HEP BERABER ROMAN YAZALIM...VAR MISINIZ? - Gülen Köyü Resmi Web Sitesi...

Gönderen Konu: HEP BERABER ROMAN YAZALIM...VAR MISINIZ?  (Okunma sayısı 5404 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

  • Nilgün Aktürk
  • Aktif Visirli
  • *
  • İleti: 441
  • Cinsiyet: Bayan
  • 28 Mesajı Toplam
    41 Kere Beğenildi
madem tek başımıza uzuun öyküler yazmıyoruz o zaman son kelimeyi al başa koy oyununun değişik bir versiyonunu yapalım.hep beraber roman yazalım.herkes en son yazılan kısımdan devam etsin istediğini yaptırsın,söyletsin karakterlere.dileyen yeni karakterler eklesin.bakalı nasıl başlayacak ve nereye varacak bu hikaye.
başlangıç kahramanlarımızın isimlerini çocuğum olsa adını...koyardım bölümünde yazılan isimlerden seçiyorum.
ilk kahramanlarımızın adları:
ALİ,BİLAL,ZEYNEP,YAVUZ SELİM,LEYLA,YUSUF,EBRAR,HÜSEYİN.
kim kimdir ilk başlayanın takdiri.bu isimlerle istediğiniz olay örgüsünde ,dilediğinizi yaptırabilirsiniz kahramanlara.diyaloglar,olaylar olsun.
hadi kolay gelsin.
bakalım kim başlatacak romanımızı.



ALLAH'ın ihsan ettiğine mani olacak yoktur,O'nun mani olduğunu da lütfedecek yoktur.

