MEKTUP BÖLÜMÜ - Gülen Köyü Resmi Web Sitesi...

Gönderen Konu: MEKTUP BÖLÜMÜ  (Okunma sayısı 8001 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

  • Administrator
  • *
  • İleti: 2.567
  • Cinsiyet: Bay
  • "Edeb Ya Hu"
  • 389 Mesajı Toplam
    575 Kere Beğenildi
    • Forma Yaptırma Sipariş
  • Kan Grubu: Seçmediniz
MEKTUP BÖLÜMÜ
« Topic Start: 02 Kasım 2007 - 15:04 »
  • Yayınlama
  • Elinizdeki eski mektupları hatıra niteliğindeki insanlara aktarmak istediğiniz mektuplarıda yayımlayabilirsiniz.

    Mektup Nedir?Mektubun Tarihi

    Mektup, yazının bulunduğu tarihe kadar ortaya çıkmış eski edebiyat türlerinden biridir. Eldeki en eski örnekler; Mısır firavunlarının diplomatik mektupları (MÖ 15. - 14. yüz yılları) ile Hitit krallarının Hattuşa (Boğazköy) arşivinde bulunan mektuplarıdır. Batı edebiyatında mektup türünün ilk örneklerini, Yunan edebiyatında görürüz. Mektup, bir edebiyat türü olarak, özellikle Latin edebiyatında gelişip yaygınlaşmıştır. Bu alanda yazanların başında Cicero (MÖ 106 - 43) gelir. Rönesans’tan bu yana Avrupa’da çeşitli ülkelerde bu türün yaygınlaştığı görülür. Özellikle Fransa’da mektup türü büyük gelişme göstermiştir. Mektup türünün Türk edebiyatında epey uzun bir geçmişi vardır. Münşeatlarda (Nesir halindeki yazıları bir araya toplanmasından meydana gelen eserlere denir.) resmi ve özel mektuplara geniş yer verilirdi. Şinasi’ nin öncülüğünde başlayan düz anlatım akımı, mektuplarda da etkisini göstermiş; Tanzimat’tan bu yana yazılan özel mektuplarda yapmacıksız, doğal bir anlatım kullanılmıştır.



    Başka bir yerde bulunan kişiye yada kuruma bir bilgi iletmek amacıyla yazılan yazılara mektup denir.

    Mektubun diğer yazı türlerinden ayrı bir özelliği vardır. Herşeyden önce; bağımsızdır,ufukları alabildiğine geniştir,dar kalıplar ve kurallar içinde tanımlanamaz. Konuları oldukça bol ve sınırsızdır. Doğallığın ve içtenliğin en çekici belgesidir. Elbette ki herkese aynı içtenlikle mektup yazılmaz. Gönderdiğimiz kişi yada kurumla olan ilginin derecesine göre,mektubun hitap bölümünden,amaç,hatta sonuç bölümüne kadar değişen üslup özelliği vardır.
    Mektup kişiliğimizin bir aynasıdır. Saygımız,sevgimiz,karakterimiz ,inancımız,görüş ve düşüncelerimiz hatta kültürümüz mektubumuza yansır.
    Basit bir yazı türü gibi görülmesine rağmen mektubun da kendine özgü bir düzeni,bir disiplini,bir planı vardır.
    Mektup Yazarken Nelere Dikkat Edilmelidir?
    · Mektup yazarken kullanacağımız kağıt ve zarf temiz olmalıdır. Bu basit ayrıntı karşımızdakine verdiğimiz değeri gösterir.
    · Mektuptaki hitap,göndereceğimiz kişi yada kurum göz önünde bulundurularak seçilmelidir: Sevgili Kardeşim, Canım Kardeşim, Canım
    · Babacığım, Aziz Dostum, Saygıdeğer Büyüğüm, Sayın Murat Bey, Sayın Genel Müdür...
    · Mektupta daha sonra giriş ve amaç bölümüne geçilir. Bu bölümde mektubun niçin yazıldığı belirtilir.
    · Sonuç bölümünde daha çok klişe sözlere yer verilerek, hoşa gidici bir dilekle mektup bitirilir ; sevgi ve saygılar sunar,esenlikler dilerim. gibi.
    · Öfkeli anlarda kesinlikle mektup yazılmamalıdır.
    · Mektupta kullanılan ağır ve kırıcı sözler, ileride pişmanlığa yol açabilir. Ancak, yazının kalıcı etkisi nedeniyle, yarattığı kırgınlık tümüyle unutulamaz.



    Biz Gerçek Bir Aileyiz, Laf Olsun Diye Burda Değiliz...

    • İrfanKORKMAZ

    • Ziyaretçi
    MEKTUP BÖLÜMÜ
    « Yanıtla #1: 30 Kasım 2007 - 19:57 »
  • Yayınlama
  •           Değerli Dursun Abi,
              Evvela muhtarlığa seçilmiş olduğunu yeni duydum ve inan çok sevindim.ALLAH  mahcup etmesin inşALLAH.Önceki muhtarlık döneminde yaptıklarını çok iyi bilen biri olarak,bu dönemde de yapacaklarını az çok tahmin eder gibiyim.İki gün önce,köyden gelen bir arkadaşla konuştum.Kumfus'un Hamdi'nin torunu,Hüseyin Abi'nin(kahveci,arkadaşın olur iyi bilmen lazım)oğlu Yunus DÜZENLİ'yle.
              Çok iyi çocuktur Yunus.SSK'da çalışıyor,sağolsun ne işimiz düşerse yapıyor.ALLAH ne muradı varsa versin.Daha bugün, çocuğun sağlık karnesini çıkarttı,ne diyeyim,daha önce yaptıkları da  cabası.Hiçbir beklentisi yok,sadece hizmet.Bir yemek bile ısmarlayamadım ,yemedi.'Tarzım değil abi,ne yaptım ki?' diyor.Sevgili muhtarım,değerli abim,
              Duydum ki yolları genişletiyormuşsunuz.Hummalı bir çalışma içindesiniz belli.ALLAH sizin de ne muradınız varsa versin lakin;bizim arazilerin altındaki çalışmalarınızda, biraz dikkat etmenizi rica edeceğim,bir sakıncası yoksa.Hatırlarsınız,Kumfus'un ırmağında,yol,çok az bir yerimizden geçer.Bu yer de öyle bir yerdir ki;tam ırmak kenarı,ağacı seyrek ve sel tehlikesine yüzde yüz açık.Dursun abi,
              Zaten topraklarımızın yeterli olmaması değil midir bizi gurbetlere atan?İşsizlikle beraber bu sorun, büktü belimizi çoğu kez.Yoksa oralarda olmayı ve bu sorunu size birebir,yüzyüze anlatmayı, inanın ben de çok isterdim.Bu satırdan sonra'çıkart ağzındaki baklayı' dediğinizi duyar gibiyim.Sevgili muhtarım,
              Eğer, bahsettiğim o yerde de yol genişletmesi yaptıysanız ya da yapacaksanız,mümkünse altında iki metre kadar,değilse mümkün olduğu kadar bir istinat perdesi yapmanızı rica edeceğim.Aksi halde orası,en ufak bir yağmurda,hele de ırmağın taşacağı bir anda sel olup gidecektir.Bunu siz benden iyi bilirsiniz,bilirim.'E nedir bu mektup o zaman'derseniz;ne biliyim,aklımdadır oralar.Hep düşünürüm,çıkartamam bir türlü.Ondandır bu merakım ve mektubumun gereği.Hani bu anlamda beni mağdur etmeyeceğinizi de çok iyi bilirim ha!Sakın yanlış anlamayın.Olur da bir durum olur diye yazıyorum,yoksa sizden asla şüphe etmem bu konularda.Herşeyin en iyisini siz bilirsiniz.
              Bu arada ben bir inşaat şirketinde çalışıyorum.Usta olarak işbaşı yaptım ama;tanıdık bir adamım yok ya buralarda,kazma kürek düşmüyor elimden maalesef.Eeee,Trakya nere,ora nere,buna da şükür be abi.Çok işsiz gezdim buralarda,çoğu kez yatacak yer bile bulamadım.En son bu işi buldum.Her önüme çıkanın'bağırma, stres atma ağacı'oldum burada.Hep sustu bu ağız ama;elbette bu ağızın,dehşet konuşacağı günler gelecek,sabrediyorum ALLAH'a sığınıp.Sevgili muhtarım,
              Bu mektubumdan sonra,'bir İrfan vardı,nerelerdedir acaba'diye soran olursa,ne şekilde çalıştığımı anlatma.'Onun babası muazzam usta ,çok kalender adam idi' muhabbeti etmesinler arkamdan.Malum,işsizlik var be abi,yoksa, ben de çok iyi biliyorum, hangi babanın oğlu olduğumu.'Çalışıyor,iyidir durumu' de, geçiştir sadece.Öyle ki;geri döndüğümde mahçup olmayayım kimseye,rahmetliyi de mahçup etmeyeyim böylece.En güzel günlerde görüşmek dileklerimle,
                                                                                                  İrfan KORKMAZ


