercih etmediğini bildiğimden bu kişi hakkında ısrar etmenin boş olacağı kanaatındeyim.Artık vakit kaybetmenin sırası değil.Buradaki olmazsa olmaz ısrarımın bir sebebi elbette vardır.Ben öncelikle eğitimciyim. Toplumların gelecekleri için bazı "modeller" in olması halınde o çevrenin ne kadar değişeceğini bilenlerdenim.Köyümüzün dışında Çaykara ve Dernek köylerinden hangisine bakarsanız bakın hepsinden en az bir vekil vardır.Ve gençlerine bu vekiller model olmuştur.Bizim köyün tarihi boyunca böyle bir deneyimi olmamıştır.Böyle bir modeli olmamıştır.Fırsat var olduğu zamanlarda da yanlış taktikler yüzünden bu fırsat kaçırılmıştır.Fırsat kaçırıldı diye pes etmek olmaz.Gelecek kuşaklara bir modelimizin olmasını istedim.Hepsi bu.Bu idealimizi gerçekleştirecek en yakın aday da Yahya DÜZENLİ olduğuna inanıyorum.Bu yüzden hatta geçen seçimlerden önce konuyu gündeme getirmeme rağmaen hiç bir teşebbüs olmamıştır.Bu da beni üzüyor.2011 seçimlerinde mutlaka bir adayımız olmalıdır.Bu adayın illa Trabzon'dan olması da şart değildir.Varsın Ankara'dan, İstanbul'dan, İzmir'den olsun.Yeterki köylüm olsun.Bakın çok zenginimiz var.Ama bir Vali'miz yok,bir Emniyet Müdürü'müz yok.Bir Müftü'müz yok.( Şu anda Fransa'da Din görevlisi olarak çalışmakta olan Ramazan ÇOBANOĞLU'nun oğlu Abdullah ÇOBANOĞLU beş yıllık yurt dışı görevini bitirdikten sonra doğu illerimizden birinde İl Müftüsü olarak göreve başlayacak.Güzel bir gelişmedir bu..) Bır kaymakam.İl genel meclisi üyesi yok.
           Başkanım.Bunlar basıt gibi görünse de çocuklarımıza örnek olabilecek göstergelerdir. Köyümüzden güzel modelleri gelecek kuşaklarımızın önüne koymalıyız.Çabam budur.Israrım bu yüzdendir.Şahsıma sıra gelince bu konuda herhangi bir çabam veya ısrarım yoktur.Siyaset hem maddi yönden fedakarlığı gerektiriyor.Köyümden bir vekil çıksın kendim vekil olmuş kadar sevinirim.Salih AKTÜRK de bu iş için bulunmaz kıymettedir.Bilgi ve donanımı tam yerindedir. Siyasetin en ince teferruatını, köyümüzü temsil noktasında  kabiliyetine kefil olabileceğim kişiler arasındadır.Kısaca,Yahya Düzenli veya Salih Aktürk benim adayımdır.Kulisler şimdiden yapılmalı diye düşünüyorum.
              Selam ve sevgilerimle Bursa'ya geldiğinizde haberimiz olmadan geçerseniz yanlış olur.Unutma bi de borcum var.Aidatlarım.Sen unutursun belki ama ben unutmam.Köyüme feda olsun.ALLAH'a emanet olun.Tüm dostlara selam...

  • Süper Moderatör
  • *
  • İleti: 632
  • Cinsiyet: Bay
          Ahmetciğim öncelikle hayırlı ve sağlıklı günler diliyorum.
1970 li yılları tekrar yaşamak ister mısın?
Ülkemizin müstemleke ülke olmaktan kurtulması için yapılması gerekenler için fikirlerini açıklarmısın?
Ülkemizdeki hukuka güveniyormusun?
              
Bursadaki dostlara selamlar.