  • Yavuz BİBER
  • Süper Moderatör
  • *
  • İleti: 942
  • Cinsiyet: Bay
  • BENİ KÖYÜMÜN YAĞMURLARINDA YIKASINLAR...
  • 46 Mesajı Toplam
    75 Kere Beğenildi
    • ELİFİM ALIŞVERİŞ MERKEZİ
  • GSM: 0536 324 90 35
  • Kan Grubu: Seçmediniz
       Kendini telaşlı bir şekilde sokağa atıp,köşe başına varıncaya kadar yağmur yağdığını anlayamamıştı.Bir an dönüp evden şemsiyesini almak içinden geçmişti,fakat kendini frenledi.Hiç geçirecek zamanı yoktu.Hızla caddeye çıkmak üzere iken,mahalle bakkalı Hüseyin amcanın sesiyle birden irkildi;
     - Ne bu telaşın Ebrar kızım...
     - Sorma Hüseyin amca bugün üniversite sınavım vardı.Gece saati ileri almayı unutmuşum.Eski saate göre hazırlık yapıyordum.Televizyon saati söylediğinde,aklım başımdan gitti,kendimi sokağa nasıl attım bilmiyorum.40 dakikam kaldı Hüseyin amca.
     - Nerde kızım sınavın?
     - Kurtuluş lisesinde Hüseyin amca.
     - Telaş yapma sakin ol kızım.Bekle biraz.Ben şimdi Bilal'ı çağırıyorum seni arabayla bıraksın.
     - Zahmet olur Hüseyin amca,caddeden bir taksiye binerdim.
     - Kızım biz böyle durumlar karşısında görevimizi yapmazsak,rahmetli babanın bize yapmış olduğu inceliklerin karşılığını nasıl verebiliriz ki.Sen babanın bize emanetisin.Bu mahallenin medai iftiharısın.
     - Sağol Hüseyin amca,eksik olma.İnşaALLAH iltifatlarınıza layık olurum.
     - Hadi bakalım Bilal de geldi,hemen çıkın,yetişirsiniz inşaalah.Şimdiden başarılar diliyorum.Kolay gelsin kızım.
Bilal ve Ebrar hızla yola çıkarlar.
Bilal,Hüseyin amcanın tek oğluydu.2 yıl önce askerden gelmişti.Çok yoğun bir askerlik dönemi geçirmişti.Mardin Dargecit de komando olarak görevini yaptığı sırada timleri pusuya düşmüş,tim komutanı ve 4 asker arkadaşı gözlerinin önünde şehit olmuştu.Tim arkadaşları geri çekilince 2 arkadaşı ile yaklaşık 20 kişilik terörist grubuyla başa baş mücadele etmiş,1.5 saatlik çatışma sonunda grupdan 8 kişiyi öldürüp,arkadaşlarının intikamlarını almışlardı.Askerliğinden sonra bir çok mükafat ve ödül almıştı,fakat o neşe dolu insan gitmiş,yerine içine kapalı,sakin ve sezsiz bir kişilik gelmişti.Babası bu durumuna çok üzülüyordu.Ne kadar psikolojik tedavi uygulaması yaptırdıysada faydasını görememişti.Artık her şeyi zamana bırakmışlardı.
Ebrar'ın Bilal'e karşı çok muhabbeti vardı fakat bunun gönül sevgisimi yoksa abi kardeş sevgisimiydi anlayamıyordu.Çocuklukları hep beraber geçmişti.Aileleri birbiriyle akraba gibi olmuşlardı.Aslında çok farklı yörelerin insanları idiler,Hüseyin amca Tekirdağlı Ebrarın babası Yusuf bey Yozgat lı idi,fakat aralarında bir çok ortak nokta onları birbirine yakınlaştırmıştı.Özellikle manevi noktada diyalogları görülmeye değerdi.Taki 8 ay önce Ebrar babasını ani bir kalp krizinde kaybedene kadar.Yusuf bey vefatından 2 gün önce ailesiyle ufak çaplı bir toplantı yapmıştı.Bazı mesajlar vererek sanki ölümün hazırlığını yapmıştı.Hüseyin amcayada defalarca ''biz bir aile olduk,olurya ikimizden birine bir şey olursa ailemiz önce ALLAHa sonra birbirine emanettir ha'' derdi.Hüseyin amcada bunu olumlu karşılar,''kardeş kardeşi yolda bırakırmı'' derdi. 
       Bilal İstanbul trafiğinde kendisinden beklenmeyen serilikle Ebrarı 5 dakika gecikmeli olsada Kurtuluş Lisesine yetiştirmişti.
Hızla arabadan inen Ebrar;
      - Teşekür ederim,Bilal abi.
      - Önemli değil,kaç saat sürer sınav?
      - 2 saat abi.
      - Tamam bekleyeceğim seni,telaş yapma sakin ol.Başarılar.
      - Abi ben gelirdim sonra sağol.
      - Hadi acele et,bekleyeceğim seni.

desen 49

  • Nilgün Aktürk
  • Aktif Visirli
  • *
  • İleti: 441
  • Cinsiyet: Bayan
  • 28 Mesajı Toplam
    41 Kere Beğenildi
koşarak okul kapısının önüne geldi.kapıda görevli vardı.derin bir nefes aldı,elini boynuna uzattı,iğneyi yakaladı,dönüp ardına baktı,bilal'e.ordaydı.arkasını dönse diye geçiriyordu içinden...görsün istemiyordu.
-açacak mısınız?
-efendim???
-ahh pardon,dalmışım.
-sınav başlamak üzere de ondan şey ettim,yanlış anlamayın
-estağfurullah dedi.
alışkındı ama bu sefer daha bir zor geldi nedense.bilal bakıyordu.arkasını döndü Bilal e.iğneyi aldı,tek hamlede çıkardı örtüsünü,çantasına tıkıştırdı ve hızla içeri girdi...


ALLAH'ın ihsan ettiğine mani olacak yoktur,O'nun mani olduğunu da lütfedecek yoktur.

