AĞLATAN YILLAR – 2 - Gülen Köyü Resmi Web Sitesi...

Gönderen Konu: AĞLATAN YILLAR – 2  (Okunma sayısı 2532 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

  • Moderatör
  • *
  • İleti: 204
  • Cinsiyet: Bay
  • ÜLKESİNE SEVDALILAR
  • 33 Mesajı Toplam
    49 Kere Beğenildi
  • GSM: 0533 450 50 86
AĞLATAN YILLAR – 2
« Topic Start: 28 Mayıs 2010 - 15:18 »
  • Yayınlama
  •      AHMET YAKUPHAN
         ahmetyakuphan@hotmail.com
         10 Şubat 2010 Çarşamba

         AĞLATAN YILLAR – 2
       
         1945’te 2.Dünya Savaşı’nın bitimiyle Amerikalılar milli şef İnönü’yü ziyaret ederler. Ülkede yapılan yapılmıştır. Devrimler oturtulmuştur. Artık demokrasiye geçilebilir. “Bundan böyle yapılacakları azar azar, yedire yedire yapacağız” mesajını verirler. 1946’da çok partili sisteme geçilir. CHP’den Celal Bayar, Adnan Menderes, Fuat Köprülü, Refik Koraltan gibiler ayrılarak DP’yi kurarlar.

         İlk defa 1946’da İnönü, “CHP olarak biz ortanın solundayız” diyerek sol ve sağ kavramını tarihimize sokmuş olur. DP ilk 1946 seçimlerinde açık oy gizli tasnif yapılarak seçimi kaybeder. Aslında seçimleri DP kazanmıştır. Ama hile ile milletvekilliklerini CHP kazanır. İnönü 1950 seçimlerinde DP kazanmasın diye 1948’de ilk defa İmam Hatip okullarını açar.

         1948 yılında Filistin topraklarında kurulan İsrail devletini de ilk tanıyan ülkelerden oluruz. İnönü’nün tüm tavizlerine rağmen, 14 Mayıs 1950 seçimlerinde DP %53 oyla 408 milletvekili, CHP de %40 oyla 69 milletvekili alarak seçim sonuçlanır. Seçimlerden sonra 22 Mayıs 1950’de meclis toplanarak 3. Cumhurbaşkanı olarak Celal Bayar’ı, meclis başkanlığına da Refik Koraltan’ı seçer. Celal Bayar yemin töreninden sonra Menderes ile görüşür ve onu da başbakan olarak atayarak Menderes dönemi başlamış olur.

         Menderes hükümeti icraatlara hızlı başladı.

        * Önce ordunun üst kademelerinde değişiklikler yaptı.

        * Valiler kararnamesi ile birçok valiyi saf dışı bıraktı.

        * 16 Haziran 1950 daha 15 günlük hükümetken ezanın Arapça okunmasını yasaklayan kanunu yürürlükten kaldırarak 1932’den beri Türkçe okunan ezanın aslına dönmesini sağladı.

        * Arkasından milli şef tarafından cezaevlerine doldurulan binlerce Müslüman’a genel af çıkardı.

        * Bunlar milletin lehinde olan davranışlardı.

        * 25 Temmuz 1950 tarihinde Birleşmiş Milletler talimatı ile 4500 askerimizi Kore’ye gönderdi.

        * 1951 yılı başlarında Kırşehir’deki Atatürk büstünün tahrip edilmesi olayı üzerine 50 yıllığına Atatürk’ü koruma kanunu çıkarıldı.

        * Kore’ye asker göndermeye karşılık olarak da Türkiye 1952’de NATO’ya girdi.

        * İktidarının ilk yıllarında Amerika’dan buğday getirerek ucuz fiyattan halka vererek Amerika’ya olan bağımlılığımızı artırdı.

        * Marsall yardımları ülkeyi bağımlı hale getiriyordu.

        * Menderes 1950-1954 arası iyi çalışmış, ülkeyi şantiyeye çevirmiştir.

        * 1954 seçimlerinde DP %57 oyla 503 milletvekili, CHP ise %35 oyla ancak 31 milletvekili alabildi.