            Değerli Dostum,Hocam,Arkadaşım,
            Ben de sizlere hayırlı ve sağlıklı günler diliyorum.
            1970'li yılları yaşamak isterim elbet.Ama bir şartım var.Bu kafayla.Ah Ahmet'çiğim keşke bizleri o günlerde uyaracak birileri çıksaydı.Vardı belki uyarıcılarımız ama bu günkü kadar açık ve berrak değildi.Kimin dost kimi hain olduğu belli olmayan bir dönemdi.Ben 1970 li yılları nostaljisini özlüyorum hep..Hatırlar mısın bilmem.Dur o günleri beraber hatırlayalım.Eksiklerimiz varsa tamamlyalım ve gelecek kuşaklara hatıramız kalsın.
             Yıl 1970.Ben ve abim Cemal.Aliganın Mahmut(şu anda Almanya'da işçi) kardeşi Talip(lokantada aşçı olarak çalışmaktaydı),Haci Ali Dayımın oğlu Hüseyin Aktürk,İmamoğlu İsmail Hakkı Akyol,Alişan dayının oğlu Hasan Yılmaz,Mehmetali Akyolun oğlu Ahmet Akyol (halen Almanya'da işçi),Sen ve abin Dursunali Düzenli,Haci İsmail dayımın oğulları Dursunali ve Salih AKTÜRK, Çobanoğlu Ömer Çobanoğlu,Hacoğlu Dursunali Düzenli'nin oğlu Alaattın Düzenli aynı dönemde okula başlamış kişilerdik.Ben abim Hüseyin,Mahmut,Salih ve Dursunali Aktürkler İmam-Hatip'te,Sen ve abin Dursunali Düzenli'ler,Ömer Çobanoğlu Sanat Okulu'nda, Hasan Yılmaz Tıcaret Lisesinde,İsmail Hakkı Akyol Karma Ortaokulu'nda,Alaattın Atatürk Ortaokulu'nda Ahmet Akyol da yanlış hatırlamıyorsam Karma Ortaokulu'nda eğitilmeye başlamıştık.
             O zamanlar şapka takmak zorundaydı öğrenciler ve cumartesi günleri de yarım gün okul vardı. Bizim için boş gün pazar günüydü.Trabzon o zamanlar nüfus olarak kalabalık değildi.Siz abinizle Zağanos vadisindeki halanızın evinde kalıyordunuz.Ben ve abim Çömlekçi yokuşundaki Dayımların tek odalı evinde,üst katımızda da dayım ve oğulları Salih Ve Dursunali Abimiz kalıyordu.İsmail Hakkı AKYOL ve Ahmet Akyol meydanın üstündeki mahallede kendi evlerinde kalıyorlardı.Ömer Çömlekçi'nin üstündeki mahallede Hasan Yılmaz Sotka'da otururdu.Pazar günü geldiğinde sabahın erken saatınde hep beraber Limandaki buğday silosunun önünde kaçak olarak top oynardık.Bekçiler bizi kovaladıkça biz bir başka yere gider orada maç yapardık.Bir gün top denize düştü ve abin topu almak için limandan denize atlamıştı.Yüzme bilmiyordu.Oradaki gemicilerden biri denize atlayıp kurtarmıştı onu.Bir pazar akşamı da sinemaya gidesimiz tutmuştu.Paramız olmadığından kaçak seyretmemiz gerekti.Uzun sokaktaki yazlık Yıldız sinemasının güney cephesinde sarp bir kaya vardı.Oraya kimse çıkamadığı için sinema sahibi orasını kollamazdı.Biz hep beraber o kayanın üzerine çıktık.Klabalıktık.Ses yaptık Filmin ortasında sinema sahibi bizi farketti ve kovalamaya başladı.Acele inerken hepimiz düştük.Abim Cemal'in çenesi yarıldı.Bir komşu evinden yaşlı teyze bizi duydu içeri aldı.Abimin çenesini pansuman etti.Bir Pazar günü de Moloz'da at arabaları dizilmiş halde yol kenarındaydılar.Her birimiz arabalardan birer tane aldık ve tünele doğru bağıra çağıra sürmeye başladık.Hüseyin Hoca,o zamanlar çok meşhur olan Haci Murat filminin buklesini kullanarak "Hacı Murat geliyooor" diye avazı çıktığı kadar bağırıyordu.Polis geldi ve bizi yakaladı.Kimimiz de kaçtık.Galiba abin yakalanmıştı.Kötü çarpılmıştık polise.Ceza olarak arabaları yerine taşıttırmıştı bize.
             Sinemalar o zaman tek eğlenceydi.Hemen hemen her filme gidilirdi.Kaçak girme rekoru abindeydi.
            Yaramazlıklarımız çoktu ama çok ders çalışırdık da..Hiç birimiz sınıfta kalmadık.Her sene sınıflarımızı geçerdik.Çamaşır yemek temizlik hep üstümüzdeydi.Ayda bir köye gider bir bakraç yoğurtla bir pleki mısır ekmeği getirmeyi ihmal etmezdik.Babalarımız gurbette olduğu için hepimiz annelerimizi patron bilirdik.Harçliklar onlardan alınırdı.Ayda 40-50 lira harçlıkla (iki kişi) idare ederrdik.Sosyal  etkinlikleri de hiç kaçırmazdık.Mesela Rahmetli Necip Fazıl Kısakürek'i iki kez Trabzonda dinleme bahtiyarlığını taşıdık her zaman.Trabzon düğünevi tıklım tıklım dolardı.Hatta yol meydana kadar kesilir,dışarda aporlolarla sadece sesi duyulurdu rahmetlinin.Bahar sıgarasını masanın üzerine koyar ondan bir nefes çekerek şiir okumaya başlar şiir bitince tok ve etkili sesiyle gençlere ateşli nutuklar saçardı.Siz gençler umudum sizlersiniz.Buyük Doğu sizinle neşet bulacak derdi.Alkışlamaktan avuçlarımız patlardı.
             73 seçimlerinde Erbakan Hoca'nın Trabzon mitingi trabzon siyasi tarihinde bir ilkti.Atatürk bile bu kadar kalabalığı toplayamamıştı.Atapark meydanı Moloz'a kadar dolmuş meydanı göremeyenler ağaçlara tırmanarak Erbakan'ı görmeye çalışıyorlardı.74 Kıbrıs savvaşı çok büyük yankı uyandırmıştı.Hepimiz gerekirse Yunan Gavurunu tepelemek için askere gitmeye hazırdık.Ve mezuniyetten sonra ayrılık. Her birimiz başka yönlere. Bu serüven çok uzun gider.İnşALLAH bir başka platformda anlatırız.
             Ülkemizin müstemlekelikten kurtuluşunun tek yolu bileğinin bükülmeyeceği güce erişmene bağlıdır.Hani Mete Han askeri toplayıp bir oku kırar,iki oku birleştirir onu da kırar,üçü birleşlir,beşli birleşlir kırar.Ama 10 oku birleştirince kıramaz.Ve askerine seslenir.Böyle bütün olursak dünyayı fethederiz der.Şimdi Ahmet'çiğim.72 fırkaya bölüp şucu bucu diye böldüğümüz insanımıza dönüp müstemleke neden oluyoruz sorusunu sormak çok manidar geliyor bana.Bir tarafta vatan haini,diğer tarafta, komünist, solcu, alevi, Fethullahçı, nurcu,işikçi, bölücü, ülkücü, matksist, yiyici, vurguncu, ne bileyim işte yetmiş iki parça bir alem yaptık.Sonra neden böyle müstemlekeyiz diye dövünüyoruz.ALLAH aşkına samimiö cevap verelim geçmişteki ihanetleri görmeyen gözler "one mute" yi bile maytaba alırsa bunun neresiyle bütünlükm oluşturup müstemleke olmaktan kurtulabiliriz.Samimi değiliz.Ve doğrulara doğru diyecek doğru yürek yok bizde kardeşim veselam...
            Ülkemizdeki hukuka hiç güvenmiyorum.Demokrasilerın olmazsa olmazı kuvvetler ayrılığı değil mi? Yasamayı yargı her seferinde durdurursa ve basın bu hukuksuzluğu 411 el kaosa kalktı diye överse,hukukun hukuksuzluğuna taraf olursa neye güvenelim,neye inanalım.Türkiyede demokrasi durdurulmuştur.Şu anda hiç adını bilmediğimniz bir idare şekli ile yönetilmekteyiz.Sabih denen hukuk sapığı aldı götürdü sistemi.Bir kısmımız da şüldardan geçmeye çalışanların paçasından tutup aşağı çekmeye çalışıyor.Bunun vebali komşunun malını yemeye benzemez.72 Milyonun vebali sırtımızdadır.Omuzlarımızdadır.Kimse bunun hesabını öteki dünyada veremez.Aklımızı başımıza devşirmemiz gerekir.  Bu işler ancak destekle,oyla olur.Bir okla menzile vardırmazlar adamı.Onlarca ok birleşmeli...Birleşmeli...Birleşmeli...Bilmem anltabildim mi?
             Selam ve sevgiler sunuyorum.Bursa için Aleyküm selam.Siz de Trabzonlara selam söyleyin.ALLAH'a emanet olun.