  • Yavuz BİBER
  • Süper Moderatör
  • *
  • İleti: 942
  • Cinsiyet: Bay
  • BENİ KÖYÜMÜN YAĞMURLARINDA YIKASINLAR...
  • 46 Mesajı Toplam
    75 Kere Beğenildi
    • ELİFİM ALIŞVERİŞ MERKEZİ
  • GSM: 0536 324 90 35
  • Kan Grubu: Seçmediniz
Görevli sınıfını koridorun sonunda tarif etmişti.Sınıfa doğru hızla giderken,gözünün yaşlı olduğunu hissetti bir an.Sınıfa girmeden mendiliyle gözlerindeki yaşları sildi ve kendini birden toparladı.Bu sınav onun için çok önemliydi.Babasının ''Benim kızımın haksızlığa tahammülü yok,avukat olacak,haklı olanların haklarını savunacak''deyişi kulaklarında çınladı.Tüm ailesi ve akrabalarının haricinde,bakkal Hüseyin amca ve ailesi başta olmak üzere, tüm mahalle komşularıda ondan çok şeyler bekliyorlardı.
Tüm olumsuzluklara rağmen bu sınavı başarmalıydı.Bu duygu yüklü hali ile,sınıfa girdi.Sınav görevlisine ''merhaba'' diyerek sırasını öğredi ve oturdu sırasına.Yanında bir bayanın oturması onu biraz rahatlatmıştı.Saate baktı,tam 15 dakika geçikmeli sınava başlıyordu.Duasını yaptı ve ''ALLAHım sen yardım et'' diyerek,başladı sınava.Önce çok sevdiği sosyal testini aradı,buldu ve ondan başladı.
Daha ilk soruları görünce morali düzeldi ''şükürler olsun,yaRabbim sorular çok iyi'' dedi.
      Bu arada Bilal dışarda bir çok sevdiği bir arkadaşına rastlamış,eski anılara dalmışlardı bile.      Arkadaşı Ali Ankaralı idi.Askerde şöförlük yapıyordu.Aynı bölükte olmamalarına rağmen aralarında güzel bir arkadaşlık oluşmuştu.Askerden sonra polisliğe müracat etmiş ve polis olmuştu.2 yıldır İstanbulda görev yapıyormuş.Bugünde görevli olarak bu okuldaydı.Bilal arkadaşını burda görmekten dolayı çok mutlu görünüyordu.Belkide askerlikten sonraki hayatında bu kadar mutlu bir görüntü
çizmemişti.Bİlal derin bir iç geçirdikten sonra;
      - Ahh kardeşim Ali be...ALLAHıma şükürler olsun,şu rastlantıya bak.nerde karşılaştırdı bizi.Gel sana bir daha sarılayım beee.
      -

desen 49

  • Aktif Visirli
  • *
  • İleti: 273
  • Cinsiyet: Bay
  • CAHIL KIMSENIN YANINDA,KITAP GIBI SESSIZ OL.
  • 4 Mesajı Toplam
    4 Kere Beğenildi
  • GSM: +491783744775
Bilal arkadasi Ali ye hasretle sarilir ve askerlik anilarini konusmaya devam ederler.Bu
arada sinav biter Ebrar cika gelir.
Bilal Ebrara Sinavin nasil gectigini sorar.Ebrar
-ALLAHa cok sükür cok güzel gecti Bilal agabi der.Ali de asker arkadasiyla vedalasarak
oradan ayrilirken Bilal arkadasina telefon numarasini verir bundan sonra mutlaka görüselim
diyerek evin yolunu tutarlar.

