AĞALAR SALTANATI - Gülen Köyü Resmi Web Sitesi...

Gönderen Konu: AĞALAR SALTANATI  (Okunma sayısı 7113 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

  • Moderatör
  • *
  • İleti: 7
  • Cinsiyet: Bay
  • 5 Mesajı Toplam
    10 Kere Beğenildi
  • GSM: 0505 5278589
AĞALAR SALTANATI
« Topic Start: 17 Ekim 2011 - 08:49 »
  • Yayınlama
  •       ALİ FUAT GÜNEY
          afg116@hotmail.com
          04 Aralık 2010 Cumartesi

         AĞALAR SALTANATI

         Romanın arka kapağındaki özet:

         Genç Osman’ın, uyuz bir ata bindirilip hakaretler altında, sokaklarda dolaştırıldıktan sonra, yeniçeriler tarafından hunharca katledilişinin anıları hâlâ tazedir.
         Yeniçerilerin gemi azıya aldıkları kâbus yıllar...
         Devleti kılıçlarıyla yüceltenlerin, devleti kılıçladıkları yıllar...
         İşte böyle bir dönemde, henüz on üç yaşındaki IV. Murad, Osmanlı tahtına oturur. İlerleyen yıllarda konumunu güçlendirerek yerleşik 'ağalar saltanatını sarsmaya, yıkmaya başlar.
         IV. Murad, devletin en zirvesinde verdiği adalet, hak ve hukuk mücadelesinde yalnız değildir: Hamzalar, deli Osmanlar ve çolaklar... gözünü budaktan sakınmayan fedailer... ağalar cuntasını çökerten adalet savaşçıları...
         Bu roman, tarihe geçen o çetin savaşı günümüze taşıyor.
         Bu romanı okuyunca, tarihin nasıl tekrar ettiğine şahit olacaksınız.

         Nehir romancılık anlayışı içinde Türk tarihinin değişik ve çarpıcı dönemlerini başarılı bir şekilde romanlaştıran yazar 256 sayfalık bu romanında “Evet bir zamanlar dünyayı titreten ordu bu orduydu. Padişah herhangi bir yabancı devlet elçisinin önünde azametle ‘orduyu hümayunum’ sözünü ağzına alınca en çözülmedik işler çözülür, en beklenmedik tavizler koparılırdı. Ama şimdi... Dünyayı titreten ordu böyle oldu ha!”   sözleriyle ifade edildiği gibi Yeniçeri ocağının bozuluşunu ve askerin başındaki ağaların başkaldırılarını anlatır. Yeniçeriyi kendi ihtiras ve çıkarları için alet eden devlet erkânını ve bu güruhun saray içinde nasıl entrikalar çevirdiklerini gözler önüne serer. Belli manevi değerlerle bezenmiş bu ordunun iç ve dış yönlendirilmeler sonucu çıkarcı, birbirini kıran, halka zülüm eden bir yapıya nasıl getirildiğine dair ipucular içerir.

         Yazar, karakterlerin yapılarını yansıtma ve anlatısını olaylara dayandırma yönüyle başarılı bir çizgi izlerken, IV. Murat çevresinde toplanan vatansever grubu dar alması ve ordunun düzeltilmesiyle ilgili çalışmaları birkaç kişiyle sınırlı tutması romanı kurgu ve inandırıcılık yönünden zayıf düşürmüştür. Romanı okurken tarihimizin romanlaştırılmasının sevincini ve hazzını duyarken, diğer yandan yeteri kadar bilimsel ve tarihi derinlikte olmayışı ve destan havasında kalışının eksikliğini hissetmekteyiz. Bizde tarihimize bir bilim insanı hassasiyetiyle yaklaşılamayışın, edebiyatçı estetiğiyle eğilemeyişin hüznünü hissetmekteyiz. Batıda Fransızların XIV. Luis, V. Henry ve bilmem kaçıncı Philip’ini İngilizlerin William, George, Victorya’larını hem roman hem de sinema tadıyla çok yönlü ve tüm dünyaya öğretircesine görürken bizim tarihimizde bu yönün eksikliğini görmek üzücüdür. Tarihi konulara eğilen romanlarımızın da ortalama düzeyde, destansı yapıda kalışı ve dünyaca okunacak bir seviyede olmayışı bizi üzmektedir. Bir İstanbul’un fethini,; Fatih, Yavuz, Selim gibilerini biyografi derinliğinde ve çok etkileyici şekilde işlenemeyişi bir hayal kırıklığıdır. Fakat haksızlık yapmamak lazım ki son dönemde yazılan Muhteşem Süleyman, Şah & Sultan vb romanlarla bu yöndeki eksiklerin giderilmeye başlandığının göstergesidir... Yavuz Bahadıroğlu, Mustafa Necati Sebetçioğlu, İskender Pala, Mehmed Niyazi, Turgut Özakman gibi yazarlarımız son dönemde bu alanda ön plana çıkmış romancılarımızdır. 

         Ağalar Saltanatı çocuklarınız ödevlerini yaparken televizyonunuzu kapatıp onlara eşlik edebileceğiniz ve örnek olabileceğiniz fırsatı sizlere sunacak güzel ve sürükleyici bir eserdir. Bu fırsatı değerlendirmeniz dileğiyle!
       
         Yavuz Bahadıroğlu:


         Gerçek adı Niyazi Birinci.1945 yılında Pazar (Rize) ilçesine bağlı Hisarlı köyünde dünyaya geldi. 1971’de İstanbul’da gazeteciliğe başladı. Muhabirlik, araştırma-inceleme, röportaj ve fıkra yazarlığı yaptı. Gazete, dergi ve şirket yöneticisi olarak çalıştı. Gazeteciliğini muhabir ve röportajcı olarak sürdürürken, çocuklara yönelik eserler üretti. Yüzlerce çocuk romanı, hikâye yayımladı.
     
         Asıl çıkışını Yavuz Bahadıroğlu ismiyle yazdığı romanlarla yaptı. İlk romanı Sunguroğlu ve ardından yazdığı Buhara Yanıyor romanı ülkenin en çok satan romanlarından oldu. Genelde Osmanlı’nın çeşitli dönemlerini ele alan otuzu aşkın romanı vardır. Son çıkan kitaplarından biri Biz Osmanlıyız...

         Yavuz Bahadıroğlu, roman, çocuk kitapları, hikâye, araştırma, oyunlar, film yapılmış senaryolar ve fikri eserler olmak üzere yüzlerce çalışmaya imza attı. Yurt içinde ve yurt dışında çeşitli konularda binlerce konferans verdi, çeşitli kurum ve kuruluşlardan ödüller aldı, iki kitabı Kültür Bakanlığı tarafından yayınlandı.

         NOT: Nehir romancılığı: Tarihi süreci gözeterek roman yazma geleneğinin adıdır. Aynı yazar tarihin değişik dönemlerini farklı romanlarla bir silsile halinde ele alır, romanlaştırır.




    Ali Fuat Güney 'nin Mesajlarını Beğenen 2 Kullanıcı: Şafak YAZICI (04 Ocak 2014 - 03:57), Recep Ali Düzenli (01 Ocak 2012 - 22:51)

     


    Facebook Yorumları

             
    Twittear