  • Süper Moderatör
  • *
  • İleti: 632
  • Cinsiyet: Bay
   Değerli Ahmet abicim, çok güzel bir söyleşi oluyor bu hafta sayenizde, soru soranlara ve yanıtlarınıza teşekkür ediyorum.

Benim sorum biraz siyaset dışı olsun istedim. 70-80'ler Türkiye'sini gençken yaşayan birisi olarak, o dönemlere ilişkin bize anlatabileceğiniz anılarınız nelerdir? Yaşadığınız komik, trajikomik veya ne bilim acı olaylardan bahseder misiniz?

Saygılarımla...


   

    Sevgili Zafer,
    Ben de sizlere ve tüm ilgi ve alaka gösterip soru sorma nezaketinde bulunanlara  teşekkür ediyorum.
    Hatıra istiyorsun.İçinde hem özel hem de siyasi serüvenin olduğu bir kesit sunayım arzu ederseniz.Bu serüven içinde bizim kuşağımızın fikri ve sosyal yönlerinin nasıl temelleştiğini de bulabilecek izler göreceksiniz.
    Yıl 1976.Lise mezunu olmuş fikri açıdan bazı kırıntıların olduğu fakat içselleştirilmemiş bir yapı, ama delikanlılık deyince üstüne sinek kondurmayan deli günler.Gümüşhaneli sınıf arkadaşımın vardı.Aydın.Uzun yıllardan beri Trabzon'da sevdiği evlenmek istediği bir arkadaşı var.Onulmaz bir gönül macerası...Fakat babası Yakup amca ve annesi bu kızı istemiyor.Kızkardeşinin kızını oğluna almak istiyor.Babası Yakup amca ile çok iyi tanışıyorum.Gümüşhanenin merkezine bağlı KABAKÖY köyünden.Israrla bizi köylerine davet ettiler.Yine Araklı Dağbaşı Köyünden bir başka sınıf arkadaşım olan Ahmet ÇELİK'in Anadol taksiis var.Ahmet,Aydın ben ve Ömer Çobanoğlu ile birlikte Gümüşhane Kabaköy'e gittik.Yakup amca köyün fahri İmamı.Biz gider gitmez hemen 6 aylık danasını kesti bize ikram için.Zerdali zamanı.Bahçelerinden doyasıya nefis zerdalileri yedik.Dana etinden çeşitli çeşitli yemekler ve biz krallar gibi karşılandık.Yakup amca beni ikindi namazına müteakkip kenara çekti.Yavrum bak, dedi.Aydın duydum ki Trabzon'dan bir kız seviyo.Sen onun en iyi arkadaşısın.Biz o kızı istemiyoruz.Bilmediğimiz,tanımadıuğımız birini gelin edemeyiz.Burada kızkardeşimin kızını gelin etmek isterim.Aydın'ı ikna etmeni istiyorum dedi.
    Haydaaa.Nereden çıktı bu görev.İki arada bir derede kaldım.Çünki Trabzondaki kızla her dargınlıklarında ben barıştırırdım.Trabzon'a dönünce ben kıza ne derim.Yakup amcaya da yok diyemiyorum.Aydını kenara çektim. Durum bundan ibaret dedim.Artık sen kararını ver.Ben bu işe fazla karışmak ve vebal altında kalmak istemiyorum.Aydın'ın teyzesinin oğlu da bize katıldı.O işi biliyor.Baba bana deyince teyzeoğlu da bana konuyu açtı.Beraber Aydın'ı ikna etmeye çalışıyoruz. O gece sabaha kadar uyumadık Zavallı Yakup amca iki kez çay demledi bize.Ama yanımıza gelmiyor.Heyecanından o da uyumamış.Biz sabah kadar Aydın'ı ikna ettik.Sabahleyin kıza haber salındı.Akşama doğru kız bohçasını hazırladı.Köyün çıkışında  beklledik.Kız geldi arabaya bindi ve Trabzona yolculuk başladı.Zıgana dağını aşıp Hamsiköy'e döndüğümüzde arabanın lastiği patlamasın mı? Biz arkamızdan bu kızın babası ve abileri gelebilme hesaplarını yapıyoruz.Ömer ile Ahmet patlak lastiği alarak Hamsiköye indi.Yaptırdı döndü.Biz bu arada arabadan çıkarak bir km uzağa gittik. Arabanın yanında olursak arkadan geleceklere yakalanmayalım istiyoruz.Neyse gelen olmadı. Lastiği taktık.Yola devam.Trabzon'a geldik.Aydın'ın Deliklitaş'ta evleri vardı.Abileri orada otuıruyordu. Oraya getiremezdik yakalanma riski vardı.Kızın babası orayı biliyordu.Bizim Kemerkaya'daki evimize gittik.Aydın'ın abilkerine haber verdik.Bir yüzük, bir bilezik aldı geldiler.Bir de hoca buldular nikah kıymak için.Bizim evde nikahlarını kıydık ve ertesi gün biletlerini alarak Istanbul'a gönderdik.Arkadan Trabzon'daki kız olayı duyar ve beni bulur.ALLAH'ım hayatımda en çok utandığım gün o gün olduğunu hala hatırladıkça hayıflanırım.Diğer taraftan Aydın'ın babasını kız tarafı iyi bir haşlar,hastahanelik ederler.Bir ay kadar İstanbullarda kaldılar.Sonra araya girenler oldu ve aile barıştı.
    Burada arkadaşlıklarımızın ne kadar sağlam olduğunu anlatmak için anlattım bu hatıramı.Hiçbir menfaat gözetmeksizin gerekirse arkadaşı için hapse yatmayı,kavga etmeyi göze alabilecek saf ve temiz,çıkarsız günlerdi o günler.Bu günkü gençlerimize inşALLAH örnek olur.
    Selam ve sevgilerimi sunarım.Babana selam..ALLAH'a emanet olun.

  • Süper Moderatör
  • *
  • İleti: 632
  • Cinsiyet: Bay
   Sevgili ve cok degerli hocam, haftanin konugu secilmenden dolayi kutluyorum ve cogunlugu siyaset olan sorularini cevaplamakta kolaylik diliyorum.