    • Süper Moderatör
    • *
    • İleti: 632
    • Cinsiyet: Bay
    • 63 Mesajı Toplam
      129 Kere Beğenildi
    MEKTUP BÖLÜMÜ
    « Yanıtla #2: 18 Aralık 2007 - 09:34 »
  • Yayınlama
  •                Arkadaşlar,
                   Edebiyat Günlüğü başlığı altında beklediğimiz eserlerden bir esinti yok.Sadece şiir bölümü faal.Bir açılım yapsak acaba daha fazla katılımı sağlayabilir miyiz?
                   Şöyle ki;
                                                                                                                                                                                                                                                                        1-Çocuğuna,torununa ,komşuna,belediye başkanına,asker arkadaşına,okul arkadaşına,muhtara,milletvekiline,başbakana,cumhurbaşkanına,genelkurmay başkanına,öğretmenine,bakkalına,patronuna,işçine,kızdıklarına,sevdiklerine,özlem duyduklarına velhasıl aklınıza gelebilecek her durumdaki muhatabınıza 20 yıl sonra zarfı açılmak üzere bir mektup yazsanız ne yazmak isterdiniz?
                   2-Geçmişte yaşamış ve ölmüş bir şahsa mektup yazsanız bu günü  nasıl anlatırdınız?
                   Hadi arkadaşlar zorlayalım kendimizi.
                   Selam ve sevgilerimle.
                   


    • Yaa Sabır...
    • Administrator
    • *
    • İleti: 3.106
    • Cinsiyet: Bay
    • 350 Mesajı Toplam
      551 Kere Beğenildi
      • Gülen Köyü Web Sitesi
    • GSM: 0535 481 76 24
                                          Asım Efendinin Görele’ye Mektubu     ( 29 Temmuz 1929 )
                                          Huzuru Fazılhanelerine
                                          Muhterem Efendiler

                 Selamı mahsus afiyetinizi bir buçuk seneyi mütecaviz tahriren muharebatımız miyanemizde munkatı akraba ve yakınlığı büyüklerimiz geçdükten sonra unuttuk. Merhum efendiler sılayi rahmi terk etmeyup beher sene gelürler idi ve sizler terk ettünuz.Pederlerinuzun makam ve derecesini ihraz ettunuz halen birbirumuzi tanımiyoruz.Bu dünyanın hiç hükmi yoktur.ALLAH (C.C.) bir hafta zarfında Of kazasını mahvu perişan etti.Of’un kesret-i ilmu irfani servetu samanı Karadenizde bir dahi yok idi.Cenabı ALLAH 24 saatte mahvu perişan etti.6 Temmuz’da bir gün bir gece semadan yağan yağmur ve yerlerin dağ ve taşlardan huruç eden Nuh Aleyhiselamın zamanı gibi oldı.Of’un en büyük ve en zengin karyesi Zisino karyesi 45 hane Zeno 500 hane.Zeleka,Holaysa,Kadahar nahiyesi 700 haneye yakın.Hopşara ve Şui 800 hane.Holo köyleri 25 muhtarlıktır.Bunların arazileri yüzde 80’i gitti.Kalan 20’den da birşey anlaşılmaz.Hane,değirmen,dükkan 2000’den mütecaviz nüfus 5 altı yüz kadar boğazda hiçbir Pazar kalmadi.Bilduğumuz Kadahor ve Hadi belırsuzdur.Köprü, cami, dükkan kamilen gitmiştur.Elhasıl su Celal Efendinin hanesi altina kadar çıkti.Merhum amcalarımızın asarı olan taşköprüyüde aldı.Merkezden Hadiya kadar olan Pazar mevkii kalmamıştır.Paçan ile Mimilosta çok zayiat yoktur.Lehul hamd akrabalarımızdan nüfus zayiatı yoktur.2 yaylalarda bulundiler.Of kazası 80.000 nüfusdur.Tahminen 50.000’ni hicrete mühayyadır.Zeno karyesi camii şerifi 11 kubbeli İstanbul’da emsali yok idi.Dereden camiye kadar dört saat üstünden aşağı iki saat köyün başında Yoroz dağı gibi bir dağ var idi.Yarilup cami ve köyü önüne katup dereye indurdi.Karyelerde komşudan komşuya gitmeye mümkün yoktur.Irmaklar 2 minare derinluğinde 20 dakika mesafede ehali birbirinden haberdar değil.El anda olamadi.Bugün Paçan muhtarı Sürmene (yolu) tarikı ile Of’a geldi.İşte Paçan ve Mimilostan bir parça izahat aldum:Ekseri konak ve haneler taş üzere altından su kaynayup haneyi uçurdi.Bazısı da aşağı geçti.11 kubbeli camide 50 kişi yatsıyı kılayurdi.Bir takımlarıda cami de (köy odasında) kumar oynayurdi.Öylece sel onlari götürdi.

                     Felaket gündüz saat 3’te başladı.Dağlara siyah bir bulut kaplayup yariluyurdi.Sedasını merkezden işıturduk.Saat 7 sularında şiddetli bir hareketi arz da oldi.8 gün 8 gece dağlar mutemadiyen yarildi ve seller akar idi.2 gün güneş etti.Mimilos,Anoso karyeleri (köyleri) güneşte battı sel oldıler.Abdest alınamayacak bir ırmak 150 seneluk bir gürgen ağacını götürdi. Şinek başı mezra ve çayırlar kamilen sel oldı.Bu karyelerde hiç şenlik yok.Masiyet ve isyan bu köylerde idi.Cenabi Hakkın büyük bir kudreti ilahiye-i azimesini gösterdi.

                      Kondu karşusunda (Veçono adında) bir karye vardır.Gece oradan bir sel alıp dereye 1.5 saat bayır mevkiinden haneyi aldı koptu.Derenünde (içinde) 2 kadın çocukları kucaklarında o azim dereden karşuya haneyi attı.Derününden 2 kadın ve çocuklar çıkıp Hopşera köyüne iltica ettiler.Elyevm berhayattırlar.2 kadın da çocuklar kucaklarında biri beşikte mağrukan (boğularak) Rize açıklarında deryada bulundiler.Ve birda çabulaci ustasini Zisino karyesinde evinden sel geturdi.1 saat kadar getürüp bir bayirda durdi.Boğaza kadar çamura gömülmış üç gün üç gece feryad edup açlıkdan bunaldı.Bir sabah namazı 15 yaşlarında biri yanına vardı bir parça arpa ekmeği tuzsuz ve üzerine bir parça yağ peynir verup yedi,aklı başına geldi.Delikanlı gaip oldu.Elveym o adam berhayattır.

                       Zisino ahalisi Leylen köyün ortasına toplandiler ellerinde fenerler dört taraflarından seller hücum etti.70-80 kişi var idiler.Çikamadilar.Büyük bir sel geldi bunları önüne kattı.ALLAH ALLAH sedaları asumane çıktı.Karşuki köyden görürlerdi.Fenerler sönüp kelimeyi şehadet kesildi.Cümlesi mağrukan vefat eyledi.Bazi kimselerida bir saatlik yola kadar sel geturup kabattı.İki gün sonra çıkarıldiler.Hali felaketten haberdar olamadiler.

                        Velhasıl yüzde 20 deduğumuz Müslümanlar kurtardiler.Düz tarlaları metin binaları olan mütebaki 80’i helak oldiler.Hazreti ALLAH Nuh aleyhisselam kavmi gibi de bu kavmi eyledi.Dere hala çamur akayur.Ceviz kadar taş dereye atsan batmaz o kadar sıkı çamur akayur.Bayburt hududundan Of dağları umumen yarıldiler.Yarılup sele giden dağların sedası asumane çıkardı.Geri kalan ahalilerde 40 güne varmaz.O derece korktuk!!!

                        Hazreti ALLAH Subhanehu Hazretleri kudreti azametini bize gösterdi.Dere tuğyan güni iki minare derunlukte deryaya karişmakta 40-50 adım mesafede kaldı.Denize karışmadı ve deniz bulanmadı.Of’un önüne vapur demirleduği mesafeye kadar doldurup düzeltti.Pabuçle gezilir.Bir mahdır (aydır) aheste yağıyor.Dört gündür güneş gördük.Karyelerde kabristan bile kalmayup sele gitti.Of boğazını dere şöse yolile beraber doldurup dümdüz toprak oldu.