DENIZ GIBI MAL KAZAN,
FAKAT SEN ÜZERINDE
GEMI OL

  • Yavuz BİBER
  • Süper Moderatör
  • *
  • İleti: 942
  • Cinsiyet: Bay
  • BENİ KÖYÜMÜN YAĞMURLARINDA YIKASINLAR...
  • 46 Mesajı Toplam
    75 Kere Beğenildi
    • ELİFİM ALIŞVERİŞ MERKEZİ
  • GSM: 0536 324 90 35
  • Kan Grubu: Seçmediniz
Okulun bahçesinde park ettikleri arabalarını,yoğunlaşan trafik yüzünden çıkarmakta epeyce zorlanan Bilal okuldan uzaklaşırken,Ebrar'in yüce ALLAH'a teşekkürleri devam ediyordu.
       - Yarabbi benim yüzümü kara çıkarmadın.Sıkıntılı başladığım günümü mutluluğa çevirdin.Sana sonsuz şükürler olsun.
       - Demek sınav bu kadar iyiyidi ha...
       - Bilal abi çok sağol,bunda seninde,Hüseyin amcamında katkısı büyük.ALLAH sizden razı olsun abi.
       - Sen farkında olmadan banada çok sevdiğim bir arkadaşımı bulmamda vesile oldun.Benim de sana teşekkür etmem lazım herhalde.
       - Sahimi abi.Ben herhangi bir polisti zannetmiştim.Nerden arkadaşındı abi.
       -

desen 49

  • Nurten AKYOL
  • Aktif Visirli
  • *
  • İleti: 2.424
  • Cinsiyet: Bayan
  • Güvenilmek, sevilmekten daha büyük iltifattır...
  • 56 Mesajı Toplam
    59 Kere Beğenildi
Bilal, Ali'nin asker arkadaşı olduğunu ve onunla karşılaştığı için çok mutlu olduğunu söyledi ve Ebrar'a tekrar teşekkür etti. İkisi de mutlu idi. Ebrar aylardır hazırlandığı sınavının çok iyi geçtiği için, Ali de uzun zaman sonra askerlik arkadaşıyla karşılaştığı için ALLAHa şükrediyorlardı. Ve bu mutlu günün devamında eve gitmeden önce sınavdan çıkan Ebrarı, Bilal abisi yemeğe götürmek istedi. Ebrar teşekkür ederim gerek yok dedi ise de, Bilal ısrar etmişti ve gidip sahil kenarında bir restorana oturdular.


Bir insanın akıllı davranması için üç yol vardır:
Birincisi, iyi düşünmektir, bu en soylusudur.
İkincisi, taklit etmektir; bu en kolayıdır.
Üçüncüsü, denemiş olmaktır; bu en acısıdır.

Konfüçyüs


İnsanoğlu hilekardır kimse bilmez fendini, kime iyilik yaparsan ondan kolla kendini. . . !

  • Yavuz BİBER
  • Süper Moderatör
  • *
  • İleti: 942
  • Cinsiyet: Bay
  • BENİ KÖYÜMÜN YAĞMURLARINDA YIKASINLAR...
  • 46 Mesajı Toplam
    75 Kere Beğenildi
    • ELİFİM ALIŞVERİŞ MERKEZİ
  • GSM: 0536 324 90 35
  • Kan Grubu: Seçmediniz
Yol boyunca Bilal, arkadaşı Polis Ali ile Askerde yaşamış olduğu hatıralarını Ebrar,a anlatırken sanki o anları tekrar yaşıyormuş gibiydi.Hava hafif rüzgarlı olmasından dolayı,hafif içerde köşe bir masa tercih etmişlerdi.Ebrar;
        - Abi askerleğinle ilgili daha önce birkaç anını anlatmıştın.Fakat Ali abi ile tanışmanız çok etkiledi beni.
        - Ebrarcığım iyi dostluklar kavga ile başlarmış derlerdi.En canlı örneğini yaşamış oldum.
Bilalin tavırları Ebrarı çok şaşıtmıştı.Askerden sonraki o sessiz,durgun insana sanki bir sihirli değnek değmiş,o eski neşeli kişilik geri gelmişti.Konuştukca açılıyordu.Ebrar sözünü kesmemeye gayret ederek dinliyordu.Tam onu en çok etkileyen çatışmayı anlatacak pozisyon hasıl olunca bir soru ile konuyu değiştiriyordu.Bu arada gelen garsona siparişlerini vermişlerdi.Bilal çay sevdalısıydı,yine tecihini değiştirmedi.Ebrar ise meyva suyunda karar kılmıştı.Ebrar;
         - Abi sınıfa girince çok utandım,herkesin gözü bende zannettim.Sınava kendimi kaptırınca biraz rahatladım.
İnsanın kendi memleketinde kendini garip hissetmesi ne kadar acı veriyor,bir bilsen abi.
         - Bak..Ebrar kardeşim,bu yaşanan durumlar inan çok zor,fakat şu an sabır gerekiyor,bunlar yıldırma politikalarıdır.Maneviyatını yaşayanları, ne devletin kademelerine, nede okuyarak ulaşacağı mevkilere  ulaştırmamak için uyguladıkları politikalarıdır.Biz eğer mücadeleyi bırakarsak,bu tuzağa düşmüş oluruz.Ve kimbilir kaç yıl daha önemli mevkilere,maneviyatını yaşayan insanlar gelemeyecektir.Seni ve arkadaşlarını göstermiş olduğunuz mücadeleden dolayı tebrik ediyorum.Unutmayın arkanızda desteği olan yaklaşık % 85 insan var.
          - Abi işte bu arkamızdaki gücü hissederek,yoluma devam ediyorum.Yoksa yıkılırım inan.
Bu arada okunan öğle ezanı ikisinin gözlerini birbirine kilitlemişti.Bilal;
          - Sende mi aynı şeyi düşündün yoksa,
          - Namaza gitmeyi değil mi abi,
          - Evet cemaate yetişelim hadi,
Bir an camiiyi aradı gözleri,biraz uzak görünüyordu.Bilal;
          - Biraz uzak ama yetişiriz inşALLAH.hadi bakalım bismillah.

