Anadolu’nun Gelin ve Güveyi - Gülen Köyü Resmi Web Sitesi...

Gönderen Konu: Anadolu’nun Gelin ve Güveyi  (Okunma sayısı 4917 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

  • Gültane Isildar
  • Moderatör
  • *
  • İleti: 595
  • Cinsiyet: Bayan
Anadolu’nun Gelin ve Güveyi
« Topic Start: 28 Temmuz 2008 - 22:57 »
  • Yayınlama

  • Bu yaziyi ve resimleri Türkhava yollari  skyleif sayfasindan aldim.Benim cok ilgimi cekti umarim sizinde hosunuza gider.


    Anadolu’nun Gelin ve Güveyi
    Hayatlarının en önemli günlerinden birini yaşayan gelin ve güveyin giysileri, Anadolu’da törensel anlamlar taşır ve yüzlerce çeşidi bulunurdu.









    Yerküremizin gelin ve güveyleri hayat ağacımızın çiçeği, meyvesi gibidir. Evlenecek gençlere yapılan düğün dernek, ziyafet, sunulan armağanlar toplumsal bir şölen ortamında olurdu hep. Erkekle kadının meşru beraberliğinin törenidir bu. Gelenek ve göreneklere göre özenle hazırlanan gelin ve güvey giysileri, eskiden baştan ayağa kutsal inançla donatılır; süsleri ile etkileyici ve büyüleyici bir görünüm sergilerdi. Öyleki küçük yaştan itibaren kızlar gelin, erkekler de güvey olmayı hayal ederek büyürlerdi.
    Kırk gün, kırk gece süren düğün törenleri, gelin çeyizinin gidişi masallara, söylencelere de konu olurdu. Örneğin; yedi yüz yıl önce Kütahya’daki Germiyanoğulları’nın soylu, güzel mi güzel, zarif, biricik kızları Bursa’ya Osmanlılara gelin gider. Ve kırk devenin götürdüğü çeyizle birlikte, kırk gün, kırk gece ‘dillere destan’ bir düğünle Bursa’ya varılır. Ege’den başlayan bu şölen Marmara’ya kadar kâh yol boyunca kâh konaklayarak, halkın katılımıyla sürer. Ve böylece Germiyanoğulları Beyliği, Osmanoğulları’na katılmış olur. Bu masalımsı ve tarihi düğünün öyküsü hâlâ büyük bir heyecanla anlatılır.
    Gelin tarihin sayfalarını aralayalım, Ege ve Marmara yöresinin gelin ve güveylerinin giyim kuşamına birlikte göz atalım.
    YERYÜZÜNDEN GÖKYÜZÜNE UZANAN MOTİFLER
    Çinisiyle ünlü Kütahya’nın, geleneksel giyim kuşamı da zengin ayrıntılarla süslüdür. Özellikle de gelin güvey giysileri... Ateşle su, yani turkuvaz ve kırmızı yan yanadır. Kumaş ya ipektendir ya da çuhadan... Sim, tel, pul, inci, boncuklarla yapılan nakışlar, iğne oyaları ile baştan ayağa bir tablo yaratılır. Bu tablonun motifleri, pek çok kültürün birikimiyle nakşedilen çiçekler, dallar, yapraklar, ay yıldız, güneş kursu, at nalı, koç boynuzu, stilize yılan ve ejderha kıvrımları, nazara karşı kem gözlerdir. Bu süslemelerin hepsi gelin ve güveyin mutlu, şanslı, sıhhatli, güçlü, üretken bir yaşam sürmeleri isteğini dile getirir.
    İzmir’in Karaburun yöresindeki gelin güvey giysilerinde antik çağların etkileri bugün dahi görülebilir. Gelin, baba evinden çıkıp koca evine giderken yöreye göre türleri değişen, özel bir başlık hazırlanır. Örneğin; konumuzda kullandığımız örnekte gelin başı, altın varaklı defne dalları, taze çiçekler, altın paralar, ‘kırma tel’ işiyle bezeli pembe kırmızı duvaklarla süslüdür. Gelinin alnına, alın yazısı yıldızlar kadar parlak olsun diye tel ve pulla iki dal motifi yapılır. Ayrıca yanaklara ve çeneye, yıldız, çiçek, çarkıfelek, elma ve armut şekilleri de yazılır. Giysisine gelince... Defne yapraklı, altın varaklı, telli pullu gelin kız, kırmızı altın sim karışımı ‘ipek kaftan’ giyer. Beline ipek ‘Trablus kuşağı’ dolanır; üzerine ay yıldız motifli, tombak toka kancalanır. Ayağına koyu pembe ipekten şalvar giyer. Göğsüne ‘beşi bir yerde’ takar. Pabucuna gül tomruğu ve çiçekler işlidir. Ve köy gelininin parfümü, kokulu bitkiden, örneğin kuru karanfilden hazırlanan bir sıra kolyedir. Böylece baştan ayağa çiçeklerle, yapraklarla, bitkilerle süslenir gelin kız. Gökyüzünü de unutmaz. Kemer tokasındaki ay yıldızla yeryüzünden gökyüzüne uzanır. Güveyinse, başına sardığı ‘tastar’, ayağına giydiği pabuç çiçek motifleriyle bezelidir. Böylece her ikisi de bir çiçek demeti gibi birbirlerine bağlanıp çift olurlar.