                        Velhasıl iki mah(ay) evvel Of’a 4500 liralık rakı geldi.2500 liralığı Kodahora çıktı.Bir mah zarfında sarfedildi.Muskikat (Tekel) memuru ile bendeniz konuştum.Kadohorda hangi dükkanda idiyseler dere orayı basduğı vakitta su saçaklarına kadar çıktı.Derunundan ateş zuhur edup ıhrak (yandığını) olduğunu yüzlerce insan müşahade eyledi.

                        Bu da Cenabi Hakkın bir kudreti azimesidir.Bu gibi felaketlere duçar olanlar balduzini aldı.Ve ovey validesini alanlar çıplak dans oynayanların başına gelmiştir.Küfrani nimet eylediler.Bu ahaliler zengin idiler.Of birbuçuk milyon lira senede fındık , fasulye , mısırdan alurdı. Her hafta vapurla İstanbul’a , Samsun’a bin liralık yağ gönderurdı.Beher hafta için mevsimde 500 çuval fasulye.Bu aylarda 50 çuvala kadar fasulye İstanbul için vapura verildi.Balmumi yumurta vesaire başta Sürmene kazasına Rize vilayetini mısır fasulye idare ettururdi.Şimdi sadakaya muhtaç kalduk.Bir kilo ekmeği 48 kişi taksim etti.Esnaiyı felakette Cenabı Hakka şükür olsun akraba ve taallükatca bir kederumuz yoktur.

                         Cenabu Hak bu gibi afetlerden cümlemizi muhafaza buyursun amin.Cümlenuze dua ve selam ederum.Baki Hüda’ya emanet olun.Muhaberatımızı devam etturelum.

                        Of’un felaketi dil ve kalem ile Vasfi gayri mümkündür.Cenabı Hak kulları yarattığı ve peygamberlerden Nuh aleyhisselamın kavmile bizi Nuh kavmi gibi etti.

                        Esteızubillah (Ve berezuli’llahi’l- Vahid’l-Kahhar Nazmı Celili Subhaniyesine bizi mazhar kıldı.İslamiyete devam edun.Ve bu mektubi da Müslümanlara göster,münafıklara gösterma.Of ulema ve meşayıh yeri idi.Bu felaketleri hep haber verdiler.Münafıklar inanmadı.Olurki Hazreti Ellah diğer kaza ve vilayetleri bizden köti eder.Göreyim sizi İslamiyetunuze halel geturman.Vehbi Hafız ve Celal Efendinun dereleri kamilen gitti.Ve bendenizunda dereleri gitti.Ahzuatanız (alış-verişiniz) nasıldır.Hala Trabzon ilemi yapuyirsunuz.Yoksa İstanbul’lemi?Felaket dolayısıyle çoluk çocukla bu sene kasabada yazlıyoruz.

                        Bu yazdığumi Of’un yüzde 80 ‘i isyan etmiş idi.Mutebakisi İslamiyette berdevam idi.Böyle olduk.Siz sizi düşünün.Arpalı karyesi var idi.Köyün ortasından bir küçük ırmak akar idi.Matur dağı yarıldığında bir şimşek ateş çıktı.Sedası asumne çıktı.Ahalileri firaren dağa çıkmışler idi.Yüzlerce insan müşahade ettiler.Bir ejderha başı köpek başından büyük kulakları merkep kulağından büyük sağına solına bakarak bir bir ardı sıra iki tane geçtuği görüldü.Ve derede pek çok büyük yılan aktı.Dağların hareketi elan kesilmedi yine tehlike var.
    Baki selam hatmi kelam ederim..

                                                                                                                                31 Temmuz 1929
                                                                                                           Bakkalzade Asım bin Muhammed

    Mektup için Sayın Metin Kondel'e teşekkür ederiz.

    Biz Gerçek Bir Aileyiz, Laf Olsun Diye Burada Değiliz...

    • Kemal Algül
    • Aktif Visirli
    • *
    • İleti: 599
    • Cinsiyet: Bay
    • 16 Mesajı Toplam
      20 Kere Beğenildi
    MEKTUP BÖLÜMÜ
    « Yanıtla #4: 18 Aralık 2007 - 23:46 »
  • Yayınlama
  •                    

                                                        Sevgili kizim Hatice Açelya ALGÜL´e
                 Dünyalar tatlısı kızım Hatice Açelya,
                 Sana rahmetli annemin adını verdim.Sebebini merak edersen söyleyeyim...Seni her çağrışımda o sevgili nur yüzlü annemi,kendisi genç;beni de çocukluk yaşımda kendisine hasret bırakıp bu dünyadan elim bir trafik kazası sonucunda  göçen hasretimi hatırlamak istememdendir.O'nunla birlikte tüm geçmişlerimi hatırlayıp yadedeyim diye sana bu ismi verdim güzel kızım...
                 Mektubuma o meşhur klasik başlangıçla değil de bu şekilde başlamamın nedenini sen bu mektubu okuduğun zaman daha iyi anlayacaksın.Henüz bir aylıksın.Nasılsın,iyi misin diye yazsam bana cevap veremeyecek durumda olduğunu bildiğimden sana bu soruları  sormuyorum..
                 Ben bu satırları bilgisayarımın klavyesine dökerken sen yatağında mışıl mışıl uyuyordun.Sana karşı olan hislerimi belki de ifade etmede zorlanacağım,ama senin bu satırları okuduğunda ne demek istediğimi anlayacağından eminim, güzel meleğim...Belki bu satırları okuduğunda ben de bu dünyada olmayacağım.Bu ihtimali hiçbir canlı gözardı edemez.Yaşarsam söylediklerimi yaptığımı,yaşamazsam yapmak için ne kadar gayretli olduğumu  sağ olanlardan öğreneceksin.Şu anda sağlıklı görülüyorsun,güleç yüzlüsün,inşALLAH bahtın da açık ve güzel olur bebişim...
                
                  Sevgili yavrum, bu mektubu sana yazmamin nedeni seni hayata kendimce biraz hazirlayabilme istek ve arzusudur..Nedir bu hazirlik diyecek olursan anlatayim sevgili yavrum.Benim bir müslüman baba olarak tek hedefim şudur.Dinine,milletine,yasadigi topluma,ailesine,cevresine,arkadaslarina ve bulunduğu ortamlardaki tum insanlara faydalı, içi sevgiyle dolu, imanli inançlı,Canakkale' de yatan ecdadının  sorumluluğunu ve ağırlığını i omuzlarında taşıyabilecek bir evlat olmanı istemekten başka bir gayem yoktur.
               Sevgili yavrum, hiç süphe yoktur ki, Yüce Yaratan vaadini yerine getirecek ve İslamı ışığıyla tüm dünyayı aydınlatacaktır.Tabi ki bunun kendi kendine olmasi düsünülemez.Bunun gerçekleşmesi  için  ilimde ve fende  kendini en iyi şekilde manen ve madden geliştirebilmiş toplumlarla mümkün olacakdir.Ben de bir baba olarak görevimin bilincindeyim ve seni bu bilinçle yetiştirmek arzusundayım.
                Haticem, belkide bir aylik cocuğa mektup yazmami garip karsilayacak olanlar olabilir hatta belki sende büyüyünce bunu garip karşılayacaksın .ama olsun benim içimden gelmiştir ve bunu bugun gerçekleştirdiğimden mutluyum.İnsALLAH bu mektup büyüdüğünde eline geçer ve bilinçli bir insan olarak bu satirlarimi okursun.Ben şuna inanan bir insanım kızım... Anne baba  olarak evde çolluk çocuğa  örnek olur, islami yaşarsa, o cocukların da  kendi nesillerini dünyaya  getirdiklerinde anne babalarini örnek alacaklari muhakkaktir .Anne babalar ya evde iyi örnek değillerse ne olacak? İste asıl tehlike budur sevgii yavrum...Çocuklarına iyi örnek olursan onların da kendi çocuklarına olacakları iyi örnek nesiller boyu sürüp gittiğinde çok güzel bir miras bırakacağın muhakkaktır.Ben elimden geldiğince sana iyi bir örnek olacağımdan emin olabilirsin.Sen de şimdiden bu iyi örnek modelini senden sonraki nesillerine miras bırakırsın.
                 Sevgili yavrum, senden bir diğer isteğim de şudur:kimse kimseyi sevmek zorunda degildir ama herkes bir birine saygi duymak zorundadir.Ben de bunu tum yüreğimle sana tavsiye ediyorum,herkesi sev...Yaratılanı sev yaratandan ötürü...Yunus'ca sev...Mevlan'nın hoşgörüsüyle sev....Evde anne babana kardeşlerine,okulda öğretmenlerine, mahallende arkadaşlarına, köyunde komşuna,is yerinde is arkadaşlarina saygi duyacaksin. Eğer  yaşadığın  toplumun huzurunun bozulmasını istemiyorsan bunu başarmak zorundasin.
                  Birde sana sunu tavsiye ediyorum sevgili kizim.Küçük seylerden mutlu olmasını  bilmelisin.Çünkü, insanoğlu yaratılış  olarak devamlı  bir arayış ve tatminsizlik içerisindedir.Bunu bir kötu durum olarak göme Bunu şöyle yorumlayabilirsin kızım...:Bizim yaratılış  sebebimiz nedir? Bizler bu dünyada bir imtihandayiz bu imtihanin geregi olarak da bize (nefs)verilmiştir,bunun yanindada nefsle savasabilecek akil verilmiştir. Eğer  akil nefse karşı  galip gelirse insan boş  seylerin peşinde kosmaktan vaz geçer..Tabi ki calışıp  çabalayacağiz. Çünkü muslüman güclü olmalidir.Kimseye muhtaç  olmayacağız. Eğitimini sonuna kadar devam ettirmelisin gülüm...Kücük seylerden mutlu olmayi bilmelisin..İnsanoğlu bir vadi dolusu altın bulsa ikincisini ister.Sen bu aç gözlülerden olmayacaksın.Aza kanaat,tok gözlülük insanin en güzel meziyetleridir.Sen bu meziyetlere sahip olmalısın...Doyumsuzun mutsuzluğu sonucunda boşlukta kalan insanlığın sonu intiharlara varan bir sürece varır.Seni,ALLAH esirgesin, bu doyumsuz ve tatminsiz dünyadan korumak için elimden gelen gayreti göstereceğime emin olabilirsin bebeğim.
                