desen 49

  • Nilgün Aktürk
  • Aktif Visirli
  • *
  • İleti: 441
  • Cinsiyet: Bayan
  • 28 Mesajı Toplam
    41 Kere Beğenildi
Cemaate yetişmek istiyorlardı,zaten ebrar bayılırdı cemaatle namaz kılmaya,bazen yetişemediği zamanlarda cemaate,camiye girdiğinde,durur namaz kılan cemaati izlerdi,aynı anda eğilip aynı anda secdeye varmalarına,ALLAH en büyük deyip tekrar huzura kalkmalarına,o hareketlerdeki acziyete,teslimiyete hayrandı.ALLAH’tan başka hangi güç yaptırabilirdi bunu insana,kim bunca insanı bir araya toplasa birkaç dakika elini şöyle tut komut verince çöz dese yaptırabilirdi O’ndan başka…bunlar geçerken aklından koşuyorlardı artık.ezan bitmişti,hoca minareden iniyordu muhtemelen.camiyle aralarında geniş cadde kalmıştı sadece.ebrar attı kendini yola,Bilal ardındaydı.birkaç adım atmıştı ki ebrar…
bir ses…
Arkasını dönmeye korkuyordu,deli gibi atıyordu kalbi…derin bir nefes aldı…döndü sesin geldiği yöne,ardına…
Donup kalmıştı…Bilal yerdeydi…
Kanlar içinde…
Etrafta insanlar vardı…bir sürü…
Sesler…
Uğultu…
Algılamıyordu…
Sadece deriiin nefes alıyor…göğsünü boşaltırcasına sonuna kadar bırakıyordu soluğunu…


ALLAH'ın ihsan ettiğine mani olacak yoktur,O'nun mani olduğunu da lütfedecek yoktur.

  • Administrator
  • *
  • İleti: 2.567
  • Cinsiyet: Bay
  • "Edeb Ya Hu"
  • 389 Mesajı Toplam
    575 Kere Beğenildi
    • Forma Yaptırma Sipariş
  • Kan Grubu: Seçmediniz


       Yerde yatan Bilaldi.Ebrar'ın dizlerinin bağı çözülmüştür.Çevreden olayı görenler hemen 112 Acile haber verip ambulans çağırırlar.Bilal'i ambulansa bindirip acile kaldırırlar.Bu arada Ebrar şok yaşamaktadır.

Biz Gerçek Bir Aileyiz, Laf Olsun Diye Burda Değiliz...

