CENAZELER VE HATIRAM. - Gulen Koyu Resmi Web Sitesi...

Gönderen Konu: CENAZELER VE HATIRAM.  (Okunma sayısı 35 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

  • Süper Moderatör
  • *
  • İleti: 633
  • Cinsiyet: Bay
CENAZELER VE HATIRAM.
« Topic Start: 14 Haziran 2019 - 20:19 »
  • Yayınlama
  • CENAZELER VE HATIRAM.

    Son üç aydan beri bir çok trafik kazasını haber alıyoruz. Gurbette olup bu kazaları duymak gerçekten üzüyor bizleri. Yaralanma ile sonuçlanan kazalarda şu anda acı çeken kardeşlerimize ALLAH'tan şifa diliyorum. Muzaffer (Ramazan) AKYOL' ALLAH'tan rahmet diliyor, onunla ilgili çocukluk hatıramı burada nakletmek istiyorum. İlkokuldan yeni mezun olmuştuk, Yaş 11-12. Rize'ye çay kırmaya işçi olarak gideceklerini duymuştuk. Kazeno mahallesindeki o dönem bütün gençler (çocuk denecek yaştaki bizler dahil) bu gurbete gitmek için Dedemden-Annemden izin aldık. Annem, abim ile beni Muzaffer'e emanet etti. Yola çıktık. Ofa kadar abogam Ahmet'in Wosvageni ile geldik. Oradan Haspet minibüslerine doluştuk. Haspet'ten indik. İşçi pazarında abim Cemal ile Beni Ahmet- Cemal KESKİN adlı Çay Üreticisine teslim etti Muzaffer Abimiz. (tevafuka bakar mısınız, biz Cemal -Ahmet, çalışacağımız patronlarımız da Cemal-Ahmet) O ve diğer Kazenolu gençler mahallelere dağıldık. Ben Ahmet Keskin'e Abim Cemal Keskine gittik. İlk defa çay görüyordum. Ve nasıl kırılacağını da hiç bilmiyordum. Muzaffer Abimiz daha önceki yıllarda gittiğinden o biliyordu bu tarım işini. Ahmet Keskin'in gelini ile çay bahçesine indik. Nasıl kırmamız gerektiğini o gelin bize öğretti. "Bakın kupsili olmayacak. yoksa eksper çayımı almaz dereye dökmek zorunda kalırım, zarar ettirmeyin bana" diye sıkı sıkı tembih etmişti. Kupsi ve eksper kelimelerini ilk orada duymuştum. O gün 15'er kilo çay kırdık abimle. İlk iş performansımız çok başarısızdı. Gelin hanım napsın bizi de kaybetmemek için akşam kayın pederine "bu uşaklar iyi, bunlarla çayı kırmaya devam edebilirim" diye olumlu rapor vermişti. Kim bilir belki de bizi gönderse işçi bulamayacağından onca çaylıkları kendisi kırmak zorunda kalacağından ürkmüş ve bizi idare etme yoluna gitmişti. O yüzden şanslıydık. Bir serander altındaki oda tahsis edilmişti bize. Yer yatağında yatıyorduk, abimle. Her sabah Rize mıhlamasının üstünde bir parmak tereyağı kokusuyla bize çok, ama çok lezzetli gelmişti. Mis gibi çay da yanında olunca, evimizde kuru mısır ekmeğinin yemekten kırılmak üzere olan dişlerimizin mis gibi buğray ekmeği ile midemize bayram ettiriyorduk. Nihayet bir kaç günde 40-50 kilo günlük çay kırma rekolitremiz harikulade bulunmuştu. 20 gün sonra köydeki tüm çaylıklar bitmiş Muzaffer ablilerle toplu olarak köye dönme hazırlığı yapıyorduk. Ofa geldik, bir konfeksiyoncudan birer pantolon ve gömlek ve yeni kara lastik almış ve köye dönmüştük. İlk gurbet hasılatımızı rahmetli dedem eline aldığında çok sevindiğini hatırlıyorum. Muzaffer abi bizim yevmiyelerimizi 10'ar liradan hesap ettirmiş ve hakkımızın ödenmesini sağlamıştı. Hiç unutmadığım bu anıyla Muzaffer abiyi her gördüğümde ona minnet borcum olduğunu aklımdan geçirirdim. Bu önderliğini hiç unutmadım. Benim için hala o munis Muzaffer idi. Genç denebilecek