1-Sitemiz eskiden oldugu gibi  ayni ilgiyi cekiyormu sence kullanıcılar tarafindan?
2-Elinde bir sihirli deynek olsa dünyada neyleri degisitiridin  politik disinda?
hocam şimdiden teşekkür ediyorum , tekrar kolaylik diliyorum hayirli aksamlar... sevgi ve saygilar kardelen.







           Çok değerli Kardelen Hanımefendi,
           Sevgi ve saygılar bizden olsun.Soru sorduğunuz için de ilgi ve alakanızdan dolayı teşekkür ediyorum.Dediğiniz gibi gelen soruların çoğu siyasi.O yüzden siyasetle ilgili olmayan okuyucuların sıkıldığının farkındayım.Sizin sorularınız biraz magazin sorusu olduğundan dedikodu yapmaya gayret edeceğim.
           Değerli Kradelen,
           Site ilk kurulduğunda çok yoğun bir katılım vardı.Herkes nazikçe birbirine iltifatlar yağdırdı.Arkasından bazı polemikler ve kişiselllikler oluşmaya başladı.Bunlara engel de olunamadı.Restleşmeler ve "sen kimsin" efelenmeleri yoğunlaştı.
           İşte en büyük zaafımız burada .Biz birlik olmayı  BA-ŞA-RA-MI-YO-RUZ.Kaba ve yontulmamış bir kafa yapımız var.Bunu bilmekte fayda var.Özeleştiriye açık olmadığımızdan başaramıyoruz.Karadeniz insanının tipik özelliklerinden kaynaklanıyor bu.Mizacımızda kollektiflik yok.Ferdi yaşama ,tek başına olma,dediğim dedik çaldığım düdük anlayışında olmanın sıkıntıları bunlar.İki yıl Önce İstanbul Derneğimiz öncülüğünde tüm illerdeki temsilcilerden toplanan ikramlarla kimsesiz ve üniversitede okuyan gençlerimize burs verilmesi için keremes düzenlenmişti. Hatırlarsın. Ebru ve Emine kızlarımızın yoğun gayretlerini görmüştük.Teşekküre şayandı bu davranışları.Birkaç arkaç kişi İstanbuldaki arkadaşlara öneride bulundular.Ve eleştiri şöyle geri döndü,"Sen kimsin.İstanbul derneğine karışamazsın." Bu anlayış sonunda her sene yapılması gereklen faydalı bir etkinliği sonlandırdı.Ve iki yıldan beri yapılamıyor.Bütün bu olumsuz davranışlar siteyi de etkiledi tabi.Ve sonucunda siğ ve yavan bir görüntüye bürünülmüş oldu.Siz bile,çok anlamlı şiirlerinizden okuyucuları mahrum ettiniz.Destek veya eleştirel görüş ve düşüncelerinizi yazmaz oldunuz.Olur olmaz kişilerin itham ve karalamaları kişileri sitedeki paylaşımdan soğutmuş oldu.Acı olan tarafı da geriye dönmeleri için hiç bir gayret sarfedilmemiş olmasıdır.

            Elimde sihirli bir deynek olsa öncelikle tüm insanları önce bilgi sahibi daha sonra da fikir sahibi yapardım.Bu olursa inanıyorum ki insanların yaşamlarında her şey dört dörtlük olacak. Kimsenin kimseyle kavga etmediği,Hak ve hukukun mükemmnel işlediği,Kimsenin kimseye haksızlık yapmadığı bir ortam oluşacaktır. Yaradılanı hoş görecek yaradandan ötürü.
           Sevgi ve selamlarımla size ve ailenize sağlık ve mutluluklar diliyorum.ALLAHa emanet olun.

  • Aktif Visirli
  • *
  • İleti: 173
  • Cinsiyet: Bay
Selamün Aleyküm amcacım.Ben yeğenin Enes. Öncelikle buraya konuk olup soruları cevapladığın için çok teşekkür ederim.Gerçekten çok açık ve net düşüncelerin var.Senin yazılarını elimden geldiğince okuyup fikir sahibi olmaya çalışıyorum.Kendine çok çok iyi bak.sana sevgi ve saygılarımı iletiyorum.Bu arada Seni Çok Özledim amca . ALLAH a emanet ol....