  • İrfanKORKMAZ

  • Ziyaretçi
            Zamanın en büyük,en anlamlı icatlarından olan telefon, sıcak sohbetlerin,tatlı anıların paylaşımında kullanılan bir araç olmaktan çıkıp,dondurucu bir cümlenin, kulaklarda çınlamasına sebep olan bir hal aldı o anda.Bütün mahallenin sevdiği,takdir ettiği koca çınar çöktü;bacaklarının, değil telefonu kendini bile taşımaktan aciz olduğu masanın üstüne.Birçok acı haberi aldığı o loş havalı,yıkılmaya yüz tutan duvarlara zorla monte edilmiş raf niyetine birkaç terek,bu tereklere dizili çoğunun tarihi geçmiş,genelde gıda ve temizlik üzerine malzemeler ve çocuk oyuncaklarıyla kurulu o soğuk dükkan,cehennem sıcağını aratmayacak bir ateşle kaplanıverdi.Koca çınarı ter bastı kaşla göz arası.Aldığı son haber,her tarafı karanlık görmesine sebep olacak kadar hızlandırdı nabzını.Belki binlerce kurşunun arasından sapasağlam çıkıp gelen sevgili oğlu,hayra alamet bir işe yolladığı biricik Bilal'i,sıradan,dört tekerlekli bir düzeneğe yenik düşemezdi,düşmemeliydi.
            Telefonda kötü  haberi kendisine bildiren Ebrar'dı.Anlatış tarzından, onunda heyecanlı ve de acı içinde olduğu belliydi ve yine anlattıklarına bakılırsa durum bayağı ciddiydi.Eski topraktı Hüseyin amca.Her ne kadar katlanılacak bir acı olmasada bu olay,kendini toparlamasını bildi.Tezgahın arkasındaki üç gün akıp beş gün akmayan suyun musluktan düşen damlaları,durum ne olursa olsun, yine de şanslı olduğunu gösteriyordu ya da o öyle hissediyor, öyle olsun istiyordu.Musluğu fazlada açmadan elini yüzünü yıkadı.Bu onu biraz daha rahatlatmıştı,musluğun üzerindeki beyaz; ama beyaz olduğunu ispatlamaya binbir şahit lazım gelen havlusu ile yüzünü duruladı.Kendisine babasından yadigar,Trt'den başka istasyon çekmeyen radyosunu kapatıp,kilitlenmiş haliyle kilitlenmemiş hali  arasında, neredeyse hiçbir fark olmayan kapısını kilitleyerek kendini dışarı attı.Rahat olmaya rahattı ya,caddeye nasıl çıktığının farkında bile değildi.Sabah Ebrar'ın yapmasına izin vermediği şeyi şimdi kendisi mecburen yapıyordu.Gördüğü ilk taksiyi,önüne atlama pahasına da olsa durdurdu.Sabahki yağmur yer yer devam ediyordu ve yağmurlu günler taksicilerin müşteri almamayı marifet saydığı,aldıklarınıda seçerek aldığı günlerdi.Hüseyin amca bu duruma hiçbir zaman bir anlam verememiş olduğundan,sabah çocukları gönderdiği arabayı,sırf bu duruma isyan eder mahiyette almıştı saten ve taksinin önüne atlamasının da yegane sebebi taksicilere olan güvensizliğiydi.Arabaya biner binmez:
          -Selamunaleyküm,Taksim İlk Yardım şöfor bey,dedi.
          -O tarafa gitmiyorum bey abi,göbekten geri döneceğim,deyince şöfor,hemen durumu anlattı ve adamı ikna etti.Taksim'deki trafik,yağmurun da etkisiyle bir hayli yoğundu.Kasımpaşa sapağında inip, yürümenin daha iyi olacağını anlayan Hüseyin amca,parasını ödeyerek taksiden acele bir şekilde indi ve koşar adım yürümeye başladı.Meydandan, kestirme bir şekilde,Büyük Marmara Otel'inin arkasındaki ilk yardım hastanesine geçti.Kapıda ilk olarak Ebrar'la karşılaştı.Ebrar bir taraftan ağlıyor,bir taraftan da medet umar gibi sağa sola bakınıyordu.Hüseyin amcayı görünce sevindi.Koca İstanbul'da ne  haber vereceği ne de yanına gelebilecek  bir kimsesi yoktu.Hüseyin amcanın Bilal'le ilgili hiçbir sorusuna cevap veremedi.Sadece kazanın nasıl olduğunu,ambulans geldikten sonra rica minnet ambulansa alındığını ve hastaneye gelene kadarkinin dışında Bilal'le ilgili hiçbirşey bilmediğini anlattı durdu.Vakit, Ebrar'ın o anlamlı,medet umar ağlamaklı bakışlarına üzülecek ve de ona telkinde bulunacak,onu sakinleştirecek vakit değildi.Hüseyin amca içeri daldı hemen.Danışmadaki hemşireye,
          -Kızım bakar mısın?Benim oğlum Bilal,araba vurunca buraya getirmişler,nerde acaba görebilir miyim  onu?Diye sordu.Hemşire,
          -Beyamca sakin ol,oğlunuzun birşeyi  yok;ama biz ne olur ne olmaz diye kendisini Haseki Eğitim ve Araştırma hastanesine sevk ettik,onu orada bulabilirsiniz dedi.
           Nasıl bir heyecan yaşadıysa Ebrar,Bilal'in hastaneden çıkarılışını farketmemişti bile.Hemşirenin söyledikleriyle ikiside bayağı bir rahatladılar;ama yinede Bilal'i görmek istedikleri, ikisinin de yüzünden okunuyordu.Dışarı çıktıklarında,yaz yağmuru yerini sıkıcı bir sıcağa bırakmıştı bile.Güneş sanki,bir Bilal'i koruyamadınız dercesine onlara inat, tepeden tepeden vuruyordu.Saat üç olmuştu,zaman çok da değerli olduğu bu anda su gibi akıyordu.Aslında ikiside,değer verdikleri Bilal'lerine, trafik yoksa eğer on dakika uzaklıktaydılar.Derhal yeni bir taksiye atlayıp Hasekiye doğru yola çıktılar.Taksicinin yağmur sonrası bulduğu bu müşterilerini,hastaneye atması on dakika bile sürmedi.Yolda her ikisi de evlerine haber vermediklerini farkettiler.Taksiden inince Hüseyin amca Ebrar'a,
          -Ben Bilal'i bulana kadar sen de her iki eve haber ver kızım ben seni bulurum deyince, Ebrar:
          -Peki Hüseyin amca,dedi.
           