yaşta göçmesi üzücü oldu. Ancak hak vaki olduğuna inancımız sonsuzdur. ALLAH rahmet eylesin. Çocuklarına baş sağlığı diliyorum. Bu sabah yine Trafik kazasında hakka yürüdüğünü duyduğum sevgili ilkokul ve yaylada çoban arkadaşım Salih Genç'in vefatı ile bir kez daha sarsıldım. Salih ile okul arkadaşlığından ziyade yaylada sığır çobanlığı arkadaşlığımız çok farklıydı. Yayla evlerimiz yakındı. Bizim evin hemen üstünde Salihlerin evi vardı. Çok iyi bir komşuluk yaptığımızı hatırlıyorum Babaannelerimiz çok güzel komşuluk ilişkileri olması bizim de arkadaşlığımızı daha da pekiştirmişti. 400-500 BAŞ BÜYÜK HAYVAN nahırına ineklerimizi vermezdik. Nahır kalabalık olduğundan İNEKLERİMİZİN iyi doyamama endişesi taşırdık. Ve babaannelerimiz bize özel olarak hayvan bekleme görevi vermişlerdi. Biz de Yayla bayırlarında nerede iyi otlak varsa bilir ve oraya hayvanlarımızı götürür otlatırdık. Sisli havalarda kaçak olarak İspatan bayırlarına aşardık. Oranın otu daha yağlı olduğunu düşünürdük. Hakikaten orada otlayan ineklerimizin süt verimlerini, süt yağ oranları ve beslenmeleri farklı olduğunu denemiştik. Köy nahırı soğuksu tarafına gidiyorsa biz dere tarafına gider nahırla ineklerimizi karıştırmamaya dikkat ederdik. Babaannelerimizin verdiği azıkları beraber kardeşçe bölüşürdük. Zaman zaman Limon suyuna uğrar Fazlı Dayımın yaptığı "türlü" yemeğinden ya habersiz bazen de parayla yemek yerdik. (ONA DA ALLAH RAHMET EYLESİN.) Bir gün Şakiroğlu Yusuf ,yanlış hatırlamıyorsam, Land-Rovver MARKALI arabasıyla Hart (Aydıntepe) ye gideceğini kendisiyle beraber gelip gelemeyeceğimizi teklif etti. Baba annelerimizden izin alarak öğleden sonra Yusuf ile Yayladaki dükkanına Meyve almaya gittik. Harta indik, kasa kasa meyvelerimizi aldık dönüş yoluna girdik. Hartın tam üst tepesine gelip dağı aşacağımız sırada araba arıza yaptı. Hem benzini bitti hem de yağsızlıktan şanzıman kilitledi. Gün kararmaya doğru gidiyordu. Selametlik Yusuf birer boş teneke verdi bize. yaya olarak Harta inip oradaki bir traktörü olandan yağ ve benzin almamızı istedi. Salih'le bayır aşağı koşa koşa indik. Kapısında traktör olan ev bulduk. İçeri girdik durumu anlattık. Bize biraz yağ biraz da benzin verdi. para verip vermediğimizi hatırlamıyorum. Ha bu arda çok acıkmışız. Salih evden ekmek de istedi. Bize KETE verdiler. Yiye yiye yokuşu tırmanmaya başladık. Arabanın yanına geldiğimizde akşam ışığı var veya yok gibi karanlık bastırırmıştı. Yusuf benzini doldurdu. Şanzıman yağını koydu. Ama yine araç bir türlü çalışmadı. Dağ başında mahsur kalmıştık. Arabanın kasasında sabahladık. Bu arada, açlıktan meyvelerin yarısını tüketmiştik. Soğuktan hiç uyuyamamıştık. Babaannelerimizin gittiğimizden haberi vardı, ama gece dönmeyince onlar da sabaha kadar uyumamıştı. Sabah nasıl olduysa arabayı Yusuf Çalıştırdı. Öğleye doğru yaylaya geldik. Her buluşmamızda "o dağdaki soğuğu hatırlıyor musun " diye bir birine takılırdık. Artık takılma zamanı bitti be Salih arkadaşım. Ruhun şad olsun. Hakkım helal olsun. Umarım sen de hakkını helal etmişsindir. Ailesine, çocuklarına başsağlığı diliyorum. Ayrıca Hüseyin YİĞİT kardeşime de RAHMET DİLİYORUM.




     


    Facebook Yorumları

             
    Twittear