  • Başkan
  • Aktif Visirli
  • *
  • İleti: 55
  • Cinsiyet: Bay
  • Gülen Köyü Derneği Başkanı
    • Gulen Koyu Web Sitesi
Sayin Hocam saygi ve sevgilerimi sunuyorum  yazmiş olduğum kısa yazıma uzun cevap verdığın için cok teşekkür ederım
cok değerli ve güzel değerlendırmeler yapdın cok faydalı olduğuna ınanıyorum diline sağlik aynen bende öyle düşünuyorum
bursaya geldığımde görüşemedık ama gönülerımız birdır
sağlik olsun 6 inci  ayda geldığım  zaman görüşürüz inşellah  aıdatları bende unutmam sende alacağım  senet gibitır alırız yanlız aıdatlar bundan böyle 100 lıra oldu  duyurulur.
ALLAHa emenet olun

  • Süper Moderatör
  • *
  • İleti: 632
  • Cinsiyet: Bay
      Selamu aleyküm öncelikle haftanın konuğu olma şerrefi ile müşerref  olduğunuz için şahsınızı tebrik eder hayırlı ömürler dilerim. Annenize rahmet babanıza sağlık selamet ailenize de mutluklar dileriz çünkü sizler gibi bir evladın yetişmesine ve topluma faydalı olmasına sebeb oldukları için kendilerini şükranla anıyoruz.

1)Hayat tarihinize baktığımızda dolu dolu bir hayat ve hizmet içerisindesiniz bu canlılığın ve aktifliğin enerjisini nereden alıyorsunuz?
2)Öğretmenlik mesleğinin ve şu anda yaptığınız görevin kutsallığı sizin ne ifade ediyor?
3)Gençlere ahlak meslek iş konusunda hangi tavsiyelerde bulunursunuz?
4)Günümüzün sorunları ve sıkıntıları insanları ne derece olumsuz duruma getiriyor bir bilen gözüyle sizler nasıl değerlendiriyorsunuz?
5)Memeleketiniz ve yaşadığınız şehrin ne gibi ortak yanları vardır?
6)Hobileriniz ve fobileriniz nelerdir en çok sevdiğiniz il hangisidir her eğitimcinin gönlünde bir memeleket sevdası vardır sizinki neresinir?
7)Yemek kültürü Türk milletini ne konuma getirmiştir sanırım ne demek istediğimizi anlamışınızdır?

NOT: Hocam aslında sizlere soru sormak hattimizemi niyetimiz kırmadan incitmeden bir nebze olsun gönül almak dilerim mesajımız anlaşılmıştır
Saygılar...

Hocam SULUOVAYA bekleriz suluovadaki iş adamlarımızı tanırsınız sitemizde haber yapmıştik