  • Yavuz BİBER
  • Süper Moderatör
  • *
  • İleti: 942
  • Cinsiyet: Bay
  • BENİ KÖYÜMÜN YAĞMURLARINDA YIKASINLAR...
  • 46 Mesajı Toplam
    75 Kere Beğenildi
    • ELİFİM ALIŞVERİŞ MERKEZİ
  • GSM: 0536 324 90 35
  • Kan Grubu: Seçmediniz
       Kardeşim şimdi ben kesmiş gibi olacağım ama,bi şey yazmadan hikayemize ekleme yapmak istemedim.İşte bu be kardeşim,senden bunu bekliyordum,profesyonel değiliz, yanlışı ile doğrusu ile bir şeyler yazalım dedik,bakalım sonu nereye varacak.Katılım çok olursa çok farklı senaryolarla karşılaşabiliriz.Birbirimizin duygularını tamamlar, gizli kalan yeteneklerimizi ortaya çıkarmış oluruz.Veeee işte yetenek buu.Arasıra böyle profesyonel kardeşlerimizde katkıda bulunursa çok iyi yere varacağımızı tahmin ediyorum.Bu işi iyi bildiğini zaten önceki yazımda belli etmiştim ve kendi kendime onu tanıyorsam eğer,mutlaka yazacaktır dedim.İnan sen yazmadan bişe yazmama kararı vermiştim.Hatta word de biraz çalışma yapmıştım göndermedim.Daha bölmek yok,devammmmm...
Katılm bekliyoruz......haydi arkadaşlarrrrrr....A...E...O...

