Karadenizi Tanıyalım - Gülen Köyü Resmi Web Sitesi...

Gönderen Konu: Karadenizi Tanıyalım  (Okunma sayısı 4026 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

  • Yaa Sabır...
  • Administrator
  • *
  • İleti: 3.105
  • Cinsiyet: Bay
  • 349 Mesajı Toplam
    550 Kere Beğenildi
    • Gülen Köyü Web Sitesi
  • GSM: 0535 481 76 24
Karadenizi Tanıyalım
« Topic Start: 02 Ağustos 2007 - 09:03 »
  • Yayınlama

  • Artvin ili Yusufeli ilçesi sınırları içerisinde kalan manastırdan günümüze sadece kilisesi ulaşmış olup,  yapı köyün içinde bulunmaktadır. Bir el yazmasına göre Manastır “Vaftizci Yahya” adına, X.Yüzyılda II.Bağrat döneminde inşa edilmiştir. XVI.Yüzyıldan sonra camiye çevrilmiş olup, günümüzde de cami olarak kullanılmaktadır. Yapılan  araştırmalarda, H.1184 (M.1770) tarihli III.Mustafa tarafından verilen berata göre, daha önce imam Süleyman'ın ölümü üzerine Ahmet'in yarım akçe karşılığında imam hatipliğine getirilişini doğrulayan belge, caminin önemini ortaya koymaktadır. Kilise üç nefli bazilikal planlı olup, dıştan 28.55x18.65 m ölçülere sahiptir. Klise Altıparmak köy merkezinden sol tarafa giden yolun yaklaşık 2 km yukarısındadır.


    Altındere vadisine bakan Karadağ’ın eteklerinde, sarp kayaların üstüne kurulu, Sümela Manastırı yöre halkı tarafından Meryem Ana diye de adlandırılır. Kaynaklarda Sümela isminin kurulduğu vadi ve dağın koyu renginden geldiği belirtilmiştir. Manastırın ilk kuruluşuna dair muhtelif rivayetler ve savlar vardır. Bunlardan en yaygın olanı ise Atinalı keşiş Barnabas ile yeğeni Sopherenios’un ilk temeli attığıdır. M.S. 385 yıllarında iki odalı olarak kurulan manastır İstanbul’un Batı Roma İmparatorluğundan ayrılmasından sonra Bizans imparatoru Jüstiyen (527-568) döneminde genişletilmiştir.
    İstanbul’un 1204 Haçlılar tarafından işgalinden sonra Trabzon’a kaçan ve “Kommenler” (Kommenos) imparatorluğunu kuran Alexios Kommenos’un oğlu ve torunları Sümela Manastırını genişletme ve onarma yarışına girmişlerdir. Nitekim, Alexsios III tacını Sümela’da giymek için bütün saray halkını manastıra götürmüş ve imparator olduktan sonra da bugünkü manastırı 72 oda ve büyük bir kitaplık ile yeniden yaptırmıştır. Sonra gelen imparatorlar da duvar freskleriyle Sümela Manastırını süsletmişlerdir.
    Trabzon ve çevresinin Türkler tarafından fethedilmesinden sonra, Osmanlı padişahları, Sümela Manastırının eski hak ve hukukunu dikkatle korumuşlar, hatta buraya imtiyazlar vermişler, bazı hediyeler de yollamışlardı. Manastırın birçok bölümü yenilenmiş ve restore edilmiştir Bu konularla ilgili çok sayıda ferman mevcuttur.
                Sümela Manastırı’nın önemi Karadeniz Bölgesi’nin en eski Hıristiyan tapınağı olmasının yanı sıra, doğanın eşsiz güzellikteki bir yerinde çok ilginç bir yapı olmasından ve çeşitli devirlerde yapılan duvar ve tavan süslemelerinden kaynaklanır.
    Bölgedeki en önemli tarihi turizm yerlerinden olan manastır, Trabzon’un 47 kilometre güneyindedir. vadi tabanından 200 metre, Denizden yüksekliği 1200 metre olan Sümela, esas kilisenin bulunduğu bir mağara, kutsal bir çeşme, talebe odaları, servis bölümleri ve bir konuk odasından oluşmaktadır. Zigzaglar çizilerek yapılan zorlu bir tırmanıştan sonra patika yolla ulaşılan noktadaki muhteşem manzara bütün zahmete değecek niteliktedir. Manastıra, otomobille de ulaşmak mümkündür.