        * Menderes’in 1954-1957 yılları arasındaki iktidarında ilk dört senenin yapılanlarıyla yüründü. 1954’ten sonra parti kendini yemeye başladı.

        * 1957-1960 arasında da çoğunluk olmasına rağmen yönetim pekiyi gitmiyordu. İlk defa 1958 yılında Uluslararası Para Fonu (IMF) TL’nin değerini dolar karşısında 2,82’den 9,45 liraya yükseltti.

        * Son zamanlarda Sovyetlerle ilişkileri artırdı.

        * Her şeye rağmen Menderes, halk tarafından çok sevilen bir başbakandı. Ancak DP’nin asıl patronu Celal Bayar’dı. Ve o kendini hep gizliyordu. 1950-1960 yılları arasındaki cumhurbaşkanlığında bütün gizli ve halkın bilmediği işleri o yürütüyordu.

        * Celal Bayar ise hiçbir zaman Müslümanların lehinde çalışmıyor daima derin güçlerin yanında yer alıyordu.

        * Bunu 1960 ihtilalinde ve sonunda verilen cezalarda da görüyoruz.

        * Menderes, asılarak yapmadıklarının cezasını çekerken Celal Bayar daha sonraki yıllarda da akıl hocalığına devam etmiştir.

        * Menderes ülkedeki derin güçler (İttihat ve Terakki Zihniyeti) tarafından ipe çekilmiştir.

        * Bu zihniyetteki insanlar batılıların kontrolünde ve Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucuları oldukları için ülkenin birinci sınıf insanlarıdır. Bu ülkede yaşayan Müslüman çoğunlukta ülkenin zencileri olduğu için ikinci sınıf insanlardır.

         Onlar hiçbir zaman bu ülkeyi yönetemezler

         1965’de de kurulan AP’nin başına hiç beklenmedik bir şekilde Morison Süleyman getiriliyor. O, başbakan olduğu zaman Nurlu Süleyman’dı. Müslümanlar ona çok inanıyor ve güveniyordu. Müslümanların, Demirel’i tanıması 40 seneye mal oldu.

         Müslümanlar onun mason olduğunu bilmiyorlardı.

         Oysa o her zaman masonlarla birlikte oldu. Secim meydanlarında göstermelik olarak KUR’AN ı öper ve sonrada foter’ini KUR’AN ın üzerine koyardı.

    O, dış güçlerin OMPUSTMANIYDI

         1980-1990’lı yıllar Özal ile geçti.

         Ekonomide açılımlar oldu ama dışarıya bağımlılık daha da arttı.

         Manevi açıdan çok şeyler kaybettik.

         Bu dönemde, turizmde 5 yıldızlı otellerin ve Sarp kapısının açılması insanımızın aile hayatına büyük darbeler vurdu.

         Özal da dış güçlerle hareket ederek ülkemizin dışa bağımlılığını artırdı.

         Onun döneminde de milli projeler ve üretime yönelik yatırımlar yapılmadı.

         O da montaj sanayi ve tüketimi artırıcı işler yaptı.

         Ama o hiç bir zaman Demirel gibi olmadı.

         30 haziran 96 ve 16 haziran 97 tarihleri arasında bir Erbakan geldi geçti

         O, milli projeler, milli çözümler ve üretimi artırıcı faaliyetler yaptığı, derin ve dış güçlerle iş birliği yapmadığı için günah keçisi olarak ilan edildi

         Çillerin zamanında İsraille yapılan (23 Şubat 1996) askeri antlaşma ona mal edilmiş, Mesut Yılmaz zamanında yapılan (8 Temmuz 1997) EMASYA protokolü ona mal edilmiş 28 Şubat ta 18 maddeyi imzalamış gibi bir sürü zırvalıklar

         Sen mi derin güçlere rağmen Başbakan olur ve İMF ile çalışmazsın.
         
         Sen mi rantiyenin yanında değil halkın yanında yer alırsın.

         Sen mi milli kalkınma hamlesi yaparsın diyerek iç ve dış hainler düğmelere bastılar.

         Milletin uyanışı da bu yıllarda başladı.