                     Benim de burdan sana sözum olsun;gördüklerinden anlam çıkaracağın yaşa geldiğinde,seni Çanakkale'ye götüreceğim.Orada  bir milletin kendi küllerinden nasıl  yeniden doğduğunu  göreceksin. Sana büyük üstad Mehmet Akif Eroy' un safahatini hediye edeceğim....  Edeceğim ki nasil bir ecdadIn torunu oldugunu unutmayasin.Edeceğim ki tek dişi kalmış canavara yem olmayasın.
            ALLAHa emanet ol sevgili yavrum... 01.12.2007
                                                                 Baban Kemal Algül (tufanogli)


    Surda bir gedik açtik; mukaddes mi mukaddes!
    Ey kahbe rüzgar, artik ne yandan esersen es!

    • Nurten AKYOL
    • Aktif Visirli
    • *
    • İleti: 2.424
    • Cinsiyet: Bayan
    • Güvenilmek, sevilmekten daha büyük iltifattır...
    • 56 Mesajı Toplam
      59 Kere Beğenildi
    MEKTUP BÖLÜMÜ
    « Yanıtla #5: 19 Aralık 2007 - 00:02 »
  • Yayınlama
  • ALLAH bağışlasın, analı babalı büyütsün.  Hayırlı bir evlat, hayılrı bir insan olur inşALLAH.


    Bir insanın akıllı davranması için üç yol vardır:
    Birincisi, iyi düşünmektir, bu en soylusudur.
    İkincisi, taklit etmektir; bu en kolayıdır.
    Üçüncüsü, denemiş olmaktır; bu en acısıdır.

    Konfüçyüs


    İnsanoğlu hilekardır kimse bilmez fendini, kime iyilik yaparsan ondan kolla kendini. . . !

    • P h o e n i X
    • Aktif Visirli
    • *
    • İleti: 3.158
    • Cinsiyet: Bayan
    • Quae nocent docent!...
    • 184 Mesajı Toplam
      253 Kere Beğenildi
    MEKTUP BÖLÜMÜ
    « Yanıtla #6: 19 Aralık 2007 - 00:17 »
  • Yayınlama
  • Bir aylık bir çocuğa mektup yazma fikri, tek kelimeyle çok güzel ve ince bir düşünce..Çocuğunuz büyüdüğünde belkide alacağı en güzel hediye olacaktır. Rabbim evladınızı hayırlı, her iki dünyada da aziz eylesin. Selam ve dua ile..

    You Laugh At Me For Being Different...

    I Laugh At You For Being The Same..


     
    لاَۤ اِلٰهَ اِلاَّ اللهُ
    ALLAH birdir. Başka şeylere müracaat edip yorulma, onlara tezellül edip minnet... çekme, onlara temelluk edip boyun eğme, onların arkasına düşüp zahmet çekme, onlardan korkup titreme. Çünki Sultan-ı Kâinat birdir, herşey'in anahtarı onun yanında, her şey'in dizgini onun elindedir; herşey onun emriyle halledilir. Onu bulsan, her matlubunu buldun; hadsiz minnetlerden, korkulardan kurtuldun."

    • İrfanKORKMAZ

    • Ziyaretçi
          Dile kolay;tam Otuzbir yıl..........
          Geçmişinden bugüne,hiç meyve vermeyen bir kestane ağacı ile onun On metre altındaki meyvesi değersiz bir fındık kafulu arasında,masraf olmasın diye mi, tez çürüsün diye mi nedendir bilinmeyen,kızılağaçtan yapılmış Dokuz perde altında,soluksuz geçen bir Otuzbir yıl.
          Buram buram rahmet kokar oraların toprakları.Bereket, rayihalar insanların burnuna.Arılar, petek petek bal taşır çiçeklerinden.İspirto çiçekleri,papatyalar, güller.......Hepsi, farklı bir gizemdir, bahsedilen o dar alanda.O alan,dardır dar olmasına ya;yine de gölgeler yıkılmış seranderle bacası çok zamandır tütmeyen virane evi.Heybetini hissettirir,arabasının teybini son ses açarak,başını camdan sarkıtan berduşlara.Arasıra da göz eder gelip geçene,bir dua minnetiyle.Ama;artık kalmamıştır o eski insanlardan eser.Minnete cevap vermek için değil,ALLAH rızası ve zamanla minnet edeceği için duayı eksik etmeyen  insanlar,'kendileri gibi insanlar kalmış mıdır?'ı minnet ediyorlar artık.
          Nice değerli insanları yetiştiren bu değerli yerlerde neler oluyor ki böyle!Nedir yolunda gitmeyen?Ya da bu yol,nereye gidiyor?O virane evde,hiç televole izlenmiş midir acaba!?Peki ya,yıllansın diye hiç şarap atılmış mıdır yıkılan seranderin mahzenine.Takvim yapraklarına kocakarı aylarını,eksik türkçeleriyle yazanlar,ta o zamandan mı başlattılar fotoroman olayını?Bir kere sevdalandığı kız için ömrünü adayan insanlar,zamparalık duygusunu tatmadılar diye mahrum mu oldular dünyadan?Kimbilir, kendilerini, buna benzer ne zevklerden alıkoyduklarını?
          Taş kafalı adamlar!Kurban bayramı geldi,haberleri bile yok.Oysa yarın Trabzon'a gidilecek.Karadeniz gazinosunda,yeni satılan ineğin parasının bir kısmı,içkiye mezeye verilecek.Dansözün, derin dekolte elbisesine de para koymadan olmaz.Para çok,nasıl bitsin?Değirmendere Trapezus otelinde, sarışın Beyaz Rus kızlarıyla sabahlamadan geri dönülmez.Yoksa nasıl hava atılır,böyle konuları dinlemek için ağzı açık bekleyen arkadaşlara?Kahvede oyun oynarken, anlatacak bir kaç tatlı anı olmalı ama!Hala uyanmadı TAŞKAFALILAR,
          Belli ki;onların bayramı daha değişik.Ahiret deryasına dalmışlar sanki.Yüce Mevla'nın,bütün kainatı yüzüsuyu hürmetine yarattığı Hz.Muhammed'in sancağını görmüşler,Hz.Üstaz'a müjdeli haberler vermişler ve şehadede eren ecdatlarıyla arkadaş olmuşlar belli.Aksi halde bu kadar da uyunmazki hani.Onlar, geride bıraktıkları insanlar için, şefaat dileniyordur muhakkak;ondan kapalıdır gözleri.Uyumazlar onlar,uyuyamazlar.Ecdadını bu kadar garipseyen bir nesil varken dünyada;ecir çektirmek için elinden geleni yapanlar varken,ne uyunur ne uyutulur uyku, o dar alanda.


    • P h o e n i X
    • Aktif Visirli
    • *
    • İleti: 3.158
    • Cinsiyet: Bayan
    • Quae nocent docent!...
    • 184 Mesajı Toplam
      253 Kere Beğenildi
    MEKTUP BÖLÜMÜ
    « Yanıtla #8: 19 Aralık 2007 - 23:47 »
  • Yayınlama
  • Değerli İrfan Korkmaz, Değişimi ne güzel dile getirmişsin..Eline, kalemine sağlık..
    Hep hayırlı ve iyiye doğru değişmek dileğiyle..

