HİÇ OLMAZSA BU RAMAZANDA - Gülen Köyü Resmi Web Sitesi...

Gönderen Konu: HİÇ OLMAZSA BU RAMAZANDA  (Okunma sayısı 1549 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

  • İncir Ağacındaki Adam
  • Süper Moderatör
  • *
  • İleti: 1.674
  • Cinsiyet: Bay
  • GSM: 05079310977
HİÇ OLMAZSA BU RAMAZANDA
« Topic Start: 01 Haziran 2010 - 16:21 »
  • Yayınlama
  •      MUSTAFA YILMAZ
         mustafa-yilmazzz@hotmail.com
         10 Eylül Çarşamba 2008

         HİÇ OLMAZSA BU RAMAZANDA

    Orta okul sıralarında öğrenci iken Türkçe öğretmenimiz bizlere birçok şiir ezberletmişti. Necip Fazıl’ın on dört kıtadan oluşan Sakarya şiirinden tutun da Yahya Kemal Beyatlı’nın Bayrak şiiri bunların arasındadır.Necip Fazıl’ın o destansı Sakarya şiirini bugün bile o yıllardaki tazeliğiyle okuyabiliyorum.Belki de bende oluşan Necip Fazıl sevgisi ve yazdığım şiirlere onun tarzının sirayet etmesi Üstadın yazmış olduğu şiirlerin bir kısmının ezberimde yer etmesidir.

    Herkesin hayatında bir dönüm noktası vardır.Mesela Necip Fazıl’ın şiir yazmaya başlaması annesinin hasta yatağında dile getirdiği bir istek üzerine başlamıştır.Üstadı Üstad yapmaya götüren yolun başlangıcında annesinin isteği yatıyordu.Necip Fazıl şair olmaya karar vermesini Çile kitabının önsözünde şöyle anlatır:
    "Şairliğim 12 yaşımda başladı. Bahanesi tuhaftır. Annem hastanedeydi. Ziyaretine gitmiştim.. Beyaz yatak örtüsünde, siyah kaplı, küçük ve eski bir defter.. Bitişikte yatan veremli genç kızın şiirleri varmış defterde... Haberi veren annem, bir an gözlerimin içini tarayıp:
    '- Senin dedi, şair olmanı ne kadar isterdim!'
    Annemin bu dileği bana, içimde besleyip de 12 yaşıma kadar farkında olmadığım bir şey gibi göründü. Varlık hikmetimin ta kendisi... Gözlerim, hastane odasının penceresinde, savrulan kar ve uluyan rüzgara karşı, içimden kararımı verdim;
    '- Şair olacağım!'
    Ve oldum. O gün bugün, şairliği küçük ve adi hissiliklerin üstünde gören, onu idrakin en ileri merhalesi sayan ben, bu küçük ve adi bahaneyi hiç unutmadım.

    Dönüm noktası dedim ya; şiir yazmadaki dönüm noktası bir tarafa manevi olarak  çok derin sularda gezinen Necip Fazıl’ın manevi derinliğe ulaşmasında da bir dönüm noktası vardı.Necip Fazıl’ın maneviyat dünyasında dönüm noktası ise Seyyid Abdülhâkim Arvâsi Hazretleriyle tanışması olmuştur.Bu tanışmanın etkisiyle Üstadın şiirlerinde ALLAH(cc) ve Peygamber Efendimiz(sav) çok geniş bir şekilde yer bulmuştur.

    Üstad, kader planında önüne çıkan dönüm noktalarını çok iyi değerlendirmiştir.Ve bu değerlendirmeyi başkalarının da kendi hayatlarında yapmasını istemiştir.Özellikle Sakarya şiirinde dile getirdiği;

    Geldi ölümlü yalan,gitti ölümsüz gerçek
    Siz;hayat süren leşler,sizi kim diriltecek?

    dizeleriyle bu isteğini açık bir şekilde ifade etmiştir.

    Ramazan ayını idrak ettiğimiz şu günlerde üzerimizdeki ölü toprağını atmaya ve gerçek manada dirilmeye o kadar muhtacız ki.Yaratan,onbir ay kendisini hatırlamayan kullarına bir dönüm noktası daha sunmuştur.Ramazanın gelmesiyle oluşan manevi atmosfer,yapılan ibadetlerin binler hükmüyle kayıtlara geçmesi ve şeytanın zincire bağlanması bizlere sunulan dönüm noktasını en iyi bir şekilde değerlendirmek için bulunmaz nimet...Namazla tanışmak için bulunmaz nimet…Namazla tanışmış olanlar için ise namazlarını huşû  ve hudû ile eda etmesi için bulunmaz nimet…Kuran-ı Kerim-i öğrenmek için bulunmaz nimet…Bilenler için ise Kuran-ı Kerim-i hatim etmek için bulunmaz nimet..

    Ramazanın gönüllerimize sunduğu nimetler saymakla bitmez.Önemli olan bizlere sunulan nimetlerin farkında olmak ve bunları değerlendirebilmek.Yarına çıkacağımız muallak iken,yaşadığımız Ramazanın son Ramazanımız olma ihtimali var iken gerçek manada dirilmeye,yenilenmeye muhtacız.Hoca Efendinin “son demde hiç olmazsa gurûbum tulû olsun” duasına karşılık  bizler de diyoruz ki son Ramazan’da hiç olmazsa gurûbumuz  tulû olsun…


    Bir nefeslik duamla müebbetimi seçtim / Manam ukbâya açık, maddiyatı es geçtim (Hekim)


     


    Facebook Yorumları

             
    Twittear