desen 49

  • İrfanKORKMAZ

  • Ziyaretçi
   Değerli arkadaşlar:Alt tarafa bir nokta koyacağım ve o noktanın altından devam edeceğim.Devamlı aynı yere ekleyeceğimden noktanın üzeri size kalacak.Lütfen, noktaya gelene kadar, Ebrar okulunu bitirsin ve öğretmen olarak
 'Kurtalan Köyü'ne atansın.Elbirliğiyle bu romanı bitirelim,ALLAH mahcup etmesin İnşaALLAH!
     

         *********
     Sivas'ın yüksek kesimlerinde kurulmuştu Kurtalan Köyü.Merkeze bağlı olmasına rağmen,çıplak dağların ardında, otuz kilometrelik azımsanamayacak uzaklıktaydı,onlarla içiçe.Tarihi mazisi, ta Selçuklular'a kadar uzanıyordu.Üzerinde vesait olmadığı zaman,yarı toprak yarı taşlı yol,son virajı dönünce,sanki içine giriyor gibiydi köyün girişindeki virane hanın.Köy ortasında susuz bir çeşme,makarasından olacak ,direğin ucuna hiç yükselmeyen bayrağı ve tek sınıfı ile okul,çok değil on yıl öncesine kadar tıklım tıklım saflarla dolan;ama kuraklık ve karakışın belini bükmesiyle büyük şehirlere verdiği göçten dolayı,şimdi parmakla gösterilecek kadar az insanın cemaati olduğu,belki köyün en şaşalı yapısı cami.Geneli kerpiçten ve birçoğu boş evler, bu evlerde doğaya inat yaşamaya çalışan,köyün kuruluşunda emek sarfetmiş soylardan geriye kalan son temsilciler..Tek yeşil alan iğdelikten gelen narin kokuyu terkedip gidemeyenler,üç teneke buğdayı koca bir şehire tercih edenler,bir yemeği aynı tastan farklı farklı yiyenler.
     Taşımalı öğretime geçildikten sonra, iki yıl kapalı kalan okullarının açılması için uğraş veren köylüler,en sonunda işin zorluğunu da anlatarak,yetkilileri ikna etmeyi başarmış ve okullarına bir öğretmen atanması sözünü dört ay önce almışlardı.Bu sözü aldıktan sonra, Muhtar Salih amca,ilk iş olarak gelen öğretmene mahcup olmamak için,okulun hemen yanında kendisine ait evi lojman olarak ayırmış,boya ve badanasını kendi elleriyle yapmıştı.Okula da imece usülü bir bakım yaptırdıktan sonra,İl Milli Eğitim Müdürü'nü köye davet edip,aklısıra okulun reklamını da yapmıştı.Aradan dört ay gibi bir zaman geçmiş,okullar iki hafta önce açılmıştı ya,öğretmen sıfatıyla köye ne bir gelen ne bir giden vardı.Bu durum muhtarın çok canını sıkıyor,bazen de köyün ileri gelenleriyle tartışmasına sebep oluyordu.Şehre gidip dönmek de öyle pek kolay bir iş değildi.Aldığı minibüsle köyün şehirle arasındaki nakliye işlerini yapan Necdet kaptan da,haftada iki gün şehre gidip dönüyordu.Pazartesi günleri ve hafta arası,kafasına göre bir gün şehre inip çıkan Necdet kaptanın,bazen gidip de dönmediği haftalar,saymakla bitmezdi.Ama ne olursa olsun,Salih amca bu hafta, sırf bu öğretmen meselesini sormak için şehre inecekti.Hatta Necdet kaptanla konuşmuş,pazartesi günü için ön taraftan yerini ayıtmıştı.



 


Facebook Yorumları

         
Twittear