        Sevgili Murat,
        Değer veren değer alır. O şeref bize ait. Sizin de geçmişlerinize rahmet diler küçümsenmeyecek  hizmetlerinizden dolayı sizlere de ben teşekkür ederim.Zira Suluova'da köyümüzü temsil noktasında üstün gayretlerinizi biliyorum.Uzaktan takip ettiğim gibi görünse de sizleri çok yakından takip ettiğimi bilmenizi isterim.
        Sorduğunuz sorulara birer birer cevap vermeye çalışayım.
        1-İlkokulu saymazsak İmam-Hatip yıllarımdan bu yana yorumculuktan ziyade olaylar hakkındaki başkalarının yorumlarına çok değer vermişimdirYani konu hakkında başkalarının ne dediği benim için önemlidir.Bir de konu hakkındaki "literatür" dediğimiz kaynakları araştırma her zaman düsturum olmuştur.Literatür ve konu hakkındaki üstatların yorumlarını karşılaştırıp analiz ettikten sonra kendi yorumumu oluştururum.Mesela güncel bir konu olması hasebiyle şu meşhur "DİYALOG" konusundaki yorumları siteden takip ediyorum.Birkaç mantıklı yorum dışında ele avuca gelir bir yorum olduğuna şahit olamadım maalesef.Kişiler kendi inandığı meşrep açısından değerlendirip işi siyasi düşünüyor.Siyasi ve meşrebi düşünldüğünde mantıklı sonuç almanız mümkün değildir.İşte aktif dediğiniz noktam bu düsturumdur.Bu konuda fazla enerji sarfetmeye de gerek yoktur.Sadece olayları acele değil sindire sindire yorumladığınızda kendinizi aktif ve yerindelik noktasında bulursunuz.
        2)-Öğretmenlik mesleği; malüm Peygamber mesleği...Bunun için en kutsal meslek.Ve  etrafınıza sorun her meslek gurubu kendi mesleğinden memnun değil,ama öğretmenlere sorduğunuzda bir daha dünyaya gelsem yine bu mesleği seçerdim derler.Hayır dualı bir meslek..Dolayısıyla çok güzel sonuç veren bir meslek.Htta ben felsefi olarak Öğretmenliğe meslek demiyorum.Öğretmenlik olsa olsa bir "görev" dir.Şu anda yaptığım görev biraz öğretmenlikten uzaktır.Yöneticilik ap ayrı bir uğraş..Ama içinde öğretmenleri de idare etme olunca sonuç aynı kapıya çıkıyor diye düşünüyorum.
         3-Gençlere yapabileceğimiz tavsiyeleri burada sıralamak çok zor.Çünki çok uzun kaçar.Ancak; kısaca başlıklar halinde ifade edersek,öncelikle fikri yönden kendilerini yetiştirmeleri gerekir.Boş bidon ne işe yarar.Sadece ses çıkarır.Gürültüye sebep olur.Dolu bidon ses çıkarmaz ama kaldırması da zordur.Kaldırılamıyacak kişilik için içinizi doldurunuz.İkinci olarak; mutlaka Üniversite mezunu olunuz.Fraklı dallarda iş yapsanız bile mutlaka ve olmazsa olmazınız Üniversite kapısından girip çıkmanız şarttır.Eczacılık okuyan birinin çiftçilik yapması bile farklı başarı getireceğini unutmamanız gerekir.Üçüncü olarak tarihinizi ve dünya tarihini biliniz.Bu tarihleri kronolojik olarak değil; toplumların dini,siyasi,kültürel,ekonomik,savaş,barış,mimari ve tüm alanlarıyla birlikte okuyunuz,içsellkeştiriniz.Dördüncü olarak iyi ve samimi bir din anlayışınız olsun.Beşinci olarak toplumunuzu,insanınızı,komşunuzu,tabiatı,hayvanları,çevreyi,ırmağı-sıyı seviniz.Yratılanı Yaradandan ötürü seviniz.Kimseye iftira atmayınız.Kimseyi zanla itham etmeyiniz.Haksızlık yapanın haksızlığını yüzüne söyleyiniz.Asla kuvvetlinin yanında olmayınız.Hep haklının yanında saf alınız.Çok çalışın,Gençliğin kıymetini bilin.Sağlık en büyük zenginlik olduğunu bi,liniz.Sıgara,alkol,gece alışkanlıkları,kahve kültürü sizi köreltir.Unutmayınız.Seçtiğin arkadaşın daima senden üstün olsun.Sana akıl veren olsun.Kılavuzun karga olursa bizim akıbetimizle akıbetlenirsin....Hayırda yarış.Yola,köprüye,camiye,okula,su yollarına,ortak işlere hep yardımcı ol.Asla işi tıkayan olma.Milletin ahını alma.. Şimdilik bu kadar diyeyim.