    You Laugh At Me For Being Different...

    I Laugh At You For Being The Same..


     
    لاَۤ اِلٰهَ اِلاَّ اللهُ
    ALLAH birdir. Başka şeylere müracaat edip yorulma, onlara tezellül edip minnet... çekme, onlara temelluk edip boyun eğme, onların arkasına düşüp zahmet çekme, onlardan korkup titreme. Çünki Sultan-ı Kâinat birdir, herşey'in anahtarı onun yanında, her şey'in dizgini onun elindedir; herşey onun emriyle halledilir. Onu bulsan, her matlubunu buldun; hadsiz minnetlerden, korkulardan kurtuldun."

    • Aktif Visirli
    • *
    • İleti: 520
    • Cinsiyet: Bayan
    • 7 Mesajı Toplam
      7 Kere Beğenildi
    MEKTUP BÖLÜMÜ
    « Yanıtla #9: 25 Aralık 2007 - 15:31 »
  • Yayınlama
  •                    

                                                        Sevgili kizim Hatice Açelya ALGÜL´e
                 Dünyalar tatlısı kızım Hatice Açelya,
                 Sana rahmetli annemin adını verdim.Sebebini merak edersen söyleyeyim...Seni her çağrışımda o sevgili nur yüzlü annemi,kendisi genç;beni de çocukluk yaşımda kendisine hasret bırakıp bu dünyadan elim bir trafik kazası sonucunda  göçen hasretimi hatırlamak istememdendir.O'nunla birlikte tüm geçmişlerimi hatırlayıp yadedeyim diye sana bu ismi verdim güzel kızım...
                 Mektubuma o meşhur klasik başlangıçla değil de bu şekilde başlamamın nedenini sen bu mektubu okuduğun zaman daha iyi anlayacaksın.Henüz bir aylıksın.Nasılsın,iyi misin diye yazsam bana cevap veremeyecek durumda olduğunu bildiğimden sana bu soruları  sormuyorum..
                 Ben bu satırları bilgisayarımın klavyesine dökerken sen yatağında mışıl mışıl uyuyordun.Sana karşı olan hislerimi belki de ifade etmede zorlanacağım,ama senin bu satırları okuduğunda ne demek istediğimi anlayacağından eminim, güzel meleğim...Belki bu satırları okuduğunda ben de bu dünyada olmayacağım.Bu ihtimali hiçbir canlı gözardı edemez.Yaşarsam söylediklerimi yaptığımı,yaşamazsam yapmak için ne kadar gayretli olduğumu  sağ olanlardan öğreneceksin.Şu anda sağlıklı görülüyorsun,güleç yüzlüsün,inşALLAH bahtın da açık ve güzel olur bebişim...
                
                  Sevgili yavrum, bu mektubu sana yazmamin nedeni seni hayata kendimce biraz hazirlayabilme istek ve arzusudur..Nedir bu hazirlik diyecek olursan anlatayim sevgili yavrum.Benim bir müslüman baba olarak tek hedefim şudur.Dinine,milletine,yasadigi topluma,ailesine,cevresine,arkadaslarina ve bulunduğu ortamlardaki tum insanlara faydalı, içi sevgiyle dolu, imanli inançlı,Canakkale' de yatan ecdadının  sorumluluğunu ve ağırlığını i omuzlarında taşıyabilecek bir evlat olmanı istemekten başka bir gayem yoktur.
               Sevgili yavrum, hiç süphe yoktur ki, Yüce Yaratan vaadini yerine getirecek ve İslamı ışığıyla tüm dünyayı aydınlatacaktır.Tabi ki bunun kendi kendine olmasi düsünülemez.Bunun gerçekleşmesi  için  ilimde ve fende  kendini en iyi şekilde manen ve madden geliştirebilmiş toplumlarla mümkün olacakdir.Ben de bir baba olarak görevimin bilincindeyim ve seni bu bilinçle yetiştirmek arzusundayım.
                Haticem, belkide bir aylik cocuğa mektup yazmami garip karsilayacak olanlar olabilir hatta belki sende büyüyünce bunu garip karşılayacaksın .ama olsun benim içimden gelmiştir ve bunu bugun gerçekleştirdiğimden mutluyum.İnsALLAH bu mektup büyüdüğünde eline geçer ve bilinçli bir insan olarak bu satirlarimi okursun.Ben şuna inanan bir insanım kızım... Anne baba  olarak evde çolluk çocuğa  örnek olur, islami yaşarsa, o cocukların da  kendi nesillerini dünyaya  getirdiklerinde anne babalarini örnek alacaklari muhakkaktir .Anne babalar ya evde iyi örnek değillerse ne olacak? İste asıl tehlike budur sevgii yavrum...Çocuklarına iyi örnek olursan onların da kendi çocuklarına olacakları iyi örnek nesiller boyu sürüp gittiğinde çok güzel bir miras bırakacağın muhakkaktır.Ben elimden geldiğince sana iyi bir örnek olacağımdan emin olabilirsin.Sen de şimdiden bu iyi örnek modelini senden sonraki nesillerine miras bırakırsın.
                 Sevgili yavrum, senden bir diğer isteğim de şudur:kimse kimseyi sevmek zorunda degildir ama herkes bir birine saygi duymak zorundadir.Ben de bunu tum yüreğimle sana tavsiye ediyorum,herkesi sev...Yaratılanı sev yaratandan ötürü...Yunus'ca sev...Mevlan'nın hoşgörüsüyle sev....Evde anne babana kardeşlerine,okulda öğretmenlerine, mahallende arkadaşlarına, köyunde komşuna,is yerinde is arkadaşlarina saygi duyacaksin. Eğer  yaşadığın  toplumun huzurunun bozulmasını istemiyorsan bunu başarmak zorundasin.
                  Birde sana sunu tavsiye ediyorum sevgili kizim.Küçük seylerden mutlu olmasını  bilmelisin.Çünkü, insanoğlu yaratılış  olarak devamlı  bir arayış ve tatminsizlik içerisindedir.Bunu bir kötu durum olarak göme Bunu şöyle yorumlayabilirsin kızım...:Bizim yaratılış  sebebimiz nedir? Bizler bu dünyada bir imtihandayiz bu imtihanin geregi olarak da bize (nefs)verilmiştir,bunun yanindada nefsle savasabilecek akil verilmiştir. Eğer  akil nefse karşı  galip gelirse insan boş  seylerin peşinde kosmaktan vaz geçer..Tabi ki calışıp  çabalayacağiz. Çünkü muslüman güclü olmalidir.Kimseye muhtaç  olmayacağız. Eğitimini sonuna kadar devam ettirmelisin gülüm...Kücük seylerden mutlu olmayi bilmelisin..İnsanoğlu bir vadi dolusu altın bulsa ikincisini ister.Sen bu aç gözlülerden olmayacaksın.Aza kanaat,tok gözlülük insanin en güzel meziyetleridir.Sen bu meziyetlere sahip olmalısın...Doyumsuzun mutsuzluğu sonucunda boşlukta kalan insanlığın sonu intiharlara varan bir sürece varır.Seni,ALLAH esirgesin, bu doyumsuz ve tatminsiz dünyadan korumak için elimden gelen gayreti göstereceğime emin olabilirsin bebeğim.
                
                     Benim de burdan sana sözum olsun;gördüklerinden anlam çıkaracağın yaşa geldiğinde,seni Çanakkale'ye götüreceğim.Orada  bir milletin kendi küllerinden nasıl  yeniden doğduğunu  göreceksin. Sana büyük üstad Mehmet Akif Eroy' un safahatini hediye edeceğim....  Edeceğim ki nasil bir ecdadIn torunu oldugunu unutmayasin.Edeceğim ki tek dişi kalmış canavara yem olmayasın.
            ALLAHa emanet ol sevgili yavrum... 01.12.2007
                                                                 Baban Kemal Algül (tufanogli)


    Eline koluna sağlık.ALLAH analı babalı büyütmek nasip eder inşALLAH.
    Siz bir aylık bebeğe yazdınız,ben  hiç dünyada olmayan bir bebeğe yazdım.

    YAŞAMAYI SEV, ÖLÜMÜ UNUTMA
     
    YARATILANI SEV, YARATANI UNUTMA
     
    MALI MÜLKÜ SEV, HESABINI UNUTMA
     
    DÜNYA HAYATINI SEV, KABRİ UNUTMA

    • Kemal Algül
    • Aktif Visirli
    • *
    • İleti: 599
    • Cinsiyet: Bay
    • 16 Mesajı Toplam
      20 Kere Beğenildi
    MEKTUP BÖLÜMÜ
    « Yanıtla #10: 25 Mart 2008 - 03:26 »
  • Yayınlama
  •                SEHiTLERE MEKTUP VAR.
         Ey bu topraklar için toprağa düşmüş asker,
         Gökten ecdat inerek öpse o pak alnı değer.

