Dervişin kaşıkları... - Gülen Köyü Resmi Web Sitesi...

Gönderen Konu: Dervişin kaşıkları...  (Okunma sayısı 1776 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

  • Gültane Isildar
  • Moderatör
  • *
  • İleti: 595
  • Cinsiyet: Bayan
Dervişin kaşıkları...
« Topic Start: 21 Kasım 2008 - 21:50 »
  • Yayınlama
  • Sevginin yalnızca sözünü edenlerle, onu yaşayanlar arasında ne fark vardır? diye sordular bir bilgeye.
    Bilge, büyük bir sofra hazırladı ve sevgiyi dillerinden eksik etmemelerine karşın, onu günlük yaşamlarında hiç kimseye göstermeyen kişileri yemeğe çağırdı. Sofrada herkes yerini aldıktan sonra, önlerine birer tas sıcak çorba, sonra da derviş kaşıkları denen, sapları bir metre uzunluğunda özel kaşıklar getirildi.
    Ev sahibi konuklarına bu kaşıkları nasıl tutmaları gerektiğini söyledi Herkes kaşığının ucundan tutmak zorunda kaldı.
    Konuklar, uçlarından tuttukları bir metre uzunluktaki kaşıkları güçlükle taslarına daldırıyorlar, fakat kaşıklarına çorba doldurup, ağızlarına götüremiyorlardı. Ağızlarına bir kaşık çorba koyabilmeyi beceremeyen konuklar, yemekten sonra kalktıklarında, karınlarını doyuramamışlar, kaşıklarından dökülen çorbalarla da sofranın üstünü kirletmişlerdi.
    Bilge, bir gün sonra ikinci bir yemek daveti verdi. Bu kez, sevgiyi gerçekten bilen ve her gün sevgiyle yaşayan kişileri çağırdı. Yüzleri aydınlık, gözleri sevgiyle gülümseyen pırıl pırıl kişiler geldiler ve bu kez onlar yerlerini aldılar, sofrada. Önlerine birer tas sıcak çorba ve sapları bir metre uzunluktaki derviş kaşıkları getirildi. Onlara da kaşıkları ancak,saplarının uçlarından tuta bilecekleri kuralı söylendi.
    Ev sahibi bilgenin Buyurun, afiyet olsun sözünden sonra sofradaki herkes, önündeki kaşığı, sapının ucundan tuttu ve
    Herkes kaşığını, karşısındaki kişinin tasına daldırıp, kaşığına aldığı çorbayı, karşısındaki kişinin ağzına uzattı. Bu yöntemle herkes karnını doyura bildi. Konuklar sofradan kalktıklarında ise, sofranın üstünde, dökülmüş tek damla çorba yoktu.
    Sevginin yalnızca sözünü edenlerle, onu yaşayanlar arasında ne fark vardır sorusunu soranlara bu uygulamayla yanıt verdikten sonra bilge, bir de öğütte bulundu:
    İşte, dedi. Kim ki yaşam sofrasında yalnızca kendini görür ve yalnızca kendini doyurmayı düşünürse, o kişi aç kalacağını da bilmelidir.
    Ve kim ki başkalarına da düşünür ve o da kesinlikle doyurulacaktır. Çünkü yaşam denen bu pazar, alan değil, veren kazançlıdır her zaman


    Niceleri Geldi , Neler İstediler,
    Sonunda Dünyayı Bırakıp Gittiler:
    Sen Hiç Gitmeyecek Gibisin , Değil Mi?
    O Gidenler De Hep Senin Gibiydiler
                              
    Ömer Hayyam
     
    ^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^
    Sultan Mahmut bir gün vezirlerinin hepsini toplayıp, bana bir yüzük yaptırın ve üzerine öyle birşey yazdırın ki ona her baktığımda, hüzünlüysem neşeleneyim, neşeliysem hüzünleneyim diye buyurmuş.
    Vezirler toplanmışlar dört bir yana haber salmışlar. Sonunda bir gün yüzükle sultanın karşısına çıkmışlar, yüzüğü vermişler. Sultan Mahmut tamam işte bu demiş. yüzüğün üzerinde
    " BU DA GEÇER YA HU"
    yazıyormuş....

    • P h o e n i X
    • Aktif Visirli
    • *
    • İleti: 3.158
    • Cinsiyet: Bayan
    • Quae nocent docent!...
    Dervişin kaşıkları...
    « Yanıtla #1: 21 Kasım 2008 - 22:06 »
  • Yayınlama
  • Ne kadar manidar ve güzel bir örnek!

    Yaşadığımız çağ bizi ne kadar değiştirdi?.. "Rabbena, hep bana" insanların hayat felsefesi oldu maalesef!..
    Bırakın elindekini vermeyi, sevmeyi; otobüslerde gençler oturuyor, yaşlılarımız ayakta..Kalkıp yer verme zahmetinde bile bulunmuyorlar. Hamileyken, her sabah otobüsle okula gidiyordum ve sadece iki kere yer verildi de oturdum...

    Necip Türk Milleti, özünden çoook şeyler kaybetti!
    You Laugh At Me For Being Different...

    I Laugh At You For Being The Same..


     
    لاَۤ اِلٰهَ اِلاَّ اللهُ
    ALLAH birdir. Başka şeylere müracaat edip yorulma, onlara tezellül edip minnet... çekme, onlara temelluk edip boyun eğme, onların arkasına düşüp zahmet çekme, onlardan korkup titreme. Çünki Sultan-ı Kâinat birdir, herşey'in anahtarı onun yanında, her şey'in dizgini onun elindedir; herşey onun emriyle halledilir. Onu bulsan, her matlubunu buldun; hadsiz minnetlerden, korkulardan kurtuldun."


     


    Facebook Yorumları

             
    Twittear