           4-Günümüzdeki sorunlar elbette insanımızı sıkıntıya sokuyor.Bunların başında bulunduğumuz coğrafyanın sıkıntılı bir coğrafya olmasından kaynaklanıyor.İsviçredeki halkın ne derdi olur.Bir kere o insanların toprak kaybı sıkıntısı olmadığından,kimsenin topraklaında gözü olmadığından savunmalarına para harcamalarına gerek kalmıyor.Savunmaya harcamadığı parayı yatırıma dönüştürüyor.İş sahası açıp halkının müreffeh yaşamasını sağlıyor.Ama sen öyle misin.Bir GAP projesini yaptırmamak için olmadık dış tehtitler içindesin.İçinde ki hainler de müstevlilerle beraber çalışıyor.Dış düşman dışardan,iç düşman içinden kemirdikçe halkının refaha kavuşması mümkün olmuyor.Hala 500 lira asgari ücretle halkını çalıştırmak mecburiyetinde kalman bir facıadır.Bunun için halkın çok uyanık olması gerekir.Ama görüyorsun ki içimizdeki beyinsizler hala paçadan tutup aşağı almaya çalışıyor.Facia burada.Bunu görmek lazım.Görebilmekl için de çok iyi olay tahlilcisi olmak lazım..
         5)Memleketim, doğup büyüdüğüm yer.Yaşadığım yer ise doyduğum yer.Toprak olarak bir farkı yok.Fırsatlar olarak burası memleketimden çok üstün.Ama ben hala memleketimi özlüyorum.Dönüş orayadır.Başka çıkar yol yok benim için.
         6-Özel bir hobim yok.Her şeyden az da olsa hoşlanırım.Fobi olarak da tabii afetler; yangin,sel,depremden korkarım.Yılandan,fareden ve domuzdan tiksinirim.İstanbul manevi varlığıyla vazgeçilmez bir şehir olarak hayalimdedir.Ama gittiğimde bozulan bu şehrin hayalimdeki imajını kaybetmemek için gezmeye korkarım.
         7-Yemek kültürü adı üstünde kültürdür.Yani bir alışkanık geleneğidir.Kültürler kolay kolay kaybolmaz.Yüzyillar geçse de bazı izler mutlaka kalır.Ve kişideki kalıtsallık bu yemek kültürüyle de alakalıdır.Hububat ve baklagiiler türünden beslenmenin toplum hafızasını zayıflattığının bilimsel gerçeği vardır.Et de öyledir.Bizim toplumumuz et,bakla,ve hububat ağırlıklı beslenme kültürüne sahiptir.Bu da bizim saldırgan ve tez canlı olmamızı yapılandırmaktadır.Az yemek ve her çeşitten yemek insanı zinde ve genç tutar.Tıkınmak çökertir ve sağlıksız bir ömre sebep olur.Son zamanlarda  batıda imal edilmiş hazır yiyeceklerin tüketilmesini nesillerimiz için de çok tehlikeli buluyorum.Bil hassa bebeği olan kadınlarımızın dikkatine sunmam gereken bir husus vardır. Biliyorsunuz MİLUPA Hollanda firmasının tüm dünyada mama tekelini elinde bulundurmaktadır. Bundan 10 yıl önce Avrupa birliği muktesebatı gereği tekelleşmeyi önlemek için başka firmaların aynı mamülü üretmesini şart koşmuştu.Bu şirket üçe bölünerek başka adlar altında yapılandı.Her mama ürünü aynı fabrikadan üretildiğini bu millet bilmiyor.Bu bir yahudi firmasıdır. Paketleme farklı sadece.Ve size soruyorum.Hollandada üretilen tüm mamaların içeriğinde hangi karışımların olduğunu bilmeden bebeklerimize yedirdiğimiz bu mahsulün içindekileri biliyor muyuz? Bilirsiniz ki bebelerde ilk 36 ay genlerin oluştuğu aylardır.Bağışıklık sistemi olmadığından direkt yediklerinden bağışıklık alan bebelere verilen Hollanda mamasının genlerimizi değiştirmediklerine  garanti verebilir misiniz? Bu konuda size somut bir örnek de verebilirim.Bizim çocuk yuvalarımızda senelik mamaları kamyon işi alırız.Bize bu firma bir paket mamayı 4 liradan (yanlış okumadınız dört liradan) verir. Halbuki eczanelerde aynı ürün 15-20 liradan satılır.Satınalma kanununa göre de en ucuz verenden malı almak zorunluluğu vardır.Bu işi bilmemize rağmen almak zorunda kaldığımız bu mamaların çocuklarımız üzerinde yaptığı etkiyi de gözlemlemiyoruz değil.Başka rakipleri de yok.Neden verirler 4 liradan.Tespitim odur ki,yuvalarda yetişecek olan  bebelerin Türk sütü ile beslenmesini önlemeye çalışmalarındandır.Sütü satın al,kaynat,soğut,çocuğa ver ile uğraşacak yerde hazır mamayı daya gitsin çocuğa..O açıdan yemeklerimize dikkat etmemizde fayda görürüm aziz kardeşim Murat...
          Sevgili Murat,soru sormak haddimiz mi diyorsunuz.Esteğfirullah.Elbette soru sormak hepimizin haddine olacak. Bu vesileyle biz de görüşlerimizi ifade ettik ve bir kaç kişiye yol gösteren olmamıza vesile olmuş oldunuz.Sorularından çok memnun oldum.Umarım istediğin cevapları verebilmişimdir. Suluova'ya yolum düşerse elbette uğrayacağım.Tüm esnaf kardeşlerimize hayırlı işler bol kazançlar diliyorum.Sana özellikle uğrayacağım.Zira, babanı çok severim.Onun da hatırını kıramam.ALLAH'a emanet olun.Tüm ailece çoluk çocuk hepinize selam ve sevgilerimi sunarım..