         2000’li yıllar Erdoğan’lı yıllar olarak karşımıza çıkar. Bu yılları hep beraber yaşıyoruz.

         Erdoğan da dış güçlerle beraber çalışarak ülkenin dışa bağımlılığını artırdı.

         Ülkenin üretim yapan kurumları da İttihat ve terakki zihniyeti’ndeki iş adamlarına ve Yahudilere satıldı.

         Zengin zenginliğini ona yirmiye katladı.

         Halkın ekonomik durumu da orta da.
         
         8 yıldır manen de geriye gidiyoruz.

         Müslümanların lehinde adımlar atılamadı. Bu arada derin güçlerin oynamak istedikleri oyunlar devam ediyor. Hatta daha çirkin halde devam ediyor.

         İttihat ve terakki zihniyeti bugün daha azılı bir şekilde icraatlarına devam ediyor.

         İslam  düşmanları yüz senedir Müslümanlara kan ağlatıyor. Özellikle Müslümanların bir olmaması ve bir araya gelmemesi için çok değişik fitneler ekiliyor. Böylece de Müslümanların güçleri yok ediliyor.

         Bu zihniyetin bitmesi Müslümanların kardeş olmalarına bağlıdır.

         Müslümanlar birbirlerine kenetlenecek, birbirlerini sevecek ve bölünmeden, parçalanmadan aynı kıbleye döndükleri gibi bir lider etrafında bütünleşeceklerdir.

         İşte o zaman İttihat ve terakki zihniyeti yok olacaktır.

         İşte o zaman tekrar dünya ya adaletle hükmedeceğiz.

         ALLAH(c.c.) da “Bölünmeyin, parçalanmayın, tefrikaya düşmeyin. ALLAH’ın ipine sımsıkı ve topluca sarılın.” buyurmaktadır. (Al-i İmran-103)

         Peygamberimiz de “Birbirinizi sevmedikçe iman etmiş olamazsınız, iman etmedikçe de cennete giremezsiniz.” buyurmaktadır.

         İki cihanda kurtuluş istiyorsak, peygamberin yolundan yürüyerek, ecdadımız gibi adaleti yeryüzüne yaymak için mücadele etmek zorundayız.

         Yine kurtuluş istiyorsak ALLAH’ın dostlarına dost, düşmanlarına düşman olmak zorundayız.

         Hiçbir peygamber, hiçbir halife ALLAH’ın düşmanlarıyla beraber hareket ederek hedefine ulaşmamıştır.   

         Peygamberimize Mekke de devlet başkanlığı teklif edildiğinde Peygamberimizin dediklerini bugün ümmeti de söylemelidir.

         Hak başka Batıl başka.

         Ümmetin bir olup dünyaya hak ve adaletin yayılacağı, ağlanan yılların sona erip hakkın dünyaya yayıldığı günleri görmek dileğiyle….

         Sevgi ve Selamlarımla...
         Ahmet YAKUPHAN

         NOT: 60 yılı çok öz işlememe rağmen yazım biraz uzun oldu. Okuyanların affına sığınarak kendilerine teşekkür ediyorum.




    • Şeker Oğlu
    • Aktif Visirli
    • *
    • İleti: 57
    • Cinsiyet: Bay
    • Mustafa Düzenli
    • 4 Mesajı Toplam
      4 Kere Beğenildi
    AĞLATAN YILLAR – 2
    « Yanıtla #1: 28 Mayıs 2010 - 15:19 »
  • Yayınlama
  • dayi biraz agir olmadimi buyazi yinede cok güzel olmus aline saglik  :-X


    • Aktif Visirli
    • *
    • İleti: 16
    • Cinsiyet: Bayan
    • 1 Mesajı Toplam
      1 Kere Beğenildi
    AĞLATAN YILLAR – 2
    « Yanıtla #2: 28 Mayıs 2010 - 15:19 »
  • Yayınlama
  • öok güzel özetlemişsiniz ellerinize sağlık

    doğruşuk sonsuzluğun güneşidir bir gün nasıl olsa doğar


     


    Facebook Yorumları

             
    Twittear