         Sizler ki; yürekleri ALLAH ,Peygamber, Vatan ,Bayrak  aşkıyla canlarını seve seve bu vatan uğruna feda edebilen aziz sehitlerimiz !.. Sizleri ALLAH'ın en güzel selamı ile selamlayarak mektubuma başlıyorum.
          Sizler,ALLAH'ın en yüce kıldığı makam olan ''ŞÜHEDA'' makamında olduğunuzdan kimsenin şüphesi yoktur.Bizler de,kanlarınızla sulayıp cennet gibi bir vatan olarak teslim ettiğiniz bu topraklar üzerinde vur patlasın,çal oynasın yaşıyoruz.Mana ve öneminizi her yıl '' şehitler günü'' adı altında anıyoruz.Abidelere çelenk bırakıyor,mezarlarınıza su döküyoruz.Bilmiyorum sizi bu şekil anışımızdan memnun musunuz? Turist gibi gelib kabirlerinizi ziyaret ediyor televizyonlarda bir iki program yapmiyor değiliz.Ruhunuzu, maneviyatinizi memnun etmek uğruna yaptıklarımızdan hoşnutsunuz inşALLAH.
          Ey Şehidim, sizi nasıl anacağımızı bize böyle öğrettiler.Belki bir fatiha istersiniz ama,canınızı feda edip vatanı devrettiğiniz kişiler,çocukluğumuzda bize fatihayı okumanın gericilik olacağını öğrettiler.Hatta Cumhurbaşkanımız,Bethowen'in 11. senfonisını dinletip,''işte cumhuriyet bu''diye hedef gösterdi.Biliyor musun 12 yaşına kadar Kur'an okumayı Ecevit,Yılmaz ve Bahçeli adlarındaki başbakanlar kanunla yaskladı.Onun için senin mezarına geldiğim zaman bidiğim bir çelenk koymak bir de mezarına su dökmekten ibaret olmuştur.Her halde siz de bunu istiyordunuz değil mi ey şehidim.Bunun için o temiz kanını akıtıp filiz çağında arkanda babamı yetim bırakarak şehit oldun.
          Sizler düsmanla gögüs göguse cana can, kana kan bir savaş verdiniz; bunun farkindayiz.Bizler de sizi aratmiyoruz merak etmeyin.İçerde birbirimizle göğüs göğüse bir savaş içerisindeyiz.Sizlerin savasi düsmana karsiydi, vatan içindi, millet içindi;sehit kaniyla yikanmiş bu mübarak toprakların kafir postallari tarafindan ezilmemesi çiğnenmemesi içindi.ALLAH yardimciniz oldu siz muvaffak oldunuz ve bu cennet vatani bizlere biraktiniz.
           Bizlerin isi çok zor ey  şehidim...Bunu şimdi daha iyi anliyorum.
    Benim dedem de aranızdaydı. Yıllarca savaştı ve esir düştü.Siz Çanakkalede iken o Kafkasya cephesindeydi.Rus'la boğuşuyordu...Yaşanılabilir özgür bir ülkemde çocuklarım,torunlarım rahat yaşasın diye her türlü cefaya katlandı.Esir düştü.Siz mücadelenizde sonsuz başarılı oldunuz..Ya bizler,bıraktığınız mirası korumak ve kollamak için,canınızı feda ettiğiniz değerlerin korunması için yapabileceklerimizi bize çok gördüler Ey Şehidim,haberin olsun..Maneviyattan yoksun olan,her türlü rezaletin masum görüldüğü,din ve maneviyat adına öğrenmemiz gereken değerleri öğrenmeye mani olunduğu bir gençlik yeyişti.
             Kendi imkanlarımızla öğrendiğimiz öz değerlerimizle gözümüz açıldı.İktidar olmaya uğraştık,hep engellendik Şehidim..Maraşta annemizin başörtüsünü çıkarmaya çalışan Fransız Gavurunun hakkından gelen sizler,bu gün üniversite kapısında aynı zulümü kendi insanından görmek ister miydiniz,ey Şehidim...Gel gör,çıkta gör;senin torunların neler çekiyor Üniversite kapılarında.Zoruma giden, bacımın başörtüsünü çıkarmaya çalışan Hans değil Hasan...Bu hasan belki de seninle kucak kucağa,kanınız birbirine karışmış Mehmet'in torunu...
         Sehidim,simdi soruyorum sizler o savaslara giderken sizleri cepheye gönderen bacilariniz analariniz hanimlarınız başacik miydi????? Eğer örtülüdüyse simdi bizlere yapilan bu zulüm niye???? Ülke yönetimine biz neden gelemiyoruz %50 ile geliyoruz indiriyorlar. Rahat birakmiyorlar. Neden?  Neden?  Neden?
          Kızlarımız tarlada çalıştığında,evinin hanımı olduğunda,temizlik yaptığında sorun yok.Aynı kız;hemşire,öğretmen mühendis,milletvekili,bakan olduğunda çok büyük kargaşalık çıkıyor Ey Şehidim...Sana haber vermek istedim.
         Aziz sehidim ! Biraz da buralardan bahsedeyim.Şanli ordumuz ani bir kararla kuzey Irak'a girdi. Şimdi sen düsünuyorsun, orasi neresi? Senin zamanında oralar hep Osmanli toprağıydı.Senden sonra oralar bizden koptu.Suriye oldu.Irak oldu.İsrail,Lüpnan oldu.Suudi Arabistan,Yemen,Bahreyn oldu.Sorunlar hiç bitmedi,kan hiç durmadı oralarda.Şimdi de Kürt devleti kurulması için uluslararası güçler PKK terör örgütünü başımıza bela ettiler.Oradaki çapulcuları temizlemek için şanlı Türk Ordusu kuzey Irak'a girdi.
        Ordumuz çok güçlü. Eskisi gibi yirtik postalla savaşmiyor artik.. ALLAH onlara zeval vermesin.Bu operasyon tam başörtusu gündemdeyken gerçeklesti.Tam 17 mehmetçiğimiz sehit oldu. Onlari tekpirlerle, al bayraımızla yanınıza uğurladık.
        Aziz sehidim,  televizyon diye bir sey icad edildi, hani sizlerin zamaninda radio vardi ya onun resimlisi .Dünyada ne olup bitiyorsa aninda evimizde bizler olup biteni aninda ögreniyoruz.
          17 mehmetçik demisdim ya şehidim...hepsine dikkat etim analari ,bacilari,hanımları nisanlilarinin baslari kapalı idi. Tıpkı sizlerin analari bacilari gibi.. Şimdi soruyorum, sehidim...Bizler yanlızca savaş zamanindami hatirlaniyoruz?Savaşa gidilecekse başı açık- kapali ayirimi yok.O kapidan beraber geçebiliyoruz .Fakat barişta ne oluyor ki.Bu memleket o zaman bizim olmuyor mu? Halbuki onu kurtarmaya giden bizlerdik. Üniversiteye ise giremiyorz? Şehidim ülkeyi yönettirmiyorlar sehidim...Hainlik yapıyorlar şehidim.Halkın iktidarı olacak diye Demokrasiyi getirdiler.Onun kurallarına uymuyorlar şehidim.Anlaşılan bizlere  sadece savaşta iş düşüyor. Neden? Benim  aklim bunu  almiyor. Aslinda alıyorda neyse ben yinede söylemeyeyim.Sen haklarından gelirsin Şehidim.Sana havale ediyorum.
           Satirlarima son verirken şehidim sana ve tüm silah arkadaslarina minnettariz.Bizlere emanet ettiğiniz bu vatani kanimizin son damlasina kadar korumaya ve kollamaya çalisacağima yemin ederim.
             Milyonlarca torunlarinizdan biri.
                                                       Tufanoglu (Kemal ALGÜL.)

         

    Surda bir gedik açtik; mukaddes mi mukaddes!
    Ey kahbe rüzgar, artik ne yandan esersen es!

    • Nurten AKYOL
    • Aktif Visirli
    • *
    • İleti: 2.424
    • Cinsiyet: Bayan
    • Güvenilmek, sevilmekten daha büyük iltifattır...
    • 56 Mesajı Toplam
      59 Kere Beğenildi
    MEKTUP BÖLÜMÜ
    « Yanıtla #11: 25 Mart 2008 - 11:32 »
  • Yayınlama
  • Bu anlattıklarını günümüzün askeri anlamaz ama, Bu topraklar için toprağa düşmüş askerler çok iyi anlar. İçini doğru yere dökmüşsün, seni anlayabileceklere anlatmışsın. Evet şehit olan ecdadımızı askere uğurlayan anaları, eşleri, kızları başları örtülü idi. Bugün şehit olan kardeşlerimizinde aynı. Ancak 21 ekimde dağlıcada 12 şehit verdikten sonra halk sokaklara dökülüp, yürüyüşler yapıldığında utanmaz gazetecinin biri, şehitler için yürüyüşlere katılanlar arasında hiç başörtülü yoktu cümlesini kullanmıştı. Bu da bizim imtihanımız sanırım. Selam ve Dua ile.