    BİR ÇEŞİT DEĞİL, BİN BİR ÇEŞİT
    Günümüzün turizm cenneti Bodrum’un gelin ve güvey başları da çiçek, dal ve budaklarla bezelidir. İçinde rahatça hareket edebileceğiniz bu giysilerde el işlemelerinin en güzel örneklerini bir arada görebilirsiniz. Bodrum gelinimiz altına ‘altı parmak’ kumaştan, kenarları siyah kordonla çevrelenip sim makremeyle bezenmiş üç etek giymiş. Simli, pullu kemerinin madeni tokası yeşil taşla süslü. Bürümcük gömleği, mor çizgili ve iğne oyalı. Mor ipek kadifeden cepkeni yine sim makremeyle donatılmış. Baş örtüsünün dört köşesine karanfil motifi nakşedilip, altın simle pul pul desenler işlenmiş. Yine başını çiçekler süslüyor.
    Güveyin giysisi ise Batı Anadolu yiğidi efelerinin giyim türüne bir örnek. Püsküllü bordo fesinin çevresine gökkuşağını temsil eden, iğne oyalı ipek ‘kefiye’ bağlanmış. Mavi çuhadan cepkeni ve şalvarı siyah kordon işiyle süslü... Beline yün şal kuşak sarılıp, üzerine özel dokunmuş ‘çarpana’ denilen bel bağı dolanmış. Turuncu ipek ‘çevresi’nin (mendili) dört bir köşesi sim ve kırma tel işi ile bezenmiş. Çorabının üzerine, baldırlarına sarılan ‘tozluk’ giymiş.
    Bursa’nın gelin ve güveyinin giysileri ilk bakışta birbirine çok benzer görünüyor. Güvey, yeşil atlas ipek şalvar, gelin ise ‘canfes’, yani desensiz, ince dokunmuş, parlak ve ipekli pembe bir şalvar giymiş. Şalvarın üstünde ipek bürümcük gömlek yere kadar uzanıyor. Güveyin gömleğine yeşil yapraklar; gelininkinin önüne iki sıra, evliliği simgeleyen pembe çiçekler işlenmiş. Çiçek kadın, yaprak erkek… Erkeğin kaftanının üzerindeki çiçekler, kadının üç eteğinin üzerindeki çiçek ve sarmaşıklar, yaşamın çiçeklenerek, dal budak salarak uzayıp gitme dileğini ve kadının doğurganlığını simgeliyor. Erkeğin beline yün şal kuşak sarılmış. Kadının beline altın gümüş karışımı telkari işi kemer dolanmış. Erkek, üzeri üçgen muskalarla oyalı siyah bir takke giymiş; başına beyaz ipek, püsküllü ‘alın çekisi’ ile çevrelenen madeni tepelik takmış. Kadının ‘hotoz’u pembe çiçekten iğne oyalarıyla donatılmış. Pembe başörtüsünün dört bir çevresine kırma tel işiyle yapraklar, çiçekler işlenmiş. Her ikisinin de pabuç ve terlikleri nakışlı, işlemeli.
    Bugün şehirlerde düğünler bir gece sürüyor, bazı evlerde kına gecesi yapılıyor. Köylerde ise üç dört gün süren düğünler hâlâ var. Gelin hamamı, kına gecesi, gelin alayı ve baş bağlama töreniyle gelenekler kısmen de olsa sürdürülüyor. Geleneksel giysilerse iyice azaldı. Artık modern gelinlikler gözde... En çok beyaz, ama fildişi, dore, ekru renkler de hayli moda... Damatlar ise modern koyu renk takım elbise veya smokinle damat oluyorlar. Ve bu köklü gelenek, yaşamımıza neşe, mutluluk, güç, bereket ve renk katmaya devam ediyor.
    Fotoğraflarda görülen giysiler, Sabiha Tansuğ Koleksiyonu’na aittir.










    Niceleri Geldi , Neler İstediler,
    Sonunda Dünyayı Bırakıp Gittiler:
    Sen Hiç Gitmeyecek Gibisin , Değil Mi?
    O Gidenler De Hep Senin Gibiydiler
                              
    Ömer Hayyam
     
    ^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^
    Sultan Mahmut bir gün vezirlerinin hepsini toplayıp, bana bir yüzük yaptırın ve üzerine öyle birşey yazdırın ki ona her baktığımda, hüzünlüysem neşeleneyim, neşeliysem hüzünleneyim diye buyurmuş.
    Vezirler toplanmışlar dört bir yana haber salmışlar. Sonunda bir gün yüzükle sultanın karşısına çıkmışlar, yüzüğü vermişler. Sultan Mahmut tamam işte bu demiş. yüzüğün üzerinde
    " BU DA GEÇER YA HU"
    yazıyormuş....


     


    Facebook Yorumları

             
    Twittear