    Trabzon’un Sürmene ilçesinden dört kilometre doğusunda olan bu konağın yapım tarihi bilinmemektedir. Araştırmalarda XVIII. ve XIX. yüzyıl tarihleri üzerinde durulmuştur. Yörede hüküm süren ve etkili olan bir ağa evinin özelliklerinin tümüne sahiptir. İki katlı kargir evin birinci katı muntazam yontma taştan duvarları işlenmiş, dışa çok fazla saçan saçakların yardımıyla cepheler yağmurdan korunmuştur. Zemin katta aşhane bölümü diye isimlendirilen mutfak, kiler ve kemerli ocakları yer almıştır. Konaktaki asıl yaşam birinci katta olup buraya üzeri kapaklı düz bir merdivenle çıkılmaktadır. Kuzeydeki sofanın sağ ve solundaki odalar selamlığa, güneydeki iki oda ise haremindir. Zengin bir ağaç işi bezenmesine sahip olan konağın kapı kanatları, pencere parmaklıkları görülmeğe değer güzelliktedir. Özellikle sofanın tavanı, oda kapıları, selamlık odasının döner tavanı Trabzon yöresindeki en güzel ağaç işçiliğini karşımıza çıkarmaktadır. Buradaki ağaç işleri ayrıca geometrik ve bitkisel kompozisyonlarla bezenerek daha da ilginç bir görünüme ulaşılmıştır. Geniş ahşap saçakları ve zarif pencere şebekeleri ile içteki zengin taş, ahşap alçı, maden, kalem işi süslemeleri ile hamam, oda, ocak vb. her köşesi ile yapı insanı büyülemekte ve insanı o dönemin havasına sürüklemektedir. Binanın restorasyon çalışmaları tamamlanmıştır.


    Karagöl, Artvin ili Borçka ilçesi sınırları içerisinde kalan Volkanik patlama sonucu bir derenin ağzının kapanması ile oluşmuş bir göldür. Gölün biraz aşağısında ikinci bir göl daha vardır. Gölü besleyen çok sayıda minik dereler bulunmaktadır. Habitatı ve barındırdığı yaban hayatı ile görülmeye değer bir doğal güzelliktir.


    İstanbul'un Latinler tarafından işgal edilmesinden sonra kaçan ve Trabzon'da 1204 yılında yeni bir devlet kuran Kommenos ailesinden Kral I.Manuel (1238-1263) tarafından 1250-1260 yılları arasında yaptırılan ve bir manastır kilisesi olan Ayasofya adı "Kutsal Bilgelik" anlamına gelir.

    Geç Bizans Kiliselerinin en güzel örneklerinden biri olan yapı, kare-haç planlı olup, yüksek bir kubbeye sahiptir. Kuzey, batı ve güneyinde revaklı üç kirişi bulunmaktadır. Yapı ana kubbenin üzerine değişik tonozlarla örtülmüş ve çatıya farklı yükseltiler verilerek kiremitle örtülmüştür.

    Bölgenin 1461 yılında Osmanlılar tarafından fethedilmesine kadar geçen dönemde önemli bir kilise olan Ayasofya, bu tarihten sonra da önemini koruyarak faaliyetlerine devam etmiştir. Ancak 1670 yılında görülen ihtiyaç üzerine camiye çevrilmiş ve 1864 yılında da restore edilmiştir.

    I. Dünya Savaşı yıllarında Ruslar tarafından işgal edilen Ayasofya, askeri karargah, hastane, depo ve savaştan sonra yine cami olarak kullanılmıştır. 1958-1962 yılları arasında Edinburgh Üniversitesi ve Vakıflar Genel Müdürlüğü işbirliği ile restore edilerek, 1964 yılında müzeye çevrilmiştir.




    Biz Gerçek Bir Aileyiz, Laf Olsun Diye Burada Değiliz...

    • Yaa Sabır...
    • Administrator
    • *
    • İleti: 3.105
    • Cinsiyet: Bay
    • 349 Mesajı Toplam
      550 Kere Beğenildi
      • Gülen Köyü Web Sitesi
    • GSM: 0535 481 76 24
    Karadenizi Tanıyalım
    « Yanıtla #1: 02 Ağustos 2007 - 09:11 »
  • Yayınlama

  • Trabzon Müzesi olarak düzenlenen konak, Zeytinlik Caddesinde, 1900’lü (1898-1913) yılların başlarında Banker Kostaki Teophylaktos tarafından konut olarak yaptırılmıştır. Konağın mimarlarının ismi tespit edilememiştir. Ancak mimarlarının İtalyan olduğu belirlenen yapıda kullanılan bir çok malzemenin İtalya’dan getirildiği bilinmektedir.