    Bir insanın akıllı davranması için üç yol vardır:
    Birincisi, iyi düşünmektir, bu en soylusudur.
    İkincisi, taklit etmektir; bu en kolayıdır.
    Üçüncüsü, denemiş olmaktır; bu en acısıdır.

    Konfüçyüs


    İnsanoğlu hilekardır kimse bilmez fendini, kime iyilik yaparsan ondan kolla kendini. . . !

    • Aktif Visirli
    • *
    • İleti: 60
    • Cinsiyet: Bay
    MEKTUP BÖLÜMÜ
    « Yanıtla #12: 26 Mart 2008 - 01:35 »
  • Yayınlama
  • su anda bu kadar zulme haksizliga dusmanliga ve oynanan oyunlara ragmen TÜRK milleti ayaktaysa o aziz sehitlerin yüzü suyu hürmedinedir: TANRIM TÜRKÜ KORUSUN VE YÜCETSIN


    • Ahmet Hakan

    • Ziyaretçi
    MEKTUP BÖLÜMÜ
    « Yanıtla #13: 28 Mart 2008 - 15:15 »
  • Yayınlama
  • Tufanoglu kardesimizin sehitler icin yazmis oldugu kisa ve öz mektupunu okutum, katilmamak mumkün degil ALLAH C.C.Setitlerimize rahmet etsin. ummedi Muhammete sefaatci olsunlar. Brakin sehitleri Mustafa Kemal ATATÜRK bile sag olsa
    saniyorum bu günki  kalemsör cahil zibitilerin yüzüne tükürürdü bizde tükürüyoruz. tesekkürler tufanoglu.


    • İrfanKORKMAZ

    • Ziyaretçi
    MEKTUP BÖLÜMÜ
    « Yanıtla #14: 09 Nisan 2008 - 17:36 »
  • Yayınlama
  •           Değerli anne,
              Her türlü kasmama rağmen kendimi,öğretmenimin hediyesi,hiç kullanmadığım kalemim yapıştı elime hürmetle, inadıma inat.Heceleyerek okuyamayacağından,sana mektubu okuyacak komşu kızı Elif,'ne kadar da efkarlı,nasılda hasretlerde' diye düşünecek kimbilir;anlat ona kalemimin değerini.Ağlamaya başladığını hisseder gibiyim;ama sen yine de anlat Elif'e:'Değerli bir annenin, çok sevdiği biricik oğluymuşum gibi' düşünmeyecek biri olduğumu.Sevgili anne,
              Dikenlerin paramparça ettiği,duvar yaparken taş düşürerek yarı muçurum bıraktığın,o değerli parmakların,kimbilir ne umutla açmıştı zarfı.Ne kadar da nefret ediyorsun şu an Elif'ten:Hem okuyup ağlattığı hem de mahcubiyet gözyaşlarını gördüğü için.O'nun görmemesi için kendini nasıl sıktığını,için için ağlarken boğazlarının nasıl acıdığını ve bu acının ne kadar da hoşuna gittiğini, benim kadar kim anlayabilirki sence!Can anne,
              Hasta olduğunu duydum,yakında yanından gelen teyzemden.İnşaALLAH iyi olmuşsundur.İyi bilirim hastalığı,hayata yenilmemek isteğiyle,hayatla didişip durmayı iyi bilirim ben de.ALLAH acil şifalar versin.Sana kimlerin ihtiyacı olduğunu unutmadan,bir an önce iyileşmeni dilerim.Hastalıkların bile seni yapacaklarından geri bırakamayacağını da bilirim.Acaba çocuklar yanında mıdır şu an,kimbilir?Sevgi ile öperim,hepsinin o mavi gözlerinden.Onlar da bilgisayar istemişler benden,birşey zannetmişler de beni.Çocukluk işte,seçemiyorlar belli dostu düşmanı!
              Kapıyı çekip de terkederken sizi,üç adım sonra çoktan pişman olmuştum bile.Ama hiçbir zaman 'Ne yaptım!'deyip de ağlamadım,çünkü 'kendi düşen'im ben ve hepimiz çok iyi biliyoruz ki:Kendi düşen ağlamaz.Elif şimdiden başlamıştır muallakta kalmaya,benim hakkımda.İyimidir kötü mü diye.Her zamanki gibi onuda sen anlat.Ne kadar kötü bir insan olduğumu anlat.Saygısızlık olmasın diye babasının yanında 'mevlana'gibi,ayakta gömülmeyi isteyen 'ben'i anlat.Sizden ayrıldığı ilk gece sizi unutan ve ömrünün sonuna kadar her gece unutacak olan 'ben'i anlat.Gururlu, mağrurlu hallerimi,kimi ne kadar sevdiğimi,elimin kolumun neden bağlı olduğunu,memlekete dönmenin çok da zor olmadığını ve haliyle şu an elinde tuttuğu bu mektup kağıdının,mektubu yazarken içtiğim çayın buharıyla nemlenmediğini :'(


    • Süper Moderatör
    • *
    • İleti: 632
    • Cinsiyet: Bay
    • 63 Mesajı Toplam
      129 Kere Beğenildi
    MEKTUP BÖLÜMÜ
    « Yanıtla #15: 09 Nisan 2008 - 18:04 »
  • Yayınlama
  •         Değerli İrfan, 
            Volkanların fışkırttığı lavların yakıcılığına dayanamayıp, volkana yaklaşamayan maden mühendisleri gibi kimseyi yanına yaklaştırmayan;ama mıknatısların zıt kutuplarının bir birini çekip bir/leşmesi gibi de herkesi bir duyguda birleştirecek meziyetinden dolayı....
            Seni tebrik ediyorum...


    • Aktif Visirli
    • *
    • İleti: 107
    • Cinsiyet: Bay
    • 11 Mesajı Toplam
      21 Kere Beğenildi
    MEKTUP BÖLÜMÜ
    « Yanıtla #16: 09 Nisan 2008 - 19:30 »
  • Yayınlama
  •           Değerli anne,
              Her türlü kasmama rağmen kendimi,öğretmenimin hediyesi,hiç kullanmadığım kalemim yapıştı elime hürmetle, inadıma inat.Heceleyerek okuyamayacağından,sana mektubu okuyacak komşu kızı Elif,'ne kadar da efkarlı,nasılda hasretlerde' diye düşünecek kimbilir;anlat ona kalemimin değerini.Ağlamaya başladığını hisseder gibiyim;ama sen yine de anlat Elif'e:'Değerli bir annenin, çok sevdiği biricik oğluymuşum gibi' düşünmeyecek biri olduğumu.Sevgili anne,
              Dikenlerin paramparça ettiği,duvar yaparken taş düşürerek yarı muçurum bıraktığın,o değerli parmakların,kimbilir ne umutla açmıştı zarfı.Ne kadar da nefret ediyorsun şu an Elif'ten:Hem okuyup ağlattığı hem de mahcubiyet gözyaşlarını gördüğü için.O'nun görmemesi için kendini nasıl sıktığını,için için ağlarken boğazlarının nasıl acıdığını ve bu acının ne kadar da hoşuna gittiğini, benim kadar kim anlayabilirki sence!Can anne,
              Hasta olduğunu duydum,yakında yanından gelen teyzemden.İnşaALLAH iyi olmuşsundur.İyi bilirim hastalığı,hayata yenilmemek isteğiyle,hayatla didişip durmayı iyi bilirim ben de.ALLAH acil şifalar versin.Sana kimlerin ihtiyacı olduğunu unutmadan,bir an önce iyileşmeni dilerim.Hastalıkların bile seni yapacaklarından geri bırakamayacağını da bilirim.Acaba çocuklar yanında mıdır şu an,kimbilir?Sevgi ile öperim,hepsinin o mavi gözlerinden.Onlar da bilgisayar istemişler benden,birşey zannetmişler de beni.Çocukluk işte,seçemiyorlar belli dostu düşmanı!
              Kapıyı çekip de terkederken sizi,üç adım sonra çoktan pişman olmuştum bile.Ama hiçbir zaman 'Ne yaptım!'deyip de ağlamadım,çünkü 'kendi düşen'im ben ve hepimiz çok iyi biliyoruz ki:Kendi düşen ağlamaz.Elif şimdiden başlamıştır muallakta kalmaya,benim hakkımda.İyimidir kötü mü diye.Her zamanki gibi onuda sen anlat.Ne kadar kötü bir insan olduğumu anlat.Saygısızlık olmasın diye babasının yanında 'mevlana'gibi,ayakta gömülmeyi isteyen 'ben'i anlat.Sizden ayrıldığı ilk gece sizi unutan ve ömrünün sonuna kadar her gece sizi unutacak olan 'ben'i anlat.Gururlu, mağrurlu hallerimi,kimi ne kadar sevdiğimi,elimin kolumun neden bağlı olduğunu,memlekete dönmenin çok da zor olmadığını ve haliyle şu an elinde tuttuğu bu mektup kağıdının,mektubu yazarken içtiğim çayın buharıyla nemlenmediğini :'(

    İrfan abi öyle şiddetli estin ki ağaçları kökünden kopardın...

    asla birilerinin umudunu kırma,belkide sahip oldukları tek şey odur.