  • Ömer Düzenli
  • Aktif Visirli
  • *
  • İleti: 2.750
  • Cinsiyet: Bay
  • GSM: 05356886550
     Hocam öncelikle bunca işinizin arasında bizlere değerli zamanınızı ayırdınız ne kadar yoğun olduğunuzu gecen hafta sizi ziyaret ettiğimde görmüştüm en azından kendi adıma yazılarınızı cok beğendiğimi ve zevkle okuduğumu söylemek istiyorum


     Bir kac soruda ben sorayım Hocam Trabzondan Bursaya taşındığınız da beklentileriniz nelerdi beklentilerinizi karşılayabildimi Bursa sehir olarak soruyorum Trabzonla Bursa arasındaki farklar nelerdir Bursanın en beğendiğiniz yanı nedir şimdiden cevap icin teşekkürler Hocam
ALLAH'ım! Hakkımızda Hayırlı Gördüğünü Gönlümüze Razı Eyle!!!

  • Aktif Visirli
  • *
  • İleti: 204
  • Cinsiyet: Bay
  • ÜLKESİNE SEVDALILAR
  • GSM: 0533 450 50 86
Ahmetciğim 70 li yılları hiç unutmamışsın.Senin yazdıklarını okurken o günleri tekrar yaşadım.Onun için sana ayrıca teşekkür ediyorum.


 


Facebook Yorumları

         
Twittear