    Kostaki Teophylaktos 1917 yılında iflas edince, bu yapıyla birlikte bütün mal varlığına haciz konulmuş ve konak Nemlioğlu ailesi tarafından satın alınmıştır.

    Milli mücadele yıllarında karargah binası olarak kullanılan yapı, 1924 yılında Atatürk’ün Trabzon’u ilk ziyaretinde konaklaması için düzenlenmiştir. 15-17 Eylül tarihlerinde Atatürk, eşi Latife Hanım ve beraberlerindekiler bu konakta kalmışlardır.

    Trabzon Valisi Ali GALİP Bey zamanında 1927-1932 yıllarında 25.000-TL. bedelle kamulaştırılarak 1927-1931 yılları arasında Hükümet Konağı, 1931-1937 yılları arasında müfettişlik binası olarak kullanılmıştır.

    1937 yılında Milli Eğitim Bakanlığına tahsis edilen yapı, 50 yıl Kız Meslek Lisesi olarak hizmet vermiş, 1987 yılında müze olarak düzenlenmek üzere Kültür Bakanlığına tahsisi yapılmıştır.

    Ülkemizin sayılı sivil mimarlık örnekleri arasında yer alan konağın bodrum kat hariç tüm kat duvarları tamamen kalem işi süslüdür.

    1988-2001 yılları arasında Kültür Bakanlığınca restorasyonu tamamlanan konak 22 Nisan 2001 tarihinde Trabzon Müzesi olarak ziyarete açılmıştır.

    Konağın bodrum katı; Arkeolojik Eserler Seksiyonu, zemin katı; Konak Teşhiri, birinci katı; Etnoğrafik Eserler Seksiyonu ve asma katı; İdari Bölüm olarak düzenlenmiştir.


    Trabzon’un 7 km. güney batısında, Soğuksu tepesinde yer alan Atatürk Köşkü şehrin bir simgesidir. Köşk 1903 yılında Trabzon’un Rum zenginlerinden Konstantin Kabayanidis tarafından yaptırılmıştır. Grek ve Roma etkisinde ve XIX. yüzyıl modern Avrupa mimarisi ile yapılan taş bina üç katlıdır. 1916-1918 yıllarındaki işgal sırasında Rusların karargahı olmuştur. Cumhuriyetin ilanından sonra mülkiyeti hazineye geçmiş Atatürk’ün 15 Eylül 1924’te Trabzon’u ziyaretinde de Trabzonlularca ona hediye edilmiştir. Atatürk Trabzon’a 1930 ve 1937 yıllarındaki gelişlerinde de burada kalarak vasiyetinin bir bölümünü yazmıştır. 1943’te Trabzon Belediyesi’nce kamulaştırılan köşk, 1964 yılından itibaren Müzeye dönüştürülmüştür.


    Trabzon ili Maçka İlçesi Esiroğlu Beldesi Şimşirli (Kuştul) köyü sınırlan içinde bulunan Manastır vadiye hakim bir tepe üzerinde kurulmuştur.

    Manastır, 752 tarihinde yapılmış olup 1203’de yağmalandıktan sonra bir süre terk edilmiş ve sonra 1393’de yeniden faaliyete başlamıştır. 1904’teki yangında tümüyle yanınca üçüncü kez yapılmıştır. Araştırmalar manastırdan vadiye kadar uzanan dehlizleri ortaya çıkarmışsa da bunlar bugün kullanılamaz durumdadır. Manastırın da günümüze pek az kalıntısı ulaşabilmiştir.


    Trabzon ili, Erzurum yolu üzerinde Maçka ilçesinin Kiremitli köyü yakınlarında bir çam ormanı içerisinde yer almaktadır. Manastır büyük bir mağara, ayazma (kutsal su kaynağı) ve şapelden oluşur. Manastırının ilk kurucusu ve yapım tarihi bilinmemektedir. Bununla beraber bazı araştırmacılar M.S. 270 ve M.S. 317 tarihleri üzerinde durmaktadır. Günümüze oldukça büyük değişikliklerle gelebilen manastırı imparator Justinianus onartmıştır.19 yüzyılda kilise ve keşiş odaları bu komplekse eklenmiştir.