    • Administrator
    • *
    • İleti: 2.567
    • Cinsiyet: Bay
    • "Edeb Ya Hu"
    • 389 Mesajı Toplam
      575 Kere Beğenildi
      • Forma Yaptırma Sipariş
    • Kan Grubu: Seçmediniz
    MEKTUP BÖLÜMÜ
    « Yanıtla #17: 09 Nisan 2008 - 19:55 »
  • Yayınlama
  •  Sizden ayrıldığı ilk gece sizi unutan ve ömrünün sonuna kadar her gece sizi unutacak olan 'ben'i anlat.

           Sevgili İrfan abi "hem sizi ilk gece unutan diyorsun ,hemde ömrünün sonuna kadar her gece sizi unutacak olan beni anlat "diyorsun bu nasıl olacak unuttun mu ? unutmadın mı ?

          Bu konuya bi açıklık getirimisin en derin muhabbetlerimle

    Biz Gerçek Bir Aileyiz, Laf Olsun Diye Burda Değiliz...

    • P h o e n i X
    • Aktif Visirli
    • *
    • İleti: 3.158
    • Cinsiyet: Bayan
    • Quae nocent docent!...
    • 184 Mesajı Toplam
      253 Kere Beğenildi
    MEKTUP BÖLÜMÜ
    « Yanıtla #18: 09 Nisan 2008 - 20:17 »
  • Yayınlama
  •  Sizden ayrıldığı ilk gece sizi unutan ve ömrünün sonuna kadar her gece sizi unutacak olan 'ben'i anlat.

           Sevgili İrfan abi "hem sizi ilk gece unutan diyorsun ,hemde ömrünün sonuna kadar her gece sizi unutacak olan beni anlat "diyorsun bu nasıl olacak unuttun mu ? unutmadın mı ?

          Bu konuya bi açıklık getirimisin en derin muhabbetlerimle


    Burda bir ironi var Kenan! Her gece unutacak demek, zaten her gece hatırlıyordur demek..

    İrfan kardeş, bu ne güzel, ne derin, ne muhteşem anlatım böyle..Ağlamamak için kendimi zor tuttum!

    Kaleminize sağlık!

    You Laugh At Me For Being Different...

    I Laugh At You For Being The Same..


     
    لاَۤ اِلٰهَ اِلاَّ اللهُ
    ALLAH birdir. Başka şeylere müracaat edip yorulma, onlara tezellül edip minnet... çekme, onlara temelluk edip boyun eğme, onların arkasına düşüp zahmet çekme, onlardan korkup titreme. Çünki Sultan-ı Kâinat birdir, herşey'in anahtarı onun yanında, her şey'in dizgini onun elindedir; herşey onun emriyle halledilir. Onu bulsan, her matlubunu buldun; hadsiz minnetlerden, korkulardan kurtuldun."

    • Administrator
    • *
    • İleti: 2.567
    • Cinsiyet: Bay
    • "Edeb Ya Hu"
    • 389 Mesajı Toplam
      575 Kere Beğenildi
      • Forma Yaptırma Sipariş
    • Kan Grubu: Seçmediniz
    MEKTUP BÖLÜMÜ
    « Yanıtla #19: 09 Nisan 2008 - 20:23 »
  • Yayınlama
  •  Sizden ayrıldığı ilk gece sizi unutan ve ömrünün sonuna kadar her gece sizi unutacak olan 'ben'i anlat.

           Sevgili İrfan abi "hem sizi ilk gece unutan diyorsun ,hemde ömrünün sonuna kadar her gece sizi unutacak olan beni anlat "diyorsun bu nasıl olacak unuttun mu ? unutmadın mı ?

          Bu konuya bi açıklık getirimisin en derin muhabbetlerimle


    Burda bir ironi var Kenan! Her gece unutacak demek, zaten her gece hatırlıyordur demek..

    İrfan kardeş, bu ne güzel, ne derin, ne muhteşem anlatım böyle..Ağlamamak için kendimi zor tuttum!

    Kaleminize sağlık!
    ;D

    Biz Gerçek Bir Aileyiz, Laf Olsun Diye Burda Değiliz...

    • P h o e n i X
    • Aktif Visirli
    • *
    • İleti: 3.158
    • Cinsiyet: Bayan
    • Quae nocent docent!...
    • 184 Mesajı Toplam
      253 Kere Beğenildi
    MEKTUP BÖLÜMÜ
    « Yanıtla #20: 09 Nisan 2008 - 20:53 »
  • Yayınlama
  • Admin, Admin! Sadece gülücük yollamak yasak, bilmiyor musun? :D

    You Laugh At Me For Being Different...

    I Laugh At You For Being The Same..


     
    لاَۤ اِلٰهَ اِلاَّ اللهُ
    ALLAH birdir. Başka şeylere müracaat edip yorulma, onlara tezellül edip minnet... çekme, onlara temelluk edip boyun eğme, onların arkasına düşüp zahmet çekme, onlardan korkup titreme. Çünki Sultan-ı Kâinat birdir, herşey'in anahtarı onun yanında, her şey'in dizgini onun elindedir; herşey onun emriyle halledilir. Onu bulsan, her matlubunu buldun; hadsiz minnetlerden, korkulardan kurtuldun."

    • *** asi_kar ***
    • Süper Moderatör
    • *
    • İleti: 706
    • Cinsiyet: Bayan
    • Sevmek YÜREKLİ olana yakışır(!)
    • 232 Mesajı Toplam
      425 Kere Beğenildi
      • antoloji
    MEKTUP BÖLÜMÜ
    « Yanıtla #21: 09 Nisan 2008 - 21:55 »
  • Yayınlama
  • Mektuplar evet şimdi el yazılarının yerini mailler aldı... Eğer bulabilirsem 1985-86 yılından 2000 yılına yollanan mektup kampanyasını yollamak isterim babam yazmış taaa 2000 yılında geçti elime .
    Hatta ben bile kalemi alıp çizmişim.çok duygulanmıştım...
    Şi,mdi yukarda bi benzeri daha var.ALLAH analı babalı büyütsün diyelim Kemal ağabeyimize.Emin ol yıllar sonra o mektup eline geçtiğinde tuhaf bir duygu hissedecek.O an anlatılmaz ki ...

    Ama tavsiyem arasına kustuğu yakalığı koyun  :D   Yada bir tutam saçını  ;)...

    "Sabret ki her şey hissettiğin kadar derin ve sonsuz olsun...

    Sabret ki her şey gönlünce olsun... "

    • Nilgün Aktürk
    • Aktif Visirli
    • *
    • İleti: 441
    • Cinsiyet: Bayan
    • 28 Mesajı Toplam
      41 Kere Beğenildi
    MEKTUP BÖLÜMÜ
    « Yanıtla #22: 09 Nisan 2008 - 22:59 »
  • Yayınlama
  • ah sevgili irfan korkmaz abi...

    hangi birini söylesem ki...

    kelimelerin hakkını vererek,kelimelerle oynadığın oyuna,uslübuna hayran olduğumu mu?


    yoksa satır aralarına gizlediğin ama insanın ruhunda hissettiği duygularını mı?

    sen inadına inat etmeye devam et,inanıyorum ki ALLAH elinin kolunun bütün bağlarını çözecek bir gün.

    bir yandan içinde tutuşunla bazı şeyleri,diğer yandan taşışını nasıl da gösteriyor şu cümle

    Alıntı
    haliyle şu an elinde tuttuğu bu mektup kağıdının,mektubu yazarken içtiğim çayın buharıyla nemlenmediğini


    ALLAH gönlüne göre versin.kalemine sağlık

    ALLAH'ın ihsan ettiğine mani olacak yoktur,O'nun mani olduğunu da lütfedecek yoktur.


     


    Facebook Yorumları

             
    Twittear