    Trabzon’da, K.Maraş caddesi üzerinde merkez postanesinin güney batısındaki bu kilise, şehrin en eski kiliselerinden birisidir. Giriş kapısında bir Bizan kabartması ile 884-885 tarihinde I. Basil zamanına ait onarım kitabesi bulunmaktadır. İçerisinde daha geç dönemlere ait fresk kalıntıları bulunmaktadır. Trabzon Valiliği tarafından restore edilmiştir.


    Rize merkezinin güneybatısında yer alır. İç Kale ve Aşağı Kale'den meydana gelmektedir. Yoğun yerleşme sebebiyle Aşağı Kale tamamen yok olmuş, batı tarafından bazı sur parçaları ve kuleleri günümüze gelebilmiştir.


    Gümüşhane ilinin Torul İlçesine bağlı Cebeli Köyü sınırları içerisinde barındırdığı Karaca Mağarası şehir merkezine 17 km. mesafede, denizden 1550 m. yükseklikte olan bir mağaradır.
     
    Karaca mağarası oluşumunu tamamlamış fosil bir mağaradır. Mağarada rengarenk sarkıtlar, dikitler,org desenli duvarlar, bayrak şekilleri , perde damlataşları, mağara çiçekleri, mağara incileri, fil kulakları, traverten havuzları, traverten basamakları, mağara gülleri damlataşı havuzlarının kenarlarında hatta havuzlardan çıkan küçük dikitlerin üzerinde bulunmakta, görünüm ve seyirleri görenleri adeta büyülemektedir.
     
    Mağara görenlerin tekrar görmek istedikleri, UNESCO'nun Dünya Miras Listesine girecek güzellikte ve değerde bir mekandır. Sağlık turizmi yönünden özellikle solunum rahatsızlıklarına iyi gelmektedir.
     
    Mağaraya Gümüşhane-Trabzon karayolunun 12.km.'sinde kuzeye ayrılan 4 km.'lik yolu takiben ulaşılır.


    Trabzon ilinde Boztepe’nin batı yamaçlarında bulunan bu bina Fatih Kulesi veya İrena Kulesi olarak da bilinir. 1340-1341 yılları arasında İmparatoriçe İrene tarafından yaptırıldığı düşünülmektedir. Bina yaklaşık 25 metre yüksekliğinde ve iç içe yer alan, kalın duyarlı, iki dairevi kuleden oluşur. Tamamı ile kesme taştan yapılmıştır. Kitabesi olmadığından kesin yapılış yılı ve amacı bilinmemektedir. Yıldız sarayı kütüphanesinde bulunan Sultan Abdülhamit albümündeki resminden binanın 1887 yılında Cephanelik olarak kullanıldığı anlaşılmaktadır. Trabzon’un Rus işgaline uğradığı zaman bina yine silah deposu olarak kullanılmış ve 1919’da meydana gelen bir patlamada büyük ölçüde hasar görmüştür. Günümüzde özel sektörce aslına uygun olarak restore edilmiştir.

    Biz Gerçek Bir Aileyiz, Laf Olsun Diye Burada Değiliz...

    • Aktif Visirli
    • *
    • İleti: 978
    • Cinsiyet: Bay
    • 12 Mesajı Toplam
      12 Kere Beğenildi
    • GSM: 0530 135 61 36
    • Kan Grubu: Seçmediniz
    Karadenizi Tanıyalım
    « Yanıtla #2: 02 Ağustos 2007 - 18:32 »
  • Yayınlama
  • Vay be...Ben bılıodum ama bu kadar da deıl.sümela hiç böyle bişekilde görmedim.görünce sanki ordaymış gibi oldum.galiba 3 boyutlu.

    • Dursun Ali Yazıcı
    • Aktif Visirli
    • *
    • İleti: 226
    • Cinsiyet: Bay
    • 1 Mesajı Toplam
      1 Kere Beğenildi
    Karadenizi Tanıyalım
    « Yanıtla #3: 10 Eylül 2007 - 09:55 »
  • Yayınlama
  • İSMAİL ABİ MEMLEKETİMİZDE BU KADAR GÜZEL YERLERİN OLDUĞUNU HATIRLATTIĞIN İÇİN TEŞEKKÜR.

    VAY BE NE YERLER VARMIŞ DA BİZİM HABERİMİZ YOKMUŞ.

    Hafif acılar konuşabilir ama;derin acılar dilsizdir. tek dilsizliğimsin.


     


    Facebook Yorumları

             
    Twittear